ASAYİŞ - 14 Kasım 2025 Cuma 12:40

Anayasa Mahkemesi Başkanı: "Bireysel başvuru, anayasa yargısının ayrılmaz bir parçası hâline geldi"

A
A
A
Anayasa Mahkemesi Başkanı: "Bireysel başvuru, anayasa yargısının ayrılmaz bir parçası hâline geldi"

Antalya’da düzenlenen Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu’nda anayasa yargısının bölgesel rolü ele alındı. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Bireylerin anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıyla doğrudan anayasa mahkemelerine erişimlerini sağlayan anayasa şikâyeti veya bireysel başvuru da gittikçe yaygınlaşarak anayasa yargısının parçası hâline gelmiş bir uygulamadır. İnsan haklarını korumak, yalnızca bir yargı görevi değil; aynı zamanda insanlığın ortak vicdanına verilen bir sözdür" dedi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk ise, "İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi çağımızın evrensel ve vazgeçilmez değerleridir" ifadelerini kullandı.


Anayasa Mahkemesi tarafından düzenlenen "İnsan Haklarının Standardizasyonu ve Anayasa Yargısının Rolü" temalı Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu 3. Konferansı, Antalya’da gerçekleştirildi. Farklı Balkan ülkelerinin anayasa mahkemeleri ile yüksek yargı temsilcilerinin katıldığı toplantıda, insan hakları, hukuk devleti ilkesi, anayasa yargısının işlevi ve bölgesel iş birliği konuları ele alındı.


Açılış konuşmasını yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, forumun Antalya’da düzenlenmesinin sembolik önemine dikkat çekerek, kentin tarih boyunca farklı medeniyetlere ve kültürlere ev sahipliği yaptığını vurguladı. Özkaya, "Antalya ile Balkanlar arasında doğal bir bağ kurmak mümkündür: Her ikisi de çoğulculuğun, birlikte yaşama kültürünün ve karşılıklı anlayışın sembolü olmuş yerlerdir" dedi.


Özkaya, insan haklarının korunmasının toplumların ortak vicdanını şekillendiren evrensel bir dil niteliği taşıdığını belirterek, Balkan ülkelerinin ortak tarihî ve kültürel yakınlıklarına atıf yaptı. Özkaya, "Bizi bir araya getiren şey, işte bu ortak geçmişin üzerine inşa edilen hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarına saygı idealleridir" diyerek, bu ideallerin korunmasında anayasa yargısının kritik rol oynadığını ifade etti.



"Bireysel başvuru, anayasa yargısının parçası hâline geldi"


İkinci Dünya Savaşı sonrasında anayasa yargısının demokratik toplum düzenini koruma konusunda önemli bir misyona sahip olduğuna değinen Özkaya, anayasa mahkemelerinin temel görevinin, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almak olduğunu hatırlattı. Özkaya, "Anayasa yargısının varlık nedeni anayasalarda yer alan temel değerlerin, ilkelerin, esas ve hükümlerin korunmasıdır" dedi.


Günümüzde demokratik ülkelerin büyük kısmında yasaların anayasaya uygunluğunu denetleyen anayasa mahkemelerinin bulunduğunu belirten Özkaya, şöyle devam etti: "Bireylerin anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıyla doğrudan anayasa mahkemelerine erişimlerini sağlayan anayasa şikâyeti veya bireysel başvuru da gittikçe yaygınlaşarak anayasa yargısının parçası hâline gelmiş bir uygulamadır. Bu yönüyle anayasa mahkemeleri, yalnızca hukuku uygulayan değil, aynı zamanda toplumsal barışı ve adalet idealini yaşatan kurumlar olarak da büyük bir sorumluluk üstlenmektedirler."



Küresel ölçekte anayasa yargısı iş birlikleri


Özkaya, anayasa yargısının artık yalnızca ulusal sınırlarla sınırlı olmadığını, uluslararası hukuk normları ve yüksek yargı içtihatlarıyla şekillendiğini vurguladı. Bu nedenle farklı ülkelerin anayasa mahkemeleri arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çeken Özkaya, bunun hukukun üstünlüğünü güçlendireceğini ve bireysel hakların daha etkin korunmasına katkı sağlayacağını söyledi. Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu’nun, bölgenin kültürel çeşitliliğini bir zenginlik olarak gören bir diyalog zemini sunduğunu belirten Özkaya, forumun yalnızca yargısal deneyim paylaşımı değil, aynı zamanda ortak ilkelere dayalı bir hukuk kültürü oluşturma amacı taşıdığını söyledi.


Özkaya, insan haklarının korunmasının artık yalnızca ulusal sınırların konusu olmaktan çıktığını, uluslararası ve bölgesel düzeyde ortak standartlarla şekillendiğini belirtti. Bu kapsamda Balkan ülkelerinde anayasal değerlerin korunması, demokrasi ve insan haklarının güçlendirilmesi amacıyla 27 Ekim 2023’te Sofya’da imzalanan Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu Mutabakat Zaptı’nın önemine değindi. Türkiye, Arnavutluk, Bulgaristan, Karadağ, Kosova ve Kuzey Makedonya’nın forumun kurucu üyeleri arasında yer aldığını hatırlattı.



Türkiye’nin uluslararası anayasa yargısı çalışmalarındaki rolü


Özkaya, Türkiye’nin hukuk devleti ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin evrensel ilke ve standartları benimsemiş bir ülke olduğunu vurgulayarak, "Türkiye, hukuk devleti, temel hak ve özgürlüklere ilişkin evrensel ilke ve standartları içselleştirmiş; Avrupa Konseyi’ne ilk üye olan ülkelerden biri olmuştur. Ülkemiz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne 1954 yılında taraf olmuş; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru hakkını 1987’de, Mahkemenin kararlarının bağlayıcılığını ise 1990 yılında kabul etmiştir. Bu gelişmelerin ardından 2004 yılında başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, Türkiye’nin taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere üstünlük tanıyan anayasa değişikliğini gerçekleştirmiştir" şeklinde konuştu.


Özkaya, Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu’nun bölgesel düzeyde anayasal diyalogun güçlenmesinde önemli bir dönüm noktası olacağını vurguladı. Bu mekanizmanın, ortak anayasal sorunların tartışılmasına, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının korunmasına yönelik ortak ilkelerin geliştirilmesine katkı sunacağını belirtti. Özkaya, konuşmasının sonunda "İnsan haklarını korumak, yalnızca bir yargı görevi değil; aynı zamanda insanlığın ortak vicdanına verilen bir sözdür" diyerek, konferansın yeni ufuklar açmasını diledi.



"Bu forum ortak hukuki değerlerimizin buluşmasıdır"


Danıştay Başsavcısı Cevdet Erkan, forumun Balkan ülkeleri arasında kurumsal dayanışmayı güçlendirdiğini belirtti. Erkan, "Bu forum yalnızca yargı organlarımız arasındaki kurumsal dayanışmayı güçlendiren bir toplantı niteliğinde değil, aynı zamanda ortak hukuki değerlerimizin, demokratik ilkelerimizin ve insan haklarına dayalı adalet anlayışımızın buluşmasıdır" dedi.



"Demokrasi yalnızca seçim süreçlerinden ibaret değildir"


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, konuşmasında çağımızın insan hakları tehditleri üzerinde durdu. Savaşlar, soykırımlar, zorunlu göçler ve iklim krizinin insan haklarını daha da kırılgan hale getirdiğini belirten Şentürk, adaletin tesisi ve hukukun üstünlüğünün korunmasının toplumların barış ve istikrarı için kritik önemde olduğunu vurgulayarak, şu ifadelere yer verdi: "İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi çağımızın evrensel ve vazgeçilmez değerleridir . Demokrasi yalnızca seçim süreçlerinde ibaret değildir. Demokrasinin gerçek anlamı yargının bağımsızlığıyla temel hakların güvence altına alınmasıyla ve hukukun üstünlüğünün titizlikle korunmasıyla hayattadır."


Anayasa mahkemelerinin toplum vicdanında adalet duygusunu pekiştirdiğini belirten Şentürk, "Anayasa mahkemeleri kararlarıyla sadece hukuku uygulamakla kalmaz; insan haklarının evrensel gelişimine katkı sunar" ifadelerini kullandı.



"Temel hakların korunmasını ortak bir anayasal ufuk güçlendirir"


Arnavutluk Anayasa Mahkemesi Üyesi Sonila Bejtja, konuşmasında Balkan ülkelerinin Avrupa standartlarıyla uyum sürecine değindi. Bejtja, toplantının önemli bir konuya odaklandığını belirterek, "Bizler, Anayasa’nın koruyucuları olarak, hem kendi iç hukuklarımızda güvence altına alınan temel hakları koruma hem de bu hakların uluslararası insan hakları hukukunun gelişen standartlarıyla uyumunu sağlama gibi ikili bir sorumluluk taşıyoruz" dedi.


Temel hakların farklı anayasal yapılarda farklı biçimlerde uygulandığını kaydeden Bejtja, "Standardizasyon fikri tek tip hâle getirme anlamına gelmez. Hakların farklı yargı alanlarında tutarlı şekilde anlaşılmasını, korunmasını ve geliştirilmesini sağlayan ortak bir anayasal ufuk oluşturmayı hedefler" ifadelerini kullandı. Bejtja, anayasa mahkemelerinin yalnızca uyuşmazlık çözen kurumlar değil, anayasal değerleri toplum adına ifade eden yapılar olduğunu vurguladı.


"Standardizasyon tekdüzelik değil, ortak koruma standardına yakınsama sürecidir"


Bulgaristan Anayasa Mahkemesi Başkanı ve Forum Daimî Sekretaryası Pavlina Panova, konuşmasında 2023 yılında imzalanan Mutabakat Muhtırası’nın Balkan ülkeleri arasındaki uzun vadeli iş birliğini güçlendirdiğini belirtti. Panova, "İnsan haklarının standardizasyonu ve anayasal adaletin rolü, bizleri anayasa mahkemeleri olarak birleştiren şeylerin ve ortak bir Avrupa hukuk uygarlığının üyeleri olarak bizi bağlayan değerlerin tam merkezinde yer almaktadır" dedi.


Standardizasyonun tekdüzelik anlamına gelmediğini vurgulayan Panova, "Bu süreç, farklı hukuk sistemlerinin diyalog ve içtihat yoluyla insan haklarının ortak koruma standartlarına yakınsaması süreci olarak görülmelidir" ifadelerini kullandı.


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadının yol gösterici rolüne dikkat çeken Panova, anayasa mahkemelerinin uluslararası normların ulusal düzeyde somutluk kazanmasını sağlayan temel aktörler olduğunu belirtti.


Program, aile fotoğrafıyla sona erdi.



Anayasa Mahkemesi Başkanı: "Bireysel başvuru, anayasa yargısının ayrılmaz bir parçası hâline geldi"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta yeni doğan oğlaklara özenli bakım Muş’un Karabey köyünde keçilerin doğum sezonu devam ederken, dünyaya gelen oğlaklar üreticilerin yüzünü güldürüyor. Besici Abuzer Güngör, annesinden süt ememeyen bir oğlağa ise adeta bebek gibi bakıyor. Muş’ta keçilerin doğum sezonunun başlamasıyla birlikte dünyaya gelen oğlaklar besicilerin umutlarını artırdı. Karabey köyünde yaşayan besici Abuzer Güngör, erken doğduğu için annesinden süt ememeyen oğlağa özel bakım uyguluyor. Annesinden süt ememediği için güçsüz kalan oğlağı soğuktan korumak amacıyla evine alan Güngör, sobanın arkasında sıcak bir ortam oluşturduğu oğlağı biberonla besliyor. Abuzer Güngör, "Erken doğum olduğu için bazen sakat doğan oğlaklar oluyor. Bu nedenle diğer oğlaklara göre daha zayıf ve güçsüz kalıyorlar. Biz de bu durumdaki oğlağı evin içinde besliyoruz. Biberonla ve şırıngayla süt içiriyoruz. Evde bakmamızın sebebi ise diğer oğlaklara göre zayıf olduğu için sürü içinde ezilme ihtimali olmasıdır. Birkaç gün boyunca içeride besleyerek gelişimini sağlamaya çalışıyoruz. Gelişimini tamamlayıp durumu iyi olduğunda tekrar ağıla götürüyoruz. Daha sonra annesinin yanına bırakıp diğer oğlaklarla birlikte büyümesini sağlıyoruz" dedi. Amcası ile birlikte oğlağın bakımını üstlenen 5 yaşındaki Eliz Serra Güngör, "Bu benim keçim, buna çok iyi bakıyorum. Keçim hastalandı diye evde bakıyorum. Süt veriyorum ve saçını tarıyorum" diye konuştu.
İstanbul AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "(İlber Ortaylı)Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, hayatını kaybeden Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın cenaze namazının ardından açıklama yaptı. Çelik, "Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi" dedi. İstanbul’da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın cenazesine katılan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, cenazeden sonra açıklamalarda bulundu. Ortaylı’nın Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalara karşı çok önemli bir duruş sergilediğini belirten Çelik, "Bugün çok büyük bir alimi, ülkemizin yetiştirdiği çok büyük bir değeri toprağa veriyoruz. Bugün ona son vazifemizi yapmaya geldik. Kendisinin ilminden, büyük değerlerinden öğrenciliğimizden beri istifade ediyoruz. Öğrencilik yıllarımızdan beri kendisinin kitaplarını okuduk, konferanslarını dinledik. Daha sonra hep beraber bütün Türkiye televizyon programlarını dinledi, izledi kendisini. Ve tarihimizle barışmamızda, geçmişimizi tanımamızda, kimliğimizi tanımamızda öncülerin başındaydı. Türkiye’deki pek çok yanlışın düzeltilmesinde, milletimizin değerleriyle yeniden buluşmasında, önümüze çıkarılmış sahte tartışmaların, sahte birtakım tespitlerin bertaraf edilmesine ve yerine doğruların konulmasında çok büyük bir emeği vardır. Gerçekten taziye mesajında da söyledim; kelimenin tam anlamıyla alimdi, kelimenin tam anlamıyla üstattı ve kelimenin tam anlamıyla bir vatan evladıydı. Türkiye’ye karşı yapılan kara propagandalarda, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili ilmiyle, irfanıyla son derece önemli bir duruş sergiledi. Memleketimizin değerlerinin korunmasında ilim temelinde, bilimsel temelde, evrensel düzeyde kabul görmüş çalışmalarıyla büyük değerler ortaya koydu" dedi. Bu topraklarda yetişmiş büyük bir alimi kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını kaydeden AK Partisi Sözcüsü Çelik, "Bugün gerçekten çok üzgünüz. Büyük bir âlimi, bu toprakların yetiştirdiği büyük bir değeri son yolculuğuna uğurluyoruz. Hep beraber şehadet ettik ki iyi bilirdik. Mezarına Kırım’dan gelen toprak, Gelibolu’dan gelen toprak, Çanakkale’den gelen toprak hep beraber konuldu. Bu bile onun aslında ufkuna buradan edilen bir dua, ufkuna buradan durulan bir selamdı. Sayın Cumhurbaşkanımızın kararıyla Fatih Camii’nin haziresine defnedilmesi ve burada Fatih’in tanıtılması, Fatih Sultan Mehmet Han’ın evrensel düzeyde doğru algılanması için ortaya koyduğu çabaya da bir hürmet, bir selam olarak bugün hep beraber burada ilim aleminden ilim adamları, tarihçiler, vatandaşlarımız, genç kardeşlerimiz, her kesimden insanın buluştuğu bir cenaze namazıyla kendisini son yolculuğuna uğurluyoruz. Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Memleket büyük bir değerini, ilim alemi büyük bir alimi ve geçmişlerin ’allame-i küll’ dediği büyük bir ilim adamını kaybetti. Gerçekten ta öğrencilik yıllarımızdan beri kitaplarını okuduk, işaret ettiği yerlere baktık ve bundan da büyük bir istifade ettik. Hepimizin bakışının, tarihi anlayışının şekillenmesinde büyük bir rolü oldu. Tabii tarih sadece geçmiş değil, tarih aynı zamanda tarifimiz, aynı zamanda geleceğimiz. O sebeple onların aktüel tartışmalara aktarılmasında, siyasete yol gösterilmesinde, ülkemize dönük bazı saldırıların bertaraf edilmesinde de büyük bir çaba ortaya koydu. Gerçekten çok üzgünüm, gerçekten büyük bir alimi kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Biraz evvel ailesine taziyelerimizi ilettik. Sayın Cumhurbaşkanımızın, partimizin de ayrıca taziyelerini arz ettik. Tabii burada gözüküyor ki millet kendi değerine sahip çıkıyor" şeklinde konuştu.
İstanbul İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlandı İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı, Fatih Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Binlerce kişinin katıldığı cenaze töreni havadan görüntülendi. İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlandı. İlber Ortaylı için ilk tören yıllarca çalıştığı Galatasaray Üniversitesi’nde yapıldı. Törenin ardından İlber Ortayı’nın Türk bayrağına sarılı cenazesi sevenlerinin omuzunda tören için cami avlusuna getirildi. Törende İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı taziyeleri kabul etti. Törene ayrıca Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, TBMM Başkanvekili MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, fotoğraf sanatçısı Coşkun Aral, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Gazeteci Murat Bardakçı, oyuncu Zerrin Arbaş, Fener Rum Patriği Bartholomeos, sanat camiasından çok sayıda isim, öğrencileri, akademisyenler katıldı. İlber Ortaylı’nın cenaze namazını İstanbul Müftüsü Emrullah Tuncer kıldırdı. Cenaze namazının ardından helallik alındı, dualar eşliğinde son yolculuğuna uğurlandı. Fener Rum Patriği Bartholomeos’un tabutun başında dua ettiği görüldü Cenaze namazı öncesi bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ülkemizin yetiştirdiği çok müstesna bir tarihçiyi, akademisyeni ve yazarı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. İlber Hocamız biliyorsunuz toplumumuzda her kesime, geniş bir kesime tarih bilincini yerleştirmeyi başarmış, tarih konusunda bilinçlendirmeyi başarmış çok değerli bir bilim adamıydı. Kendisi 50’den fazla eser yazmış, bu eserlerle birlikte toplumun tarih konusunda bilinçli hale gelmesini sağlamıştı. Aynı zamanda hem Ankara Üniversitesi’nde hem Galatasaray Üniversitesi’nde dersler vererek birçok öğrencimizi yetiştirmiş; sadece bizim ülkemizle de sınırlı kalmamış, yurt dışında da birçok üniversitede dersler vermiş, konferanslara katılarak Türk tarihçiliğini gururla temsil etmiş ve bütün uluslararası akademisyenler, akademik çevreler tarafından da kabul görmüş bir insandı. Bu açıdan çok değerli bir insanı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Hem gelecek nesillere bilgilerini aktarmış hem de biliyorsunuz televizyon programlarıyla ve eserleriyle tarihi sevdirmiş bir hocamızdı. Bu tarz bilim insanları, bu tarz değerli insanlar çok sık gelmiyorlar. Ama bu tarz bilim insanları vefat ettikleri zaman hem eserleri hem fikirleri hem topluma kazandırdıkları bizlerde yaşamaya devam ediyor. Biz de bütün bu kazandırdıkları aslında biliyorsunuz 2006 yılında hem Lazio ödülüne, 2007 yılında Puşkin Madalyası’na, 2017 yılında da Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülerek teyit edilmişti aynı zamanda. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak da bize düşen, bundan sonra toplumumuza kazandırmış olduğu bu kültüre, sanata sahip çıkmak; hatırasına sahip çıkmak, bunu gelecek nesillere aktarmak olacaktır. Ben kendisine bu vesileyle Allah’tan rahmet diliyorum. Başta ailesi olmak üzere öğrencilerine, tüm sevenlerine, milletimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum, mekanı cennet olsun" diye konuştu. İstanbul Valisi Davut Gül de yaptığı konuşmada, "Başta ailesi, öğrencileri, yakınları ve bütün milletimizin başı sağ olsun. İlber Hoca, Türkiye, İstanbul’umuz için çok kıymetli bir insandı. Eserleriyle, yetiştirdiği öğrencileri ile bıraktığı sözleriyle, konuşmalarıyla inanıyorum ki yıllar boyunca tarih alanında konuşulmaya devam edecek. Mekanı cennet olsun. Rabbim, ailesine, kızına, yakınlarına sabır versin. Biz de bugün, ikindi namazı sonrasında hocamızın cenaze namazına katılmak üzere Fatih Camii’ndeyiz. Sevenleri hocamızı yalnız bırakmamış. İnşallah bize yakışır şekilde hocamızın defnini gerçekleştireceğiz. Milletimize başsağlığı diliyorum. Hocamız her zaman neşeliydi. ’Hocam, İstanbul’da yapılması gereken, eksik gördüğünüz bir şey var mı’ dediğimde, ’bir çini müzesi olsa çok iyi olur’ dedi. Biz de bunu, hocamızın bir vasiyeti olarak kabul ediyoruz. İstanbul’umuza yakışır bir çini müzesini de kazandırmış olacağız" ifadelerine yer verdi. İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı ise, "Bu kalabalığı burada görmek acımızı hafifletiyor. Sevildiğini zaten biliyorduk. Bunu gözümüzle görmek onur verici bir şey. Onu en sevdiği camilerden biri olan Fatih Camii’nden uğurlamak çok kıymetli. Herkese çok teşekkür ediyorum. Dolu dolu yaşadığı hayatın ardından dolu dolu uğurlanıyor" şeklinde konuştu. Oyuncu Halil Ergün de, "Çok acı çekiyoruz. Değerli bir insanımızın daha çok işler yapacak insanımızı kaybettik. Yaptıklarıyla izler bıraktı. Benim özel bir arkadaşımdı. Fakülte yıllarında sanat da yaptık. Üzgünüz. Işıklar içinde yatsın" dedi. Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, "Çok üzgünüz. Türk milletinin en büyük değerlerinden bir tanesiydi. Yaşayan bir efsane otoriteydi. Sadece tarihçi değil aynı zamanda uluslararası ilişkilere, siyaset bilimine ve Türk kültürüne çok büyük hizmetler vermiş; en karmaşık durumlarda bile çok basit ama vurucu açıklamalarıyla bizlere rota çizmiş bir Türk bilim adamını kaybettik. Yeri nasıl doldurulur bilmiyorum. Çok üzücü bir kayıp. Allah’tan rahmet diliyorum. Ama yerini dolduracak öğrencileri gelmesini arzu ediyorum" ifadelerini kullandı.
Çanakkale Türk donanmasının gururu olan savaş gemileri ziyarete açıldı Çanakkale’de 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’nci yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı savaş gemileri halkın ziyaretine açıldı. Çanakkale’de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde görev yapan yerli gemiler ‘TCG Heybeliada’, ‘TCG Kınalıada’ ve ‘TCG Ayvalık’ mayın avlama gemisi, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’nci yıl dönümü çerçevesinde halkın ziyaretine açıldı. Vatandaşlar, GESTAŞ Feribot iskelesine demirleyen savaş gemilerini görmek için uzun kuyruklar oluşturdu. Vatandaşlar, ziyaret sırasında gemiler hakkında merak ettikleri soruları sorma fırsatı da buldu. Askeri personel sorulan soruları içtenlikle yanıtlarken, seyrüsefer cihazları hakkında da bilgiler verdi. "Bunu deneyimlemek de çok güzel bir şey" Gemileri gezen Ahmet Ermin, "Çanakkale Savaşı’nın 111’inci yılındayız. Milli Savunma Bakanlığı bize gemiyi gezme fırsatı sundu. Şanlı Türk ordumuzun bu şekilde gemilerinin olmasını, tesisatlarının olmasını görmek çok güzel bir şey. Bunu deneyimlemek de çok güzel bir şey. Allah ordumuza zeval vermesin diyoruz. Şu dönemde en büyük kurtarıcılarımız kendileri. Onlara güveniyoruz. Tabii ki de daha iyi projeleri, daha iyi gemileri de görme şansı bulmak istiyoruz" dedi. "Donanmamızda böyle güzel gemilerin olması çok gurur verici" ‘Çanakkale ruhu’nu yerinde deneyimlemek için ailesi ile İstanbul’dan Çanakkale’ye gelen Yakup Serkan Barkol, "Gerçekten donanmamızda böyle güzel gemilerin olması çok gurur verici. Öncelikle çocukları getirdik, bu ruhu hissetsinler diye. 18 Mart zaferini tabii ki savaşan Mehmetçiklerimiz, şehitlerimiz kadar hissetmeseler bile en azından bu güzel duyguyu şimdiden damarlarında hissedebilsinler diye onları bu zaferi kutlamak için yerinde görsünler diye İstanbul’dan geldik. Çok güzeldi, çok heyecanlıydı" diye konuştu.