EĞİTİM - 10 Ekim 2025 Cuma 11:40

Harvard’dan Akdeniz Üniversitesi’ne büyük onur

A
A
A
Harvard’dan Akdeniz Üniversitesi’ne büyük onur

Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Catherine Racowsky, Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı rahim nakli ve üreme bilimi alanında dünyanın öncü 10 kadın bilim insanı arasında gösterdi.


Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 5. Uluslararası Rahim Nakli Kongresinde, Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Profesörü (Emerita) Dr. Catherine Racowsky, rahim nakli ve tüp bebek alanlarında dünyada çığır açan kadın bilim insanlarını açıkladı. Alanının dünya çapındaki en saygın isimlerinden Prof. Dr. Racowsky, kongrede yaptığı konuşmada, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı bu alandaki öncü kadınlar arasında gösterdi. Prof. Dr. Özkan, hem dünyada kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştiren cerrah olarak hem de kadın bilim insanlarının tıpta kurucu rolünü temsil eden bir lider olarak dikkat çekti.



"Kadın bilim insanlarının rolü çok büyüktü"


Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Racowsky, konuşmasında rahim nakli ve üreme biliminin tarihsel gelişimini anlatarak kadın bilim insanlarının katkılarını vurguladı: "Aslında bu alandaki ilk adımlar çok erken yıllarda atılmıştı. Bugün rahim nakli konuşuyoruz ama kökleri çok daha eskiye dayanıyor. 1978 Temmuz ayında ilk girişimler başladığında ekipler oldukça küçük ama son derece kararlıydı. 2010’lu yıllara gelindiğinde tıpta gerçekten olağanüstü bir başarıya ulaşıldı" ifadelerini kullandı ve Akdeniz Üniversitesi’nin bu alandaki öncülüğünün altını çizdi.



"Başından beri kadınlar etkin"


Bu alandaki çalışmaların başında da yine kadın bilim insanlarının olduğunun altını çizen Prof. Dr. Racowsky, "Aslında bu hikâyenin temelleri 1934 yılında Boston’da yapılan memeli üreme çalışmalarıyla atıldı. O yıllarda bir kadın bilim insanı vardı. O kadın altı yıl boyunca laboratuvarda çalışarak 800 farklı deneme yaptı, 138 yumurta üzerinde işlem uyguladı ve sonunda ilk başarılı gebeliği elde etti. Olağanüstü bir azim ve sabır örneğiydi. Kadın bilim insanlarının bu süreçteki rolü çok büyüktü. O dönemde karşılaştıkları başarısızlıklara rağmen pes etmediler. Çalışmalarını kamuoyuna da taşıdılar, bir gün bu yöntemin hastalara uygulanabileceğine inandılar ve bunu yüksek sesle dile getirdiler. Bugün elimizdeki başarı verileri, işte o dönem yapılan bu öncü çalışmaların sonucudur" açıklamasında bulundu.



"Kadınlar bilimin yönünü değiştirdi"


Prof. Dr. Racowsky, konuşmasında ayrıca Martin Johnson’ın "Bunu Mümkün Kılan Kadınlar" başlıklı makalesine atıfta bulunarak, "Tarihin görünmeyen kahramanlarını ve kadın bilim insanlarının katkılarını çok zarif bir şekilde bir araya getiriyor." ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Racowsky, üreme biliminin erken döneminde yaşanan gelişmeleri aktardığı konuşmasında, kadınların araştırmacı kimlikleriyle bilimi ileri taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Racowsky, kadın bilim insanlarının bilimsel araştırmalarda olduğu kadar etik tartışmaların da öncüsü olduğunu hatırlatarak, bilimin ilerlemesinde onların cesaretinin belirleyici olduğunu ifade etti.



Antalya’dan dünyaya


Prof. Dr. Racowsky’nin sözleri, rahim nakli ve üreme tıbbı alanında kadınların liderliğini öne çıkarırken, bu alanda Türkiye’nin bilimsel katkısının da dünya çapında tanındığını bir kez daha gösterdi. Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ile birlikte dünyada kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştiren Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu alanda elde ettiği başarılarla yalnızca Türkiye’nin değil, uluslararası bilimin de gurur kaynağı oldu.



Türkiye ve dünya tıp tarihine geçen kadın cerrah


2010 yılından bu yana Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Özlenen Özkan, Türkiye ve dünya tıp tarihinde çığır açan birçok ilke imza atan ekibin öncü isimlerinden. 2010 yılında Türkiye’nin ilk çift kol nakli, 2011 yılında dünyanın ilk kadavradan rahim (uterus) nakli ve 2012 yılında Türkiye’nin ilk yüz nakli operasyonlarına imza atan ekibin önemli bir üyesi olarak ulusal ve uluslararası tıp camiasında büyük yankı uyandıran çalışmalar gerçekleştirdi. Alanında çok sayıda uluslararası bilimsel yayın, bildirisi olan Prof. Dr. Özkan, hem cerrah olarak hem de kadın lider olarak yürüttüğü çalışmalarla birçok ödüle layık görüldü. Prof. Dr. Özkan 14 Ağustos 2020 tarihinden bu yana Akdeniz Üniversitesi Rektörü olarak görevini sürdürüyor.



Harvard’dan Akdeniz Üniversitesi’ne büyük onur

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.