EĞİTİM - 13 Haziran 2025 Cuma 12:06

Akdeniz Üniversitesi’nde mühendisler mezun oldu

A
A
A
Akdeniz Üniversitesi’nde mühendisler mezun oldu

Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Mezuniyet Töreni; Çevre Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Gıda Mühendisliğinden mezun olan öğrencilerin katılımıyla Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Törene Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Halil Çolak, Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Hamza Feza Carlak, Doç. Dr. Mehmet Torun, bölüm başkanları, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.



Akdeniz’in geleceğini şekillendirecekler


Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan "Bugün, bilgiyle, alın teriyle ve hayalle inşa edilmiş bir yolculuğun son durağında; ama aslında çok daha büyük bir yolculuğun eşiğindesiniz. Sizler artık sorun çözen, sistem kuran, gelecek inşa eden birer mühendis oldunuz. Mühendis; sayılarla, şemalarla, yazılımlarla uğraşmanın ötesinde bilgiyi pratiğe dönüştüren, sorunlara çözüm arayan, sistemi kuran ve geleceği tasarlayan aydın insan demektir. Mühendislik, insan hayatına değer katmanın en somut yollarından biridir; bir toprağa bereket taşımaktır, bir şehre nefes aldırmaktır, bir hastaya umut olmaktır, bir çocuğun yaşamına güvenli bir gelecek inşa etmektir" dedi.



Türkiye yüzyılına imzanızı atacaksınız


Rektör Özkan, "Sizden sadece bir yazılım geliştirmeniz, bir makine üretmeniz, bir formülü çözmeniz beklenmiyor. Sizden, bu ülkenin ve insanlığın geleceğine katkı sunmanız, adaletli, şeffaf, etik değerlerle donanmış bir üretici olmanız bekleniyor. Bugün, dünyanın dört bir yanında Türk mühendisleri büyük işler başarıyor. Ama asıl mesele, sizlerin bu başarıyı burada, kendi toprağınızda, kendi halkınız için üretmeniz. Çünkü bu ülkenin size ihtiyacı var.


Sizin hayallerinize, sizin cesaretinize, sizin etik pusulanıza ihtiyacı var. Bundan 100 yıl önce Cumhuriyet’in ilk mühendisleri, köprüler, yollar, fabrikalar inşa ederken aynı zamanda karanlıktan aydınlığa geçen bir halkın umudunu, özgüvenini, geleceğe olan inancını inşa ettiler. Şimdi siz, bu yolda yeni köprüler kuracaksınız. Yeni fabrikalar inşa edeceksiniz, yeni buluşlar yapacaksınız, ülkemizin vizyon projelerinde yer alacaksınız. Türkiye yüzyılına imzanızı atacaksınız. Ve hiç tanımadığınız insanların hayatına dokunacaksınız." şeklinde konuştu.



Mezun olmadan sektöre imza atıyorlar


Akdeniz Üniversitesi olarak öğrencilere yalnızca teorik değil, uygulamalı eğitimi de öğretme konusunu temel ilke edindiklerini söyleyen Özkan, "Antalya Teknokent ile kurduğumuz güçlü iş birlikleri, bu vizyonun somut karşılığıdır. Öğrencilerimiz daha mezun olmadan sektöre adım atmakta, yenilikçi projelerde aktif roller üstlenmektedir. Teknokent bünyesindeki Türk Havacılık ve Uzay Sanayii ofisiyle, gençlerimiz bugün sadece derslerde değil, Türkiye’nin gökyüzüne yazdığı vizyon projelerde de yer alıyor. Bu iş birlikleriyle öğrencilerimiz hem teknik donanım kazanmakta hem de ülkeye katkı sunmanın ne anlama geldiğini bizzat deneyimlemektedir. Üniversite sanayi iş birliklerine verdiğimiz önemle, gençlerimizi öğrenirken üreten bireyler olarak mezun ediyoruz. Alan çalışmaları sayesinde sadece teknik değil, mesleki bir özgüven de kazandırıyoruz. Sahaya inen her öğrencimiz, geleceğe daha sağlam adımlarla yürüyor" ifadelerini kullandı.


Özkan, mezunların yetişmesinde emeği geçen aile bireylerine ve hocalarına teşekkür ederek mezunların bundan sonraki hayatlarında başarılar temennisinde bulundu.


Kendi mezuniyet dönemlerini hatırladığını ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, yıllar öncesine dönse yine mühendislik alanını tercih edeceğini ifade ederek mezun olan öğrencilere insan yaşamını merkeze almalarını tavsiye etti. Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Halil Çolak ise Mühendislik Fakültesi hakkında bilgiler vererek mezunları tebrik etti ve yollarının açık olmasını diledi. Konuşmaların ardından bölüm birincilerine ve mezunlara belgeleri takdim edildi.




Akdeniz Üniversitesi’nde mühendisler mezun oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.