ÇEVRE - 30 Mayıs 2025 Cuma 19:25

Tıbbi ve aromatik bitkilerde yüksek katma değerli üretim için iş birliği

A
A
A
Tıbbi ve aromatik bitkilerde yüksek katma değerli üretim için iş birliği

Tıbbi ve aromatik bitkilere dayalı yüksek katma değerli üretim yatırımları, uluslararası yatırımcıların radarına girmeye devam ediyor. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın (BAKA) yürüttüğü Tıbbi ve Aromatik Bitkilere Dayalı Üretimin Artırılması Sonuç Odaklı Programı (TAB-SOP) kapsamında Avustralya merkezli çok uluslu yatırım grubu Neoma Group, yatırım ön fizibilite çalışmalarını başlatmak üzere Batı Akdeniz’de kapsamlı bir saha ziyareti gerçekleştirdi.


Yatırım grubunun Yönetim Kurulu Başkanı Mark Majani başkanlığındaki üst düzey heyet, Ajans uzmanlarından bölgesel yatırım destekleri, üretim altyapısı, kamu-özel sektör işbirliği olanakları ve entegre tedarik zincirleri hakkında detaylı brifing aldı. Ajans sunumunda öne çıkan veriler, TR61 bölgesinin (Isparta, Burdur, Antalya) Türkiye genelindeki aromatik bitki üretiminin yüzde 30’unu tek başına karşıladığına işaret ediyor.



Bitkisel Hammaddeden Biyoaktif Moleküle: Katma Değer Yolculuğu


Majani, Batı Akdeniz’in sahip olduğu floristik çeşitliliğin, firma için "yüksek ölçekli fonksiyonel ürün üretimi" açısından stratejik değer taşıdığını belirtti.


Global pazarda aromatik bitki ekstraktları yalnızca kozmetik değil; biyoaktif bileşen, farmasötik öncül madde ve fonksiyonel gıda katkısı olarak da değerlendiriliyor. Bölgedeki süper kritik ekstraksiyon potansiyeli ve hammaddeye erişim global yatırımcıların ilgisini çekti.


BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, Neoma Group’un ziyaretiyle birlikte bölgenin yatırım diplomasisinde yeni bir eşik atladığını ifade etti. Güler, "Biz yalnızca yatırımcıyı çekmekle kalmıyor, onları doğru aktörlerle eşleştiriyor, bilimsel kurumlarımızla entegre ediyor ve sürdürülebilir bir üretim altyapısı inşa edilmesine katkı sağlıyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğümüzün ortaya koyduğu Yerel Kalkınma Hamlesi vizyonu perspektifinde global yatırımcıları yerel paydaşlarımızla buluşturuyoruz. Amacımız; gül, lavanta, çörek otu, kekik gibi bitkilerde yalnızca hammadde değil, aktif bileşen bazlı yüksek teknoloji üretim yatırımlarını da bölgemize kazandırmak" dedi.


BAKA’nın Tıbbi ve Aromatik Bitkilere Dayalı Üretimin Artırılması Sonuç Odaklı Programı’ndan sorumlu uzman Yücel Yıldırım, Ajansın tıbbi ve aromatik bitkilere yaklaşımının klasik tarımsal teşviklerin ötesine geçtiğini belirtti. Yıldırım, "Sadece yetiştiricilik değil, ekstraksiyon teknolojileri, tıbbi ve aromatik bitkilerde markalaşma, e-ihracat, organik sertifikasyon gibi zincirin tüm halkalarında katkı sunduğumuz bir yaklaşımımız var. Yabancı yatırımcıların ilgisi de gösteriyor ki; artık tohumdan raf ürününe kadar tüm sürecine temas eden yaklaşımımız çıktılarını göstermeye başladı" dedi.


Ziyaret kapsamında heyet; Isparta’da yer alan Gülbirlik, Sincer Gülyağı ve Dünder Makine gibi firmalarla da görüşerek distilasyon sistemleri, CO ekstraksiyon prosesleri ve yerli makine tedariki konularında işbirliği olanaklarını değerlendirdi. Ayrıca Antalya’da bulunan topraksız tarım ve medikal bitki üretiminde uzmanlaşan Farminova firması ile de yurt dışı tesis yatırımı konuları da gündeme geldi.


Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın girişimleriyle Antalya’daki BATEM (Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü) ile Neoma Grup arasında biyopestisit üretimine yönelik ortak bir TAGEM destekli Ar-Ge projesi başlatılması yönünde de prensip mutabakatı sağlandı. Bu doğrultuda, süper kritik teknolojiyle işlenebilecek bitkilerin saha denemelerinin kısa bir süre sonra başlaması öngörülüyor.



Atıklar Ekonomiye Dönüşüyor: Döngüsel Yaklaşıma Talep Artıyor


BAKA koordinasyonunda yapılan teknik görüşmelerde, bölgede atık statüsünde değerlendirilen narenciye ve domates kabuklarının fonksiyonel içeriklere dönüştürülmesi de ele alındı. Süper kritik teknoloji ile biyoyararlı moleküllerin elde edilmesi hedefleniyor.


Yatırım heyetinin ziyaretinin ardından hazırlık çalışmaları başlayan iş planları, Batı Akdeniz’in yalnızca tarımsal üretim bölgesi değil, aynı zamanda biyoteknolojik dönüşüm ve fonksiyonel ürün geliştirme merkezi olabileceğini ortaya koydu.



Tıbbi ve aromatik bitkilerde yüksek katma değerli üretim için iş birliği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor" Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi. Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüse ilişkin açıklamalarda bulundu. TGRT Haber’de canlı yayına katılan Erbaş, virüsün varyantlarından ve bulaşma yollarından bahsetti. Erbaş, "Hantavirüs bütün dünyada normalde görülen bir virüstü. Normalde hantavirüs kemirgenlerden bulaşıyor. Fare, hamster, sincap bu farelerin tükürüğünde var. Amerika’da bu salgın nasıl oluyordu eskiden. Amerika’da bir kadın kileri süpürür, kilere bizim fare dışkısını yapmıştır. Dışkı kurumuştur, süpürürken de onu solur. Amerika’da şöyle derlerdi; kilerde fare varsa yeri ıslat kalkmasın diye. Kilerleri elektrik süpürgesiyle süpürme. Neden? Çekiyorsun virüs elektrik süpürgesinden çıkıyor. Bu kadın süpürdükten tam 25-30 gün sonra ateşle başlar, bulantı kusma ve sırt ağrısı. Asla farenjit burun akıntısı yapmaz. Direk öksürük yapar. Öksürük ikinci günde seni entübe eder. Öksürürken nefes darlığı olur ve akciğer su toplar. Kendi suyunda boğulursun. Akciğer ödemi diyoruz. Hastaların yüzde 50’si entübe olup ölürdü. İlacı yok. Sadece converesan plazma dediğimiz eskiden hantadan kurtulmuş birinin plazmasını hastaya verdik mi hastanın kurtulma ihtimali yüzde 70’lere çıkar" dedi. Hantavirüsün bulaşma yollarına değinen Erbaş, "Hantavirüs normalde kimden bulaşıyor? Fareden. İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla. Buradaki adı, hanta değil artık, hantanın en az 50 alt tipi var. And virüs, Andes virüs. Bu yeni bir virüs. Normalde hiçbir hantta insandan insana bulaşmıyor. Ama bu And-v bulaşıyor, Andes varyantı. Onun için bunu çok duyacaksınız. Bu sene değil, seneye de duyacaksınız, öbür sene de duyacaksınız. Bu bir gün, patlayacak. Çünkü bu, 2018 yılında patladı, bir seyahat gemisinde oldu. İki tane kapma olabilir, Arjantin’den orada aralarından gezinirken farelerin ve sincapların dışkılarını mı soludular, olabilir? İki, bazen de fare geminin içine girer. O zaman gemide fare olursa, onların dışkısı-idrarından bazen de ısırıklarından da bulaşabilir. Ama bunlar gemide fare yok diyorlar. Diyorlar ki, bunlar Arjantin’den kuş gözlemi yaparken kaptı. Peki nasıl bulaşıyor, çok yakın temasta bulaşıyor. Öksürük, aksırıkla ve cinsel ilişkiyle bulaşıyor, vücut salgınından bulaşıyor" diye konuştu. "Amerika’da Meriland’da askeri birliklerde aşısı denendi" Bunun yeni bir salgın olduğunu ve aşısı üzerinde daha önce çalışmalar yapıldığını söyleyen Erbaş, "Şu an vaka sıfır diyorlar. Vaka sıfırın bir özelliği, süper bulaştırıcı, hiper bulaştırıcı denen bir şey var. Normal bir salgın sırasında, bir bulaştırma olayı 8-10 kişiye yayarken, süper bulaştırıcılar 100 kişiye yayıyor. Sıkıntı şu, eğer bu insanlar süper bulaştırıcı ise o zaman yandı. Bir de virüsün inkübasyon dediğimiz, bir belirti vermeden durduğu dönem, 1 ila 6 hafta bazen 8 hafta bir süreç ve 60 güne kadar çıkabiliyor. Yeni bir virüsle karşı karşıyayız, ne halt yediğini bilmiyoruz. Ama Amerikan askerleri bunları Kuzey Amerika’da biliyordu o bölgede. Amerika’da bunun aşısı denendi, Meriland’da, askeri birliklerde. Bunun aşısının bir özelliği var, hiç iğneyi sokmadan, karşıdan tabancayla yapıyorlar, püskürtmeli. Asker kolunu açar, püskürtmeyle 0,5 milimetre basıyor, şak diye aşı içeri giriyor. Bu aşıların yayınları yapılmıştı. Bu, aslında geleceği biliniyordu. Dünyada hanta, solonum virüsü, lassa ateşi, o da farelerden bulaşır, ebola ve birkaç tane marburg gibi virüsler, bunlar Biyogüvenlik Seviyesi 4 (BSL 4) laboratuvarlarda çalışılıyordu. Hatta Çin’de bir laboratuvar 4 virüsü birbirine kenetleyip, yeni bir hibrit virüs yaptım diye yayını yaptı. Böyle bir sıkıntı oldu" ifadelerini kullandı. "Belli gen grubunu öldürüyor" Virüsün belli gen grubunu öldürdüğünü belirten Erbaş, "Hanta virüsünü insandan insana bulaştıran bir varyantıyla beraberiz. Hoş bir şey değil, bir şeyler geliyor demektir. Çok ölümcül bir virüs olduğu biliyoruz. Bir ilaç var, deneniyor ama etkisi çok sınırlı. Bir de bir özelliği daha var. Yaşlıları çok öldürüyor, 70 yaş ve üstü. İki, ek hastalığı olanları çok öldürüyor. Diyabet, koah, akciğer hastalığı olanları çok öldürüyor. Bir de HLA-B8 varsa, belli gen grubunu öldürüyor. Kim bunlar? Tip-1 diyabetliler, çölyaklılar, romatolotojik hastalığı olanlar, haşimatolar, gravesleri bunları çok öldürüyor" şeklinde konuştu.