GÜNDEM - 10 Ocak 2026 Cumartesi 12:59

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan: "Taşeronda tarih yazdık, şimdi sıra ev işçilerinin haklarında"

A
A
A
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan: "Taşeronda tarih yazdık, şimdi sıra ev işçilerinin haklarında"

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın katılımıyla Antalya’da düzenlenen "Kayıtdışı İstihdamla Mücadele Ev İşçileri" çalıştayında konuşan Arslan, "Türkiye’nin köklü sorunlarından biri olan taşeron işçiliğinde kararlı bir mücadele yürüttük ve taşeron işçilerini kamu kadrosuna dahil ederek tarihî bir başarıya imza attık. Bugün 104 bin ev işçisi üyemizle önemli bir başarı elde ettik; hedefimiz yüz binlercesini daha sendikal haklarla buluşturmak" dedi.


Antalya’da HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından "Kayıtdışı İstihdamla Mücadele Ev İşçileri" konulu çalıştay, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Bir otelde düzenlenen program, saat 09.30’da saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılış bölümünde HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 50. Yıl Filmi gösterildi. Ardından Hizmet-İş Sendikası Komitesi Başkanı Hatice Ayhan ile HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin konuşmalarını yaptı.



"Mazlumların bizden alacağı var"


HAK İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan yaptığı konuşmada, "Bugün sendikal hareketin, Türk endüstri ilişkileri sistemi açısından ne kadar önemli bir görevi üstlendiğini bir kez daha görüyoruz. Bu mücadelemizde destek veren, yanımızda olan, bizimle heyecanlanan, bizimle birlikte geleceğe umutla bakan herkese başta Sayın Bakanımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Allah hepinizden razı olsun. Biz ülkemizin, bölgemizin ve küremizin tüm mağdur ve mazlumlarının bizden alacaklı olduğuna inanıyoruz. Genel kurul kararımız da bize bu sorumluluğu yükledi. Bu sorumluluğun farkındayız. Dünyanın herhangi bir köşesinde, inancı, dili, yaşadığı coğrafya ne olursa olsun bir mazlum varsa onun yanında olmak zorundayız. Çünkü onların bizden alacakları var ve bizim de bu borcu ödememiz gerekiyor" dedi.



"Taşeron mücadelesi önemli bir başarı hikâyesi yazdı"


"Ülkemizin mazlumları ve mağdurları için de sorumluluklarımız var, bunları yerine getirmek zorundayız" diyen Arslan, "1980’li yılların sonunda işçilerinin Borçlar Kanunu kapsamından çıkarılarak İş Kanunu kapsamına alınması için başlattığımız büyük fakat zorlu mücadeleyi, Allah’a şükür başarıyla tamamladık. İş Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle bu işçiler için önemli bir başarı hikâyesi yazdık. Türkiye’nin ne yazık ki köleleri olmuş meselelerinden biri olan kamuda taşeron işçileri konusunda da vazgeçilmez ve geri adım atmayan bir mücadele yürüttük. Aylar değil, yıllar süren zorluklarla karşılaştık fakat sonunda taşeron işçilerini kamu çalışanı kadrosuna dahil ederek önemli bir kazanım elde ettik" diye konuştu.



Kayıt dışı istihdama karşı net bir duruş


Bugün ev işçilerinin sendikal örgütlenmesi, İş Kanunu kapsamına alınması, sosyal güvenlik sisteminden tam olarak yararlanması ve toplu sözleşme haklarına kavuşması için yürüttükleri mücadelede de aynı kararlılığı sürdürdüklerini belirten Arslan, "Kayıt dışı istihdamın ortadan kaldırılması için kapsamlı bir yaklaşım sergiliyoruz. Elbette her zaman olduğu gibi önce mevzuatı, sonra konfederasyonumuzu, ardından işçileri ikna etmekte zorluklar yaşadık. Taşeron mücadelesinde olduğu gibi, "Bu yapılabilir mi?" diye soranlara karşı kararlılıkla şunu anlattık: Bu insanların bizden alacakları var ve mücadele etmek zorundayız" şeklinde konuştu.



Ev işçilerinde 104 bin üyeye ulaşan tarihî başarı


Bugün 100 binleri aşan, 104 bine ulaşan ev işçisi üyelerinin olduğunu söyleyen Arslan, "Bu, hep birlikte yazdığımız büyük bir başarı hikâyesidir. Çünkü bu insanlara karşı bir borcumuz olduğunu biliyoruz. Uluslararası sendikal hareketin ilkeleriyle uyumlu şekilde, bu insanlara insan onuruna yakışır bir iş ve onurlu bir ücret mücadelesi yürütüyoruz. Zorluklar elbette var ama biz zorlukları aşarak bugünlere geldik. Konfederasyonumuzun mücadele tarihi ortadadır. Henüz 4 yaşındayken 12 Eylül darbesinin ağır bedellerini ödedik. 28 Şubat sürecinde millet iradesinin yanında durduğumuz için ağır yaptırımlarla karşılaştık. O dönem sivil toplum adına konuşan pek çok kesim, milletin değil vesayetin yanında yer aldı. Biz ise milletimizin yanında dimdik durduk. Bu mücadele yıllar sürdü ama bedeli de, onuru da bize aittir. Sayın Cumhurbaşkanımızın çeşitli programlarda ifade ettiği gibi, biz bu hareketi kurulduğu günden bu yana aynı ilke ve hedeflerle sürdürüyoruz. Sesimiz değişse de hedeflerimizden asla vazgeçmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.



Ev işçilerinin iş kanunu kapsamına alınması için kararlı adımlar


"Ev işçileri mücadelesine baktığımızda tablo nettir" diyen Arslan, "Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO)’nun verilerine göre dünyada 1,5 milyon çalışan var ve bunların yüzde 90’ından fazlası kadınlarındır. Bizde ise 10 günden az çalışan kayıtlı işçi sayısı yalnızca 4 bin 100’dür. Kayıtlı olup 10 günden daha fazla çalışan işçi sayımız 28 bindir. Toplam 1,5 milyon pastada sadece 32 bin kayıtlı çalışan kardeşlerimiz var. Bu tablo bizim için korkutucu. İşte bu tabloyu değiştirmek için çalışıyoruz. 104 bin üyemizin arkasından yüz binlerce ev işçisine daha ulaşmak ve onların sendikal haklara kavuşmasını sağlamak zorundayız. Hedefimiz nettir. Ev işçilerinin İş Kanunu kapsamına alınması, toplu sözleşme hakkına kavuşması, kayıt dışılığın ortadan kaldırılması ve sosyal güvenlik sistemine tam katılımın sağlanmasını istiyoruz. Ayrıca uluslararası sendikal platformlarda da bu konuyu gündeme taşıdık. Kamu Çalışanları Uluslararası Federasyonu’nun (PSI) 2023 Kongresi öncesinde hazırladığımız karar tasarısını kabul ettirdik ve ev işçileri hakkında uluslararası bir karar çıkmasını sağladık. Bu mücadele hem ulusal hem uluslararası düzeyde yürüttüğümüz ve başarıyla ilerlettiğimiz bir süreçtir" dedi.



"Ev işçilerinin hak mücadelesi uluslararası platformlara taşındı"


Arslan, ev işçileri için yürütülen mücadelenin yalnızca ulusal değil, uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu vurgulayarak, PSI 2023 Kongresi’nde ev işçilerine yönelik kararın kabul edilmesinin önemli bir kazanım olduğunu kaydetti. "Hedefimiz açıktır" diyen Arslan, ev işçilerinin İş Kanunu kapsamına alınması, toplu sözleşme hakkı elde etmesi, kayıt dışılığın tamamen ortadan kaldırılması ve sosyal güvenlik sistemine tam katılımın sağlanması için kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini belirtti.


Arslan, "104 bin üyemizle bu mücadelenin omurgasını oluşturuyoruz. Ancak asıl hedefimiz, yüz binlerce ev işçisinin daha sendikal haklarla buluşmasıdır. Bu süreç, hem ülkemizde hem de uluslararası alanda başarıyla yürüttüğümüz bir mücadeledir ve aynı kararlılıkla devam edecektir" diyerek konuşmasını tamamladı.



Mevzuat eksiklikleri ve örgütlenme modelleri değerlendirildi


Çalıştayda, "Ev İşçileri Açısından Mevzuatın Yetersizlikleri ve Hukuki Boşluklar", "Ev İşçilerinin Örgütlenmesi: Zorluklar ve Yeni Temsil Modelleri", "Kayıtlı İstihdamın Önündeki Engellerin Tespiti ve Mevzuat Çözüm Önerileri", "Örgütlenme ve Eğitim Boyutu", "İş Sağlığı ve Güvenliği – Şiddet ve Tacizle Mücadele" başlıkları altında kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Alanında uzman akademisyenler, ev işçilerinin yaşadığı yapısal sorunlar ile çözüm önerilerine ilişkin sunumlarda bulundu.



HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan: "Taşeronda tarih yazdık, şimdi sıra ev işçilerinin haklarında"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.