GÜNDEM - 13 Haziran 2025 Cuma 14:38

Kepez Belediyesi’nden mor kurdeleli farkındalık etkinliği

A
A
A
Kepez Belediyesi’nden mor kurdeleli farkındalık etkinliği

Antalya’nın Kepez Belediyesi, 15 Haziran Dünya Yaşlılara Şiddet, İhmal ve Suistimal Farkındalık Günü kapsamında belediye birimlerinde mor kurdele dağıtarak yaşlı haklarına dikkat çeken bir etkinlik gerçekleştirdi.


"Yaşlı Dostu Kepez" projesi çerçevesinde düzenlenen etkinlikte, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, belediye personelini ziyaret ederek çalışanlara mor kurdele taktı. Ziyaretlerde yaşlılara yönelik şiddet, ihmal ve suistimale karşı farkındalık oluşturulması çağrısında bulunuldu.


Belediye hizmet binasında gerçekleştirilen etkinlikte personele mor kurdeleler dağıtılırken, vatandaşlara da yaşlı haklarına ilişkin bilgilendirici broşürler sunuldu. Broşürlerde Başkan Kocagöz’ün günün anlam ve önemine dair mesajı ile şiddet ve ihmalin önlenmesine yönelik içeriklere yer verildi.



"Sen de mor kurdeleni tak, farkındayım de!"


Başkan Kocagöz, farkındalık günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Bir gün hepimiz yaşlanacağız. Bunun farkına varmak gerekiyor. Biz de diyoruz ki: Sen de mor kurdeleni tak, farkındayım de" ifadelerini kullandı. 15 Haziran’ın Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilmesine rağmen Türkiye’de yeterince gündeme gelmediğini belirten Kocagöz, bu tür etkinliklerle kamuoyunda duyarlılık oluşturmaya çalıştıklarını vurguladı.



Yaşlı dostu belediyecilik anlayışı


Kepez’in "yaşlı dostu belediye" olduğunu vurgulayan Başkan Kocagöz, bu anlayışın yalnızca söylemde kalmadığını, belediye meclisi kararıyla resmiyet kazandığını dile getirdi. Kocagöz, "Yaşlılarımızla ilgili her ne varsa, her türlü dertlerine derman olmaya çalışıyoruz. Bu da onlardan biri. Belki Türkiye’ye de örnek olur, kalıcı bir farkındalık oluşturur" dedi.



Yalnızlığa karşı projeler hayata geçiriliyor


Kepez Belediyesi’nin yaşlılara yönelik sosyal projeleri hakkında da bilgi veren Başkan Kocagöz, ilçede Şefkat ve Huzurevi bulunduğunu, ikinci etapta Demans Merkezi’nin, ilerleyen süreçte ise Yaşlılar Köyü’nün hayata geçirileceğini belirtti. Kocagöz, "Yaşlılarımız bizim baş tacımız. Maddi durumu iyi de olsa yalnızlık yaşlılarımızın en büyük sorunlarından biri. Bunu gidermek için çeşitli sosyal alanlar oluşturduk. Herkes bir gün yaşlanacak, herkes bunun farkında olmalı" diye konuştu.



Kepez Belediyesi’nden mor kurdeleli farkındalık etkinliği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.