ASAYİŞ - 17 Mart 2026 Salı 20:07

Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında tutuksuz sanıkların savunmaları alındı

A
A
A
Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında tutuksuz sanıkların savunmaları alındı

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın ikinci gününde, tutuksuz yargılanan sanıkların savunmaları alınmaya devam etti. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, iskan süreçlerinden para transferlerine, altın bozumlarından taşınmaz ve daire iddialarına kadar birçok başlıkta sanıklar tek tek dinlenirken, ifade işlemleri üçüncü günde de devam edecek.


Bölge Adliye Mahkemesi toplantı salonunda görülen davada, soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de aralarında bulunduğu 5’i tutuklu toplam 41 sanık yargılanıyor.



Duruşmada tutuksuz sanıkların savunmalarına geçildi


Davanın ilk gününde tutuklu sanıkların savunmaları alınırken, ikinci günde tutuksuz yargılanan sanıkların ifade işlemleri sürdü. Duruşmada, sanıkların haklarındaki suçlamalara ilişkin savunmaları alınırken, dosyada yer alan mali hareketler, para transferleri, taşınmaz sahip olmaları ve çeşitli işlemlere ilişkin iddialar da ele alındı.



"Proje karşılığında daire teklif etti"


Soruşturma kapsamında bir müteahhidin, iskan karşılığında Büyükşehir Belediyesi görevlilerine Aksu Altıntaş bölgesinde dört adet daire verdiği iddiası çerçevesinde yargılanan tutuksuz sanık Ö.Y.K., savunmasında müteahhit ile 2020 yılında proje çalıştıklarını anlattı. Fiyat teklifinin çalıştığı iş yeriyle uyuşmadığını belirten Ö.Y.K., daha sonra emeği bulunduğu gerekçesiyle müteahhidin şahsi hesabına 4 bin TL gönderdiğini söyledi.


Tanışıklıklarının bu süreçte başladığını ifade eden Ö.Y.K., bir süre daha birlikte çalıştıklarını, daha sonra Altıntaş ile ilgili sunum dosyası istenildiğini, projenin hayata geçtiğini ve bu süreçte kendisine proje karşılığında daire teklif edildiğini öne sürdü. Ö.Y.K., "Üç aşağı beş yukarı emeğimi karşılıyordu. Yasal olarak fatura da kestik, mühendislik projelerinin ödemesini de ben yaptım. Bunun karşılığında 2 fatura kestik. Projeye baktığımda işin tahmini bütçesi 500 bin TL idi. Bunun dışında bana elden para ödemedi. ’Şu daireyi alalım’ şeklinde bir görüşme gerçekleştirmedik, çalışmaya devam ettik. Arada bana vereceğini söylediği daire ile ilgili sorular soruyordum. Projeler hakkında çalışırken ona dairenin durumunu sordum, ’istediğin daireyi alabilirsin’ dedi. Daireyi 30 Aralık 2024 tarihinde verdi. Müteahhidin verdiği ifadeleri kabul etmiyorum. Manavgat dosyasında itirafçı oldu, bu kapsamda böyle bir işlem yaptı diye düşünüyorum" dedi.



"İftira attığımı kabul ediyorum"


İftira suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanık H.K. ise, S.T. isimli şahsa iftira attığını kabul ederek, emniyette sağlıklı ifade veremediğini söyledi. Ev hapsine alındıktan sonra vicdanen rahatsızlık duyduğunu belirten H.K., "Hayatımda ilk defa emniyet müdürlüğünde ifadem alındı, sağlıklı ifade vermedim. Daha sonra ev hapsine alınmıştım, vicdanım rahat etmedi. İskan işlemleri için arkadaşımdan talep ettiğim 300 bin TL’yi gerekli yere yatırdım. Arkadaşım iskan işlemleri için yardım istedi. Ben de S.T. adlı şahısla aynı yerde çalıştığımı, ona yardım edebileceğimi söyleyerek ondan para istedim. Amacım iftira atmak değildi. S.T.’den özür diliyorum. Parayı kendisine verdiğime yönelik suçlama iftiradır. Arkadaşımdan aldığım parayı geri yatırdım" diye konuştu.



"Böcek ailesini tanımıyorum"


Yardım eden sıfatıyla 3628 sayılı Kanun’a muhalefet suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanık K.A. ise Böcek ailesiyle kişisel bir tanışıklığının bulunmadığını söyledi. K.A., "Böcek ailesini tanımıyorum. Muhittin Böcek’i başkan olduğu için tanıyorum. O.M. müşteri olarak kuyumcuma geldi, altın bozdurdu. Öncesinde tanımıyordum. Ben B.Ç.’yi de tanımam" dedi.


Aynı suçtan yargılanan kuyumcu U.K.Y. de, "Fiziki altın geldi. Muhittin Böcek’in IBAN’ını verdiler. Oraya göndermemi istediler" ifadelerini kullandı.



"Transferleri yaptık, kötü bir şey olacağını düşünmedim"


Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanık E.K. ise, S.Ç.’nin kendisini yanına çağırdığını ve kuyumculuk işi için yardım istediğini anlattı. Ertesi gün sırt çantasıyla para getirildiğini söyleyen E.K., paranın elemanlar tarafından sayıldığını, ardından transferlerin yapıldığını belirtti.


Mayıs ayında yeniden çağrıldığını ve 4 milyon 350 bin liranın iki gün içinde parça parça gönderildiğini kaydeden E.K., gözaltına alınmadan yaklaşık 20 gün önce dışarı çağrıldığını ve para transferiyle ilgili bir şey sorulması halinde "Altın aldım, peyderpey gönderdim" demesinin istendiğini ileri sürdü. E.K., "Bildiğimiz biri olduğu için aklıma bir kötülük gelmedi. Ben tahliye olduktan sonra babasıyla birlikte geçmiş olsun ziyaretine geldi. Ben de mağduriyetimi belirttim, açtım ağzımı yumdum gözümü. Sinirlenince elemanların yanında paranın Gökhan Böcek’in parası olduğunu söyledi. Bu paranın kime gittiğini bilmiyordum. Gözaltına alınacağım, cezaevine gireceğim hiçbiri aklıma gelmezdi. 1 lira menfaatim yok, beraatimi istiyorum" dedi.



"Amacım sadece Gökhan’a yardımcı olmaktı"


Aynı suçtan yargılanan tutuksuz sanık S.Ç. ise suçlamayı kabul etmediğini belirterek, Mustafa Gökhan Böcek’i yaklaşık 10 yıldır tanıdığını ancak ticari bir ilişkilerinin bulunmadığını söyledi. 2024 yılının sonlarına doğru kendisini aradığını anlatan S.Ç., "Kuyumcu tanıyor musun, müsait olduğunda yanına geleceğim" dediğini aktardı.


Elinde para bulunduğunu ve kuyumcu aracılığıyla gönderilip gönderilemeyeceğini sorduğunu öne süren S.Ç., bu nedenle E.K.’yi aradığını ve işlemin yapılıp yapılamayacağını sorduğunu anlattı. Daha sonra Gökhan Böcek’in çalışanının yanına geldiğini, kuyumcuyu bulamadığını söylemesi üzerine parayı kendisinin götürdüğünü belirten S.Ç., Mayıs ayında da benzer bir işlemin tekrarlandığını söyledi. S.Ç., "Paranın kimlere gönderildiğini bilmiyorum. Amacım sadece Gökhan’a yardımcı olmaktı. Mayıs ayında da babam E.K.’ye bu olayı anlattı, bir daha da yardımcı olmadım. Ben, nafakadan kaçmak amacıyla bu yola başvurduğunu düşünüyorum. İfademde geçen ’kara para kısmı olduğunu biliyordum’ bölümü sehven yanlış yazılmış, ’bilmiyordum’ olacaktı. Fatura ya da gider pusulası düzenlemedik" diye konuştu.



"35 yıllık kariyerimi bu işler için yakmam"


S.Ç.’nin babası E.T.Ç. de aynı suçlamayı kabul etmediğini belirterek, 35 yıldır mali müşavirlik yaptığını ve hayatı boyunca hiçbir usulsüz işin içinde olmadığını savundu. E.T.Ç., "35 yıldır mali müşavirlik yapıyorum, bu yaşıma kadar alnım açık başım dik hiçbir pisliğe bulaşmadım. Bugün sizin değerli heyetinizin önünde olmam nedeniyle üzüntü içindeyim. Bu iftiraları kabul etmiyorum, uzaktan yakından bahse konu olaylarla ilişkim yok. Para ile ilgili işlemleri E.K.’den öğrendim, şüphelendim. Oğluma sordum, o da bana olayları anlattı. Kendisine çok kızdım, ’neden böyle yaptın, bir daha böyle işlere girme’ dedim. Benim tek eksikliğim kollukta suskun kalmamam gerekirdi, bu da oğlumu koruma sebebiyleydi. Daha sonra adalete yardımcı olmak için bildiğim her şeyi anlattım. Bana atfedilen hiçbir suçu işlemedim, tamamı yalan. 35 yıllık kariyerimi bu işler sebebiyle yakmam. Hiçbir mali müşavir belge düzenlemez. E.K.’nin ofisine haftada 1 kez denetim müfettişlerinin geldiğini biliyordum, dolayısıyla yanına gidip yaptığım uyarı sadece mesleki uyarıdır. Dışarıda dikkatli olması gerektiğini, maliyenin gözünün üzerinde olduğunu söyledim" dedi.



"Sizi de suçlarız dediler" iddiası


Tahliye olduktan sonra oğlu ile birlikte E.K.’yi ofisinde ziyaret ettiğini söyleyen E.T.Ç., burada hakarete uğradıklarını ve sonrasında tehdit edildiklerini iddia etti. E.T.Ç., "Biz tahliye olduktan sonra oğlumla kendisini ziyarete gittik, hakaret etti. Avukatın yanında, herkesin içinde ağzına geleni söyledi" ifadelerini kullandı.


Tutuksuz yargılanan sanıkların savunmaları, duruşmanın üçüncü gününde de devam edecek.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "İsrail’in yaptığı siyasi suikastlerin bir an önce son bulması gerekiyor" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Ankara’da bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Fidan ve mevkidaşı Anand, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Burada konuşan Bakan Fidan, toplantıda bölgesel ve küresel meselelerde fikir alışverişinde bulunduklarını aktararak gerçekleştirilen ziyaretin iş birliklerine ivme kazandıracak kritik bir eşik olduğunu söyledi. Görüşmede savunma sanayii alanındaki ortaklıkların da ele alındığını aktaran Fidan, bu iş birliğinin üst seviyelere çıkarılması yönündeki güçlü iradelerini de bir kez daha ortaya koyduklarını ifade etti. "Krizin yayılmasını önlemek için yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz" Fidan, toplantıdaki gündem maddelerinden birinin İran’daki gelişmeler olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Körfez’e süren tırmanma bağlamında ortak endişelerimiz de artmakta, bildiğiniz gibi savaş her geçen gün yaygınlaşmakta. Devam eden savaş bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirmekte. Ayrıca durdurulamadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline de sahiptir. Türkiye olarak krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz. Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız. Bölgemizde yaşanan savaşın Rusya ile Ukrayna arasında barışın tesisi önlük gayretleri sekteye uğratmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sorunu sonlandırmaya yönelik diplomatik çabaların, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler (BM) şartının temel ilkeleriyle uyumlu kalıcı ve adil bir barışla bir an önce neticelenmesini umuyoruz." İsrail’in Lübnan’a yönelik başlattığı kara harekatının sivil nüfus için ağır sonuçlar doğurduğuna da değinen Fidan, "İsrail’in bu adımının işgale dönüşmesine izin verilmemelidir" diye konuştu. Bakan Fidan, İran ile ABD-İsrail arasındaki savaşın gelme ihtimalini ön gördüklerini belirterek, diplomasinin yolunu açmaya yönelik ve durumun daha kötü bir noktaya gelmemesi için yapabileceklerine ilişkin çalışmalar yürüttüklerini söyledi. "İsrail’in yaptığı siyasi suikastlerin bir an önce son bulması gerekiyor" Konuşmasının devamında Fidan, "Son birkaç gündür gördüğümüz iki tane husus var. Birincisi savaşın Lübnan’da da yaygınlaşmaya başladığını görüyorsunuz. İkincisi Irak’ta giderek daha çetrefili bir hale konu geliyor. Dolayısıyla İslam dünyasının başına çökmüş olan bu savaş musibetinin bir an önce kaldırılması için ne türden adımlar atması gerektiği konusundaki gayretlerimiz bitmiyor. Diğer taraftan İsrail’in siyasi suikastleri özellikle İranlı devlet adamlarına, siyaset adamlarına yönelik yaptığı siyasi suikastler gerçekten illegal faaliyetler yani bunların da bir an önce son bulması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum" Bölge ziyaretlerine çıkmaya başlayacağını söyleyen Fidan, "Bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah yani hem Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili mesajlarını paylaşma hem de Türkiye’nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum" açıklamasında bulundu. "Uluslararası kamuoyunun her platformda yaptığı Lübnan’ın işgalini durdurma çaresi son derece yerinde" Bakan Fidan, Gazze’de yaşanan soykırıma ve İsrail’in ateşkes ihlallerine ilişkin şunları söyledi: "Gazze barış planının öyle veya böyle hayata geçmesi için ne yapılması gerekiyorsa hem biz hem müttefiklerimiz elinden geleni yapıyorlar. Özellikle insani yardımlar konusunda ve devam eden görüşmeler, kurulların hayata geçirmesi, işleyişleri bu konulardaki mesaimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Lübnan’da değerli meslektaşımın da ifade ettiği gibi şu anda özellikle sayıları 800 bini aşmış bir milyona doğru giden bir nüfusun yerlerinden edilmiş olması artık bunlar şu anda ülke içerisinde yerlerinden edilmiş durumdalar. Ama savaş ve işgal yaygınlaşma gösterirse bunun kalıcı bir mülteci krizine ve ülkelerinin sınırları dışında yer arayan sığınmacılara dönme ihtimali var. Bunun bir an önce durması gerekiyor. Dolayısıyla uluslararası kamuoyunun her platformda yaptığı Lübnan’ın işgalini durdurma çaresi son derece yerinde. Biz de buna güçlü bir sesle destek veriyoruz. Destek vermeye devam edeceğiz." Bakan Fidan’ın ardından konuşan Kanada Dışişleri Bakanı Anand ise iki ülke arasındaki ilişkilerin pozitif bir ivmede ilerlediğini ve bunu devam ettirme konusunda kararlı olduklarını dile getirdi. "Birlikte yapacağımız çalışmalar mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak" Orta Doğu’da yaşananları geniş bir biçimde ele aldıklarını söyleyen Anand, "Bizim birlikte yapacağımız çalışmalar, buradaki çatışmayı ve gerilimi azaltmak için yapacağımız çalışmalar, sivillerin korunması ve diplomatik bir çözüm bulunarak mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak" dedi.