SAĞLIK - 05 Ekim 2025 Pazar 15:12

Meme kanserinde erken teşhis, tedavi başarısını yüzde 90’lara çıkarıyor

A
A
A
Meme kanserinde erken teşhis, tedavi başarısını yüzde 90’lara çıkarıyor

Meme kanseri vakalarının genç yaş grubunda artış gösterdiğine dikkat çeken Radyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Murat Oynak, "1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında yaptığı açıklamada, erken tanı sayesinde tedavi başarı oranının yüzde 90’lara ulaşabildiğini söyledi.


Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak dünya genelinde ciddi bir sağlık sorunu oluşturuyor. Türkiye’de de her yıl binlerce kadın bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Murat Oynak, "1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında yaptığı açıklamada, son yıllarda özellikle genç kadınlarda meme kanseri görülme oranlarında artış olduğuna dikkat çekti.



Genç yaş grubunda meme kanseri vakaları hızla artıyor


2025 yılı tahminlerine göre, meme kanseri vakalarının yüzde 16’sının 50 yaş altındaki kadınlarda teşhis edilmesi beklendiğini belirten Dr. Oynak, "Bu oran, son 20 yılda her yıl ortalama yüzde 0.7 artarken, 2000’li yılların ortalarından itibaren bu artış hızı yüzde 1.4’e çıktı. Ayrıca yeni vakaların yaklaşık yüzde 10’u, 45 yaş ve altındaki kadınlarda ortaya çıkıyor" dedi.



"Erken teşhis hayat kurtarıyor"


Dr. Oynak, meme kanserinin erken evrede teşhis edilmesi durumunda tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunun altını çizerek, "Erken tanı sayesinde meme kanseri tedavisinde başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkabiliyor. Bu nedenle kadınların kendi risklerini bilmeleri ve düzenli kontrolleri ihmal etmemeleri büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.



"Yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabilir"


Meme kanserinden tamamen korunmanın mümkün olmasa da, bazı yaşam tarzı değişiklikleri ile riskin azaltılabileceğini belirten Uzm. Dr. Murat Oynak, "Sağlıklı beslenme ve ideal kilo kontrolü: Akdeniz tipi beslenme modeli öneriliyor. Düzenli egzersiz: Haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite riski %20-30 oranında azaltabilir. Alkol ve sigara kullanımı: Bu alışkanlıklar meme kanseri riskini artırır. Sınırlandırılması önerilir. Emzirme: Toplamda 12 ay ve üzeri süreyle emzirme, meme kanserine karşı koruyucudur. Genetik danışmanlık: Aile öyküsü olan bireyler BRCA1 ve BRCA2 testleri için uzmana başvurmalı. Düzenli kontroller: Ayda bir kendi kendine meme muayenesi yapılmalı. 40 yaşından sonra ise yıllık mamografi ihmal edilmemeli" şeklinde konuştu.



"Görüntüleme yöntemleri erken teşhiste kilit rol oynuyor"


Uzm. Dr. Oynak, meme kanserinde görüntüleme yöntemlerinin hastalığın belirti vermeden teşhis edilmesinde hayati rol oynadığını vurgulayarak, "Tarama yöntemleri sayesinde kanser çok erken aşamada saptanabiliyor. Bu da tedavi sürecinde hem başarıyı artırıyor hem de hastanın yaşam süresini ve kalitesini yükseltiyor" dedi.



Görüntüleme yöntemleri


Dr. Oynak, meme kanseri taramasında kullanılan başlıca yöntemleri, "Mamografi: 40 yaş üstü kadınlar için altın standart tarama yöntemidir. Erken evre kanserleri tespit ederek ölüm oranlarını yüzde 20-40 azaltır. Ultrasonografi: Genç yaşta ya da yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda mamografiye ek olarak kullanılır. MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme): Yüksek risk grubundaki kadınlar için önerilir. Daha detaylı görüntüleme sağlar. Biyopsi: Görüntüleme ile şüpheli kitle saptandığında kesin tanı için kullanılır" şeklinde sıraladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi. "Patlamalar peş peşe oldu" Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay’ın yandığını gördüm. Hürol’un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail’i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi. "İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi" Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş’u tehlike konusunda uyardığımda bana ‘Biz önlemlerimizi aldık’ dedi" diye konuştu. "Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım" Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı. "Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı" Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi. "Bir işçi ‘İçimde kötü bir his var’ dedi" Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva’da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, ‘İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var’ dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı. "Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar" Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112’yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş’u aradım, ‘Yangın var, hemen gel’ dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken ‘Karıştırıcıda kıvılcım çıktı’ dedi. Ataşehir’deki merkez ofiste Kurtuluş’un çocukları kalıyordu. Ayten’e olay günü, ‘Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı?’ diye sorduğumda bana, ‘İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti’ dedi" ifadelerini kullandı. "Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz" Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi. Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.