ÇEVRE - 03 Mart 2026 Salı 12:21

Poyraz, Akdeniz’deki en büyük denizanası türünü Antalya Körfezi’ne soktu

A
A
A
Poyraz, Akdeniz’deki en büyük denizanası türünü Antalya Körfezi’ne soktu

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, yaklaşık 10 gündür devam eden poyraz nedeniyle, Akdeniz’deki en büyük denizanası türünün (Rhopilema nomadica) akıntıyla birlikte Antalya Körfezi’ne girdiğini ve geçişlerinin başladığını açıkladı. Görülen denizanalarının düdüklü tencere büyüklüğünde ve yaklaşık 10 kilogram ağırlığında olduğunu kaydeden Gökoğlu, "Akdeniz’deki en büyük denizanası türü bu. Doğu Akdeniz’de çoğalıyorlar ve batıya doğru akıntılar ile sürükleniyorlar. 10 gündür süredir sürekli poyraz estiği için açıktan ana akıntılarla sürüklenen denizanaları körfez içerisine girdi" dedi.


Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Yetiştiriciliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu Konyaaltı sahilinde dalış gerçekleştirdi. Gökoğlu, denizanalarının geçiş döneminin başladığını, Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçen, yaklaşık 10 kilograma ulaşabilen ve uzun, yakıcı uzantılara sahip denizanaları görüntülediklerini aktardı. Prof. Dr. Gökoğlu, söz konusu türün (Rhopilema nomadica) Akdeniz’deki en büyük tür olduğunu ve son günlerde etkili olan poyraz nedeniyle Antalya Körfezi’ne sürüklendiğini belirtti.


Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçen denizanalarının geçiş döneminin başladığını ifade eden Gökoğlu "Özellikle Doğu Akdeniz’de çoğalan denizanaları Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçen bir denizanası türü var. Akdeniz’deki en büyük denizanası türü bu. Doğu Akdeniz’de çoğalıyorlar ve batıya doğru akıntılar ile sürükleniyorlar. Bu sürüklenmede geçen sene bu geçiş olmadı. Geçen sene geçtiyse açıktan geçti. Çünkü geçen sene poyraz olmadı ama şu anda bir hafta, 10 gündür süredir sürekli poyraz estiği için açıktan ana akıntılarla sürüklenen denizanaları körfez içerisine girdi. Çok miktarda şuanda Antalya körfezinde denizanası var. Biz dün dalış yaptık , dalışlar sırasında denizanaları ile karşılaştık ve görüntüledik" dedi.



"Mayıs’a kadar geçiş tamamlanır"


Denizanalarının geçiş dönemine ilişkin bilgi veren Gökoğlu, "Geçiş her sene kış aylarından bahara doğru yaza girmeden oluyor. Nisanın ortası mayısın başı gibi bu geçiş tamamlanacak. Yani haziranda deniz suyunun ısındığı dönem ile kalmıyor bu geçiş tamamlamıyor. Geçiş ile birlikte de tehlike ortadan kalkıyor."



"Yaklaşık 10 kg ağırlığında"


Şuan görülen türün Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçen tehlikeli ve büyük denizanaları olduğunu belirten Gökoğlu, "10 kg civarında ağırlığı. Düdüklü tenceresinden biraz büyük vaziyette diye düşünelim. Bir ila bir buçuk metre uzantıları var arkasında. Yakıcı zehri olan uzantıları var" diye konuştu.



"Kıyıya vurdukları zaman hiçbir şekilde dokunmamaları gerekiyor"


Denizanaları noktasında balıkçıları ve vatandaşları uyaran Gökoğlu, "Esas tehlike balıkçılar için. Çünkü bunlar ağlarda biriktiği zaman özellikle trol ağlarında çok miktarda çıktığı zaman yakıt gücünü arttırır. Motorun onu çekmesi için ağı suyun altından zorlanıyor bunun haricinde de balık ağlarında seçiciyi azaltıyor, yani ufak balıkların dahi yakalanmasına sebep oluyor. Kıyıda uzatma ağları kullananların ağlarında toplanıyor, ağın alınması sırasında yine balıkçıya iş çıkartıyor. Balıkçılar için büyük risk. Balıkçılar ister istemez temas ediyor, ağını alırken gözüne sıçrama oluyor. Sıçrama olduğu zamanda tahrişe neden oluyor, göz ve yüzde yanmalara neden oluyor. Denize girenler için zaten çok nadir. Martta girenler var ama tam deniz sezonuna doğru bu geçiş tamamlanacağı için denize girenler için bir risk yok. Ancak nisan ayında denize girenler için belki temas olursa öyle bir risk var, vatandaşlarımız beyaz bir kütle gördükleri zaman yaklaşmasınlar. Bir de kıyıya vurdukları zaman hiçbir şekilde dokunmamaları gerekiyor" şeklinde konuştu.



"Temas halinde sıcak su uygulanmalı"


Gökoğlu, denizanalarına temas halinde uygulanması gereken tedavilerinden de bahsederek, "Temas halinde amonyak kullanmaları gerekiyor. Bunun haricinde sıcak su uygulamaları lazım. Sıcak uygulama yapsınlar. Birde antiistemanik kremler var onları sürsünler. Denize girenler, balıkçılar dikkat etsinler. Bundan sonra biraz daha yoğun bir geçiş olacak" ifadelerine yer verdi.



Poyraz, Akdeniz’deki en büyük denizanası türünü Antalya Körfezi’ne soktu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu, FIBA Hall of Fame 2026 ödülünü aldı Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, FIBA tarafından FIBA Hall of Fame 2026 listesine dahil edilmesinin ardından düzenlenen törende ödülünü FIBA Başkanı Şeyh Saud Ali Al Thani’den teslim aldı. Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Kraftwerk etkinlik alanında gerçekleştirilen özel törende Hidayet Türkoğlu, FIBA Hall of Fame ödülünü aldı. Bu onurla birlikte Türkoğlu, sporculuk kariyeri ve milli takım kimliği temel alınarak FIBA Hall of Fame’de yer alan ilk Türk sporcu oldu. FIBA Hall of Fame; basketbola uzun yıllar boyunca sahada, özellikle milli takım düzeyinde sunduğu katkılarla iz bırakan ve uluslararası basketbol kültürüne değer katan isimleri onurlandıran prestijli bir platform olarak öne çıkıyor. Gerçekleşen ödül töreninde TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu’nun yanı sıra Sue Bird (ABD), Celine Dumerc (Fransa), Clarisse Machanguana (Mozambik), Dirk Nowitzki (Almanya), Ismenia Pauchard (Şili), Wang Zhizhi (Çin) ile başantrenör Ludwik Mietta-Mikolajewicz (Polonya) da ödüllerini aldı. Ödül Töreninde konuşan TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu, "Bugün burada bulunmak benim için büyük bir onur ve aynı zamanda son derece duygusal bir an. Basketbol bana hayatım boyunca çok şey kazandırdı; ancak en değerlisi, ülkemi temsil etme ayrıcalığını yaşayabilmek oldu. Bu nedenle bu onuru yalnızca kendi adıma değil, Ay-yıldızlı formayı gururla taşımış tüm sporcular adına kabul ediyorum. Ayrıca böylesine değerli isimlerle birlikte Hall of Fame’e kabul edilmek benim için ayrı bir mutluluk ve gurur. Basketbol tarihine yön vermiş oyuncularla aynı sahnede yer almak, bu anı benim için çok daha anlamlı kılıyor. Bu kıymetli onur için FIBA’ya, Sayın Başkan’a, Sayın Genel Sekreter’e ve Hall of Fame Seçim Komitesi’ne içten teşekkürlerimi sunuyorum. FIBA, her zaman uluslararası basketbolun gerçek yuvası oldu. Farklı kültürleri bir araya getiren, karakter inşa eden ve sporculara sınırların ötesinde hayal kurma cesareti veren bir yapı. Benim yolculuğum Türkiye’de, hayalleri olan genç bir çocuk olarak başladı. Milli takım formasını ilk kez giydiğim anı hâlâ çok net hatırlıyorum. O an, basketbol benim için sadece bir oyun olmaktan çıktı; bir sorumluluğa dönüştü. Genç yaşta katıldığım organizasyonlar, hem oyuncu hem de birey olarak kimliğimi şekillendirdi. Disiplini, mücadeleyi ve kendinizden daha büyük bir amacı temsil etmenin ne demek olduğunu orada öğrendim. Ancak bu yolculuk beni ülke sınırlarının çok ötesine taşıdı. NBA’e adım atmak, sadece kişisel bir başarı değil; tamamen farklı bir dünyanın içine girmekti. NBA, beni her anlamda geliştirdi. Rekabet seviyesi, beklentiler ve her gün kendinizi yeniden kanıtlama gerekliliği Tüm bunlar sizi sadece daha iyi bir oyuncu değil, daha güçlü bir insan haline getiriyor. Orada, oyuna yön veren çok büyük oyuncularla aynı sahayı paylaşma fırsatı buldum. Ve en önemlisi, bir takımın parçası olmanın gerçek değerini öğrendim. NBA benim için sadece bir lig değil, aynı zamanda büyük bir aile oldu. Ve nerede olursam olayım, öğrendiğim her şeyi ve ülkemi yanımda taşıdım. En üst seviyede rekabet ederken köklerinizle bağlı kalabilmek, kariyerimin en belirleyici unsurlarından biri oldu. Bu yolculukta hayatıma dokunan çok özel insanlar oldu. Öncelikle aileme teşekkür etmek istiyorum. Kariyerimin en başından beri her anımda yanımda olan eşime; gösterdiğin sabır, yaptığın fedakarlıklar ve bana verdiğin sarsılmaz destek için sana minnettarım. Kızlarım Ela ve Lina; sizler benim en büyük ilham kaynağımsınız. Ve annem; duaların her zaman arkamdaki en güçlü desteklerden biri oldu. Kariyerim boyunca birlikte yol yürüdüğüm tüm takım arkadaşlarıma, antrenörlerime ve bana inanan herkese de teşekkür ediyorum. Özellikle iki değerli antrenörüme ayrı bir parantez açmak istiyorum. Aydın Örs; bana genç yaşta yol gösterdiğiniz ve bugün olduğum oyuncunun temellerini attığınız için teşekkür ederim. Stan Van Gundy; NBA’de bana duyduğunuz güven ve bana verdiğiniz sorumluluk için size ayrıca teşekkür ediyorum. Sizin bana olan inancınız ve katkılarınız bu yolculukta çok büyük bir yer tutuyor. Bu an, en az benim kadar sizin de. Ayrıca Türk halkına da içtenlikle teşekkür etmek istiyorum. Nerede oynarsam oynayayım, hissettiğim destek, güven ve aidiyet duygusu benim en büyük motivasyon kaynaklarımdan biri oldu. Kariyerim boyunca benim için en büyük gururlardan biri de gençlere ilham olabilmek, onları basketbola ve spora yönlendirebilmek oldu. En büyük dileğim, gelecekte çok daha fazla Türk sporcunun ve dünyanın dört bir yanından genç yeteneklerin bu sahnelerde yer almasıdır. Çünkü yeteneği gerçeğe dönüştüren; inanç, emek ve asla vazgeçmemektir. Basketbol bana sadece bir kariyer sunmadı. Bugün burada sadece bir teşekkürle değil, aynı zamanda bu oyuna geri verme sorumluluğuyla duruyorum. Çok teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. TBF’den yapılan açıklamada, "Milli takım kariyerinde 1994-2014 yılları arasında 309 kez ay-yıldızlı formayı giyen ve 3 bin 475 sayı kaydeden Hidayet Türkoğlu, uzun yıllar A Erkek Milli Takımımızın kaptanlığını üstlenerek Türk basketbolunun en önemli liderlerinden biri oldu. 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası ve 2010 FIBA Dünya Basketbol Şampiyonası’nda kazanılan gümüş madalyalarda önemli pay sahibi olan Türkoğlu, Ay Yıldızlı forma altında elde edilen tarihi başarıların önemli parçalarından biri olarak öne çıktı. Kulüp kariyerinde ise NBA’de sergilediği performansla Türk basketbolunun uluslararası alandaki temsiline büyük katkı sağlayan Türkoğlu; ilk beşte maça çıkan ilk Türk oyuncu, 10 bin sayı barajını geçen tek Türk basketbolcu ve 997 maçla NBA’de en fazla forma giyen Türk oyuncu unvanlarını elinde bulunduruyor. 2008 yılında Orlando Magic formasıyla "En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu" (MIP) ödülünü kazanan Türkoğlu, 2009 yılında NBA Finalleri’nde mücadele ederek kariyerine önemli bir başarı daha ekledi" ifadelerine yer verildi. FIBA Hall of Fame 2026 listesindeki tüm isimler şu şekilde oluştu: Hidayet Türkoğlu - Türkiye - 2001 EuroBasket ikincisi ve 2010 FIBA Dünya Kupası ikincisi Sue Bird - ABD - Beş kez Olimpiyat altın madalyası kazandı ve dört kez FIBA Dünya Kupası şampiyonu oldu Celine Dumerc - Fransa - EuroCup Women şampiyonu ve uzun yıllar Fransa Milli Takımı’nın oyun kurucusu Clarisse Machanguana - Mozambik - 1993 AfroBasket başarısında önemli rol oynayan ve uzun yıllar uluslararası arenada forma giyen oyuncu Dirk Nowitzki - Almanya - 2002 Dünya Kupası MVP’si ve 2005 EuroBasket MVP’si Ismenia Pauchard - Şili - Güney Amerika’nın öne çıkan isimlerinden biri olup, Şili basketboluna önemli katkılar sağladı Ludwik Mietta-Mikolajewicz - Polonya - Tanınmış Polonyalı antrenör
Denizli Tavaslı minik Mehmet için Konyaspor-Fenerbahçe maçının seremonisinde farkındalık oluşturuldu Denizli’nin Tavas Belediyesi, DMD kas hastalığıyla mücadele eden minik Mehmet Tefenlili için farkındalık oluşturmak amacıyla Konyaspor-Fenerbahçe maçının seremonisine çıkartarak önemli bir farkındalık projesine imza attı. Tavas Belediyesi, sosyal belediyecilik vizyonu ve "Gönül Belediyeciliği" şiarıyla, DMD kas hastası minik Mehmet Tefenlili’nin sesini duyurmak için dev bir organizasyonu hayata geçirdi. Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık’ın öncülüğünde, DMD kas hastası Mehmet Tefenlili için farkındalık oluşturmak amacıyla bir organizasyon gerçekleştirdi. Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, Mehmet’i tedavi sürecine destek sağlamak ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde oynanan Konyaspor-Fenerbahçe maçına Konya’ya getirdi. Minik Mehmet, müsabaka öncesinde düzenlenen seremonide sahaya çıkarken, Başkan Kadir Tatık da tribündeki yerini alarak tedavi sürecinde hiç bir zaman desteğini esirgemediği Mehmet’e moral verdi. Organizasyona destek verenlere teşekkür eden Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, "Konya’da sadece bir maç izlemeyeceğiz; Mehmet’imizin, ailesinin ve Tavas halkının umudunu o yeşil sahaya taşıdık. Mehmet’in elini seremonide tutarak tüm Türkiye’ye ’Biz buradayız ve Mehmet’in yanındayız’ dedik. İnanıyoruz ki bu birliktelik, Mehmet’imizin sağlığına kavuşması için gereken kapıları sonuna kadar açacaktır" dedi.