GÜNDEM - 12 Ocak 2026 Pazartesi 11:09

Antalya’da 82 yaşındaki yeminli mali müşavirden köy hayatına örnek proje

A
A
A
Antalya’da 82 yaşındaki yeminli mali müşavirden köy hayatına örnek proje

Antalya’nın Alanya ilçesinde yaşayan 82 yaşındaki yeminli mali müşavir, ilerleyen yaşına rağmen üretimden kopmuyor. Gelecek nesilleri köy hayatına alıştırmak, toprağın değerini anlatmak ve üretimin her aşamasında yer almak amacıyla çalışmalarını sürdüren azimli mali müşavir, son 2 yılda köyündeki 53 dönümlük araziye bin 250 kiraz, 420 incir ağacı dikerek örnek bir projeye imza attı.


Alanya’nın Uğurlu Mahallesi’nde atadan kalma bahçeleri tarıma kazandırmak için büyük uğraşlar veren 82 yaşındaki yeminli mali müşavir Mevlüt Güven azmi ile dikkat çekiyor. Uzun yıllar mesleğini icra eden ve emekliliğinin ardından da köyüne dönerek üretime yönelen yeminli mali müşavir, sabahın erken saatlerinde başladığı çalışmalar adeta gençlere taş çıkarıyor. Dikimden budamaya, sulamadan bakım çalışmalarına kadar her aşamada bizzat yer alan 82 yaşındaki üretici, hem gençlere hem de yaşıtlarına örnek oluyor.



"Atadan kalma çiftçilik genlerimiz var"


Çiftçiliğin kendisi için bir yaşam biçimi olduğunu ifade eden Mevlüt Güven, mesleğini sürdürürken de köyüne katkı sağlamaya çalıştığını belirterek şunları söyledi:


"Ben yeminli mali müşavirim ama şu anda aktif olarak çiftçilikle uğraşıyorum. Çünkü temelimizde, atadan kalma çiftçilik genlerimiz var. Mesleğimi yürütürken de köyüme ve çevreme yararlı olabilmek amacıyla 2002 yılında 5 bin ağaçlık bir kiraz çiftliği kurmuştum. Bugün o bölgede çiftçi kayıt sistemine kayıtlı yaklaşık 400 bin kiraz ağacı bulunuyor. Buna öncülük yapmış olmaktan büyük mutluluk duyuyorum."


Kırsaldan kente göçün bu gerilemenin en önemli nedenlerinden biri köy okullarının kapatılması olduğunu vurgulayan Güven, "Son 40 yılda kırsal alandan şehirlere yaklaşık 40 milyonluk bir göç yaşandı. Bunun en önemli nedenlerinden biri 2000’li yıllarda köy okullarının kapatılması ve taşımalı eğitim sistemine geçilmesi oldu. Okullar kapatılınca genç nüfus mecburen şehirlere ya da okulun olduğu merkezlere taşındı. Bu süreç, köylerin boşalmasına ve tarımın geri plana itilmesine yol açtı" dedi.



"Ekonomik krizlerin temelinde tarımdan kopuş var"


Yaşanan ekonomik sıkıntıların temel nedenlerinden birinin tarımdan uzaklaşılması olduğunu savunan Güven, "Bugün yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz birçok ürün ithal ediliyor. Antalya, Adana, Aydın ovalarında pamuk ekimi neredeyse kalmadı. Konya Ovası’nda, Kayseri, Niğde, Ankara, Eskişehir, Afyon ovalarında buğday ekimi durma noktasına geldi. Pirinç, mercimek, nohut gibi temel ürünleri bile ekemez hale geldik. Bunun en büyük sebeplerinden biri kırsalda yaşayan insanların zorunlu olarak şehirlere göç ettirilmesidir. Tarım yapılmayınca her şey ithal ediliyor, bu da ülke ekonomisini doğrudan etkiliyor’’ ifadelerini kullandı.



Antalya’da 82 yaşındaki yeminli mali müşavirden köy hayatına örnek proje

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.