GÜNDEM - 13 Şubat 2026 Cuma 12:47

ANTGİAD’da strateji ve vizyon buluşması

A
A
A
ANTGİAD’da strateji ve vizyon buluşması

Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), Şubat ayı Genişletilmiş Üye Toplantısı’nı yoğun katılımla gerçekleştirdi. İş dünyasının temsilcileri, sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin yer aldığı toplantıda küresel belirsizlikler, kurumsal yönetim, risk yönetimi ve şirketlerin geleceğe hazırlanma stratejileri ele alındı.


Toplantının açılışında konuşan ANTGİAD Genel Sekreteri Av. Neslihan Yalçın, son bir ayda gerçekleştirilen faaliyetleri paylaşarak derneğin akademiden ekonomiye, sürdürülebilirlikten istihdama kadar geniş bir alanda aktif çalışmalar yürüttüğünü vurguladı.



Ercan Yavaş: "Belirsizliğe hazırlanmak artık bir tercih değil zorunluluk"


Toplantının açılış konuşmasını yapan ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş, konuşmasında küresel ölçekte hızlanan dönüşüm sürecine dikkat çekerek iş dünyasına stratejik mesajlar vererek, "Jeopolitik riskler artık haritalarda çizilen senaryolar değil ekonomileri, şirketleri ve toplumları doğrudan etkileyen gerçeklerdir. Belirsizlikten korkmak yerine belirsizliğe hazırlanmak zorundayız" dedi.


Küresel gerilimlerin ekonomik dengeler üzerindeki etkisine değinen Yavaş, bölgesel gelişmelerin göç hareketlerinden iş gücü piyasasına kadar birçok alanda zincirleme sonuçlar doğurabileceğini belirtti. İş dünyasının bu yeni dönemde refleksle değil veri, analiz ve stratejik akılla hareket etmesi gerektiğini vurguladı.



Tamer Saka: "Şirketlerin en büyük riski belirsizlik değil, hazırlıksızlık"


Toplantının konuk konuşmacısı olan yönetim danışmanı ve akademisyen Dr. Tamer Saka, ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide iş dünyasının güncel yönetim modellerini değerlendirdi.


Saka, kurumsal yönetimin şirket sürdürülebilirliğinde kritik rol oynadığını belirterek güçlü yönetişim yapılarının kriz dönemlerinde şirketleri ayakta tutan temel unsur olduğunu ifade etti. Belirsizlik çağında liderliğin en önemli becerisinin öngörü değil, uyum sağlama kapasitesi olduğunu söyleyen Saka, değişime hızlı adapte olabilen organizasyonların rekabette öne çıktığını vurguladı.


Saka, risk yönetimine ilişkin değerlendirmesinde ise "Başarılı şirketler riski yok etmeye çalışmaz onu ölçer, anlar ve yönetir" dedi. Ekonomik dalgalanmaların güçlü kurumlar için yeniden yapılanma fırsatı sunduğunu belirten Saka, kriz dönemlerinde yatırım yapan ve insan kaynağını güçlendiren şirketlerin uzun vadede avantaj sağladığını söyledi.



Aile şirketlerinde kritik rehber: "Aile Anayasası"


Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri aile şirketlerinin sürdürülebilirliğini belirleyen en önemli kurumsal araçlardan biri olan Aile Anayasası üzerine yapılan değerlendirmeler oldu.



"Aile anayasası nedir, neyi çözer?"


Dr. Tamer Saka aile ile şirket arasındaki ilişkinin kurallara bağlayan, rollerin sınırlarını belirleyen ve muhtemel krizleri daha ortaya çıkmadan yöneten stratejik bir yol haritası olduğunu belirterek, "Aile anayasası çatışmaları bitirmez ama çatışmaların şirketi yıkmasını engeller. Kurallar, duyguların önüne geçtiğinde kurumlar ayakta kalır. Aile anayasası özellikle kuşaklar arası yetki devri, ortaklık yapısının korunması, görev tanımlarının netleşmesi, aile bireylerinin şirkette çalışma kriterleri, kar dağıtım prensipleri konusunda çözüm sunar" dedi. Saka, hiçbir metnin tek başına harikalar oluşturamayacağını belirterek, aile anayasasının kültürle desteklenmediği durumlarda etkisinin sınırlı kalacağını da vurguladı.



"İyi bir aile anayasasının olmazsa olmaz maddeleri"


Saka, başarılı bulduğu aile anayasalarında ortak görülen temel başlıkları da katılımcılarla paylaştı. Aile üyelerinin şirkette görev alabilme kriterleri, liderlik devri planı, yönetim kurulu ile aile konseyi ayrımı, hisse devri kuralları, kriz durumlarında karar alma mekanizması. Bu maddelerin varlığının şirketleri kuşaklar arası geçiş risklerine karşı koruduğunu belirten Saka, sözlerini şu dikkat çekici cümleyle tamamladı:


"Şirketleri krizler değil, kuralsızlık yıkar. Kurallar varsa krizler yönetilir."



ANTGİAD: ortak akıl, ortak gelecek


Toplantı sonunda değerlendirmede bulunan ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, derneğin iş dünyasını yalnızca ekonomik başlıklarda değil, strateji, yönetim, gelecek vizyonu ve küresel gelişmeler ekseninde bir araya getiren güçlü bir platform olduğunu belirtti.


Yavaş, önümüzdeki dönemde üyelerin rekabet gücünü artıracak bilgi platformları, ulusal - uluslararası iş birlikleri ve genç girişimcilere yönelik projelerin artarak devam edeceğini ifade etti.



ANTGİAD’da strateji ve vizyon buluşması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da erken rezervasyonlarda iptallere rağmen akış devam ediyor talep umudu sürüyor Antalya turizmi, savaşlar ve ekonomik sorunların gölgesinde 2026 yılının ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladı. POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu, Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9’luk daralma yaşandığını belirterek, "Şu ana kadar erken rezervasyonlarda yaklaşık yüzde 15 seviyesinde iptal yaşansa da, rezervasyon akışının devam etmesi sektör adına umut verici bir gelişmedir" dedi. Antalya, tarihi ve antik değerleri, doğal güzellikleri, güçlü konaklama altyapısı ve alternatif turizm imkanlarıyla dünyanın en önemli turizm destinasyonları arasında yer alıyor. Dünyada en çok yabancı turist ağırlayan ilk 10 şehir arasında gösterilen kentte, savaşlar, jeopolitik riskler ve ekonomik sorunlara rağmen turizm hareketliliği devam ediyor. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Antalya turizminin 2026 yılının ilk 4 ayındaki görünümünü değerlendirerek, önümüzdeki aylarda talep artışı beklentisi içinde olduklarını söyledi. "Geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9’luk daralma söz konusu" Antalya’nın yılın ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladığını belirten Saatçioğlu, Orta Doğu’daki savaşın turizm hareketliliği üzerinde etkili olduğunu ifade etti. Saatçioğlu, "Antalya turizmi 2026 yılının ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladı. Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9’luk bir daralma söz konusu. Ancak bu tabloyu değerlendirirken sadece kış dönemine değil, ileriye dönük rezervasyon akışına odaklanmak gerekiyor" dedi. "Rezervasyon akışının devam etmesi umut verici" Erken rezervasyonlarda iptaller yaşandığını ancak talebin tamamen kaybolmadığını vurgulayan Saatçioğlu, sektörün ileriye dönük rezervasyon akışını yakından takip ettiğini kaydetti. Saatçioğlu, "Şu ana kadar erken rezervasyonlarda yaklaşık yüzde 15 seviyesinde iptal yaşansa da, rezervasyon akışının devam etmesi sektör adına umut verici bir gelişmedir. Bu da talebin tamamen kaybolmadığını, sadece kısa vadede temkinli hareket edildiğini gösteriyor" diye konuştu. "İlerleyen aylarda talebin güçleneceğini öngörüyoruz" Önümüzdeki süreçte savaşın etkisinin azalması ve jeopolitik risklerin düşmesiyle birlikte Antalya’ya yönelik talebin yeniden güçlenmesini beklediklerini dile getiren Saatçioğlu, kentin turizmde güçlü bir deneyime sahip olduğuna dikkat çekti. Saatçioğlu, "Önümüzdeki süreçte savaşın azalma eğilimine girmesi ve jeopolitik risklerin düşmesiyle birlikte, ilerleyen aylarda talebin daha da güçleneceğini öngörüyoruz. Antalya, güçlü altyapısı ve deneyimiyle bu süreci yönetebilecek kapasiteye sahiptir. Şunu da belirtmek isterim; golf, futbol ve sağlık turizminde her geçen yıl kış aylarında yoğun rezervasyon artışı kaydetmekteyiz" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Diyarbakır’da bacalar dijital takipte: Yangın riski ortaya çıkmadan müdahale ediliyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, geliştirdiği dijital takip sistemiyle bacaları düzenli olarak denetleyerek yangın ve zehirlenme risklerini ortaya çıkmadan önlüyor. Hayata geçirilen uygulama sayesinde hem can ve mal güvenliği korunuyor hem de baca kaynaklı yangınlarda dikkat çekici bir düşüş sağlanıyor. İtfaiye Dairesi Başkanlığı, önleyici faaliyetler kapsamında yangın riskini ortadan kaldırmak ve muhtemel zehirlenmelerin önüne geçmek için baca temizlik işlemlerine devam ediyor. Olası baca kaynaklı yangın ve zehirlenmelerin önüne geçmek amacıyla İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ile ortaklaşarak bir yazılım programı geliştirdi. Yazılım sayesinde Diyarbakır’daki tüm işletmeler ve konutlar dijital bir harita üzerinde bir araya getirildi. Sistem, sadece bir veri tabanı olmanın ötesinde, tıpkı bir "yaşam nöbetçisi" gibi çalışıyor. İşletmeler için restoran ve lokantalar gibi yoğun baca kullanımı olan iş yerlerinde 3 ayda bir, fırınlarda 6 ayda bir, kömür ve odun kullanılan konutlarda ise yılda 1 kez yapılması gereken temizlik zamanları sistem tarafından otomatik olarak takip ediliyor. Vatandaşların temizlik takvimini unutma ihtimaline karşı sistem, ilgili hane veya iş yeri sahibine otomatik bilgilendirme SMS’i gönderiyor. Bu hatırlatmanın ardından İtfaiye Dairesi bünyesindeki uzman "Baca Amirliği" ekipleri devreye girerek profesyonel temizlik ve denetim sürecini başlatıyor. Odak noktası insan ve güvenlik Bu çalışmanın temelinde iki kritik hedef yer alıyor, yangın riskini sıfırlamak. Bacalarda biriken yağ ve kurum tabakaları, küçük bir kıvılcımla büyük çatı yangınlarına dönüşebiliyor. Ekipler, bu yakıt kaynağını henüz parlamadan temizleyerek yangın vb. tehlikelerin önüne geçiyor. Tıkanıklık nedeniyle geri tepen dumanın yol açtığı karbonmonoksit zehirlenmeleri, bu sistemli temizlik sayesinde bir risk olmaktan çıkıyor. Büyükşehir Belediyesi, kurduğu bu dijital denetim mekanizmasıyla vatandaşları sadece yangın anında kurtarmayı değil, o yangının hiç çıkmamasını sağlamayı amaçlıyor. Müdahale eden değil, önleyen bir sistemle mal kayıplarının da önüne geçiliyor. Yazılım sonrası baca yangınlarında düşüş yaşandı Sistem devreye girmeden önce 2024-2025 yılları arasında 18 aylık zaman aralığında baca kaynaklı 264 yangın olayına müdahale eden ekipler, geliştirilen yazılım programı sonrasında 10 aylık zaman diliminde 36 baca yangınına müdahalede bulundu. Konuya dair bilgi veren İtfaiye Eğitim Şube Müdürü İhsan Gezer, İtfaiye Yönetmeliğinde baca temizliğinin itfaiyenin asli görevleri arasında olduğunu belirterek, baca temizlik hizmetinden lokantalar, restoranlar, iş yerleri ve aynı zamanda bacalı konutların yararlandığını söyledi. Baca temizliğiyle muhtemel yangın felaketlerinin önüne geçtiklerini vurgulayan Gezer, sistem kurulmadan önce bu temizliğin iş yerlerinin başvurusu ile gerçekleştiğini, bunu daha sistematik bir hale getirmek için yazılım programı geliştirdiklerini ifade etti. Sistem dahilinde Diyarbakır il sınırları içerisinde ve kırsal ilçelerde baca kullanan tüm iş yerlerini kayıt altına aldıklarını kaydeden Gezer, ayrıca kömür veya odun kullanan haneleri de sisteme tanımladıklarını belirtti. ‘’Lokantalar 3 ayda, fırınlar 6 ayda bir baca temizliği yapıyor’’ Gezer, oluşturdukları sistemle lokantalarda 3 ayda bir, fırınlarda 6 ayda bir ve konutlarda yılda bir baca temizliğini zorunlu hale getirdiklerini, temizlik sonrası tarihin sisteme girildiğini ve bir sonraki temizlik zamanı geldiğinde iş yerleri ile konutlara otomatik SMS gönderildiğini, ardından ekiplerin temizlik için harekete geçtiğini ifade etti. Sistemin devreye girmesiyle baca yangınlarında ciddi bir düşüş yaşandığına dikkat çeken Gezer, "2025 yılında bu sistemi kurduktan sonra baca yangınlarında ciddi bir düşüş yaşandı. Biz bunu daha sistemli bir şekilde ilerletmeye karar verdik. Zabıta Daire Başkanlığımızı da işin içine katarak temizlikten kaçınan iş yerlerine ve konutlara cezai bir sistem uygulamaya başladık. Olası felaketlerin önüne geçmek için bu işi sistemli, programlı bir şekilde yürütmeye kararlıyız" dedi. Sistemle baca yangınlarından kaynaklanabilecek can ve mal kayıplarını sıfıra indirmeyi hedeflediklerini dile getiren Gezer, "Çok üzücü olaylar yaşamıştık. Daha önce baca yangınlarından kaynaklı çatı yangınları çıkmıştı. Bu çatı yangınlarında yaralanan arkadaşlarımız ve vatandaşlarımız olmuştu. Bu programdaki ana mantalite şu: Can ve mal kaybını sıfıra indirmek. İleriki süreçte bunu geliştirerek sürdüreceğiz" diye konuştu. ‘’Sistemde kayıtlı bin 36 iş yeri var’’ Sisteme kayıtlı bin 36 iş yerinin bulunduğunu aktaran Gezer, bunlardan 673’ünün lokanta, 363’ünün fırın ve 12’sinin de bina olduğunu aktardı. Gezer, "Diyarbakır genelinde bacası olan tüm işletmeleri ve konutları sisteme yüklemiş durumdayız. Yıl içerisinde bunların temizliğini yapıyoruz ve baca yangınlarında ciddi bir düşüş yaşadık. Şimdi bu sistemi daha da geliştirmek için çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Diyarbakır’da yeme-içme sektöründe faaliyet yürüten işletme sahibi Emrullah Omar, baca temizliğini sürekli belediye ile birlikte yürüttüklerini ve verilen hizmetten memnun olduklarını söyledi. Daha önce baca temizliğinin 6 ayda bir yapıldığını, artan risklerden dolayı zaman aralığının 3 aya düşürüldüğünü ifade eden Omar, "Her 3 ayın sonunda zaten bize belediyeden resmi mesaj geliyor. Bu tarihte bacanız temizlenecek diye. Geldikleri zaman da en iyi şekilde bacalarımızı temizleyip gidiyorlar" dedi. Bunun dışında kendisine ait özel bir baca temizleyicisinin olduğunu belirten Omar, onun da belirli periyotlarda bacanın iç kısmını temizlediğini, dış kısmının ise İtfaiye ekipleri tarafından temizlendiğini ifade etti. ’’Bacalar zamanında temizlenmediğinde yüksek risk oluşturur’’ Omar, işletmelerinde kebap ocağı ve fırın için ayrı bacalar kullandıklarını, tek baca olması durumunda riskin daha yüksek olacağını belirterek, özellikle yağlı olan kebap ocağı bacasında tutuşma ihtimalinin daha fazla olduğunu; temizliklerin zamanında yapılmaması halinde yangın riskinin ciddi şekilde arttığını ve bunun hem iş yerine hem de bina sakinlerine zarar verebileceğini anlattı. Baca temizliği yapıldığında kendilerini daha güvende hissettiklerini belirten Omar, "Biliyoruz ki bacada temizlik yapılmış, daha rahatız o konuda. Önceden 6 ayda birdi. Tabii yılda iki defa olunca maliyet daha az oluyordu. Şimdi yılda 4 defaya çıkarıldı. Maliyet olarak biraz artış oldu ister istemez. Ama önemli değil. Çünkü sizi büyük bir yükten ve büyük bir sorumluluktan kurtarıyorlar. O yüzden temizlik her zaman şart. Bu konuda fiyata bakmamak lazım" ifadelerini kullandı.