ASAYİŞ - 21 Nisan 2026 Salı 10:34

Manavgat’ta tutuklu eski belediye başkanı soruşturmasında 21 gözaltı

A
A
A
Manavgat’ta tutuklu eski belediye başkanı soruşturmasında 21 gözaltı

Manavgat’ta tutuklu eski belediye başkanı Şükrü Sözen hakkında yürütülen soruşturma kapsamında aralarında belediye çalışanı, turizmci, iş adamı ve müteahhitlerin bulunduğu 21 kişi gözaltına alındı.


Mnavgat’ta suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, irtikap, rüşvet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından tutuklu bulunan Manavgat eski Belediye Başkanı Şükrü Sözen hakkında devam eden soruşturma kapsamında; Antalya İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü tarafından düzenlendi. Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca devam eden soruşturma kapsamında Antalya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ile müşterek olarak düzenlenen operasyonda verilen ifadeler ve elde edilen yeni deliller kapsamında aralarında bulunan belediye çalışanı, turizmci, iş adamı ve müteahhitlerin bulunduğu 21 kişi sabah saatlerinde belirlenen adreslere düzenlenen operasyonla gözaltına alındı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İletişim Başkanlığından okul saldırılarında ‘yaralılara dair bilgi bulunmadığı’ iddialarına yalanlama İletişim Başkanlığı, okul saldırılarında ‘yaralılara dair bilgi bulunmadığı’ iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve manipüle etmeye yönelik dezenformasyon içerdiğini açıkladı. İletişim Başkanlığı, resmi sosyal medya hesabından Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarında ‘yaralılara dair bilgi bulunmadığı’ iddialarının kamuoyunu manipüle etmeye yönelik dezenformasyon içerdiğini bildirdi. Başkanlık, Şanlıurfa’da 3, Kahramanmaraş’ta ise 5 vatandaşın sağlık kuruluşlarında tedavilerinin kesintisiz bir şekilde devam ettiğini açıkladı. "Şanlıurfa’da 3, Kahramanmaraş’ta ise 5 vatandaşımızın sağlık kuruluşlarımızda tedavileri kesintisiz şekilde devam etmektedir" Başkanlık tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizdeki okullarda yaşanan elim hadiselerde ‘yaralılara dair bilgi bulunmadığı’ yönündeki iddialar kamuoyunu manipüle etmeye yönelik dezenformasyon içermektedir. Mevcut durumda, Şanlıurfa’da 3, Kahramanmaraş’ta ise 5 vatandaşımızın sağlık kuruluşlarımızda tedavileri kesintisiz şekilde devam etmektedir. Yaralı vatandaşlarımızın tedavi süreçleri, ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile sağlık personelimiz tarafından gerekli hassasiyet ve özen gösterilerek anlık olarak takip edilmektedir. Toplumsal huzuru olumsuz etkileyebilecek nitelikteki asılsız iddialara itibar edilmemesi, kamuoyunun yalnızca resmî makamlar tarafından yapılan açıklamaları esas alması önem arz etmektedir."
Bilecik Osmaneli’nin tarihi yapısı restorasyon bekliyor Bilecik’in 18 medeniyete ev sahipliği yapmış Osmaneli ilçesinde yapım tarihi bilinmeyen ve 1874 yılında çıkan yangından sonra yeniden inşa edilen Aya Yorgi Kilisesi restorasyon bekliyor. Döneminde Gemlik Metropolitliğine bağlı Rum Ortodoks Kilisesi olan Hagios Georgios (Aya Yorgi) Üç nefli, haç planlı ve kubbeli bir bazilika olan yapısı, 1874 yılında çıkan yangından sonra Lefke’yi imara gelen Macar mühendis tarafından 1876-1878 yıllarında inşa edildi. Aradan 9 yıl geçti Aya Yorgi Kilisesi 2017 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Osmaneli Belediyesi işbirliğinde, kültür merkezi ve müze olarak restore edileceği duyurulmuştu. 13 Ekim 2017 tarihinde ihaleye çıkacak olan kilisenin, Bursa Rölöve ve Anıtlar Bölge Müdürlüğü tarafından yapılacak olan restorasyonun maliyetinin tamamı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından karşılanacağı söylenmişti. Dönemin Belediye Başkanı Münür Şahin, "Mülkiyeti belediyemize ait olan Aya Yorgi Kilisesi, kültür merkezi ve müze olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na restore ettiriyoruz. 13 Ekim 2017 tarihinde ihalesi yapılacak yatırımın tamamlanma suresi 365 gün olacak" demişti. "Çıkan yangından Aya Yorgi Kilisesi dâhil Osmaneli’nin yüzde 80’i yanarak kül oluyor" Kilise hakkında bilgi veren Osmaneli Belediyesi çalışanı İlayda Özkök, "Eskiden burada Rumlar ve Türkler beraber yaşıyorlardı. Şu anda bulunduğumuz bölge aslında eskiden beri günümüze kadar hep tapınaklar bölgesi olarak kullanılmış. Osmaneli yani eski adıyla ’Lefke’ tam 18 tane medeniyete ev sahipliği yaptığını biliyoruz. Biz buranın Rumlar, Türkler, Bizans İmparatorluğu ve birçok medeniyet burada yaşamlarını sürdürmüş ve buradan göç etmişler. Bununla birlikte aslında şu an burada görmüş olduğunuz kilise, ahşap kilise vardı ama Osmaneli’nde çok büyük bir yangın çıktı. Bu yangının bu kadar büyük olmasının nedeni bizim eski evlerimiz, eski konaklarımız ’Atıl atma’ denilen bir sistemle yapılıyordu. 5-6 santimetre büyüklüğündeki çiviler birbirlerine dövülerek yapılıyordu ki deprem anında tekrardan çıkıp yerine oturabilsin diye. Bununla beraber bir tane evde, konağımızda çıkan yangın erken müdahale edilemediği için çiviler orman yangınlarındaki kozalaklar gibi genleşerek diğer evlere sıçrıyor ve yaklaşık Osmaneli’nin yüzde 80’i yanarak kül oluyor. Bu yanan yapılara burada bulunan eski ahşap kilise de dahil" dedi. "Görmüş olduğumuz kilise 18. yüzyılın başlarında yapılmış, günümüze kadar uzanan bir kilise" İlayda Özkök, açıklamasının devamında, yangın sonrasında Bursa valisinin buraya bir tane Macar mühendis gönderdiğini anlatarak, "Macar mühendis şehri tekrardan restore etmiş. Camikebir ve Cami Cedit bizim Osmaneli’mizin en eski iki tane mahallesi. Aynı zamanda kilisemizin bulunduğu mahalle de Camikebir Mahallesi. Bu mahalleleri gelen Macar mühendis restore ediyor ve şehrin planlamasını aslında kendi örf ve adetlerini katarak yapıyor. Görmüş olduğumuz kilise 18. yüzyılın başlarında yapılmış, günümüze kadar uzanan bir kilise. Aslında arkamda görmüş olduğunuz alan kilisemizin ana giriş yeri. Kiliseye Rum halkı buradan giriş yapıyor. İki tane çan kulesinden oluşuyor. Görmüş olduğumuz kuleler aslında çan kulesi ve yerel halk ibadetini şu anda bizim durduğumuz yerde tamamlıyorlar" dedi. "Rumlar ve Türkler kimse kimseye karışmadan burada ibadetlerini gerçekleştirmiş" İlayda Özkök, kilisenin Marmara Bölgesi’nde bulunan en büyük kiliselerden bir tanesi olduğunu söyleyerek, "İlçenin nüfusuna, Rum halkının da nüfusuna bakarsak en büyük kilise aslında şu anda bizim olduğumuz Aya Yorgi Kilisesi. Burada Rumlar ve Türkler çok güzel bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşler, kimse kimseye karışmadan burada ibadetlerini gerçekleştirmiş. En bilinen en önemli eserlerimizden bir tanesi Rüstem Paşa Ulu Camii. Müslüman halkımız da orada ibadetlerini gerçekleştirmiş. Aslında 18. yüzyılın başlarında burada çok kardeşçe yaşamışlar. Rum halkı şu anda dediğim gibi bulunduğumuz yerde ibadetlerini gerçekleştiriyordu. Burası da aslında bir Rum Ortodoks kilisesi. Şuraya baktığımızda aslında çiniden mozaikler olduğu bilinmekte, eski bulduğumuz yazışmalarda. Ama Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla beraber buradaki Rum halkı göçünce kilise bakımsız bir yer haline geliyor ve Osmaneli’nin ileri gelen zengin ailesine burayı satıyorlar ki yerel halk buraya sahip çıksın, ayakta tutabilsin diye. Zamanın çeteleri burayı yağmalıyorlar. Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla beraber azınlık çeteler tarafından burası yağmalanıyor. Şunu da belirtmek isterim ki Osmaneli halkı asla buraya zarar vermiyor. O yüzden ileri gelenler burayı satın alıyor ki bizim kültürümüz hala burada ayakta durabilsin, geleceğimize bir yatırım olarak kalabilsin diye ileri gelen halk burayı satın alıyor" dedi. "2000’li yılların başlarında tekrardan burası devlet hazinesine kazandırılıyor" İlayda Özkök, son olarak, "Kilise Kurtuluş Savaşı sırasında halk da buradan göçüp gidince aslında bakımsız bir yer haline geliyor. 2000’li yılların başlarında tekrardan burası devlet hazinesine kazandırılıyor. Kilise gerçekten çok büyük bir önem arz ediyor. Yazın, sonbaharda, ilkbaharda, kışın demeden birçok turist bu güzel zenginliklerimizi görmeye geliyor. Bizim açımızdan da çok güzel bir şey oluyor, yöremizi halka duyurmak, topluma katmak, Osmaneli’ne insanlara duyurmakta çok mutlu oluyoruz. Bu yönde de aslında başkanımız Bekir Torun’un çok güzel çalışmaları var, turizmde öne çıkmak için yaptığı güzel adımlar var" dedi.
Denizli Denizli’nin gastronomi yol haritası 162 yöresel lezzeti markalaştıracak Denizli’de hazırlanan ‘Denizli Gastronomi Turizmi Yol Haritası’, kentin 162 yöresel lezzetini koruyarak tanıtmayı ve uluslararası ölçekte markalaştırmayı hedefliyor. Proje, festivallerden dijital uygulamalara kadar geniş bir dönüşüm planı sunuyor. Denizli’nin zengin mutfak kültürü, kapsamlı bir gastronomi turizmi yol haritası ile yeniden şekilleniyor. Prof. Dr. Serkan Bertan öncülüğünde yapılan araştırmada, kentin coğrafi yapısı, iklimi, tarımsal üretimi ve kültürel yaşamının etkisiyle oluşmuş toplam 162 yöresel lezzet tespit edildi. Bu çalışma, Denizli mutfağının yalnızca yerel değil, ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtılması için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Araştırmaya göre Denizli mutfağında doğal ve mevsiminde yetişen ürünler öne çıkarken, yufka kullanımı yaygın bir tercih olarak dikkat çekiyor. Sabah kahvaltılarının oldukça zengin ve doyurucu olduğu kentte, akşam yemeklerinde ise sindirimi kolay hafif yemekler tercih ediliyor. Bu özellikler, Denizli mutfağını özgün kılan temel unsurlar arasında yer alıyor. Hazırlanan gastronomi turizmi yol haritası, kentin mutfak kültürünü markalaştırmayı hedefleyen çok yönlü bir plan içeriyor. Bu kapsamda öncelikle Denizli gastronomi haritasının basılı olarak ücretsiz dağıtılması ve ilçe bazlı tanıtımların yapılması planlanıyor. "MiniaGastroDenizli" projesi ile kentin mutfak değerlerinin minyatür konseptte sergilenmesi hedeflenirken, leblebi, kiraz çiçeği ve tarhana gibi ürünler için tematik festivaller düzenlenmesi öngörülüyor. Yöresel lezzetler yolu Dijitalleşme de yol haritasının önemli ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli sistemler ve karekodlu bilgilendirme panoları sayesinde ziyaretçilere interaktif bir gastronomi deneyimi sunulması planlanıyor. Ayrıca "Yöresel Lezzetler Yolu" oluşturularak Karahöyük Ekmeği, Denizli Tandır Kebabı, Tavas Baklavası ve Kaşık Helva gibi ürünlerin belirli rotalar üzerinden tanıtılması hedefleniyor. Coğrafi işaretli ürünlerin ön plana çıkarılması da planın önemli başlıkları arasında yer alıyor. Babadağ Kekik Balı, Honaz Kirazı, Kale Biberi ve Denizli Leblebisi gibi ürünler için Avrupa Birliği nezdinde tescil başvurularının yapılması planlanırken, yerel üreticilerin desteklenmesi ve ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştırılması amaçlanıyor. Gastronomi turizminin sahaya yansıması için belirlenen özel rota ise dikkat çekiyor. Cankurtaran’dan başlayıp Tavas’a kadar uzanan gastronomi yolunda; yöresel pazarlar, kültür evleri, kadın kooperatifleri ve gastronomi müzeleri yer alacak. Bu güzergâhta ziyaretçilere hem lezzet deneyimi hem de kültürel etkileşim imkânı sunulacak. Ayrıca Elmalı ve Kızılcabölük köylerinin "gastronomi köyü" ilan edilmesi planlanıyor. Gastronomi Müzesi Denizli’de kurulması planlanan gastronomi müzesi ise projenin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu merkezde yöresel yemekler, kadın kooperatifleri tarafından hazırlanarak ziyaretçilere sunulacak, aynı zamanda atölye çalışmaları ve uygulamalı eğitimler düzenlenecek. Unutulmaya yüz tutmuş tariflerin yeniden canlandırılması ve mutfak kültürünün gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Kent merkezinde ise gastronomi odaklı dönüşüm planları bulunuyor. Peynirciler Çarşısı’nın kültür deneyim merkezine dönüştürülmesi, Kaleiçi Çarşısı’nın yeniden düzenlenmesi ve Bayramyeri çevresinde gastronomi sokağı oluşturulması planlanıyor. Ayrıca restoranlarda yöresel yemeklerin menülere eklenmesi ve tadım menülerinin oluşturulması teşvik edilecek. Tarım ve turizmi buluşturmayı amaçlayan agro turizm uygulamaları da yol haritasında yer alıyor. Hasat festivalleri, "kendin topla" modeli ve çiftçi-turist buluşmaları ile ziyaretçilere doğrudan üretim sürecine katılma imkânı sunulacak. Bu sayede hem kırsal kalkınma desteklenecek hem de turizm çeşitliliği artırılacak. Denizli Gastronomi Turizmi Yol Haritası, yalnızca bir tanıtım projesi olmanın ötesinde, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen kapsamlı bir vizyon sunuyor. Yerel değerlerin korunarak dünya çapında tanıtılması hedeflenirken, Denizli’nin gastronomi turizminde güçlü bir marka haline gelmesi amaçlanıyor.
İzmir Folkart’tan Karşıyaka Spor Kulübü’ne destekler sürüyor Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Aygün Cicibaş, basketbol şubesinin son dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntılar sürecinde sağladığı 5 milyon TL’lik destek nedeniyle Folkart’a teşekkür ziyaretinde bulundu. Basketbol Süper Ligi’nde kümede kalma mücadelesi veren Karşıyaka, son dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntıları aşmakta zorlanırken, kentin önde gelen markalarından Folkart’tan önemli bir destek geldi. Geçtiğimiz hafta sezonun en kritik karşılaşmalarından biri olan Bahçeşehir Koleji deplasmanı öncesinde Folkart, kulübe 5 milyon TL’lik finansal katkı sağlayarak gerekli ödemelerin yapılmasına yardımcı oldu. Ayrıca bu önemli maçın kazanılması halinde 30 bin dolarlık galibiyet primi açıkladı. Karşıyaka, zorlu deplasmandan galibiyetle dönerek ligde kalma yolunda kritik bir adım atarken, Folkart’tan gelen destek de moral kaynağı oldu. Folkart bununla da yetinmeyerek, sezonun kalan bölümündeki galibiyetler için de prim sözü verirken, ligde kalma hedefinin gerçekleşmesi halinde 100 bin dolarlık ek başarı ödülü vereceğini açıkladı. "Folkart ailesine teşekkür ediyoruz" Bu desteklerin ardından Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Aygün Cicibaş da Folkart’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Sağlanan katkılara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cicibaş, kulübün içinde bulunduğu süreçte bu tür desteklerin büyük önem taşıdığını ifade etti. Cicibaş, "Folkart’ın kıymetli desteği sayesinde sporcularımıza yapılması gereken ödemeler maç öncesinde ivedilikle yerine getirilmiştir. Sağlanan bu katkı, takımımızın moral ve motivasyonuna önemli ölçüde yansımış, sahada elde edilen galibiyetin en değerli unsurlarından biri olmuştur. Zor günlerimizde yanımızda olan Folkart ailesine, Karşıyaka camiası ve taraftarlarımız adına içten teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.