SAĞLIK - 02 Aralık 2025 Salı 14:54

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci: "Obezite en büyük tehditlerden biri; dijitalleşme bireyi güçlendiriyor"

A
A
A

Obezitenin küresel ölçekte artan sağlık yükünün ele alındığı HIMSS Avrasya’da dijital sağlık uygulamaları ön plana çıktı. Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, "Ne yazık ki dünyada ciddi düzeyde obez insanlarımız var ve şu an en büyük hastalıklarımızdan birisi bu; dünyada bir milyar obez yaşıyor. Türkiye’de beş kişiden biri obez ve bizim beklemediğimiz kiloya sahip. Biz bireyin kendi sağlığını yönetmesini istiyoruz. Hekimle hasta arasındaki o bilgi asimetrisini azaltıp, hastanın kendi hastalıklarıyla alakalı bilgi yoğunluğunu daha yukarıya çekmek istiyoruz" dedi.

HIMSS Avrasya Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Eğitimi, Konferansı ve Fuarı, Antalya’da başladı. 27–29 Kasım tarihlerinde düzenlenen fuarda dijital sağlık entegrasyonu, yapay zekâ uygulamaları ve obezite farkındalığı öne çıktı. ABD merkezli ilaç firması Eli Lilly, fuar alanında açtığı stantta ziyaretçilerle buluşurken, Türkiye Obezite Araştırma Derneği iş birliğiyle yürüttüğü "Flux: Algıdan Farkındalığa" projesi kapsamındaki dijital enstalasyon "FLUX"u fuar ziyaretçilerinin erişimine sundu. Çağdaş medya sanatçısı Hakan Yılmaz tarafından hazırlanan çalışma, obeziteli bireylerin yaşadığı deneyimlere ve toplumsal algıya dikkat çeken bir dijital enstalasyon olarak Lilly standında sergileniyor.

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci:

"Bireyin kendi sağlığını yönetmesi gerekiyor"

Lilly standını ve Flux sergisini ziyaret eden Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, Türkiye’nin dijital sağlık gücüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve dijitalleşmenin temel hedefinin bireyi güçlendirmek olduğunu vurgulayarak şu şekilde devam etti: "Bizim istediğimiz şey aslında birey kendi sağlığını yönetsin. Biz toplumun bütün sağlığıyla alakalı ciddi kararları vakit geçirmeden alalım ve toplumu daha sağlıklı hale getirelim. Ne yazık ki dünyada ciddi düzeyde obez insanlarımız var ve şu anda en büyük hastalıklarımızdan birisi bu. Dünyada bir milyar obez yaşıyor. Türkiye’de beş kişiden biri obez ve bizim beklemediğimiz kiloya sahip. Tabii bunlar hastalıklar açısından en büyük tehditlerden biri."

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci:

Obezitenin sağlık ekonomisine etkisi

Bakan Yardımcısı Birinci, obezitenin yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda ülke düzeyinde ciddi bir ekonomik ve toplumsal yük oluşturduğunu belirtti. Birinci, "Sadece ülkede obezitenin doğrudan sağlığa etkisinin 400 milyara yaklaştığını görüyoruz yıllık. Burada bir maliyet ya da finans kalemi olarak görmüyoruz; hastalıklı yaşam yıllarının ne kadar kısaldığıyla ilgileniyoruz. Dijital uygulamalarda kişinin sağlığını daha iyi yönetmesi ve en az hekimler kadar kendi sağlığına sahip çıkmasını sağlayacak metotlar üzerinde çalışıyoruz. Bu dönemde en çok yoğunlaştığımız şey bu: bireyi güçlendirmek. Hekimle hasta arasındaki o bilgi asimetrisini azaltıp hastanın kendi hastalıklarıyla ilgili bilgi yoğunluğunu daha yukarıya çekmek" dedi.

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci:

"Obezite 200’den fazla hastalığa yol açan ciddi bir kronik hastalık"

Türkiye Obezite Araştırma Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dilek Yazıcı, obezitenin hâlen toplumda kozmetik bir sorun olarak algılandığını dile getirdi. Yazıcı, "Obezite çok uzun zamandır bir hastalık olarak kabul ediliyor. Bunun nedeni sadece yağ fazlalığı olmaması; iki yüzden fazla başka hastalığa zemin hazırlaması. Halkın obezitenin kronik bir hastalık olduğu konusunda yeterince bilinçli olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle farkındalık kampanyaları son derece önemli" şeklinde konuştu. Yazıcı, dernek ile Lilly’nin ortaklaşa yürüttüğü "Flux" projesinin, obeziteli bireylerin yaşadığı damgalamayı ve sosyal zorlukları görünür kılma açısından büyük değer taşıdığını da sözlerine ekledi.

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci:

FLUX: Sanat ve dijital teknolojiyi buluşturan farkındalık projesi

Lilly İlaç Kurumsal İlişkiler ve Pazar Erişim Direktörü Zerrin Oyan Eter, şirketin küresel deneyimi, araştırma yatırımları ve obeziteye yönelik stratejik yaklaşımına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Lilly olarak tüm dünyada 150 yıldır, Türkiye’de ise 32 yıldır hastaların yaşamlarını iyileştiriyoruz. Odaklandığımız alanlar arasında obezite, diyabet, onkoloji, immünoloji ve alzheimer yer alıyor. Tüm dünyadaki kazanımlarımızın yüzde 25’ini araştırma ve geliştirmeye ayırarak hastaları yenilikçi çözümlerle buluşturmayı hedefliyoruz."

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci:

"En yüksek obezite insidansına sahip ülkeyiz"

Enter, obezitenin küresel ölçekte ulaştığı boyuta dikkat çekerek şöyle devam etti: "Obezite bugün en öncelikli alanlarımızdan biri. Bu alanda genel olarak düşündüğümüzde tüm dünyada bir milyardan fazla hasta olduğunu biliyoruz ve 2035 yılında bu sayının dünya nüfusunun yarısına çıkacağı öngörülüyor. Dolayısıyla obezite ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geliyor. Türkiye’de de rakamlar farklı değil; bugün Avrupa ülkeleri arasında en yüksek obezite insidansına sahip ülkeyiz."

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci:

Lilly’nin obezite farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalarına değinen Enter, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Biz Lilly olarak hastaların erişimine sunduğumuz ilaçların da ötesinde, ekosisteme nasıl katkı sağlayabileceğimize odaklanıyoruz. Bu nedenle paydaşlarımızla birlikte çalışmayı çok önemsiyoruz. ‘obezitebirhastalıktır’ web sitemizle bireylerin kendi vücut kitle indekslerini ölçebilmelerine, risklerini öngörebilmelerine ve merak ettikleri sorulara bilimsel kaynaklarla ulaşabilmelerine imkân sağlıyoruz."

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci:

Enter, Türkiye Obezite Araştırma Derneği ile yürütülen projeye ilişkin daha önce belirtilen noktaları tamamlayıcı şekilde şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Obezite Araştırma Derneği ile iş birliği içerisinde yürüttüğümüz Flux projesi de obeziteli bireylerin yaşadığı zorlukları görünür kılmak için tasarlandı. Sanat ve dijital teknolojiyi bir araya getiren bu çalışma ile farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz ve bu eseri bulunduğumuz her platformda izleyiciyle buluşturmaya devam ediyoruz."

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci:

"Obezite merkezleri tanı, tedavi ve takip süreçlerinin doğru yönetimi için kritik"

Türkiye Obezite Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, çok yönlü obezite yönetiminin önemine dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: "Obezite yalnızca bireyin değil, sağlık sisteminin de çok yönlü yaklaşım gerektiren bir sorunu.

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci:

Bu nedenle hem üniversitelerde hem de Sağlık Bakanlığı bünyesinde obezite merkezlerinin güçlendirilmesi kritik. Tanıdan tedaviye, davranış değişikliğinden cerrahi ihtiyacına kadar sürecin multidisipliner biçimde yönetilmesi gerekiyor." Bayraktaroğlu, obezite merkezlerinin aynı zamanda veri üretimi, araştırma ve eğitim açısından da büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci:

Begüm Aksoy – İbrahim Sönmez

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bölgedeki bölüp parçalama senaryolarına işaret ederek, "Bir asır boyunca bu senaryo bütün detaylarıyla uygulanmış ve ne yazık ki sonuç da alınmıştır. Şimdi bu oyunu bozuyoruz. Birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen "Emekçilerle İftar Programı"na katıldı. Kurtulmuş, işçi ve memur sendikalarının temsilcileri ve işçilerle Türkiye demokrasisinin kalbi, milli iradenin tecelligahı TBMM’deki iftar sofrasında bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bu mübarek ramazan akşamında Allah oruçlarımızı, dualarımızı, niyazlarımızı, dileklerimizi kabul etsin. İnşallah sağlık afiyet içerisinde sevdiklerimizle beraber nice ramazanlara ulaşmayı hayırlısıyla her birimize nasip etsin" ifadesini kullandı. Ramazan ayının manevi ikliminin oluşturduğu güzelliklerin başta Türkiye olmak üzere bütün İslam dünyasına ve bütün insanlığa huzur, barış, esenlik getirmesini temenni eden Kurtulmuş, "Ümit ediyorum ki içinden geçmekte olduğumuz bu zor dönemin koşulları en kısa süre içerisinde değişir ve başta Türkiye olmak üzere bütün Müslüman ülkeler huzur ve selamete erer" diye konuştu. "Bu aziz millet sıradan bir millet değildir" Dünyanın zor bir dönemden geçtiğini, şimdiye kadar kabul edilen ne kadar kural varsa bunların hepsinin altüst olduğu ve kuralın yerine kuralsızlığın geçtiği bir sürecin yaşandığını ifade eden Kurtulmuş, gücü elinde bulunduranın güçsüz gördüğünü istediği gibi terbiye etmeye çalıştığı, orman kanunlarının geçerli olduğu bir döneme de girildiğine işaret etti. Kurtulmuş, "İçinde yaşadığımız dönemin şartları bizi çok daha uyanık olmaya mecbur bırakmaktadır. Çok daha güçlü olmak, olan biteni çok iyi anlamak ve kendi içimizde birliği, dirliği, beraberliği, kardeşliği tahkim etmek mecburiyetindeyiz. Başka şansımız yoktur. Çünkü Türkiye, diğer ülkeler gibi değildir. Bütün muhataplarının hem bölgesinde büyük bir güç olarak telakki ettiği hem de tarihten getirmiş olduğu mirasına her an sahip çıkabilecek bir güç ve potansiyele sahip olduğunu gördüğü oldukça önemli bir ülkedir. Böyle baktığınız zaman Türkiye, sıradan bir ülke, bu aziz millet de sıradan bir millet değildir" şeklinde konuştu. Türkiye’ye karşı dost düşman herkesin bakışlarının başka bir ülkeyi değerlendirdiklerinden çok daha farklı olduğunu belirten Kurtulmuş, "Düşmanlarımız, rakiplerimiz Türkiye’nin güçlü bir şekilde ayakta durmamasını isterler. Aynı şekilde dostlarımız ve bizden bir şekilde dostluk sözleri duymak isteyenler de Türkiye’nin daha güçlü olmasını, ayaklarını daha sağlam bir şekilde yere basmasını arzu ederler. Onun için bizler elimizdeki bütün imkanları seferber ederek her alanda barışı, iç huzuru, güvenliğimizi ve kardeşliğimizi tesis etmek mecburiyetindeyiz" dedi. "Türkiye’nin her köyünde, her mezrasında sadece kardeşlik türküleri söylenecek" TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya koyduğu çalışmasının büyük bir demokratik başarı olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Komisyon’un nihai raporunun da Türkiye’nin geleceğiyle ilgili ümitvar olmak için fevkalade değerli bir çalışma olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi partiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin muktedir olduğunu, en zor meseleleri bile çözebilecek bir demokratik olgunluğa sahip olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bunun yanında milletimizin büyük bir çoğunluğunun, Türkiye’deki bu çalışmaya yürekten destek verdiğini ve bir an evvel bu işin artık tamamıyla sonlandırılmasıyla ilgili dilek ve temennilerini ifade etmişlerdir. Ümit ediyorum ki böylesine zor bir süreçte inşallah Türkiye bu meseleyi de geride bırakacak ve artık bu ülkenin her yerinde, her köşesinde sadece kardeşliğin diliyle konuşulacak, Türkiye’nin her köyünde, her mezrasında sadece kardeşlik türküleri söylenecektir." Gelecek dönemde emekle ilgili konuşacak konuların en başında "emeğin değeri" konusunun geleceğini ifade eden Kurtulmuş, "Ülkelerin bir kısmının yeraltı zenginlikleri olabilir, bir kısmının yerüstü zenginlikleri olabilir, kiminin serveti olabilir, kiminin çok büyük zenginlikleri olabilir ama bütün insanların ortak olan tek varlığı emektir. Yani herkesin emeği vardır ve herkesin emeğinin değerinin korunması önemlidir. Zaten başından itibaren insanlık tarihi boyunca çalışma hayatıyla ilgili verilen mücadelenin de ana fikri bu terminoloji etrafında dönmek durumundadır. Emeğin değeri bilinmezse, emeğin kadri kıymeti bilinmezse o toplumda birliğin dirliğin olması, o toplumda paylaşmanın olması asla mümkün olmaz" ifadesini kullandı. "Emeğin değerinin bilinmesi, emeğin değerinin korunması en temel siyasal ödevlerimizden, toplumsal ödevlerimizden birisidir" Savaşlardan, çatışmalardan, enerji arzındaki sıkıntılardan, iklim değişikliklerinden bahsedildiği bir dönemde, belki de dünyanın en önemli sorununun gelir dağılımındaki adaletsizlik olduğunu söyleyen Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "1970’lerden sonraki süreçte, yani yüksek teknolojilerin hızlı bir şekilde dünyada yayılmasıyla birlikte gelir dağılımındaki adaletsizlik dünyanın hemen her ülkesinde, her bölgesinde alabildiğince açılmıştır. Bu dünyanın en temel sorunlarından birisidir. Bunun için emeğin değerinin bilinmesi, emeğin değerinin korunması en temel siyasal ödevlerimizden, toplumsal ödevlerimizden birisidir. Dünyada adaletin sağlanabilmesinin en temel şartlarından birisi de gelir dağılımındaki adaletin temin edilmesidir. Gelir dağılımında adalet olmazsa, toplumsal sınıflar arasındaki gerilim başka hiçbir şey olmaksızın zaten artmaya müsait hale gelir. Orta sınıf çöker. Orta sınıf çöktüğü zaman toplumda zenginle fakir arasındaki uçurum ayrı çatışma konularını da gündeme getirir. Onun için diyoruz ki, gelir dağılımı adaletine odaklanan, bunun için emeğin değerini artırmayı temel felsefesi olarak kabul eden ve böylece adaletli bir ekonomik düzeni kurmak isteyen niyetler ve bu yöndeki çabalar fevkalade önemlidir ve dünya barışına büyük bir katkı sunar" Dünyada gelecek dönemde gelir dağılımıyla ilgili adaletsizliği artıracak gelişmelere de işaret eden Kurtulmuş, dijitalleşmenin artması, robotik alandaki gelişmeler ve yapay zekanın gelişmesiyle birlikte emek alanıyla ilgili yeni tartışmaların ortaya çıktığını söyledi. Kurtulmuş, sadece emek ve ekonomiyle ilgili değil, bu konudaki gelişmelerin hukuk alanında da ciddi tartışmaları beraberinde getireceğini vurguladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye olarak gelişmeleri hem çok yakın takip etmek hem de bu gelişmelerle birlikte emeğin değerini korumak gibi bir vazifelerinin bulunduğunun altını çizdi. Emeği birinci derece ilgilendiren önemli gelişmelerden birisinin de bu döneme ilişkin "kırılganlıklar" olduğunu ifade eden Kurtulmuş, jeostratejik birtakım gerilimlerin ve kırılganlıkların dünyadaki ekonominin bildik gidişatını da derinden ve çarpıcı şekilde etkileyeceğine dikkati çekti. "Türkiye olarak daha sıkı kenetlenmek, daha ciddi bir şekilde birliği, dirliği, kardeşliği artırmak zorundayız" İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü yılına girdiğini dile getiren Kurtulmuş, "Birileri Netanyahu’ya gaz veriyor, ikinci Davut’sun diyorlar. Yani ‘Sen yürü, Davut’un krallığını kuracaksın’ diye dini bir misyonla donatmaya çalışıyorlar. Netanyahu’dan olsa olsa ikinci Davut değil, ikinci Hitler çıkar, ikinci Führer çıkar, o istikamette ilerliyor. Gazze’deki en ağır bedeli çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ödüyor. Şifa Hastanesi’nde öldürülenlerle bugün İran’da ilkokulda öldürülen çocukların acısı aynıdır ve bedeli yine hep dediğim gibi masum ve mazlum insanlar ödemektedir. Onun için bizim Türkiye olarak hem bölgemizdeki gelişmelerden hem de dünyadaki bu küresel türbülanstan etkilenmemek için daha sıkı kenetlenmek, daha ciddi bir şekilde birliği, dirliği, kardeşliği artırmak zorundayız" ifadesine yer verdi. Türkiye’de uzun yıllar bu milletin insanları sımsıkı sarılıp kucaklaşmasın diye oynanan oyunları hatırlatan Kurtulmuş, binlerce gencin hayatını kaybettiği 1980’lerdeki sağ-sol çatışmasının Türk halkının kendi iç kavgası olmadığını emperyalistlerin bu milletin üstüne tahmil ettiği bir çatışma olduğunu kaydetti. Bu ülkede çıkarılmak istenen Alevi-Sünni, Türk-Kürt çatışmasına prim verilmediğini, bundan sonra da verilmeyeceğini belirten Kurtulmuş, "Bu ülkede hiçbir vatandaşımızın hiçbir gerekçeyle bir diğerinden ayrıldığı senaryoya asla ve asla eyvallah etmeyeceğiz. Türk’ün, Arap’ın, Kürt’ün, Sünni’nin, Alevi’nin, Şii’nin hiçbirisi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hiçbir vatandaşımızın bir diğerinden farkı yoktur. Bütün bu farklılıklarımızı, etnik, mezhebi, kültürel, hayat tarzına ilişkin farklılıklarımızı ise sadece büyük zenginliğimizin bir parçası olarak kabul edeceğiz" dedi. "Bu oyunu bozuyoruz" Türkiye gibi bu kadar zengin kültürel bir mirasa sahip birkaç ülkenin bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, Anadolu’da taşınan her bir kültürel farklılığı, "pırlanta değerinde tarihsel miras" şeklinde niteledi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye’nin gerçekleşmesiyle, bölgede terörün sona ermesi, halkların arasına sokulmaya çalışılan fitnenin ortadan kaldırılmasıyla birlikte bu coğrafyanın her yerinde insanların barış ve huzur içerisinde olacağını vurguladı. Bu topraklarda yaşayan Arap’ı, Kürt’ü, Türk’ü birbirinden ayırt edecek bir tek rasyonel sebep bulunmadığını vurgulayan Kurtulmuş, bunların bölgeyi bir asır evvel bölüp parçalayıp kendilerince kolay lokma haline getirmek isteyenlerin ortaya koyduğu senaryolar olduğunu anlattı. Kurtulmuş, "Üzülerek ifade ediyorum ki bir asır boyunca bu senaryo bütün detaylarıyla uygulanmış ve ne yazık ki sonuç da alınmıştır. Şimdi bu oyunu bozuyoruz. Allah’ın izniyle birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bize düşer, bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" dedi. Bunun için gayretle mücadele ettiklerini kaydeden Kurtulmuş, "Her birimiz bulunduğumuz her noktada, her yerde bu kardeşlik türkülerini birlik ve beraberlikle ilgili konuları gündeme getireceğiz ve sonuç alacağız. Bir asır evvel yapmış oldukları o ayrılık senaryosunun üzerinden nasıl bu aziz millet hep bir araya gelerek, ’Ya Allah’ diyerek ayağa kalktı, bir büyük kurtuluş mücadelesi verdi, istiklalini kazandıysa biz de Allah’ın izniyle istikbalimizi garanti altına alarak yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu. Kurtulmuş, İstiklal Marşı’nın kabul edilmesinin 105. yıl dönümünü iftiharla kutladıklarını da ifade ederek, "Mehmet Akif Bey, sadece İstiklal Marşı’mızın yazarı değil, o dönemdeki milletimizin tamamının sahip olduğu ruhu anlatabilen bir büyük insandır. O ruhu bugün de taşıyoruz, o ruhu bugün de yaşıyoruz. Mehmet Akif Bey, aynı zamanda Burdur Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin de fevkalade önemli, kahraman kurucularından birisidir. Kendisinin şahsında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün kurucularını, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere saygıyla anıyorum ve Türkiye’nin bu ulusal kurtuluş mücadelesinde yaşadıklarımızın bizim için yarınımızın da teminatı olduğunun altını çizerek ifade ediyorum" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şu dua ile sonlandırdı: "Allah birliğimizi, dirliğimizi daim etsin, hanelerimize neşe, birlik ve beraberlik versin. Cenab-ı Allah bu milletimize kıyamete kadar beraber olmayı nasip etsin. Allah bizi sevsin, bizleri sevdirsin ve kendisini hakkıyla sevenlerden olmayı nasip etsin. Ahirimiz ve akıbetimiz hayır olsun, dinimiz ve dünyamız mamur olsun diyorum." TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, milletvekilleri ve işçilerle fotoğraf çektirdi.
İstanbul Trendyol 1. Lig: Esenler Erokspor: 1 - Bandırmaspor: 1 Trendyol 1. Lig’in 30. haftasında evinde karşılaştığı Bandırmaspor ile 1-1 berabere kaldı. Maçtan dakikalar 6. dakikada sol taraftan savunma arkasına sarkan Kayode, kalesinden çıkan Akın’ın ceza sahası dışındaki müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem Ayberk Demirbaş faul kararı verdi Akın’a sarı kart gösterdi. Sonrasında VAR’dan gelen tavsiye üzerine Ayberk Demirbaş pozisyonu izlemeye monitöre gitti. 9. dakikada incelemesini tamamlayan Ayberk Demirbaş, kaleci Akın Alkan’ın sarı kartını iptal edip doğrudan kırmızı kartla oyundan ihraç etti. 14. dakikada Recep Niyaz’ın pasında kale önünde kaleciyle karşı karşıya kalan Kayode, meşin yuvarlağı kontrol edip yaptığı vuruşla filelere gönderdi. 1-0 45+6. dakikada Amaral’ın sağ taraftan kullandığı serbest vuruşta ceza sahası içinde topa yükselen Kerim, Mikail’in müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem Ayberk Demirbaş penaltı noktasını gösterdi. 45+9. dakikada penaltıda topun başına geçen Tanque’nin yerden şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-1 Stat: Esenler Hakemler: Ayberk Demirbaş, Harun Güngör, Ferhat Çalar Esenler Erokspor: Ertuğrul Çetin, Hayrullah Bilazer, Cavare, Onur Ulaş, Enes Alıç, Mikail Okyar (Jack dk. 63), Amilton (Catakovic dk. 75), Recep Niyaz (Berat Luş dk. 76), Ömer Faruk Beyaz (Kanga dk. 63), Faye, Kayode Yedekler: Birkan Tetik, Enes Ali Oral, Nzaba, Eray Korkmaz, Yunus Emre Gedik, Alper Karaman Teknik Direktör: Osman Özköylü Bandırmaspor: Akın Alkan, Kerim Alıcı, Hikmet Çiftçi, Atınç Nukan, Enes Aydın (Oğuz Ceylan dk. 78), Mulumba, Muhammed Gümüşkaya (Mücahit Albayrak dk. 78), Fall (Arda Özçimen dk. 12), Amaral (Abdulkadir Parmak dk. 70), Kehinde (Badji dk. 46), Tanque Yedekler: Yasin Midiliç, Yusuf Can Esendemir, Enes Çinemre, Ndongala, Emirhan Acar Goller: Kayode (dk. 14) (Esenler Erokspor), Tanque (dk. 45+9 pen.) (Bandırmaspor) Kırmızı kart: Akın Alkan (dk. 9) (Bandırmaspor) Sarı kartlar: Mikail Okyar, Recep Niyaz (Esenler Erokspor), Amaral (Bandırmaspor)