GÜNDEM - 02 Aralık 2025 Salı 14:50

Doğu Akdeniz-2025 Tatbikatı Antalya açıklarında nefes kesti

A
A
A
Doğu Akdeniz-2025 Tatbikatı Antalya açıklarında nefes kesti

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen Doğu Akdeniz-2025 Fiili Davet Tatbikatı, çok uluslu deniz-hava unsurlarının senaryoları, amfibi harekât safhaları ve yerli-milli sistemlerin sahadaki performansıyla dikkat çekti. Tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetlerinde konuşan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, "Türk Deniz Kuvvetleri, Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın teminatıdır" dedi.


Doğu Akdeniz-2025 Fiili Davet Tatbikatı, 22 Kasım-3 Aralık 2025 tarihleri arasında Doğu Akdeniz’de icra edildi. Tatbikat, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun önderliğinde yürütüldü. Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı unsurların yanı sıra ABD, Pakistan ve Azerbaycan ile NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 ve NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 fiilî olarak yer aldı. Arjantin, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Endonezya, Gabon, Katar, Kuveyt, Mısır, Peru ve Suudi Arabistan’dan gelen gözlemciler tatbikatı sahadan takip etti.


Tatbikatın deniz safhası 24 Kasım’da başladı. Aksaz Limanı çıkışının ardından asimetrik tehditlere karşı reaksiyon, mayın harbi, gemicilik ve denizaltı savunma harbi eğitimleri başarıyla icra edildi. Türk ve NATO unsurları Doğu Akdeniz’in uluslararası sularında müşterek çalışabilirlik kabiliyetlerini sergiledi.



Sarısu Plajı’nda amfibi hücum akını gerçekleştirildi


Tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetleri, TCG Kemalreis fırkateyninden takip edildi. Türk Deniz Kuvvetlerine ait gemi, denizaltı, helikopter ve deniz hava unsurları; Kara Kuvvetlerinden 5 helikopter, Hava Kuvvetlerinden 44 F-16 uçağı, Sahil Güvenlik Komutanlığından 4 bot ile SAT ve SAS timleri tatbikatta görev aldı. Azerbaycan’dan bir gemiye çıkarma birliği, ABD’den terörle mücadele güvenlik timi, Pakistan’dan deniz karakol uçağı tatbikata katıldı.


Tatbikat senaryosu gereği Sarısu Plajı’nda rehineleri kurtarmaya yönelik amfibi hücum akını icra edildi. TCG Sancaktar’ın havuz güvertesinden 3 LCVP çıkarma aracı, 4 ZAHA zırhlı amfibi hücum aracı ve 5 bot denize açıldı. Bu sırada amfibi deniz piyadeleri helikopterlerle sahile inerek kıyı emniyetini aldı. Kıyıya ulaşan birlikler el yapımı patlayıcıları etkisiz hale getirerek rehineleri kurtardı. Senaryo gereği yaralanan bir personel helikopterle TCG Sancaktar’a nakledildi. Türkiye ve Azerbaycan askerleri gemiye iniş yaparak iki ülkenin bayraklarıyla komuta kademesini selamladı.


Diğer bir bölümde, TCG Heybeliada ve TCG Büyükada gemilerinden TCG Kemalreis’e posta çantası ve malzeme transferi gerçekleştirildi. Faaliyetlerin sonunda tatbikata katılan unsurlar tarafından selamlama geçişi yapıldı.



"Türk Deniz Kuvvetleri Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın teminatıdır"


Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, tatbikatın 30 gemi, 67 hava aracı, sualtı taarruz ve sualtı savunma timleri ile KBRN görev unsurları ve bir amfibi deniz piyade taburunun katılımıyla başarıyla icra edildiğini söyledi. Tatlıoğlu, NATO Daimî Deniz Görev Grubu ve NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’ndan 8 gemi, 19 ülkeden 93 yabancı katılımcı ve toplamda yaklaşık 11 bin personelin görev aldığı tatbikatın geniş kapsamına dikkat çekti.


Oramiral Tatlıoğlu, 103 kişilik kontrol merkezi tarafından yönetilen tatbikatta kriz mukabele harekâtının, çok tehditli ortamda harekât ve insani yardım harekâtı gibi birçok harekât profiline yönelik eğitimlerin başarıyla icra edildiğini dile getirdi. Tatlıoğlu, "Tatbikat sürecinde insansız hava araçları ve zırhlı amfibi hücum araçları amfibi harekâtta başarıyla kullanılmış, kamikaze insansız deniz araçları ile muhasım unsurlara sürü halinde taarruz eğitimleri gerçekleştirilmiş, insansız hava araçları, insansız deniz araçları ve denizaltılarımızın müşterek harekâtına yönelik usuller denenmiştir. Türk Deniz Kuvvetleri, Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın teminatıdır" diyerek, Doğu Akdeniz’in tarihî ve stratejik önemine vurgu yaptı.



Doğu Akdeniz-2025 Tatbikatı Antalya açıklarında nefes kesti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’da Gülden Coni davası için ‘caydırıcı ceza’ çağrısı Edirne’de geçen yıl 15 yaşındaki Gülden Coni’nin 30 bıçak darbesiyle öldürüldüğü cinayete ilişkin Samsun’da düzenlenen basın açıklamasında. sanık ve aile üyeleri için ‘caydırıcı ceza’ çağrısı yapıldı. Edirne’de 15 yaşındaki Gülden Coni. 5 Nisan 2025 tarihinde yaşıtı olan E.A tarafından 30 bıçak darbesiyle öldürülmüştü. Samsun’da düzenlenen basın açıklamasında katile verilen 19 yıl hapis cezası ve katilin ailesinin tutuksuz yargılanması protesto edildi. ’Adalet isteyen gençler’ olarak kendilerini tanıtan grup adına basın açıklamasını okuyan Ecrin Taştekin, "Şu an burada bu açıklamayı yaptığımız Samsun’da, bu katil cezaevinde yatmaktadır. Ancak verilen 19 yıllık cezanın yatarı sadece 5 yıldırç 30 bıçak darbesinin karşılığı. bir çocuğun hayatının bedeli Samsun’un bu havasını sadece 5 yıl solumak mı olmalı? Daha da acısı kanlı kıyafetleri yıkayan anne ve teyze ile bıçağı saklayan baba, bir yıldır elini kolunu sallayarak dışarıda gezmektedir. Katil Samsun’da cezaevinde misafir edilirken, suç ortakları dışarıda nefes almaya devam etmektedir. Bu, toplumun adalet duygusuna indirilmiş en büyük darbedir. İddianamesi bir yıl sonra hazırlanan bu aile üyelerinin serbestçe gezmesine artık tahammülümüz kalmadı. 17 Haziran’daki mahkeme, adaletin ya yerini bulacağı ya da tamamen susacağı gündür. Buradan Samsun’dan ve tüm Türkiye’den haykırıyoruz: Tüm aile cezalandırılmalıdır. Katilin kanlı elbiselerini yıkayan anne ve teyze, bıçağı yok eden baba ‘suçluyu kayırma’dan değil, cinayete iştirakten yargılanmalı ve tutuklanmalıdır. 15 yaşındaki bir çocuğun yaşam hakkını gasp etmenin karşılığı 5 yıl olamaz. Katilin Samsun’daki cezaevinden elini kolunu sallayarak çıkmasını ve aramızda dolaşmasını istemiyoruz. Katillerin ve onlara siper olanların dışarıda gezdiği bir düzende hiçbir çocuk güvende değildir" dedi. Gülden Coni’nin ablası Nurhan Alüzrek’in gönderdiği ses kaydı da açıklama sonrası orada bulunanlara dinletildi. Abla Alüzrek, "O gün sadece kardeşimi öldürmediler. Bizim evimizi susturdular. Annemin gülüşünü öldürdüler. Babamın içini yaktılar. Benim içimde bir ömür kapanmayacak bir yara bıraktılar bana. Ve en acısını biliyor musunuz? Biz bu kadar büyük bir acının içinde boğulurken, bazıları hala hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam ediyor. Başta planlı olduğu söylenen bir cinayet, sonra bir anda sıradanlaştırıldı. Bir çocuğun hayatı birkaç hukuki cümle ile eksiltildi. Ve şimdi biz Yargıtay’dan haber bekliyoruz. Biz adalet bekliyoruz. Biz vicdan bekliyoruz. Çünkü bize verilen bu acının karşılığı birkaç yıl olmamalı. Bugün katil Samsun cezaevinde yatıyor. Annesi babası gidip onu görebiliyor. Sesini duyabiliyor, ona sarılabiliyorlar. Peki ya biz? Biz bir mezar taşı görüyoruz sadece" ifadelerini kullandı. Yapılan açıklamanın ardından gökyüzüne balonlar bırakıldı. Basın açıklamasına CHP İl Kadın Kolları Başkanı Nilsu İrem Koçyiğit Bahadır ve CHP İlkadım İlçe Başkanı Umut Alkaç da katılarak destek verdi.
Şanlıurfa Görüntüleri izleyen Viranşehir’e akın etti: Anahtarlı tedavi iddiası sosyal medyada gündem oldu Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde konuşamayan insanların ağzına anahtar koyarak tedavi ettiğini iddia eden şahsın sosyal medyada gündem olan görüntülerinin ardından evi vatandaşların akınına uğradı. Viranşehir ilçesinde yaşayan Seyit Cuma Tufehi, konuşamayan insanlara dua edip ağzına anahtar koyarak konuşturduğunu iddia etti. Ücret almayan Tufehi’nin insanların ağzına anahtar koyarak konuşturduğunu gösteren videolar, kısa sürede sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından izlendi. Görüntüleri izleyenler, konuşamayan yakınlarını yanlarına alarak Viranşehir’e akın etti. Türkiye’nin dört bir yanından ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden telefonla arayan aileler, randevu aldıktan sonra konuşma güçlüğü çeken çocukları için kapıda uzun kuyruklar oluşturdu. Oğlunun ilk kelimelerini kullanmaya başladığını söyleyen Vahit Ekmen, "Benim oğlumun kulağı duyuyor ama konuşamıyor. Seyit Cuma Tufehi’nin yanına getirdik. Allah’a şükür oğlum yavaş yavaş konuşmaya başladı" dedi. Adana’dan geldiğini söyleyen Salih Gülağacı, "Adana’da gece dönercisiyim. Oğlumda bir kekemelik vardı. Sosyal medyada duydum getirdim. Seyit Cuma Tufehi onu konuşturdu. Buradan çok mutlu bir şekilde gideceğiz. Hüngür hüngür ağladık" dedi. Az da olsa oğlunun konuşmaya başladığını söyleyen İsmail Çılgın, "Çocuğumuzu getirdik, ağzına anahtar kattılar. Az bir şey bile olsa dili açıldı" diye konuştu. İki defa daha geleceğini söyleyen Çılgın, inşallah dilinin daha da açılacağını belirtti. Konya’dan geldiğini söyleyen İmam Bakır Özkan, çocuğunun konuşmasının çok ağır olduğunu ve buraya geldikten sonra konuşmaya başlayacağını umut ettiklerini dile getirdi. Buraya gelerek şifa bulduklarını söyleyen Mehmet Aydın, "Hiç konuşamayan insanlar buraya geldi ve iyileşti. Şifa buluyoruz. İnşallah devam edecektir" dedi. İnsanların Allah sayesinde konuştuğunu söyleyen Seyit Cuma Tufehi ise, dünyanın birçok ülkesinden insanların geldiğini belirtti. Tufehi, "Şifa veren Allah’tır, ben vermiyorum ama Rabbimizi sonsuza kadar severiz. Yeter ki inancı olsun. Allah’ın gözleri vardır, evliyaları vardır. Allah takva sahibinin yanındadır. Amel sahibinin yanındadır. Salih evliyalar vardır. Allah diyor ki, ’Eğer onlar isterse Allah da ister.’ Allah bize nerede meyil ederse biz de oradayız. Bir tek Allah’ı arayacaksınız. Allah’ın kanunu Kur’an-ı Kerim’dir. Hazreti Muhammed’in yolunda, ehli beytin yolunda" diye konuştu.