EĞİTİM - 02 Ekim 2025 Perşembe 14:16

YÖK Başkanı Özvar: "3 yılda mezun olabilme imkanı sağlayacak yapısal reformlar gündeme alınacak"

A
A
A
YÖK Başkanı Özvar: "3 yılda mezun olabilme imkanı sağlayacak yapısal reformlar gündeme alınacak"

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "3 yılda mezun olabilme imkanı sağlayacak yapısal reformlar gündeme alınacak. Bu reformlarla yükseköğretim sistemimiz hem daha verimli hem de uluslararası standarda daha uyumlu bir yapıya kavuşacaktır" dedi.

YÖK Başkanı Erol Özvar, yükseköğretimde atılacak yeni adımları içeren ‘2030’a Doğru Türk Yükseköğretiminin Yol Haritası’ hakkında açıklamalarda bulundu. Özvar, açıklamalarına başlamadan önce İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye yaptığı soykırımı sert dille eleştirdi. Özvar, "İsrail yaklaşık 2 yıldır Gazze’de çoğunluğunu bebeklerin, kadınların, hastaların ve yaşlıların oluşturduğu Filistin halkını hedef alan katliam politikası tüm insanlığın vicdanını derinden yaralamıştır. Hukuki, ahlaki, vicdani hiçbir sınır tanımaksızın gerçekleştirilen vahşi katliama karşı 46 ülkeden yüzlerce aktivist, Gazze halkına destek ve İsrail’in bölgeye uyguladığı ablukayı kırmak için harekete geçti. Adını kararlılık anlamına gelen ’sumud’ kelimesinden alan uluslararası özgürlük birliği, insanlığın ortak vicdanını temsil eden barışçıl bir dayanışma koalisyonudur" diye konuştu.

"Kalite odaklı süreç yönetimi ve liderlik"

YÖK’ün ortaya koyduğu ‘2030’a Doğru Türk Yükseköğretiminin Yol Haritası’ hakkında detaylı bilgiler veren Özvar, bu projenin süreklilik kazanması gerektiğini belirterek, "Kalite odaklı süreç yönetimi ve liderlik. Üniversitelerimizin kurumsal mükemmelliğini sürekli kılacak, kalite güvencesi sistemlerini daha etkin ve kapsayıcı bir yapıya kavuşturacak bir anlayışın tesis edilmesi amaçlanmaktadır. Burada yalnızca süreçlerin doğru işletilmesi değil, aynı zamanda her kademede liderlik kültürünün güçlendirilmesi önemlidir. Üniversitelerimizin stratejik yönetimden eğitim öğretime, araştırmadan toplumsal katkıya kadar her alanda kaliteyi önceleyen bir bakış açısıyla hareket etmesi 2030 vizyonunun temel dayanaklarından bir tanesidir. Dijital dönüşüm ve veriye dayalı yönetim için eylem planlarıyla büyük veriyi, yapay zekayı ve dijital teknolojileri sadece idari süreçlerde değil, eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerinin her aşamasında etkin şekilde kullanılabilecek bir yapının inşa edilmesi hedeflenmektedir" dedi.

"3 yılda mezun olabilme imkanı sağlanacak"

Üniversite öğrencilerinin başarılı olmaları şartıyla dilerse 3 yılda mezun olabilmelerini sağlayacak çalışmalara başlayacaklarını açıklayan Özvar, "3 yılda mezun olabilme imkanı sağlayacak yapısal reformlar gündeme alınacak. Bu reformlarla yükseköğretim sistemimiz hem daha verimli hem de uluslararası standarda daha uyumlu bir yapıya kavuşacaktır. Aynı zamanda mezunlarımız sadece diplomaya sahip değil, aynı zamanda sahip oldukları beceri ve yetkinliklerle küresel düzeyde rekabet edebilen, ülkemizin kalkınmasına doğrudan katkı veren bireyler haline gelecektir. Öğrencilerimizin 3 yılda eğitim-öğretim hayatlarını tamamlaması konusunda yapacağımız çalışmalar hem Yükseköğretim Kurulu’nun hem üniversitelerin temel gündem maddesi olmak görevindedir" şeklinde konuştu.

"AKTS sistemi tekrardan gözden geçirilecek"

Öğrencilere yönelik Avrupa Kredi Transfer Sistemi’ni (AKTS) de düzenlemeye alacaklarını vurgulayan Özvar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Önümüzdeki dönemde üzerinde duracağımız yapısal ve kalıcı çalışmalardan bir tanesi de 4 yıllık mezuniyet için gerekli 240 AKTS’nin gözden geçirilmesi olacaktır. Bu konuda 4 yıllık lisans eğitimlerinde derslerin yanında uygulamalı eğitime daha fazla imkan ve yer verecek şekilde bu AKTS sistemi tekrardan gözden geçirilmelidir. Avrupa ülkelerinde öğrenciler 180 AKTS ile mezun olabilmektedir. Bütün lisans programlarını dikkate alarak, dikkatli bir şekilde çalışarak içinde bulunduğumuz yapıyı göz ardı etmeden bunun dönüşümünü birlikte gerçekleştireceğiz. Bu hepimizin üzerine düşen görevlerden bir tanesidir. Aynı şekilde sadece lisansta değil, önlisansda da bu çalışmanın gerçekleştirileceğini ifade etmek isterim."

Ahmet Mert Fırat - Fırat Demir 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Sanayideki nitelikli çalışan sıkıntısına Asya çözümü Türkiye genelinde sanayi sektöründe yaşanan nitelikli personel sıkıntısı büyürken, iş gücü göçü de çözüm olarak konuşulmaya başlandı. Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, "Nitelikli göç ülkemiz için getirilmeli, çalışma şartları kolaylaştırılmalı ancak bu göç; dilimize, dinimize ve geleneklerimize yakın olan Asya’dan olmalı" dedi. Mesleki eğitimin sektördeki karşılığına da değinen Öztürk, "Meslek lisesinden mezun olup kendi işini yapan hiçbir genç asgari ücretle çalışmaz" diyerek meslek liselerinin öneminin altını çizdi. Fabrika çarkları hızla dönmeye, işletmeler kapasitelerini artırmaya devam ederken, sanayicinin önündeki en büyük bariyer olan ’nitelikli personel eksikliği’ her geçen gün daha derinden hissediliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, küresel ölçekte yaşanan kalifiye çalışan bulma sıkıntısının yerel firmaları da etkilediğine vurguladı. Öztürk, "Şuanda piyasa şartlarına göre, büyüme içerisine giren firmalarımızın yetişmiş çalışma arkadaşı bulma imkanı gittikçe zayıflıyor. Tabii ki tüm dünyada aynı konu geçerli ama firmalarımızın da büyümesi için insan kaynağının yetiştirilmesi lazım" dedi. Bu noktada, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) nezdinde hayata geçirilen protokol okulu ile öğrencilerin eğitim kalitesini en üst seviyeye çıkararak sahada iş bulmalarını hedeflediklerini kaydeden Öztürk, "Bunun için en üst seviyede hem maddi olarak hem de tüm bilgi birikimlerimizle, okul yönetimiyle birlikte buradaki öğrencilerimizin en iyi şekilde yetişmesini ve sahada iş bulmasını sağlamaya çalışıyoruz ama esas olan şu; okulumuza gelecek öğrenci kalitesinin en üst seviyeye çıkarılması. İşletmeler büyüdü. Meslek liselerinin sayısının artırılması gerekiyor" diye konuştu. "Nitelikli göç Asya’dan olmalı" Büyüyen işletmelerin ihtiyaçlarına ve meslek liselerinin sayısının artırılması gerektiğine dikkat çeken Öztürk, iş gücü göçü hakkında da şu değerlendirmelerde bulundu: "Nitelikli göç bence ülkemiz için getirilmeli, çalışma şartları kolaylaştırılmalı ama bu nitelikli göç dilimizin ve dinimizin, gelenek göreneklerimizin yakın olduğu Asya’dan olmalı. Böyle girişim şu şekilde var; Türk devletlerle yapılan anlaşma neticesinde, Türkiye’ye geleceklerin çalışma imkanları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla eş değer bir hale getirilmeye çalışılıyor. Böyle bir yasa çıktığını biliyorum." "Meslek liselerimiz önem kazanmaya başladı" Mesleki eğitimin öneminin sanayi için giderek arttığının altını çizen Başkan Öztürk, Körfez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden her yıl mezun olan 90 öğrencinin 70’inin doğrudan staj yaptığı yerlerde veya kendi iş kolunda istihdam edildiğini söyledi. Öztürk, "Bu öğrencilerimizden 15’i yüksek öğrenim kurumlarına gidiyor, 5’i de kariyer planlamasını mezun olduğu meslekte değil, diğer meslek kolunda yapıyor. Aslında çok ciddi manada kendi mesleğini yapan insan sayısı artmaya başladı. Meslek liselerimiz önem kazanmaya başladı. Bizde bunun yaygınlaşması için elimizden geleni yapıyoruz. Ayrıca yine Oda olarak çalışma arkadaşlarımızla birlikte 60 öğrencimize niteliğini artırmak için burs veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Meslek lisesinden mezun olmuş, mesleğini yapan hiçbir öğrenci asgari ücretle çalışmaz" Öztürk, meslek lisesi mezunlarının avantajlarına da değinerek, "Piyasayı gezin. Meslek lisesinden mezun olmuş, mesleğini yapan hiçbir öğrenci asgari ücretle çalışmaz. Bu çok önemli bir etkendir. Dünyanın neresine giderse gitsin, meslek sahibi insan ailenin geçimini en iyi şekilde sağlar. Ayrıca, şu çerçeveden de bakılması gerekiyor; meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin ekonomik sermayeye ihtiyacı yoktur. Serbest meslek yapabilmesi için birkaç arkadaşın bir araya gelmesiyle, hiçbir sermayeye tabii olmadan sadece bir vergi levhasıyla çıkıp serbest mesleği yapabilirler ama bir üniversite mezunu bunu yapamaz. Bu çerçeveden baktığımız zaman son yıllarda meslek liselerine öğrencilerimizin katılım oranı artmaya başladı. İnsanlarımız da bunun farkına varmaya başladı" dedi.
Trabzon 37 yıl sonra açtığı okulda öğrencilerle buluştu Avrasya Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Yıldız, 1989-2004 yılları arasında Maçka Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde ilçeye kazandırdığı önemli eğitim yatırımlarından biri olan, bugünkü adıyla Maçka Kayalar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni (dönemin Hemşire Okulu) 37 yıl sonra ziyaret ederek öğrencilerle bir araya geldi. Okul Müdürü Ayhan Demirbaş’ın daveti üzerine okulun çok amaçlı salonunda "Bir İlkin Hikayesi" başlıklı bir söyleşi organize edildi. Söyleşiye okulun öğrenci ve öğretmenlerinin yanı sıra ilk mezunlarından hemşireler de katıldı. Yıldız’ın söyleşisini Avrasya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Özoran, Genel Sekreter Gülay Yeniçeri, SHMYO Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Eren Urtekin ve iş camiasından isimler de yerinde takip etti. Yıldız’dan konferans salonunu yenileme sözü Avrasya Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Yıldız konuşmasında, "1989 yılında belediye başkanı seçildim ve Maçka’da göreve başladığımda ilçemiz adeta bir köy görünümündeydi. İlçede güzel görünen hiçbir şey yoktu. O zamanlar Trabzon’da sanayiciydim. Alüminyum fabrikamda 23 yaşımda iken 100’e yakın işçi çalışıyordu. Aynı dönemde Suudi Arabistan’a alüminyum ihraç ediyordum. 14 yaşında gurbete gitmiş bir insanım. 18 yaşında nüfus müdürlüğünün yanması ve nüfus kayıtlarının yok olması sonucu yaşımı büyüterek askere gittim. Daha sonra 20 yaşında işyeri açtım, 23 yaşında ise sanayici oldum. 1989 yılında da kendimi Maçka’mızda belediye başkanı olarak buldum. Dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’a mektup yazarak istifamı sundum. Özal, 21 Haziran’da Bayburt’un il oluşunu ilan etmek için Bayburt’a gelecekti. Programına Maçka mitingini de ekledi ve burada beni ikna etmeye çalıştı. Ayrılırken, şimdiki Fizik Tedavi Hastanesinin önünde otobüsünde bana ‘Bayburt’a gelecek misin?’ dedi. Ben de ‘Bir emriniz yoksa gelmeyeyim’ dedim. Ardından ‘Benden bir şey istiyor musun?’ diye sordu. Ben yine istifa mektubunu kendisine sundum. Bunun üzerine bana, ‘Ben senin ayağına geldim, ne istifasından bahsediyorsun? Benden istediğin bir şey var mı?’ dedi. Benim de cebimde bir istek listesi vardı ve birinci sırada Hemşire Okulu yazıyordu. O zamanlar Sağlık Meslek Liselerini hemşire okulu olarak adlandırıyorduk. 18 maddelik istek listemi kendilerine sundum. Bunun üzerine dönemin Sağlık Bakanı Halil Şıvgın’a dönerek, ‘Başkanı alın gidin Ankara’ya ve Sağlık Meslek Lisesini kurun’ dedi. Biz de eve bile gitmeden havalimanına geçtik ve geldikleri özel uçakla Ankara’ya gittik. Üç gün bekledim ve sonunda beni aradılar, ‘Gel yazını al’ dediler. Kağıdı elime aldığımda ‘Maçka Sağlık Meslek Lisesi kurulmuştur’ yazıyordu. O kağıt elimde Gençlik Parkı’nda ağaçların arkasına gizlenerek yarım saat ağladım. Daha sonra o yazıyla Trabzon’a geldim. O dönem Trabzon’da Enver Hızlan valimiz vardı. Biraz aksi bir adamdı. Geçen hafta da kendisiyle telefonla konuştum. Kendilerine yazıyı uzatarak, ‘Sayın Valim, Maçka’da bir okul açtık, bu yazıyı Maçka’ya havale etmeniz gerekir’ dedim. Yazıya baktıktan sonra bana, ‘Ne yaptın, sen vali misin? Nasıl okul açıyorsun benim haberim olmadan?’ dedi ve yazıyı koridorun ortasına doğru fırlattı. Ancak okulun açılışına o kadar sevinmiştim ki söyledikleri çok da umurumda değildi. Ardından dönemin Sağlık İl Müdürü Abdullah Uraloğlu’na gittim. ‘Abdullah Bey, Vali Beyin çok işi vardı, işlemi sizin yapmanızı istedi’ dedim. O da kabul etti ve yazıyı Maçka’ya havale etti. Ancak okulu kurduk fakat açacak yer yoktu. Çok sevdiğimiz bir kaymakamımız vardı, onunla birlikte Maçka’yı dolaştık. Lise binasının yanında eski bir bina vardı. Yıllardır girilmemiş bir binaydı. Aylarca orada çalıştık, binayı restore ettik ve okulumuzu açtık. Dönem başladı ancak kontenjan için tekrar Bakan Beye gittik. Bana ‘Zaman geçti’ dedi. Ben de ‘Sayın Bakanım çok emek harcadık, bu öğrencilerimizi almamız gerekir’ dedim, resmen yalvardım. Sonrasında bir karar aldırarak kırk öğrenci kontenjanı verdi, kırk öğrenciyi de yedek olarak açtı. Daha sonra aldırdığımız başka bir kararla yedek öğrencileri de kayıt ettirdik ve böylece okulumuz 80 öğrenci ile eğitim öğretime başladı. Bugün burada ilk mezunlarımızdan hemşirelerimizi görmek çok güzel. Aralarında emekli olanlar da var, bu duygu bize yeter. Güzel dilekleriniz için teşekkür ediyorum. O dönem bu okul ilçemizi çok önemli bir noktaya taşıdı. Akabinde yeni liseler, ilkokullar ve hastaneler derken ilçemizi yaşanılabilir, marka bir ilçe haline getirmiştik" dedi. Yıldız, ziyaretinde konferans salonunun eksiklerine de değinerek, "Bu kadar köklü, ülkenin bir ilçesinde kurulmuş ilk sağlık meslek lisesine bu görüntü yakışmaz. En kısa sürede restorasyonuna başlayacağız" dedi. Öğrencilerin sorularını da tek tek yanıtlayan Yıldız, söyleşi sonunda öğrencilerin isteği üzerine fotoğraf çektirmeyi de unutmadı.
İstanbul Beykoz sokaklarında annelerin izleri yaşatıldı Beykoz Belediyesi, Anneler Günü kapsamında ilçe genelinde dikkat çeken bir farkındalık çalışması gerçekleştirdi. İlçenin farklı noktalarında bulunan durak, park ve oturma alanlarına annelerin günlük hayatta sıkça kullandığı ifadelerin yer aldığı stickerlar yerleştirildi. "Hırkanı aldın mı? Burası esiyor", "Otobüse binince bana yaz" ve "Terli terli su içme" gibi sözlerin yer aldığı çalışma vatandaşların ilgisini çekti. Beykoz’un sahil kesimi ile mahalle aralarında uygulanan çalışma, sokaklarda renkli görüntüler oluşturd Beykoz Belediyesi tarafından Anneler Günü’ne özel hazırlanan uygulama ile annelerin hayatın içindeki sıcak ve koruyucu yaklaşımına dikkat çekild Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel, başta şehit anneleri olmak üzere tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladı. Güzel, "Biz annelerimizin o bize çok söylediği uyarı cümlelerini sticker haline getirip, sahildeki parkımızda banklarımıza otobüs duraklarımıza, elektrik direklerimize yapıştırdık. Çünkü otobüsünü bekleyen bir gencin otobüsten inince bana mesaj at ya da bindiğinde beni ara gibi anne endişesi taşıyan cümleleri okuması içini ısıtacaktır diye düşündük, ya da sahilde bankta oturan bir gencin Üzerine hırkanı al, ceyranda kalma gibi cümleleri okuduğu zaman yanında annesini hissedeceğini düşündük. Dolayısıyla biz Beykoz’u bir anne şefkatiyle sardık sarmaladık" dedi.
Antalya Özel bireylerden Anneler Günü’ne anlamlı sürpriz Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Demirgül Mola Evi’nde eğitim alan özel bireyler, Anneler Günü dolayısıyla hazırladıkları hediyelerle ailelerine duygu dolu anlar yaşattı. Öğretmenleri eşliğinde gerçekleştirilen etkinlikte özel bireyler, kendi el emekleriyle hazırladıkları hediyeleri annelerine takdim etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesine bağlı Demirgül Mola Evi Anneler Günü’ne özel anlamlı bir çalışmaya imza attı. Düzenlenen atölye çalışmasında özel bireyler; boyama, süsleme ve çeşitli el işi etkinlikleriyle kendi hediyelerini hazırladı. Etkinlik boyunca hem keyifli vakit geçiren hem de üretmenin mutluluğunu yaşayan bireyler, ortaya çıkardıkları çalışmalarla annelerini mutlu etti. Özel bireyler, el emeğiyle hazırladıkları hediyeleri annelerine takdim ederken, aileler duygu dolu anlar yaşadı. Özel bireyler annelerini unutmadı Demirgül Mola Evi birim sorumlusu Saime Sümeyra Güngör, Mola Evleri’nde özel bireyler için düzenlenen etkinliklerle onların kendilerini ifade etmelerine, üretken bireyler olarak sosyal yaşamda yer almalarına katkı sağlamayı amaçladıklarını söyledi. Güngör, "Özel bireylerimiz, kendi emekleriyle anneleri için hediyeler hazırladı. Bu süreçte hem duygularını ifade etme fırsatı buldular hem de üretmenin mutluluğunu yaşadı. Bu tür etkinlikler onların sosyal gelişime de katkı sunmasının yanı sıra paylaşma, iletişim kurma ve birlikte hareket etme gibi sosyal yaşam becerilerinin gelişmesine önemli katkı sağlıyor" dedi. "Oğlumun gözünde melek olmak ayrı bir mutluluk" Velilerden Döne Sarıkula, hazırlanan hediye karşısında büyük mutluluk yaşadığını belirterek, "Çok büyük bir onur ve gurur duydum. Bir anne için gerçekten tarif edilmesi zor, çok güzel bir duygu. Hediyeyi çok beğendim. Bir insanın evladından aldığı en değerli hediyelerden biri diyebilirim. Oğlumun gözünde bir melek olmak ise benim için apayrı bir mutluluk oldu" diye konuştu. Özel bireyler annelerini duygulandırdı Velilerden Fatma Gökgöz ise öğretmenleri eşliğinde hazırlanan sürprizin kendisini duygulandırdığını ifade ederek, "Oğlum bana öğretmenleriyle birlikte çok anlamlı bir hediye hazırlamış. Çok beğendim ve gerçekten duygulandım. Ben hem anne hem baba olarak çocuğumu büyütüyorum. İyi ki oğlum var ve iyi ki benim evladım olmuş" dedi.
Mersin Mersin Kültür Yolu Festivalinde coşkulu başlangıç Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali, bu yıl ilk kez Mersin’de sanatseverlerle buluştu. Festivalin ilk gününde sergiler, konserler, söyleşiler, atölyeler ve çocuk etkinlikleri yoğun ilgi gördü. Mersin Arkeoloji Müzesinde açılan ’Hane’, ’Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri’ ve ’Yaşayan miras: Mersin’ sergileri ziyaretçilerden ilgi görürken, KKTC kültürünü yansıtan ’Ada Kıbrıs’ fotoğraf sergisi ile ’Genablaların Marifeti’ sergisi de sanatseverlerle buluştu. Festival kapsamında Mersin Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen ’Carmina Burana’ gösterisi geceye damga vurdu. Carl Orff’un eserinin sahnelendiği performans, güçlü koro ve orkestra bölümleriyle izleyicilerden büyük beğeni aldı. Mersin Kültür Merkezinde düzenlenen ’FotoMaraton Mersin’ etkinliğinde profesyonel ve amatör fotoğrafçılar kentin tarihi ve kültürel dokusunu objektiflerine yansıttı. Festival kapsamında gerçekleştirilen söyleşi ve atölyelerde ise Mersin’in kültürel mirası ele alındı. ’Kültürün Mersin Rotası’ söyleşisi ile ’Yaylacılık’ konulu program katılımcılardan ilgi görürken, geleneksel el sanatlarına yönelik atölyelerde katılımcılar uygulamalı eğitim aldı. Mersin İdman Yurdu Meydanında kurulan ’Çocuk Köyü’ ise minik ziyaretçilerin buluşma noktası oldu. Oyun alanları, atölyeler ve interaktif etkinliklerle çocuklar festivalin renkli atmosferine ortak oldu.