ASAYİŞ - 03 Mart 2026 Salı 11:00

Oğlunu parkta 36 bıçak darbesiyle öldüren babaya müebbet

A
A
A
Oğlunu parkta 36 bıçak darbesiyle öldüren babaya müebbet

Antalya’da oğlu Barış Tolaman’ı (25) parkta 36 bıçak darbesiyle öldüren babanın tutuklu yargılandığı davada karar duruşması görüldü. Baba Ali Tolaman, ’altsoya karşı kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı.


Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Kızıltoprak Mahallesi 965. Sokak’ta 25 Mayıs 2025 tarihinde gece saatlerinde meydana gelen olayda Ali Tolaman (60), oğlu Barış Tolaman (25) ile konuşmak için evlerinin yakınındaki boş arazide buluştu. Kısa sürede çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Baba Tolaman, oğlunu defalarca bıçakladı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, gencin hayatını kaybettiğini belirledi. Barış Tolaman’ın cenazesi, savcılık incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.


Olay sonrası kısa sürede yakalanan Ali Tolaman, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Sağlık kontrolü sırasında gazetecilerin "Oğlunu neden öldürdün?" sorusuna, "Pişmanım, tartıştık. Alkol içip içip etrafa saldırıyordu" yanıtını veren Tolaman, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ali Tolaman’ın 11 yaşındaki A.T. ile 9 yaşındaki E.T. için ise kayyım atandı.


Bir önceki duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın ’altsoya karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti.


Hakkında ’canavarca hisle veya eziyet çektirerek altsoyu kasten öldürme’ suçundan dava açılan sanığın yargılandığı Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, olay yeri inceleme tutanakları, tanık beyanları, sanığın savunmaları ve 29 Eylül 2025 tarihli otopsi raporunu birlikte değerlendirdi.



Mahkeme ’tahrik’ savunmasını kabul etmedi


Karar metninde, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanları birlikte ele alındı.


Sanık Ali Tolaman’ın kolluk aşamasındaki ifadesinde, "Motorum oradaydı, oradaki bıçağı aldım. Bir iki defa bıçakladığımı hatırlıyorum, gerisini hatırlamıyorum. Yere düştü, ben korkumdan onu orada bırakıp eve motorla döndüm" şeklinde beyanda bulunduğu belirtildi.


Kararda ayrıca, sanığın mahkeme huzurundaki savunmasında ise olay öncesine ilişkin farklı bir anlatımda bulunduğu aktarıldı. Sanığın, oğlunun apartman önünde taşkınlık yaptığı ve komşuların bu nedenle polisi çağırdığı yönünde savunma yaptığı belirtilerek şu ifadelerine yer verildi:


"Olay günü apartmanın önünde ses bombasıyla birlikte müzik açarak masasını kurdu. Apartmanın dışında aşağıda kaldırımda üstü çıplaktı. Komşular rahatsız olup memurları çağırıyor. Polisleri komşular çağırmış. Ben 200 metre ötede arkadaşın oradaydım. Polislere küfür edip üzerlerine rakı dökmüş. Polisler biber gazı sıkınca yere düştü. O an ben geldim. ‘Ne oldu’ dediler, ‘davacı mısın’ dediler, ‘değilim’ dedim. Zaten ayda bir kere memurlar gelir. Komşular ‘yukarı çıkar’ dediler. ‘Hadi oğlum, üzerini giy, duşunu al’ dedim. Yukarı gidince kardeşlerini dövmeye başlamış, Ayaz ile Asya’yı dövmüş, hatta para bile istemiş."


Daha önceki duruşmalarda, bir kısım mağdur ve tanıkların da maktulün komşuları rahatsız ettiği ve alkol aldığı yönünde benzer beyanlarda bulunduğu ifade edildi. Ancak mahkeme, polis merkezlerinden gelen yazılarda Barış Tolaman’a yönelik herhangi bir olay ve eylem kaydına rastlanmadığının bildirildiğini, ayrıca ilgili polis merkezi yazıları ile 112 ihbar kayıtlarının da sanığın savunmalarıyla çeliştiğini vurguladı.


Mahkeme heyeti, tüm hususları birlikte değerlendirerek sanığın savunmalarının somut olgu ve delillerle örtüşmediği sonucuna ulaştı. Kararda, maktulün sosyal davranışlarına ilişkin ileri sürülen iddialarla sanığın oğluna yönelik eylemi arasında açık bir orantısızlık bulunduğu, bu nedenle sanığın hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği kaydedildi. Bu gerekçelerle mahkeme heyeti, sanık hakkında cezada indirim sağlayan tahrik hükümlerini uygulamadı.



36 bıçak yarası, 4 kesik


Karar metninde yer alan otopsi raporuna göre Barış Tolaman’ın vücudunda 36 adet kesici-delici alet yarası ve 4 adet kesik vasıfta yara tespit edildi. Raporda, bu yaralardan bir kısmının tek başına öldürücü nitelikte olduğu, ölümün kesici-delici alet yaralanmasına bağlı iç organ hasarı ve gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği belirtildi.



Müebbet ceza


Cumhuriyet savcısı, bir önceki duruşmada sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığı ’altsoya karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetti. Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak cezada indirim uygulanmasına karar verildi ve ceza müebbet hapis olarak belirlendi. Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi.



Oğlunu parkta 36 bıçak darbesiyle öldüren babaya müebbet

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Burhaniye’de zeytin odunları mutfak gereci oldu Burhaniye ilçesinde, zeytin ağaçlarından yapılan mutfak gereçleri ilgi gördü. Ağaç işlerinin dede mesleği olduğunu kaydeden 34 yaşındaki Musa Bozkurt, değişik pazarlarda ürünlerini sattığını söyledi. Eski yıllarda yakacak olarak kullanılan zeytin odunları maharetli ellerde mutfak gereçlerine dönüşüyor. Burhaniye Pazarında mutfak gereçleri satan Musa Bozkurt, zeytin odunlarının bakteri barındırmamasının, bu ürünlere ilgiyi artırdığını söyledi. Burhaniye Pazarında zeytin ağaçlarından yapılan mutfak gereçleri ilgi gördü. İzmir’in Bergama İlçesine bağlı Oruçlar Mahallesinde oturan Musa Bozkurt’un zeytin ağaçlarından hazırladığı mutfak gereçleri ilgi gördü. Edremit Körfezindeki pazarlara gittiğini kaydeden Musa Bozkurt, zeytin ağacının bakteri barındırmadığını söyledi. Evinin bir odasını atölye haline getirdiğini kaydeden 34 yaşındaki Musa Bozkurt, "Yöremizde çok miktarda zeytin ağacı bulunmaktadır. Zeytinde budama sırasında kesilen dallar odun olarak kullanılıyordu. Son zamanlarda biz bunlardan mutfak gereçleri yapmaya başladık. Zeytin odunlarından kaşık, kepçe ıspatula, havan ve kesme tahtası gibi mutfak araçları yapıyoruz. Bunlar bakteri barındırmadığı için de çok tutuluyor. Eskiden bunları odun yapıyorduk. Şimdilerde zeytin odunu da bu mutfak gereçleri nedeniyle değerlendi. Ben Edremit Körfezindeki pazarlarda bunları satıyorum. Mutfak gereçlerini 50 lira ile 500 lira arasında fiyatlarla satıyoruz. İşimi severek yapıyorum" dedi. -
Erzurum Aşkale’nin kurtuluşunun 108’inci yıl dönümü coşkuyla kutlandı Aşkale’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü, ilçede düzenlenen tören ve etkinliklerle büyük bir gurur ve coşkuyla kutlandı. Kutlama programı sabah Hükümet Konağı önündeki Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı. İlçe Kaymakamı Emre Oğuztürk ve Belediye Başkanı Şenol Polat’ın Atatürk Anıtı’na çelenk sunmasının ardından tören alanına geçildi. Kaymakam Oğuztürk, öğrencilerin ve vatandaşların bayramını kutladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından günün anlam ve önemine dair konuşmalar gerçekleştirildi. Programda, 1917 yılında Rus birliklerinin bölgeden çekilmesi sonrası Taşnak ve Hınçak çetelerinin Aşkale ve çevresinde gerçekleştirdiği zulüm ve katliamlar bir kez daha hatırlatıldı. Bu karanlık dönemin, Kafkas Cephesi Komutanı Kazım Karabekir komutasındaki ordu ve milis güçlerin mücadelesiyle sona erdiği, 3 Mart 1918 tarihinde Aşkale’nin düşman işgalinden kurtarıldığı vurgulandı. Her yıl geleneksel olarak sahnelenen kurtuluş piyesinde bu yıl da duygu dolu anlar yaşandı. Belediye personelinden oluşan tiyatro ekibi sergilediği performansla izleyicilerden tam not aldı. Piyesin ardından öğrenciler şiirler okudu, Erzurum kadın ve erkek folklor ekipleri yöresel oyunlarını sergileyerek bayram coşkusunu zirveye taşıdı. Program, resmî geçit töreniyle sona erdi. Kutlamalar kapsamında protokol üyeleri, Ortabahçe Mahallesi’nde bulunan şehitliği ziyaret ederek anma programına katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı, dualar edildi. Günün devamında Aşkale Cirit Sahası’nda dostluk müsabakası heyecanı yaşandı. Bursa’dan gelen Yeşil Bursa Atlı Spor Okçuluk ve Cirit Kulübü ile Aşkale Atlı Spor Okçuluk ve Cirit Kulübü arasında oynanan karşılaşma, birlik ve beraberlik mesajları eşliğinde centilmence tamamlandı. Kutlamalara; Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Akarsu, Horasan Belediye Başkanı Hayrettin Özdemir, Tercan Belediye Başkanı Mehmet Yılmaz, Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, Bursa Erzurumlular Dernek Federasyon Başkanı Savaş Albayrak, Bursa Aşkaleliler Dernek Başkanı Muharrem Kılıç ve Aşkale Dernekler Federasyon Başkanı Necati Kotan da katıldı. 108 yıl önce yazılan destan, bugün aynı ruh ve aynı kararlılıkla bir kez daha yâd edildi; birlik ve beraberlik mesajları ilçede güçlü bir şekilde yankı buldu.
Eskişehir Eskişehir’de vefa sofrası: Devlet korumasında yetişen gençler iftarda buluştu Eskişehir Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’nde "Aile ve Nüfus 10 Yılı" vizyonu kapsamında devlet korumasında yetişmiş kişiler ve aileleriyle iftar yapıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, "Aile ve Nüfus 10 Yılı" vizyonu kapsamında bakım hizmetlerinden yararlanan çocuklar ve ailelerle bağların güçlendirilmesi, Bakanlığın çocuklara ve ailelere yönelik hizmet anlayışının sahaya yansıtılması ile Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ikliminin kuşatılması amacıyla Ramazan programları planladı. Bu kapsamda devlet korumasında yetişmiş kişiler ve aileleri ile iftar sofrasında bir araya gelindi. Aile ve Sosyal Hizmetler Eskişehir İl Müdürlüğü ve iş birliği içindeki Eskişehir Yetiştirme Yurdundan Ayrılanlar Derneği (ESYURTDER)’in birlikte hazırladığı programa yaklaşık 120 kişi katıldı. "Devletimiz bizi yetiştirdi, istihdam etti" İftar programında yaptığı kısa konuşmasında buluşmadan duyduğu memnuniyeti belirten ESYURTDER Başkanı ve EBRM Müdürü Dr. Mevlüt Yılmaz, "Devletimiz bizi yetiştirdi, istihdam etti. Biz de ESYURTDER aracılığıyla sosyal sorumluluk projelerinde yer alarak vefamızı göstermeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu. İftar yemeğinin ardından ESYURTDER kurucu üyelerine gönüllü yelekleri giydirildi. Program, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Muğla Uzmanlardan kritik "ekran" uyarısı Acıbadem Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Burak Seven, çocuklarda ekran kullanımının yaşa göre sınırlandırılması gerektiğini belirterek, özellikle yaşamın ilk iki yılında ekran maruziyetinin önerilmediğini söyledi. Seven, "Tablet hiçbir zaman annenin yüzünün yerini tutmaz. Bu dönemde çocuk, en sağlıklı gelişimi gerçek insan temasıyla sağlar" dedi. Poliklinikte ailelerden en sık gelen sorulardan birinin ekran kullanımıyla ilgili olduğunu ifade eden Seven, ailelerin genellikle ya tamamen serbest bıraktığını ya da aniden tamamen yasakladığını belirtti. Seven, "Burada asıl mesele yasak değil, sınır ve dengedir. Doğru yaşta, doğru süreyle ve kontrollü şekilde ekran kullanımı planlanmalıdır" diye konuştu. "İlk 24 ayda ekran kesinlikle önermiyoruz" Yaşamın ilk iki yılının beyin gelişimi açısından kritik bir dönem olduğunu vurgulayan Seven, "İlk 24 ayda ekran kesinlikle önermiyoruz. Bu dönemde bebek; dokunarak, göz teması kurarak ve ses tonunu duyarak öğrenir. Ekran bu gelişim sürecinin yerini tutamaz. Ayrıca ‘zaten izlemiyor’ denilen arka plandaki televizyon bile çocuk için bir uyaran oluşturur ve gelişimi olumsuz etkileyebilir" dedi. "24-36 ay arasında ekran süresi 10-15 dakikayı geçmemeli" İki yaşından sonra ekran kullanımına tamamen yasak koymak yerine kontrollü yaklaşılması gerektiğini belirten Seven, "24-36 ay arasında ekran kullanılacaksa mutlaka ebeveyn eşliğinde olmalı ve günlük süre 10-15 dakikayı geçmemelidir. Çocuk ekrana tek başına bırakılmamalı, izlenen içerik hakkında konuşularak aktif katılım sağlanmalıdır" şeklinde konuştu. "3-5 yaşta günlük ekran süresi 1 saatle sınırlandırılmalı" Okul öncesi dönemde ekran kullanımında düzenin çok önemli olduğunu belirten Seven, "3-5 yaş arasında günlük toplam ekran süresi 1 saati geçmemelidir. Ancak burada süreden çok, düzen önemlidir. Ekran kullanımının başlangıç ve bitiş saatleri net olmalıdır. Belirsiz kullanım çocuklarda krizlere yol açabilir" dedi. Ekran kullanımında iki önemli kurala dikkat çeken Seven, "Uyumadan en az bir saat önce ekran kullanılmamalı ve yemek sırasında kesinlikle ekran olmamalıdır. Bu iki basit kural bile birçok sorunun önüne geçebilir" açıklamasında bulundu. "Telefonla uyuyan çocukların uyku düzeni bozuluyor" Okul çağında ve ergenlik döneminde ekran kullanımının kontrol edilmesi gerektiğini belirten Seven, "Gece telefonla uyumak, uyku kalitesini bozar. Uyku düzeni bozulan çocuklarda dikkat eksikliği, sinirlilik ve akademik performans düşüşü görülebilir. Telefon ve tabletlerin çocuk odasında değil, ortak kullanım alanlarında bulundurulması daha sağlıklı bir yaklaşımdır" ifadelerini kullandı. "Ekranı ödül haline getirmeyin" Ebeveynlerin sık yaptığı hatalardan birinin ekranı ödül olarak kullanmak olduğunu belirten Seven, "‘Sus, telefon al’ veya ‘yemeğini bitir, tablet vereyim’ gibi yaklaşımlar ekranı daha değerli hale getirir ve ileride kontrolü zorlaştırır. Ekran ödül ya da ceza aracı olarak kullanılmamalıdır" dedi. "Çocuklar için en önemli şey hala oyun ve iletişim" Ebeveynlerin çocuklarına rol model olması gerektiğini vurgulayan Seven, "Biz sürekli telefon kullanırken çocuğa ‘çok bakma’ demek etkili olmaz. Ev içinde telefonsuz zaman dilimleri oluşturmak oldukça faydalıdır. Ekran tamamen yasaklanması gereken bir araç değildir, ancak mutlaka sınırlandırılmalıdır. Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey hala oyun oynamak, hareket etmek ve gerçek iletişim kurmaktır" ifadelerini kullandı.