ASAYİŞ - 22 Mart 2025 Cumartesi 12:36

Otopsi raporu dehşeti ortaya koydu: Trompet sanatçısına 48 bıçak darbesi

A
A
A

Antalya’da bisikletle gezdiği sırada bir kafeterya valesini bıçakla yaralayıp, 15 dakika sonra ise bir trompet sanatçısını bıçaklayarak ölümüne neden olan sanığın yargılanmasına başlandı. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilen ilk duruşmada, akıl sağlığıyla ilgili resmi rapor beklendiği için dava ileri bir tarihe ertelendi. Antalya Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan otopsi raporunda ise hayatını kaybeden trompet sanatçısının 48 bıçak darbesiyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Duruşmadan sonra açıklamalarda bulunan trompet sanatçısının annesinin sözleri yürekleri dağladı. Anne Fatma Akten, "Yokluğu çok büyük acı, ağlamadığım gün yok. O gün emniyette kıyafetlerini, eşyalarını verdikleri torba koyduğumuz gibi hala duruyor. Onu atınca sanki oğlumu atacakmışım gibi geliyor" dedi.

27 Eylül 2024 gecesi saat 01.00 sularında, Muratpaşa İlçesi’nde bulunan bir kafeteryaya giden Polat Dereli, vale olarak çalışan Osman Dere ile tartışmaya girdi ve bıçakla saldırdı. Yaralanan Osman Dere, hastaneye kaldırılırken, Dereli bisikletiyle olay yerinden uzaklaştı. Yaklaşık 15 dakika sonra ise Antalya Büyükşehir Belediyesi Bando ve Kent Orkestrası’nda trompet sanatçısı olarak görev yapan Deniz Akten ile tartışmaya giren sanık, Akten’i 48 bıçak darbesiyle ağır yaraladı. İhbar üzerine olay yerine gelen ekipler, Akten’in hayatını kaybettiğini belirledi.

Cinayet Büro ekiplerinin olay yeri incelemesi yaptığı sırada Dereli’nin olay yerinde olduğu ve çalışmaları izlediği fark edildi. Polisler tarafından yakalanan Dereli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Polat Dereli hakkında hazırlanan iddianamede "kasten öldürme", "kasten öldürmeye teşebbüs", "genel güvenliği tehlikeye sokma" suçlarından yargılanması istendi. Savcılık, sanığın canavarca hisle hareket ettiğini ve rastgele insanlara saldırarak toplum güvenliğini tehdit ettiğini belirterek en ağır cezanın verilmesini talep etti.

Otopsi raporu dehşeti ortaya koydu: Trompet sanatçısına 48 bıçak darbesi

Otopsi raporu: 48 bıçak darbesi

Antalya Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan otopsi raporunda, Deniz Akten’in vücudunda toplam 48 bıçak darbesi tespit edildi. Raporda, göğüs, sırt, boyun ve karın bölgelerindeki 12 kesici-delici alet yarasının öldürücü nitelikte olduğu belirtildi. Akten’in ölümüne, büyük damar yaralanmaları ve iç organ hasarı nedeniyle meydana gelen yoğun iç ve dış kanamanın sebep olduğu kaydedildi. Ayrıca, bazı yaraların göğüs kafesini delerek akciğer ve mideye ulaştığı tespit edildi. Akten’in vücudunda ateşli silah yarasına rastlanmadığı raporda yer aldı.

Katılma talebi

Deniz Akten’in annesi Fatma Akten ve babası Aydın Akten, avukatı Ömer Faruk Doğruyol aracılığıyla mahkemeye sunduğu dilekçede, sanığın canavarca hisle hareket ettiğini belirterek davaya katılma talebinde bulundu. Dilekçede, sanığın "toplum içinde rastgele insanlara saldırarak genel güvenliği tehlikeye attığı ve olaydan sonra yapılan incelemeleri izlediği" vurgulandı. Aile, sanığın en ağır cezayı almasını talep etti.

Sanık, suçlamaları reddetti

Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıkan sanık Polat Dereli, savunmasında suçlamaları kabul etmedi. Dereli, olay gecesi denize girdiğini ve geceyi sokakta geçirdiğini söyleyerek, "Olay tarihi öncesinde 1,5 aydır sokakta arabamda kalıyordum, olay günü arkadaşlarımla Karpuz Kaldıran Askeri Kampının bulunduğu bölgede denize girmiştim, hava soğuduğu için arabamın bulunduğu kaldığım Çarşamba pazarına doğru yürümeye başladım, yürürken bir sivil bir araç beni durdurdu, polis olduğunu söylediler, beni gözaltına aldılar. Elimde bıçak yoktu. Maktul Deniz Akten ve huzurda bulunan Osman Dere’yi tanımam, kendilerine yönelik herhangi bir yaralama ve öldürme eyleminde bulunmadım, olayı ben gerçekleştirmedim hatırlamıyorum. Beraatimi ve tahliyemi talep ederim" dedi.

Sanığın avukatı da, "Müvekkilim bipolar bozukluk hastasıdır. Ruhsal durumu detaylıca incelenmelidir. Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek rapor, yargılamanın seyrini değiştirebilir" şeklinde beyanda bulundu.

"Yüz felci geçirdim"

Olay sırasında bıçaklı saldırıya uğrayan müşteki Osman Dere, mahkemede yaşadıklarını detaylı bir şekilde anlattı. O gece kafeteryada çalıştığını, valelik yaptığını ve olay anında arkadaşlarıyla iş yerinin önünde oturduğunu belirten Dere, şu ifadeleri kullandı: "Polis arabası geldiğinde, benden kahve istediler. Kendilerine kahve verdim. O sırada sanık vale masasındaydı ve polisleri görünce geri çekildi. Ortam kalabalık olduğu için bir şey hissetmedim ve arkadaşlarımın yanına geri döndüm. Ancak bir süre sonra sanık geçerken bana doğru bakmaya başladı. Yanımda bulunan arkadaşım Berkay, sanığın bana baktığını fark etti ve beni uyardı. Bunun üzerine ben de sanığa ’Buyur abi, bir şey mi istiyorsun?’ diye sordum. Bana ’Sen biliyorsun’ dedi. Ben de ’Ne biliyorum?’ diye sordum. ’Bir şey söyleyeceğim’ dedi. Sadece soru soracağını düşündüğüm için yanına gittim. Tam o sırada birden bıçağını çekerek sol kulak altıma sapladı. Şoke oldum ve hemen geri çekildim, fakat sanık hızla göğsüme de bıçağı sapladı. Can havliyle içerideki kalabalığa doğru kaçtım. Yaralandığımı görenler hemen müdahale etti. Sanık ise olay yerinden hızla kaçtı."

Osman Dere, saldırının ardından yüz felci geçirdiğini ve uzun süre iş göremez hale geldiğini belirterek, ameliyat olmak zorunda kaldığını söyledi. Sanıktan şikayetçi olduğunu vurgulayan Dere, "Davaya katılma talebim var. Sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum" dedi.

"Acıyı tarif edemem"

Deniz Akten’in anne ve babası Fatma ve Aydın Akten de mahkemeye katılarak sanığın en ağır cezayı alması gerektiğini belirtti. Baba Aydın Akten, "Oğlumun kimseyle bir husumeti yoktu. Gece sadece arkadaşına gitmek için evden çıkmıştı. Sanık hiçbir sebep olmaksızın oğlumu öldürdü. Bir baba olarak bu acıyı tarif edemem. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum" dedi.

Otopsi raporu dehşeti ortaya koydu: Trompet sanatçısına 48 bıçak darbesi

"Hayatımın en büyük acısını yaşıyorum"

Anne Fatma Akten ise gözyaşları içinde "Deniz’imi benden koparan bu caninin en ağır cezayı almasını istiyorum. Hayatımın en büyük acısını yaşıyorum. Her gün oğlumun sesini duymayı bekliyorum ama artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Adaletin yerini bulmasını istiyorum" diye konuştu.

"Vuruldum’ diye bağırdı"

Duruşmada tanık olarak dinlenen Yiğitcan Günaçtı, olay gecesi müşteki Osman Dere’nin yanında olduğunu belirtti. Olayın nasıl gerçekleştiğini anlatan Günaçtı, "Osman’ı görmek için kafeteryaya gittim. Birlikte oturuyorduk, o sırada Osman bir şeyler söyledi ve ayağa kalktı. Sonra bir anda içeri girdi ve ‘Vuruldum’ diye bağırdı. Yüzü ve göğsü kan içindeydi. Sanık o sırada hala dışarıdaydı ve elinde bir bıçak vardı. Onu kesin olarak teşhis ediyorum" dedi.

Mahkemeden ara karar

Mahkeme heyeti, sanığın işlediği suçların kanunda belirtilen ağır suçlar arasında yer aldığını ve olayla ilgili güçlü deliller bulunduğunu belirterek, tutukluluk halinin devamına, müşteki Osman Dere’nin yüzündeki sabit iz için kesin rapor alınmasına, sanığın akıl sağlığının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek raporun beklenmesine karar verdi. Bir sonraki duruşmanın 28 Mayıs 2025 tarihinde yapılacağı açıklandı.

Acılı anne konuştu: "Müziğe ben onu teşvik etmiştim, notalarını kendi yazardı"

Duruşmanın ardından İhlas Haber Ajansı’na konuşan acılı anne Fatma Akten, gözyaşları içinde yaşadığı acıyı anlattı. Oğlunun sadece bir arkadaşına gitmek için dışarı çıktığını, ancak hayatını kaybettiğini belirten Akten, şu sözleri kaydetti: "Çok üzgünüm. Bir evlat kaybı. Ama sanığın ‘Ben yapmadım’ diyerek mantıklı cevaplar vermesi beni şaşırttı ve üzdü. Deniz, arkadaşına gitmek için evden çıktı. O gece başka bir yerde çalışan arkadaşı henüz gelmemişti, bu yüzden bandodaki diğer arkadaşlarının çaldığı mekana uğradı. Onlarla vakit geçirdi, sohbet etti, hatta oradan çektiği bir videoyu arkadaşına gönderdi. Telefonla haberleşti. Sonra yolda bu korkunç olay yaşandı. Böyle hastaların tedavi edilmeden toplum içinde bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bir can gitti, gencecik bir çocuk gitti. Ailemiz dağıldı, bizi parçaladı. Çok üzgünüz."

Otopsi raporu dehşeti ortaya koydu: Trompet sanatçısına 48 bıçak darbesi

Fatma Akten, yaşadığı derin üzüntünün hayatına olan etkisini de anlatarak, "O günden bu yana çok kilo aldım, üzüntüden çok kötü oldum. Deniz tek evladımdı. Onu büyütmek için her şeyi yaptım, okulunu başarıyla bitirmesi için hep takip ettim. Çok başarılıydı, notalarını kendisi yazardı. Arkadaşları onu anlat anlat bitiremiyor. Müziğe ben onu teşvik etmiştim. Yokluğu çok büyük acı, ağlamadığım gün yok. O gün emniyette kıyafetlerini, eşyalarını verdikleri torba koyduğumuz gibi hala duruyor. Onu atınca sanki oğlumu atacakmışım gibi geliyor" ifadelerini kullandı.

Begüm Aksoy

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Bafra’da minik eller 3 bin fidanı toprakla buluşturdu Samsun’un Bafra ilçesinde Orman Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte, minik eller doğaya umut oldu. 21-26 Mart Orman Haftası dolayısıyla gerçekleştirilen ağaç dikme etkinliği, "Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi" çerçevesinde Kuşçular Mahallesi’ndeki Tıbbi Aromatik Bitkiler Üretim Sahası’nda yapıldı. Etkinlikte öğrenciler, doğaya katkı sunmanın heyecanını yaşarken toplam 3 bin fidan toprakla buluşturuldu. Doğa bilincinin küçük yaşta kazandırılmasının hedeflendiği etkinlikte, öğrenciler hem eğlendi hem de çevreye duyarlı bireyler olma yolunda önemli bir adım attı. Dikilen fidanlarla birlikte bölgenin yeşil dokusunun güçlenmesi amaçlanırken, etkinlik katılımcılardan da yoğun ilgi gördü. Programın açılışında konuşan Orman İşletme Müdürü Mustafa Bayraktar, bu yılki etkinliğin diğerlerinden farklı olduğunu belirterek, ÇEDES projesi kapsamında tüm okulların katılımıyla ortak bir organizasyon planladıklarını ve bu etkinliği hep birlikte hayata geçirdiklerini ifade etti. Bafra Kaymakamı Dr. Mustafa Altınpınar ise etkinliğe ilişkin yaptığı konuşmada, katıldığı en güzel Orman Haftası programlarından biri olduğunu vurguladı. Öğrencilere hitaben, dikilen ağaçlarla birlikte büyümelerini temenni eden Altınpınar, "Sizleri çok parlak bir gelecek bekliyor. Hayatınız boyunca başarı ve sağlık diliyorum. Bu güzel programa kattığınız renk için hepinize teşekkür ediyorum" dedi. Konuşmaların ardından Kaymakam Altınpınar, protokol üyeleri ve öğrenciler birlikte fidan dikerek etkinliği tamamladı.
İstanbul Çolakoğlu Metalurji’nin yıldız eskrimcileri Türkiye’yi İspanya’da temsil edecek 80. yılını geride bırakan Çolakoğlu Metalurji, spora ve genç yeteneklere verdiği destek doğrultusunda, İspanya’da düzenlenecek eskrim müsabakalarında Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor. Çolakoğlu Metalurji Spor Kulübü bünyesinde yetişen üç başarılı genç sporcu; Fatma Eslem Ergül, Zeynep Özkırım ve Buğlemşah Özdemir, 28-29 Mart 2026 tarihlerinde İspanya’nın Ciudad Real kentinde gerçekleştirilecek Uluslararası U14 Yıldızlar Kılıç Circuit Turnuvası’nda Türkiye adına piste çıkacak. Söz konusu organizasyon, Türkiye Eskrim Federasyonu’nun 2025-2026 faaliyet takviminde önemli bir yere sahip bulunuyor. Turnuvada hem kulüplerini temsil edecek hem de Türk bayrağını taşıyacak sporcular, disiplinli ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından uluslararası arenada Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor. Toplumsal katkı ve sporun yaygınlaştırılması Şirket, sürdürülebilir sosyal sorumluluk anlayışı çerçevesinde genç sporcuların yanında yer almayı ve onların ulusal ile uluslararası başarı yolculuklarına katkı sunmayı sürdürmeye devam ediyor. Çolakoğlu Metalurji Spor Kulübü ise yalnızca kendi sporcularına değil, bölgedeki gençlerin sporla buluşmasına da destek vererek önemli bir misyona katkı sağlıyor. Faaliyet bölgesi olan Dilovası ve Kocaeli’nde sporun yaygınlaştırılması, fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve genç yeteneklerin desteklenmesi adına çalışmalarını sürdüren kulüp, geleceğin başarılı sporcularının yetişmesine katkı sunmaya devam ediyor. Kulüp, İspanya’da mücadele edecek genç sporcularına başarılar dilediğini duyurdu.
Van Allı turnalar bu yıl Van’a erken geldi Van Gölü havzasının zarif misafirleri olarak bilinen flamingolar (Allı turnalar), bu yıl erken gelerek bölgeyi renklendirdi. Genellikle bahar aylarının ortasında görülmeye başlanan flamingoların Mart ayında Van Gölü havzasını şenlendirdi. Göçmen kuşların Kuzey Afrika’dan İran’a uzanan yolculuğunda en önemli konaklama merkezlerinden Van Gölü havzası, sulak alanlarıyla çok sayıda türden binlerce kuşu bünyesinde barındırıyor. Van’ın doğusunda yer alan, eşsiz doğal güzelliği ve biyolojik çeşitliliğiyle dikkat çeken Van Gölü havzası, her yıl olduğu gibi bu yıl da flamingoların göç yolculuğunda uğrak noktası oldu. Sürüler halinde göl çevresine inen allı turnalar, özellikle gün doğumu ve gün batımında oluşturdukları manzarayla adeta görsel şölen sundu. Van Gölü kıyılarında yoğunlaşan kuş hareketliliği, baharın erken habercisi olarak yorumlandı. Son yıllarda göç takvimlerinde yaşanan bu kayma, bölgedeki ekolojik dengede de dikkat çekici bir değişim olduğuna işaret ediyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Van’a ayrı bir güzellik katan allı turnalar, göç yolculukları boyunca uğradıkları bu eşsiz coğrafyada bir süre konakladıktan sonra yollarına devam edecek. "Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin" Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Rehabilitasyon merkezimiz Van Gölü havzasındaki bütün yaban hayvanlarının sorunlarıyla ilgileniyor. Ekolojik dengenin bozulmaması için doğal hayatın normal sirkülasyonunda devam etmesi için çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak yaban hayatın devamlılığını gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yürütüyor. Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin olması dolayısıyla sucul habitat yönü önünden çok zengin. Göçmen kuşlar olsun, yerleşik kuşlar olsun bu bölgedeki sulak alanlarda yerleşmekte. Ama bayrak tür olarak her sene bahar sezonunun başlangıcında selam getiren Allı turnalar bu sene de selam getirdiler. Allı turnalar aslında Van Gölü havzasında birkaç yıldır göç etmeyen kafilelerle burada temsilcileri kalıyor. Bir grup flamingo, Van Gölü havzasındaki sulak alanlarında yaşayıp tekrar buradan kış sezonunda havalar soğumaya başlayınca göç ediyor. Bahar sezonunda da havalar ısınınca buraya geliyor. Ama geliş tarihlerinde mevsime bağlı olarak çeşitli tarihlerde buralara geliyor" dedi. "Allı turnaları artık iskele sahilinde de görebiliyoruz" Prof. Dr. Aslan, "En son Nisan’da gelen Allı turnalar, bu sene Mart’ın başında Erçek Gölü ile Gevaş ilçesindeki Göründü Sulak alanında konaklıyorlar. Allı turnalar artık park alanlarında, Edremit ve Tuşba ilçesine bağlı İskele Mahallesi sahiline artık selam getiriyor. Geçen senede göçerken bir kısım kafile selam götürürken yine onlarda piknik yapmaya gelen vatandaşlarımız Allı turnaları görebilmekteydi. Allı turnalar baharın gelmesi ile birlikte yine aynı yere İskele sahiline geldiler. Bu bize artık Van Gölü havzasının her tarafında, Van Gölü kıyısında bulunan sulak alanlarda Allı turnaları görmek mümkün olacak. Bu senede son yılların en çok Şubat’ta yağış alan bir sezonunu geçirdik. Sulak alanların bereketiyle bu ekolojik dengede de artık yaban hayatta da canlanmaya başladı. Bundan sonra canlılıkla Allı turnaların şahsında bütün sucul kuşları, ördekleri, kazları görebilmek mümkün olacak" diye konuştu.