GÜNDEM - 18 Şubat 2026 Çarşamba 12:46

AÜ Rektörü Prof. Dr. Özkan’dan Antalya’ya susuzluk uyarısı: "Şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir"

A
A
A
AÜ Rektörü Prof. Dr. Özkan’dan Antalya’ya susuzluk uyarısı: "Şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir"

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya’nın karşı karşıya olduğu en kritik tehdidin su kıtlığı olduğunu belirterek, çevresel sürdürülebilirlik konusunda uyarılarda bulundu. Susuzluk riskiyle birlikte yeşil alan kaybına da dikkat çeken Özkan, "Her alanda şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı, göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var. Bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk. Yeşilliği katlediyoruz. Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor" dedi.


Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, tıp alanındaki yenilikler, üniversite hastanesinin mevcut durumu ve Antalya’nın öncelikli sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İhlas Haber Ajansı Antalya Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret eden Özkan, rahim naklinde dünya çapında elde edilen başarıdan yapay zekânın tıptaki rolüne, yeni hastane yatırımından su kıtlığına kadar birçok başlıkta dikkat çeken mesajlar verdi.



Rahim naklinde dünya literatürüne giren başarı


Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 2011 yılında dünyadaki ilk kadavradan rahim naklini gerçekleştirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu yöntemin dünya genelinde birçok merkeze örnek olduğunu söyledi. Özkan, "Biz 2011 yılında ilk rahim naklini yaptıktan sonra dünyada birçok ülke bu alana yöneldi. Önce İsveç, ardından Amerika’yı takip eden Almanya, Çin, Hindistan gibi ülkelerde rahim nakli deneyimleri gerçekleştirildi. Dünyada bugün 100’ün üzerinde rahim nakli yapıldı ve bu nakillerden doğan çocuklar var. Bunun öncüsü olmak bizim için büyük bir onur" dedi.


Rahim nakli çalışmasının ilk dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını belirten Özkan, proje hazırlıklarının uzun süre göz önünde olmadığını vurgulayarak, "Çalışmalarımızın büyük bölümü bilimsel altyapı aşamasında ilerledi. Naklin gerçekleştirilmesi dünya genelinde güçlü bir etki oluşturdu" dedi.



"Deneysel aşamadan klinik gerçekliğe ulaştı"


Robotik, laparoskopik yaklaşımlar ile canlı ve kadavradan nakiller gibi yeni yöntemler gelişse de temel tekniğin aynı kaldığını ifade eden Özkan, "2011’de ilk deneysel aşamada olan rahim nakli, bugün klinik gerçeklik düzeyine ulaştı. Robotik cerrahi var, laparoskopik yöntemler var. Canlıdan ve kadavradan nakiller yapılıyor. Ancak kullanılan temel teknik hâlâ ’Özkan tekniği’" şeklinde konuştu.


Üniversite bünyesinde bugüne kadar iki rahim nakli gerçekleştirildiğini söyleyen Özkan, her iki vakada da başarılı sonuçlar alındığını ve bir erkek ile bir kız çocuğunun dünyaya geldiğini kaydetti. Özkan, seri nakiller yerine hasta güvenliği ve yaşam kalitesine odaklandıklarını vurguladı.



Kafa ve beyin nakli tartışmaları


Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen kafa ve beyin nakli konularına da değinen Özkan, mevcut bilimsel sınırlamalara işaret ederek, "Bugün için en büyük engel sinir iyileşmesi. Merkezi sinir sistemindeki bir kesi sonrası iletimi yeniden sağlamak mümkün olmuyor. Hayati fonksiyonları ya da hareketi geri getiremiyoruz. Dünyada bu konuda yoğun çalışmalar var, ancak şu an için uygulanabilir bir tablo yok. Bilimsel engeller aşılmadan bu konular teorik düzeyde kalmaya devam ediyor" dedi.



"Yapay zekâya hiçbir alan tamamen devredilmedi"


Tıpta yapay zekâ kullanımının giderek arttığını belirten Özkan, özellikle veri analizi ve tanı süreçlerindeki katkıya dikkat çekti. Özkan, "Yapay zekâ bize en çok verileri analiz etme noktasında hız kazandırıyor. Doğru yönlendirme sağlıyor. Ancak sistem, girilen veri doğrultusunda çalışır. Veri olmadan doğru sonuç üretmesi mümkün değil. Onkoloji alanında ise bazı ‘pathway’leri, yani biyolojik yolakları tespit etmek amacıyla yapay zekâdan yararlanıyoruz. Yapay zekânın aktif kullanıldığı alanlar var ancak bugün itibarıyla hiçbir alanı tamamen yapay zekâya bırakmış değiliz" şeklinde konuştu.


Özkan, yakın gelecekte yapay zekânın en yoğun kullanılacağı alanların radyoloji ve patoloji gibi görüntüleme temelli branşlar olacağını da sözlerine ekledi.



Yeni hastane yatırımı


Üniversite hastanesinde randevu ve ameliyat bekleme sürelerine ilişkin değerlendirmede bulunan Özkan, nisan ayında yaşanan yangının kapasiteyi etkilediğini belirtti. Özkan, "Yangın sonrası küçülmeye gitmek zorunda kaldık. Akdeniz Üniversitesi sadece Antalya’ya değil, birçok şehre hizmet veren bir hastane. Bundan gurur duyuyorum. Ancak bu yer sıkıntısı bizi bir hayli üzüyor. 900 yataklı yeni hastaneyi 2026 sonunda devralabilirsek önemli bir rahatlama sağlanacak" dedi.


MR çekim sürelerinde belirgin iyileşme sağlandığını söyleyen Özkan, hedeflerinin daha kısa bekleme süresi olduğunu vurgulayarak, "Göreve geldiğimizde MR için aylar süren randevular vardı. Şimdi birkaç güne indi. Hedefimiz aynı gün ya da ertesi gün çekim" diye konuştu.



Hasta memnuniyeti ve ‘güler yüz’ hassasiyeti


Sağlık hizmetinde insan faktörünün belirleyici olduğunu ifade eden Özkan, hasta memnuniyetinin yalnızca tıbbi sonuçlarla sınırlı olmadığını söyleyerek, "Bizim işimiz insan. En doğru tedaviyi sunsanız bile iletişimde eksiklik varsa farklı algılanabiliyor. Güler yüzü bu nedenle çok önemsiyorum" ifadelerini kullandı.



"Üniversite rehberlik yapmak zorunda"


Akdeniz Üniversitesi’nin şehirle olan ilişkisine değinen Özkan, üniversitelerden yalnızca eğitim ve bilim üretmek konusunda faydalanılmaması gerektiğine işaret ederek, şu ifadelere yer verdi:


"Üniversitelerin her zaman ifade ettiğim gibi iki temel görevi var: Birincisi eğitim, ikincisi bilim üretmek. Bilim üretirken de ortaya koyduğunuz çalışmanın havada kalmaması gerekir, insanlığa ve topluma somut fayda sağlaması gerekir. Üç yıl önce çok ciddi bir deprem yaşadık, ardından Covid süreci geçti. Covid döneminde çok iyi bilim insanlarımız, doktorlarımız vardı. Aynı şekilde çok nitelikli jeologlarımız, mimarlarımız, bölge planlamacılarımız var. Bu birikimin şehirde 7 gün 24 saat rehberlik yapması gerekiyor. Göç başta olmak üzere sosyolojiyle ilgili pek çok ciddi sorunla karşı karşıyayız. Bu noktada rehberlik yapacak yegâne kurum üniversitedir, bundan kaçış yok. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı. Çünkü turizm paydaşlarımızla birlikte bu şehrin temel alanlarından biri. Göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var."



"En büyük tehlike susuzluk"


Antalya’nın en önemli riskinin su kıtlığı olduğunu vurgulayan Özkan, çevresel sürdürülebilirlik çağrısı yaptı. Özkan, "Bence şu anda bölgemizde çok ciddi bir susuzluk riski var. Su sadece içmek için değil; tarım ve turizm için de zorunlu. Tarım kentiyiz, sulama gerekiyor. Turizm kentiyiz, su olmadan turizm olmaz. Bu nedenle imar planlamasını da bu gerçeğe göre yapmak zorundayız. Önümüzdeki dönemde en büyük tehlikenin susuzluk olduğunu düşünüyorum. Buna bir an önce çare bulmalıyız. Yeşilliği katlediyoruz. Kundu’da oturuyorum; Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor. Biz ne diyoruz, insanlar ne yapıyor açıkçası? Bu anlamda bence bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk ve yeşilliği katletmemiz" dedi.


Toplumsal konularda üniversitenin görüşlerinin zaman zaman alındığını ancak bu görüşlerin hayata ne kadar geçtiğinden emin olmadıklarını ifade eden Özkan, sorunların çözümünde herkesin sorumluluk alması ve ortaklaşa hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:


"Eğer bu sürece hep birlikte katkı sunabilirsek ortaya çok daha güçlü sonuçlar çıkacaktır. Belki hemen değil, ancak yapılan bu çağrıların karşılığı ilerleyen dönemde mutlaka görülecektir. Burada hiç kimsenin kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum. Bazı konular zaman zaman gözden kaçabiliyor. Temennimiz geç kalınmaması. Biz her zaman iş birliğine hazırız. Bir adım atılsın, biz koşmaya hazırız."



AÜ Rektörü Prof. Dr. Özkan’dan Antalya’ya susuzluk uyarısı: "Şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Önce eski eşini ve kuzenini ardından kendini vurdu: 3 ölü Aksaray’da başka biriyle evleneceğini öğrendiği eski eşini ve kadının kuzenini silahla vurarak öldüren şahıs, daha sonra tabancayla kendini vurarak yaşamına son verdi. Olay, Büyük Bölcek Mahallesi Büyük Bölcek Caddesi üzerinde bulunan 4 katlı Erdoğan Apartmanının 2. katındaki dairede yaşandı. Edinilen bilgiye göre, eski eşi Kübra Kılıç’ın (31) başka biriyle evleneceğini öğrenen Tolga Kuş (34), eski eşini telefonla arayarak tartışmaya başladı. Başka biriyle evlenmesini istemediğini söyleyen Tolga Kuş, eski eşinin yaşadığı evi bastı. Kapıyı zorlayarak daireye giren Tolga Kuş, önce eski eşini darbetmeye başladı. Evde bulunan eski eşinin kuzeni Zeynep Ayas ise araya girerek kavgayı ayırmaya çalıştı. Bu sırada belindeki tabancayı çıkaran Tolga Kuş, önce eski eşine sonra da kadının kuzeni Zeynep Ayas’a kurşun yağdırdı. 2 kadında kanlar içinde yere yığılırken, Tolga Kuş tabancayı kafasına dayayıp ateş etti. Adam ve kuzen olay yerinde, eski eş hastanede öldü Silah seslerini duyan apartman sakinleri durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ambulans ve polis ekibi sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen polis güvenlik önlemleri alırken, sağlık ekipleri Zeynep Ayas ve Tolga Kuş’un öldüğünü tespit etti. Ağır yaralı olan Kübra Kılıç ambulansa alınarak Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil servisine kaldırıldı. TEdavi altına alınan kadın, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olay yerinde İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şubesi ekipleri inceleme yaptı. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının da evde inceleme yaptığı olayda ölenlerin cansız bedenleri otopsi yapılmak üzere Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin detaylı incelemeyi sürdürdüğü olayla ilgili Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca tahkikat başlatıldı.
Ankara Savunma Sanayii İcra Komitesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı Savunma Sanayii İcra Komitesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı. İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilen, 2026 yılının ilk Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısı’na ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, "Savunma Sanayii İcra Komitesi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı. 2026 yılının ilk Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısı’nda, Türk savunma sanayiinin 2025 yılında gerçekleştirdiği çalışmalar, savunma sanayiinin ihracat başarısı, gelecek hedefleri ve kritik projelere ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuş, yerli ve milli savunma sanayiinin desteklenmesine yönelik kararlılık vurgulanmıştır" denildi. Toplantıda Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının ihtiyaçlarına yönelik mevcut ve yürütülecek projelere ilişkin gündemin görüşülerek karara bağlandığı belirtilen açıklamada, "Müteakiben, Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarımızın ihtiyaçlarına yönelik mevcut ve yürütülecek projelere ilişkin gündem görüşülerek karara bağlanmıştır. Milletimizin ve devletimizin güçlü desteğiyle Türk savunma sanayiinde elde edilen başarılardan duyulan memnuniyet ifade edilerek, 2026 yılında daha da yüksek gayret ile çalışmaların sürdürülmesinin gerekliliği vurgulanmış, yerli ve milli teknolojiler kullanılarak savunma sanayiimizdeki örnek teşkil eden gelişimin azim ve kararlılıkla sürdürüleceği ifade edilmiştir" ifadelerine yer verildi.
Çorum Çorum’da vatandaşlar ilk teravih için Akşemseddin Camii’ne akın etti Çorum’da Ramazan ayının ilk teravih namazını eda etmek isteyen vatandaşlar, Akşemseddin Camii’ne akın etti. Çorum’da Ramazan ayının ilk teravih namazı için 7’den 70’e vatandaşlar camilerin yolunu tuttu. İlk merkezinde bulunan Akşemseddin Camii’nde de yoğunluk oluştu. Teravih namazında Ramazan ayının İslam alemine, ülkeye ve tüm insanlığa barış, huzur ve bereket getirmesi temennisinde bulunularak dualar edildi. "Rabbim nice teravih namazları kılmayı bizlere nasip etsin" Ramazan ayının gelmesinin sevincini yaşadığını ifade eden Doğan Boduç isimli vatandaş, "On bir ayın sultanı Ramazan ayını bugün karşılamış bulunmaktayız. Güzel bir ortamda hocalarımızın arkasında namaz kılabildik. Rabbim bu günleri bizlere gösterdi. Burada küçük yaşta cemaatlerimiz var. Çocuklarımız, gençlerle birlikte aynı safta durmak ve namaz kılmak çok güzel. Rabbim nice ramazanları ve teravih namazları kılmayı bizlere nasip etsin" dedi. "Özlemle beklediğimiz on bir ayın sultanı bugün kıldığımız teravih namazı ile başlamış oldu" Kılınan teravih namazının ardından konuşan Akşemseddin Cami İmamı Sefa Kırcı da, "Tüm islam aleminin Ramazan’ı şerifi hayırlı ve mübarek olsun. Özlemle beklediğimiz on bir ayın sultanı bugün kıldığımız teravih namazı ile başlamış oldu. Cemaatimizle, çocuklarımızla buluştuk. Onlar bu caminin gülleri. İnşallah bu gecede hep beraber ilk sahurumuza kalkacağız. Bütün Çorum’un ve bütün Türkiye’nin ışıkları aynı saatte yanacak. İnşallah bu ayı Kuran’la, hatimlerimizle, tevhidlerle ve yasini şeriflerle değerlendirebilmeyi Rabbim nasip cümlemize nasip eylesin" diye konuştu.