SAĞLIK - 29 Haziran 2025 Pazar 11:17

Yetersiz gıda alınımı kanserden kurtulan hastalarda ölüm riskini artırıyor

A
A
A
Yetersiz gıda alınımı kanserden kurtulan hastalarda ölüm riskini artırıyor

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Uğur Coşkun, kanserden kurtulan hastalarda yetersiz beslenmenin ölüm riskini artırdığı üzerine açıklama yaptı.



Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, yetersiz gıda alınımının kanserden kurtulan hastalarda ölüm riskini artırdığı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Coşkun, sağlık kuruluşlarında gıda güvencesizliği taramasının yapılması ve ihtiyaç sahibi bireylerin yardım programlarına yönlendirilmesi gibi girişimlerde bulunmanın önemini belirtti.



Uğur Coşkun açıklamasında şu ifadelere yer verdi:


"Kanserin gerek gelişiminde gerekse kanser tedavisi esnasında beslenmenin ne kakar önemli olduğunu biliyoruz. Fakat ABD’ de yeni yapılan bir çalışmada ilk defa gıda güvensizliğinin yani vücut için gerekli olan gıdaların zamanında ve yeterince temin edilememesinin kanserden kurtulan bireylerde ölüm riskini ciddi oranda artırdığını ortaya koydu. Bu araştırmaya göre sağlıklı gıdaya erişimi olmayan kanser hastalarının ölüm riski yüzde 28 daha yüksek. ABD’de Perelman Tıp Fakültesi’nden bilim insanları, 5 bini aşkın kişinin sağlık verilerini inceledi. Araştırma, JAMA Health Forum adlı bilimsel dergide yayımlandı. Buna göre, gıda güvencesizliği yaşayan bireylerin ölüm riski, sağlıklı gıdaya erişimi olanlara kıyasla yüzde 28 daha fazla. Üstelik bu fark, yaş, cinsiyet, sigara kullanımı gibi faktörler hesaba katıldığında da geçerli."



"Gıda yardımı programlarına katılmayan bireylerde risk yüzde 42’ye çıkıyor"


Verilerin 2011-2012 yıllarındaki ABD Ulusal Sağlık Anketi ve 2019 yılına kadarki ölüm kayıtlarına dayandığına değinen Coşkun, "Araştırmaya katılanların yüzde 10’unun gıda güvensizliği yaşadığı tespit edildi. Bu grubun hem kansere bağlı hem de tüm nedenlere bağlı ölüm oranlarının daha yüksek olduğu görüldü. Gıda güvencesizliği yaşayıp devlet destekli gıda yardımı programlarına katılmayan bireylerde bu riskin yüzde 42’ye kadar çıktığı belirtiliyor. Bu çalışma, gıda güvencesizliği ile kanser sonrası ölüm riski arasındaki ilişkiyi gösteren ilk bilimsel araştırma olma özelliğini taşıyor" dedi.



"Sağlıklı gıdaya erişim, hastaların yaşam süresini uzatabilir"


Sağlıklı gıdanın kanser tedavilerinde düşünülenden çok daha önemli olduğunu vurgulayan Uğur Coşkun, "Sağlıklı gıdaya erişim, hastaların yaşam süresini uzatabilir. Tabii, kanser hastalarının tedavi sürecinde sosyal ihtiyaçlarının da göz önünde bulundurulması gerekiyor. Ayrıca, sağlık kuruluşlarında gıda güvencesizliği taramasının yapılması ve ihtiyaç sahibi bireylerin yardım programlarına yönlendirilmesi gibi girişimlerde bulunmak oldukça önemli. Sonuç olarak kanser tedavisi esnasında beslenme ne kadar önemli ise tedaviler sonrası kanserden kurtulan hastalarda da gıdalara erişim ve sağlıklı gıdaların tüketilmesi yine o kadar önemli diyebiliriz" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.