ASAYİŞ - 06 Temmuz 2025 Pazar 16:23

Aslanın saldırısına uğrayan çiftçi o anları anlattı: "Biraz güçlü olmasaydım, şu anda bende belki de yoktum"

A
A
A

Antalya’da gece saatlerinde hayvan parkından kaçan Zeus isimli erkek aslan, fıstık tarlasında uyuyan çiftçiye saldırdı. Vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan çiftçi Süleyman Kır, o anları cep telefonu kamerasına anlattı. Kır, "Biraz güçlü olmasaydım, şu anda bende belki de yoktum. Başka birisi olsa kendini savunamasa ölmüştü" dedi.

Dün gece saat 03.30 sıralarında Manavgat’ın Ilıca Mahallesi D-400 Karayolu üzerinde bulunan hayvan parkında meydana gelen olayda Zeus isimli erkek aslanın kafesinden kaçtığı ihbarı üzerine Kumköy Jandarma Karakolu ve Manavgat Emniyet Müdürlüğü ekipleri alarma geçti. Kısa sürede bölgeye gelen ve aslanın izini sürmeye başlayan ekipler, aslanın kaçtığı parka 700-800 metre ileride bir otelin arka kısmından gelen boğuşma sesleri üzerine sesin geldiği noktayla gitti. Burada Zeus’un bir vatandaşa saldırdığını gören polis ve jandarma ekipleri, havaya ateş ederek aslanı uzaklaştırdı. Zeus isimli aslan, sabaha kadar izini kaybettirdi. Sabah saatlerinde ormanlık alanda yeniden izine rastlanan aslan için Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi Manavgat Birimi, Jandarma HAYDİ ekipleri ve Manavgat Belediyesi’ne ait iş makineleriyle geniş çaplı arama başlatıldı. Saat 11.30 sularında ormanda bulunan Zeus, uzun uğraşlar sonucunda vurularak itlaf edildi.

Tarlasında uyuyan adama saldırdı

Aslanın saldırısına uğrayan kişinin uzun yıllardır bölgede çiftçilik ve hayvancılıkla geçimini sağlayan Süleyman Kır (53) ambulans olay yerine giremediği için kendi kamyonetinin kasasına konularak ambulansa ulaştırıldı. İlk müdahalesi Manavgat Devlet Hastanesi’nde yapılan Kır, buradan da doktor oğlu ile birlikte kendi araçları ile Antalya’ya geldi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne gelen Süleyman Kır, yolda aslanın kendisine saldırdığı anları cep telefonu kamerasına anlattı.

"Bir anda üzerime çöktü"

Gece eşiyle birlikte fıstık bahçesini suladıktan sonra kamyonetin yanında uyuduklarını ve saldırının da bu sırada gerçekleştiği söyleyen Süleyman Kır, "Sabah 04.30 - 05.00 sıralarıydı, fıstık bahçesini sulamak için tarladaydık. Bir ses geldi. Üzerimdeki battaniyeyi kaldırdığımda aslan üzerime çöktü. Bayağı bir mücadele ettim boğuştuk. O sırada baldırımdan ısırdı, boynunu sıktım. O sırada kaçtı, 10 metre ilerde dikildi biraz. Kolluk kuvvetleri anons etmeye başladı. Yakınlardı ama vurmak istemediler" dedi.

"Kendimi savunmasam ölmüştüm"

Yaşanan olayla ilgili sorumlulardan şikayetçi olacağını belirten Kır, "Çocuk parkı olmayacak yere hayvanat bahçesi yapıyorlar. Ne bir güvenlik var, ne bir şey var. Bunların sorumlusu kimse ruhsatı verenlerin hepsinden tek tek davacı olacağım. Mal sahibinden de davacı olacağım. Biraz güçlü olmasaydım, şu anda bende belki de yoktum. Başka birisi olsa kendini savunamasa ölmüştü. Kim verecek bunun hesabını. Kendi aracımızla Antalya’ya gidiyoruz. Hastaneden bir yatak dahi vermek istemediler. Şu halimle benden bir yatağı dahi sakındılar. Benim bu halim ney, ben yokta olabilirdim. 10 metreden silah sıktılar vuramadılar" ifadelerini kullandı.

"Babam hayatta olmayabilirdi"

Aslan’ın saldırısı sonucu yaralanan Süleyman Kır’ın Elmalı Devlet Hastanesi’nde doktor olarak görev yapan oğlu Ahmet Kır ise, babasının canını zor kurtardığını söyleyerek, "Sabaha karşı tarladayken, aslanın saldırısına uğradı. Aslanla boğuşarak canını zor kurtardı. Şu anda hayati bir tehlikesi yok ama vücudunda derin yaraları mevcut. Şu anda babamın hastanede tedavisi ile uğraşıyoruz, ama cenazesi ile de uğraşabilirdik. Hukuken bu olayın peşinde olacağız" şeklinde konuştu.

Ramazan Bozca

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Ferhat Arıcan: "İstanbul’un ’Spor Kenti’ olduğunu sadece Avrupa değil, tüm dünya izleyecek" Milli cimnastikçi Ferhat Arıcan, İstanbul’da düzenlenecek 2027 Avrupa Oyunları için, "İstanbul’un ’Spor Kenti’ olduğunu sadece Avrupa değil, tüm dünya izleyecek" dedi. Milli cimnastikçi Ferhat Arıcan, Brand&Sport Summit etkinliğinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 2025 yılının başarılı geçtiğini belirten Arıcan, "Avrupa Şampiyonası’nda birinci olarak finale kaldım. Üçüncü Avrupa şampiyonluğuma çok yakındım. Sadece dünya şampiyonası madalyası eksik. Bu yıl Rotterdam’da dünya şampiyonası olacak. İnşallah koleksiyonumun son parçasını Rotterdam’da tamamlayacağım. Dördüncü kez olimpiyat oyunlarına gitmek istiyorum. 2028 Olimpiyat Oyunları, benim dördüncü katıldığım olimpiyat olacak. Cimnastik ve spor tarihine de böylece geçmek istiyorum" şeklinde konuştu. 2027 Avrupa Oyunları’nın İstanbul’da düzenlenecek olmasıyla ilgili de Ferhat Arıcan, "Ülkemizde böyle büyük bir organizasyonun yapılması, bizim için büyük bir gurur. 2036 Olimpiyat Oyunları’na aday olduğumuz için bu organizasyon, prova olacak. Bu sadece bir spor aktivitesi değil. Kültürel mirasımızı ve organizasyonları çok iyi bir şekilde yaptığımızı göstermeliyiz. İstanbul’un ’Spor Kenti’ olduğunu sadece Avrupa değil, tüm dünya izleyecek. 2036 Olimpiyat Oyunları’na adaylığımız için 2027 Avrupa Oyunları çok önemli" diye konuştu.
İstanbul Merve Dinçel Kavurat: "Tek hedefim 2028 Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmak" Milli taekwondo Merve Dinçel Kavurat, tek hedefinin 2028 yılında düzenlenecek Los Angeles Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmak olduğunu söyledi. Milli taekwondocu Merve Dinçel, Brand&Sport Summit etkinliğinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çin’de Türk taekwondosunun tekrar dünya şampiyonu olduğunu söyleyen Dinçel, "Bu bizler için çok önemli ve değerliydi. Ben 2023 yılında da dünya şampiyonu olmuştu. 2025 yılında da dünya şampiyon oldum. Ama 2023’te farklı sıklette şampiyon olmuştum. Şimdi farklı sıklette dünya şampiyonu oldum. Bu başarabilen ilk taekwondocuyum. Bunun için çok gururluyum. Geriye dönüp baktığımda bir turnuva hariç turnuva kaybetmedim, altın madalya almadığım bir turnuva olmadı. Bunun da gururunu yaşıyorum. Bunun da istikrarını sürdürmek için çalışmaya devam ediyorum" diye konuştu. Çok daha başarılı bir şekilde ilerleyeceklerine inandığını söyleyen milli sporcu, "Başkanımız Bahri Tanrıkulu, taekwondonun içinden gelmiş, 3 dünya şampiyonu olmuş bir başkan. Eminim ki Türk taekwondosunu daha ileri seviyeye taşımanın en güzel yolunu bulacaktır. Biz de onun arkasından onun adımını takip edip iyi sporcular olacağımıza eminim" dedi. "50’den fazla Avrupa ülkesinin, ülkemizde misafir edeceğiz" 2027 yılında Avrupa Oyunları’nın İstanbul’da yapılacağının hatırlatılması üzerine Merve Dinçel Kavurat, "Bizler için çok önemli. Büyük bir gurur kaynağı. 50’den fazla Avrupa ülkesinin, ülkemizde misafir edeceğiz. Avrupa kıtasındaki elit sporcuları göreceğiz. Bu bizler için çok büyük bir şans. Diğer türlü de altyapı sporcular için de çok büyük bir şans olacak. Takip ettikleri branşlarda ilgilendikleri sporcuları görme şansları olacak. Bence bunlar çok değerli" ifadelerini kullandı. "Hedefim 2028 Olimpiyatları’nda altın madalya" Hedefinin 2028 Olimpiyatları olduğunu vurgulayan Dinçel, "Benim tek eksik altın madalyam olimpiyatlar. Bunun için sıfırdan başlamış, hiçbir olumsuz şey yaşamamışçasına çalışmaya devam eden Merve’yi göreceğiz. İnşallah tek eksik altın madalyamı oradan alıp, yoluma devam edeceğim" değerlendirmesinde bulundu.
Kastamonu Kastamonu’da bir kişinin öldüğü bıçaklı kavgayla ilgili yargılama başladı Kastamonu’da iki aile arasında çıkan ve bir kişinin bıçaklanarak öldüğü bıçaklı kavgayla ilgili sanığın yargılanmasına başlandı. Olay, 14 Ağustos 2024 tarihinde Cide ilçesine bağlı Cumhuriyet Mahallesi Muzaffer Güzelant Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aynı binada yaşayan ve daha önce aralarında husumet bulunan iki aile arasında kavga çıktı. Kavga sırasında Yılmaz Fayiz bıçaklanarak öldü. Olayın ardından gözaltına alınan 62 yaşındaki Şaban K. tutuklandı. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde Şaban K. hakkında "kasten öldürme" suçundan dava açılan dava görülmeye başlandı. Duruşmada sanık, tanıklar, müştekiler ve avukatlar hazır bulundu. "Ben kimseyi öldürmedim, ben bıçaklamadım" Duruşmada kendisini savunan sanık Ş.K., "Yılmaz, çocukluk arkadaşımın oğlu oluyor. Aramızda da herhangi bir şekilde husumet yoktu. Ben kimseyi öldürmedim. Ben bıçaklamadım. Nasıl bıçaklandığını, nasıl öldüğünü bilmiyorum. Olayın sabahında Yılmaz, kızımı darp etmiş. Olayın olduğu gece kızım ile birlikte apartmana kamera takıyorduk. Bu sırada telefon geldi. Biz de aşağıya indik. Ben kızımın yanında kalıyordum. Yılmaz’ın kızım ile arasında ilişki olduğunu zannedip, eşi Ş.F. kıskançlık krizine girmiş. Sabahki olay bundan kaynaklanmış. Yılmaz ile konuşurken bir anda kavga çıktı. Ellerinde beyzbol sopası, demir çubuk vardı. Hatta daha önce yapılan şikayetler nedeniyle uzaklaştırma kararı vardı. Onu da dinlemediler. Benim öldürme amaçlı hiç kimseye karşı art niyetim yok. Kavga çıkınca, kızımı koruma amaçlı, korkutmak için yerden aldığım bıçağı salladım. Bıçağın kime ait olduğunu bilmiyorum" dedi. "Şikayetçi olduğum için korktuklarından ifadelerini değiştirdiler" Maktul Yılmaz’ın eşi Ş.F. ise, "Sanığın kızı B.K. ve Yılmaz’ın ilişkileri ortaya çıktı. B., ben yokken eve geliyormuş. B. arkadaşım, daha önce de geliyordu ama ben eşime güveniyordum. B.K., Yılmaz’ın mesajlarını da bana yolluyordu. Olayın olduğu günün sabahı benim hiçbir bilgim yoktu. Çocuğum gelip söyledi, sesleri de duymadım. Yılmaz ve B. arasında kavga olmuş, ben yoktum. E.Ç., eşimden sonra bana saplantılı olduğu için şikayetlerde bulundum. Benimle ilişkisi olduğunu söylüyor, telefon mesajlaşmalarından bahsediyorlar. Başından neden söylememişler. Şu anda söylemeyecektiler. Burada farklı konuşmayacaklardı. Ben bunlardan şikayetçi olduğum için ifadelerini değiştirdiler. Hiçbir şeklide ifadeleri kabul etmiyorum. Şikayetçiyim" diye konuştu. "Ben, bıçak vururken babamı görmedim" Sanık Ş.K.’nin kızı B.K. de, "Ş.F. ile arkadaştık. Ş.F. ile E.Ç. arasında ilişki vardı. 2024 yılında aramızda sorunlar başladı. Ş.F., beni E.Ç.’den kıskanmaya başladı. Yılmaz da bana takılıyordu. Ş.F. kıskançlığı başlayınca ben uzaklaştım. Ama Ş.F. bana kafayı taktı ve olaylar daha da büyüdü. Ben, kimseyle bir ilişki yaşamadım. ’Ses kayıtları var’ dediler, ben de yanlarına konuşmaya gittim. Sürekli beni takip ediyorlardı. Ses kaydı alıp Ş.F.’ye söyleyeceklerdi. 8 ay boyunca sorunlar yaşadık. Yılmaz, olay gününün sabahı köpekleri beslemek için dışarı çıkıp beni bekliyormuş. Ben dışarı çıkınca üzerime çullandı. Hakaretler etti, beni taciz etti. Tekme atıp, yumruk vurdu. Beni daha önce de dövdüler. Sonra hastaneye gittim, ardından karakola gidip şikayette bulundum. Yılmaz’ın öldüğü gece herkes evdeydi. Eşim, sabahki olay için E.Ç.’yi aradı. E.Ç., ’ben geliyorum, sen de aşağıya in, yüzleşsinler, bu iş de bitsin’ demiş. Babam aşağıya inince Ş.F. küfürler etmeye başladı. Beni de görünce çılgına döndü. Ş.F. hem eşime hem de bana hakaretler ediyordu. Ben, babamın elinde bıçak görmedim. Beni darp ediyorlardı, ellerinden kurtulmaya çalışıyordum. Ben, boğuşma esnasında kafamı kaldırdım ve Yılmaz’ın elindeki demir sopayı gördüm. Babamın elinde de bir süre sonra bıçak gördüm. Babam, ’karakolda ben yaptım’ dedi. Ben, bıçak vururken babamı görmedim. Babam, elini başına koymuş şok içerisindeydi. Ben, Yılmaz’ın öldüğünü karakolda öğrendim, bilmiyordum. Şu anda korkumdan dışarı çıkamıyorum, sürekli panik halindeyim" şeklinde konuştu. "Şaban’ın bıçağı sallayıp Yılmaz’ın koluna doğru vurduğunu gördüm" Tanık E.Ç.’nin eşi S.Ç. ise, "Bir olay olduğunda sürekli eşim E.Ç.’den yardım isteniyordu. Yılmaz, olay günü yine eşimi aradı. ’B.K.’yi dövdük, yardım et, karakoldayız’ dedi. Hastaydım, B.K. bana çay getirdi. Ş.F.’nin B.K. ile arası bozuktu. Benim de aramı bozmaya çalışıyordu. Ş.F.’nin eşi Yılmaz, B.K.’yi aradı ve karısıyla boşanacağını söyleyip, ’seni alacağım’ diyordu. B.K., sesi hoparlöre vermişti. Biz şoke olmuştuk. B.K., ’ben bu adamdan bıktım’ dedi. Ş.F., sürekli Yılmaz’ı darlıyor, dolduruyordu. Yılmaz da sürekli B.K.’yi dövüyordu. Kendi başını da bizim başımızı da yedi. Olay günü yine B.K.’yi dövmüştü. Ben de ’bu olay böyle gitmez, sonunda bir şey olacak’ dedim. E.K.’ye gitmeyelim, başımız belaya girer dedim. E.Ç. de ’bir şey olmaz, gidelim’ dedi. B.K. korkuyordu, Yılmaz kontrolden çıkmıştı. Kavgada bıçağı sanığa bıçağı R.K.’nin verdiğini gördüm. Şaban’ın bir kere bıçağı sallayıp Yılmaz’ın koluna doğru vurduğunu gördüm. B.K.’yi sıkıştırıp dövüyordu. Ben, B.K.’yi kurtarmaya çalıştım. Saçı ellerinde kalmıştı" ifadelerini kullandı. "Suçu bana yıkmaya çalıştılar" Tanık E.Ç. de Ş.F. ile aralarında 10 yıldır ilişki olduğunu iddia ederek, "Sanığın elinde bıçak yoktu. R.K.’nin elinde bıçak vardı. Şaban’a bıçağı R.K. verdi. Ben de baldırımdan yaralandım. Herkes birbirine vurmaya başladı. R.K. elinde bıçak vardı. Ben, Yılmaz’ı kurtarmaya çalıştım ama herkes birbirine vurmaya başlayınca ortalık karıştı. Benim elimde bıçak yoktu. Suçtan herkes kendisini kurtarmak istediği için suçu bana yıkmaya çalıştılar" dedi. "Yılmaz’ın nasıl bıçaklandığını görmedim" Tanık R.K. de, "Eşimin saçlarını yoldular. Bize saldırdılar. Bu sırada Yılmaz’ın nasıl bıçaklandığını görmedim. Kavgayı ayırınca hastaneye tedavi olmaya gittik. Ben, Şaban’ın elinde bıçak da görmedim. E.Ç.’nin elinde küçük çakı şeklinde bir bıçak vardı" dedi. Sanık Ş.K.’nin eşi F.K. ise, Yılmaz Fayiz’in kızını darp ettiği için defalarca şikayetçi olduklarını belirterek, "Olay günü Yılmaz, yine kızımı darp etmiş. Biz de şikayetçi olduk. Kızım, ’anne sürekli beni dövüyor, bir gün beni öldürecek’ dedi. Ş.F., sürekli Yılmaz’ı dolduruyordu, hakaretler ediyordu. Aşağıya indiğimde kavga başlamıştı. Hikmet’in başında kan vardı. Benim de başım kanadı. Eşimin elinde bıçak görmedim. Yılmaz’ın nasıl öldüğünü bilmiyorum" diye konuştu. Müşteki M.F., Y.T., H.K. ve H.A., sanıktan şikayetçi olduklarını belirterek, bıçağı verdiği iddia edilen R.K. hakkında da dava açılmasını talep etti. Savunmaların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti vücudunda 3 bıçak yarası bulunan Yılmaz Fayiz’in adli emanette bulunan bıçakların hangisinin ölümüne sebebiyet verdiğinin araştırılması için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasını kararlaştırdı. Sanığın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe ertelendi.
Malatya Başkan Er, " Malatya daha güvenli daha dirençli bir şehir oldu" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’yı tek merkezli değil çok merkezli bir şehir olarak planladıklarını ifade ederek, "Malatya daha güvenli ve daha dirençli bir şehir oldu" dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, 6 Şubat depremlerinin yıldönümü dolayısıyla Malatya Valiliği tarafından düzenlenen anma programına katıldı. 6 Şubat Deprem Şehitleri Anıtı’nda düzenlenen anma programı kapsamında Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından dua edilmesi sonrası Başkan Er, anıta deprem şehitleri anısına karanfil bıraktı. Vali Seddar Yavuz ile birlikte şehitlerin kabirlerini de ziyaret eden Başkan Er, ailelerin acılarını paylaştı. 6 Şubat Deprem Şehitleri Anma programında bir açıklama yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Asrın felaketi diyoruz ama belki de ‘Asırların Felaketi’ dememiz gerekir. Gerçekten benzeri görülmemiş bir afetti. 11 ili kapsayan çok ağır bir deprem yaşadık. Malatya’da ise Allah’a hamdolsun, hasar büyük olmasına rağmen can kaybı oranı diğer bazı illere göre daha azdı. Ancak bu durum dışarıdan bakıldığında Malatya’da çok fazla yıkım yokmuş gibi bir algı oluşturdu. Oysa Malatya, Hatay’dan sonra en fazla yara alan ikinci il oldu. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına sabırlar temenni ediyorum. Hâlâ tedavi ve rehabilitasyon sürecinde olan kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum" dedi. Malatya’nın çok ağır bir yıkım yaşamasına rağmen yeniden ayağa kalkmasının şükrünü yaşadığını dile getiren Başkan Er, "Evet, çok ağır bir yıkım yaşadık. Ama Allah’a hamdolsun yeniden ayağa kalktık. 6 Şubat kalbimizde acı bir hatıra olarak kaldı fakat aynı zamanda bize büyük bir dayanışmayı, birlik ve beraberliği de gösterdi. Devletimizin tüm kurumlarını sahada gördük, hâlâ da görmeye devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, bakanlarımızın yoğun destekleri özellikle Murat Kurum Bakanımız ve İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya başta olmak üzere tüm kurumların sahadaki gayreti gerçekten çok kıymetliydi. Yerelde Sayın Valimizle, milletvekillerimizle, belediye başkanlarımızla ve vatandaşlarımızla güçlü bir sinerji oluşturduk. Depremin ilk anında canlarımızı kurtarmaya odaklandık, ardından barınma sorununu çözmeye çalıştık. Devlet-millet el ele vererek çok büyük bir dayanışma ortaya koydu. Böyle bir birlikteliğin başka milletlerde kolay kolay görülemeyeceğini düşünüyorum" şeklinde konuştu. Malatya’da 121 bin konutun inşasının tamamlama aşamasına geldiğini ifade eden Başkan Er, "Bunun 105 bini TOKİ ve Emlak Konut eliyle, yaklaşık 17 bini ise yerinde dönüşüm projeleriyle yapılıyor. Biz, iki yılda 121 bin bağımsız bölümü bitirme noktasına geldik. Bu büyük afeti bir fırsata çevirmek istiyoruz. Acılarımızı unutmayacağız ama sürekli deprem vurgusuyla moral bozmak yerine daha dirençli ve yaşanabilir bir şehir kurmaya odaklanıyoruz. Şu anda gerçekten yeni bir Malatya inşa ediyoruz. Artık Malatya’yı tek merkezli değil, çok merkezli bir şehir olarak planladık. Yeni yaşam merkezleri oluştu, bazıları ileride ilçe olabilecek potansiyele sahip. Barınmanın yanında güçlü altyapı da gerekiyor. Bu kapsamda yaklaşık 35 milyar liralık altyapı yatırımı yapıyoruz. Altyapının neredeyse tamamı yenileniyor. Bunun 20 milyar lirası TOKİ ve Emlak Konut tarafından, 15 milyar lirası ise MASKİ tarafından sağlanan finansmanla gerçekleştiriliyor. Ayrıca sosyal donatılar, yaşam alanları, eğitim ve kültür tesisleri kuruyoruz. Malatya’yı "kütüphaneler şehri" ve "sporun şehri" yapma hedefi koyduk. Bölgenin en büyük, 7/24 açık olacak kütüphanesini inşa ediyoruz. Bunun yanında 5 büyük spor kompleksi ve yaklaşık 40 yeni spor alanı oluşturuyoruz. Bu yatırımlar arttıkça Malatya çok daha yaşanabilir bir şehir hâline gelecek. Buradan göç etmiş hemşehrilerimize de seslenmek istiyorum. Gelip Malatya’yı yeniden görün. Malatya artık eskisinden daha güzel, güvenli ve dirençli bir şehir oldu. Çarşılarımız açılıyor, esnafımız dükkânlarına kavuşuyor, vatandaşlarımız evlerine yerleşiyor. Bir dönem 120 bin vatandaşımız konteynerde yaşıyordu, bugün bu sayı 36 bine düştü. İnşallah 2026 yılı içinde bu süreci tamamen tamamlayacağız. Tüm hemşehrilerimizi yeniden Malatya’ya dönmeye davet ediyorum. Yeni, farklı ve daha umutlu bir Malatya’da birlikte yaşayalım" diye konuştu.