TEKNOLOJİ - 03 Mayıs 2025 Cumartesi 11:49

Yıkımın içinden hayatı gösteren dron: DEPRON öğrenci elinden doğdu

A
A
A

Atatürk Üniversitesi öğrencileri, afet bölgelerinde kullanılabilecek DEPRON adını verdikleri bir dron geliştirildi.

Atatürk Üniversitesi öğrencileri olan Hüseyin Ayğan, Doğukan Yanık, Seval Olgaç, İbrahim Hakkı Harmankaya, Nuri Eray Bilgin DEPRON adını verdikleri bir dron geliştirdi. Geliştirdikleri dron ile 3 boyutlu harita ile hasarlı binalardaki yıkılma riskini belirleyecek ve termal kamerayla da enkazdaki yaralıları tespit edecek. Özel olarak tasarlanan ev tipi jeneratörle çabuk tükenen bataryaların şarj edilecek olacağı DEPRON, arama çalışması biten enkazlarda 3D harita üzerinde işaretlenerek ekiplere yardımcı olacak ve aynı zamanda akşamları ışık desteği sağlayarak ekiplerin daha sağlıklı bir ortamda çalışmasını sağlayacak.

"Malzemeleri ikincilik aldığımız ödülle aldık"

Projenin ilk başta bir tesisat borusundan çıktığını söyleyen Hüseyin, "Tesisat borusunu aslında bir drona dönüştürdüm. Bu dronla gerekli yerlere müracaat ettim. Gerekli desteği göremedim. Daha sonra özel bir bankanın düzenlemiş olduğu bir yarışmaya katıldık. Türkiye çapında köklü üniversitelerin bulunduğu, 300 proje arasında ikinci oldum. Bu ikincilik sürecinden sonra sağ olsun o zaman Oltu kaymakamı İbrahim Gökmen Bey vardı. Bizlere gençlik merkezinde bir atölye sağladı. Herhangi bir alet edavatımız, bir tornavidamız bile yoktu. Malzemeleri ikincilik aldığımız ödülle aldık. Biz zaten Erzurum ilçesinde yer alıyoruz. Oralarda ne toplayabilirsek topladık hepsini malzemeye dönüşürdük. Yerli bir uçuş yazılımına sahip yerli dron tasarımına sahip ve deprem üzerine eğitilmiş bir görüntü işleme modeline sahip bir dron var" dedi.

"Yüzde 80 oranında bir başarı oranımız var"

Aynı zamanda Erzurum AFAD ekiplerinin DEPRON’u test ettiklerini ve beğendiklerine değinen Hüseyin, "Girişimimiz İTÜ Çekirdek’in bünyesinde yer alıyor. Görüntü işlemeyle toplamda 33 tane klas üstünde şu an çalıştırıyoruz. Yaklaşık 350 bin tane görselimiz var ham görselimiz. Bu görseller üzerinden görüntü işlemeyle modelimize eğitiyoruz. Yüzde 80 oranında bir başarı oranımız var. Daha fazla görsellerle bu modeli yüzde 95’lerin üzerine çıkartmaya çalışıyoruz. Bundan sonraki süreçte biz projemizi daha da geliştirip globale açıp başta Türkiye olmak üzere bütün devlet kurumlarına, belediyeler olabilir, özel kurumlar olabilir. Bunlarla işbirliği yapacak şekilde projemizi geliştirip vatana millete hayırlı bir ürün çıkartmak istiyoruz. İlerleyen süreçte bir firma kurmayı planlıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Sıfırdan başladık, sıfırdan yazdık, sıfırdan tasarladık"

Projede yazılım ve donanım kısmıyla ilgilenen Doğukan Yanık, yerli yazılım ve yerli uçuş kontrol kartı üzerine yaklaşık 2 yıldır uğraştıklarını vurgulayarak, "Neredeyse ilk sayılan üniversiteler arasında bir yazılıma ulaştık. Kendi dron tasarımımız yine Türkiye’de bir ilk bu konuda. Sıfırdan başladık, sıfırdan yazılım yazdık, sıfırdan kart seçtik, tasarladık ve şu anda kartımızı tasarladık, üretim aşamasına geçmek üzereyiz. Şu anda bizim en büyük amaçlarımızdan birisi dron ile alakalı otonom uçuş, tamamıyla otonom bir uçuş sağlamayı düşünüyoruz. Görüntü işlemi modelimizle birlikte yapay zeka modeli üzerine de şu anda bir uğraş içindeyiz. Bu modellerle birlikte sahada dediğimiz gibi afet sahalarında veya benzer sahalarda tamamıyla bize özel yerli bir şekilde ilerleyebilecek bir yazılım geliştirmeye çalışıyoruz. Tamamıyla otonom bir şekilde. Biz bunu yaptığımız durumda, Türkiye’ye gerçekten yerli bir dron ve tasarım, yazılım ve model geliştirmiş olacağız. Türkiye’de ilk ve satışını, pazarlamasını ve geliştirmesini de yapabileceğimizi düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

"Bizim resmen çocuğumuz gibi oldu DEPRON"

Projenin iletişim kısmına bakan Olgaç, projeye bütçe sağlamak için firmalarla iletişime geçip yarışmalara başvurduğunu belirterek, "Biz DEPRON’a 6 Şubat depreminden önce başladık. DEPRON’u şu an yerli bir şekilde uçuş kontrol yazılımı olan, yerli bir tasarımı olan bir drona dönüştürdük. Bu gurur kaynağı. Çünkü yerli bir şey, bizim ürünümüz, bizim resmen çocuğumuz gibi oldu DEPRON. İnsanların enkaz altında çıkarılma süresi ne kadar kısa olursa, kurtarılma oranı o kadar fazla oluyor. Ki 6 Şubat depreminde insanların ölüm oranları, canlı kaybı gördükçe insanlar üzülüyor. Biz bunu kurtarmak için, insanların daha fazla hayatta kalabilmesi için bu projeyi yapıyoruz. DEPRON şu an deprem için kullanılsa da diğer afetler için de kullanılabilir. Ama bunu kullanmamız için bizim bütçe ihtiyacımız var, desteğe ihtiyacımız var. Bu konuda bize destek olurlarsa çok teşekkür ederiz" diye konuştu.

Bilal Sarıkavak - İbrahim Çakmak - Kemal Diri 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Minik Ebrar’ın ölümüne ilişkin davada, sanıklara 5 ve 6 yıl hapis cezası İzmir’in Menderes ilçesinde nakliye asansöründen düşen koltuğun altında kalarak hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ebrar Aktaş’ın ölümüne ilişkin davada sanıklara 5 yıl ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Mahkeme heyeti, tutuklu iki sanık ile firma sahibini suçlu bulurken bir sanığın beraatine hükmetti. Menderes ilçesi Cüneytbey Mahallesi’nde 20 Eylül 2025 tarihinde bir evin taşınması sırasında asansördeki koltuk bahçede bulunan Ebrar Aktaş’ın (9) üzerine düştü. Ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren çocuğun ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, sanıkların şiddetli rüzgar nedeniyle koltuğun düşebileceğini öngörmelerine rağmen gerekli önlemi almadıkları ve ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçunu işledikleri belirtildi. Olaya ilişkin Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada söz verilen sanıklardan M.G., böyle bir kazanın yaşanmasını istemediğini, taşıma işlerinde araçlara bile zarar gelmemesi için önlem aldığını, kendisinin de ailesi olduğunu ve bir çocuğun zarar görmesini isteyemeyeceğini belirterek beraatini talep etti. Diğer sanıklar E.G. ile Y.G. de beraatlerini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, E.G.’yi ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanıklar M.G. ve Y.G.’ye ise aynı suçtan 5’er yıl hapis cezası verildi. Tutuksuz yargılanan Suriye uyruklu A.H.M. hakkında ise beraat kararı çıktı.
Aydın ADÜ’de Girişimsel Radyoloji Ünitesi hizmete açıldı Yüksek teknolojiyle yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nin hizmete alınmasıyla ADÜ Hastanesi’nde tanı ve tedavi süreçlerinde hız ve etkinliğin artırılması hedefleniyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. ADÜ Rektörü Bülent Kent’in katılımıyla gerçekleştirilen törende, yenilenen ünitenin tanı ve tedavi sürecini hızlandıracağına dikkat çekildi. Beraberindeki heyetle başhekimliği ziyaret eden Rektör Kent, hastanenin mevcut durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Radyoloji Anabilim Dalı bünyesinde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi ile birlikte yeni alınan anjiyografi cihazının açılışını gerçekleştirdi. Gelişmiş teknolojiyle donatılan ünitenin, tanı ve tedavi süreçlerinde etkinliği artırarak hastalara daha hızlı ve konforlu hizmet sunulmasının hedeflendiğini ifade eden eden Rektör Bülent Kent, üniversite hastanelerinin sağlık hizmetinin yanı sıra eğitim ve araştırma alanında da önemli bir rol üstlendiğini belirtip, yapılan yatırımların da bu çok yönlü yapıyı güçlendirdiğini ifade etti. Başhekim Mücahit Avcil ise girişimsel radyolojinin modern tıptaki stratejik önemine dikkat çekerek, minimal invaziv yöntemlerin hastalara daha düşük risk, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme imkanı sunduğunu vurguladı. Yenilenen ünitenin özellikle damar hastalıkları, onkolojik girişimler ve ileri düzey radyolojik işlemler açısından önemli bir altyapı sağlayacağını belirten Avcil, yatırımın hem hasta hizmetine hem de eğitim ve bilimsel çalışmalara katkı sunacağını kaydetti.
Balıkesir Başkan Akın: "Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir" Eskişehir’de düzenlenen "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" panelinde konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir’de ‘biz’ anlayışıyla hareket ettiklerini belirtirken "Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Eskişehir Grande Art Otelde düzenlenen Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanlığı Devir Teslim Töreni ve Türkiye Kent Konseyleri Ulusal Toplantısı’na katıldı. "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" konulu panele konuşmacı olarak katılan Akın, Balıkesir’deki Kent Konseylerimizle tam bir uyum içerisinde çalışma yürüttüklerini belirtirken "Her yaş ve ilgi grubunun Balıkesir’imizin kalkınması noktasında fikir sunması için Emekli Meclisi, Çevre Meclisi ve Çocuk Meclisi gibi organları da ekleyerek Kent Konseyimizdeki meclis sayısını yediye çıkardık. Balıkesir, Kuvayımilliye’nin başşehridir. İlk kurşunun ve son kurşunun atıldığı şehirdir. Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent Konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ben değil biz diyoruz" Yönetim anlayışında ben değil biz anlayışının hâkim olduğunu belirten Akın, "Balıkesir’imizde 20 büyük ilçemiz var. Sadece iki ilçemizde kent konseyi kurulmadı. Onlar da kurulduktan sonra kent konseyleri başkanlarıyla her ay toplantı yapacağım. İlçe belediye başkanlarımızı da davet edeceğiz. Başkanlarımız ve kent konseylerimiz, bizler için her zaman birer yol arkadaşıdır. Emanete sahip çıkmayı kendisine şiar edinmiş Atatürk’ün evlatları olarak Cumhuriyet’e ve Balıkesir’e sahip çıkıyoruz. Bizler, Balıkesir’de iş birlikli yönetim modeliyle Kent Konseyimizden gelen taleplerin tamamını çözüme kavuşturduk. Çünkü biz şunu biliyoruz: Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir. Kent konseyleri, belediye başkanlarının en büyük yardımcısıdır. Bu yapılar, şehirde ortak aklı güçlendiren ve yönetimi daha kapsayıcı hale getiren temel mekanizmalardır. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız. Kent Konseyimize gelen tüm taleplerin başımızın üzerinde yeri vardır. Halkın sesi, bizim yol haritamızdır. Bu sesi duymakla kalmıyor, karar süreçlerine doğrudan yansıtan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kent konseylerimizin bu gönüllü ve özverili çalışmalarından dolayı her birine ayrı ayrı minnettarım" şeklinde konuştu.