ASAYİŞ - 27 Mart 2026 Cuma 10:45

Veliler öğrenciyi darp ettiği iddia edilen öğretmene destek için okul önünde toplandılar

A
A
A
Veliler öğrenciyi darp ettiği iddia edilen öğretmene destek için okul önünde toplandılar

Antalya’da ilkokul öğrencisi A. Ö.’nün (8) öğretmeni S.Ö. tarafından omuzlarından sıkılarak darp edildiği ve ’Seni karanlık odaya hapsederim’ şeklinde tehdit edildiği iddiasıyla annesi S. C’nin şikayetçi olmasının ardından aynı sınıfta çocukları öğrenim gören aileler sınıf öğretmeni S.Ö.’ye destek oldu. Hiçbir öğrenci veya velinin yıllardır öğretmen S.Ö. ile sorun yaşamadığını belirten aileler öğretmenlerine sahip çıktı.


Konyaaltı ilçesinde meydana geldiği iddia edilen olayda Sevilay C., 2’nci sınıfa başlayan oğlu Alperen Ö.’yü iş yerine yakın olan Hurma Yarbay Pınar İlkokulu’na kaydettirdi. Okul çıkışında annesini görüntülü arayan A.Ö. omuzlarındaki morlukları gösterdi. A.Ö, eve gelen annesine öğretmen S.Ö.’nün kendisini omuzlarından tutarak salladığı, canının çok yandığını söylemesine rağmen bırakmadığını ve ’Seni karanlık odaya hapsederim’ dediğini iddia etti. Oğlunu sağlık kuruluşuna götürüp darp raporu alan Sevilay C., polise ve CİMER’e öğretmen hakkında şikayetçi olduktan sonra okul idaresine de oğlunun sınıfının değiştirilmesi için başvuru yaptı.


Sevilay C.’nin iddialarının sosyal medyada yayılmasının ardından çocukları A.Ö. ile aynı sınıfta öğrenim gören veliler küçük çocuğu darp ettiği iddia edilen sınıf öğretmenleri S.Ö.’ye sahip çıkarak destek oldu. Bahsi geçe iddianın 1.5 ay önce yaşandığını ve yeni bir olay olmadığını belirten veliler, çocuklarının sınıf öğretmeni olan S.Ö.’ye iftira atıldığını iddia etti.


Sınıftaki diğer öğrencilerin velilerinden Tuğçe Güler, olayda ismi geçen öğretmen S.Ö’nün son derece mütevazi ve mülayim bir insan olduğunu belirterek, "3 senedir ben öğretmenimizi tanıyorum, gözlemliyorum. Biz okula verirken çocuğumuzu soruşturuyoruz. Öğretmenlerin nasıl olduğunu, Hakkında her zaman iyi şeyler duyduk, sakin sessiz. mütevazi, mülayim bir insan, adam bağıramıyor bile. Çocuk sırt çantasını ters olarak takıp bisikletle okula geliyor. Çantada ağırsa tahriş etmesi mümkün. Annesi çocuğun beyanı esas diyor, bizim çocuklarımızda bunu öğretmenlerinin yapmadığını söylüyor. Neden tek bir çocuğa inanılıyor da, diğer 26 çocuğa inanılmıyor. Haksız ere, bir sonuç yok, ispat yok. Delil yok, gösteririm diyor, gösterdiği bir şey yok. Öğretmene iftira atılıyor, haksızlık yapılıyor. Benim çocuklarım bu sınıfta okumuyor, ama öğretmenin velisi olmadığım halde buradayım" ifadelerini kullandı.


Bir başka öğrenci velisi Müge Yorulmaz ise "Öğretmenimize bir iftira atıldı. Hanımefendinin belirttiği bir durum yok. 1.5 ay önce yaşanan bir olay, biz o zamanda öğretmenimizin yanında olduğumuzu söyledik. Bizim sınıf mevcudumuz 26 kişi, 25 kişi biz öğretmenimizin arkasındayız. Birkaç kişi demiş, ama biz hepimiz buradayız. Bir tek kendisi yok. Bunu kesinlikle öğretmenimizin yaptığı düşünmüyoruz. Sınıftaki çocukların hepsi öğretmenlerinin alakası olmadığını, böyle bir şey yapmadığını söylüyor. Şu anda öğretmenimizde, biz de, çocuklar da yıprandık. Çocuklarımızın psikolojisi bozuldu. Bu olay 1.5 ay önce oluyor, çocuk bir hafta okula gelmedi. Sonrasında okuluna gelmeye devam etti. Daha 2 gün önce çocuğun öğretmeniyle oyun oynadığı, harçlık verdiği, hatta öğretmenin çocuğun bozulan yakasını düzelterek öpüyor. Çocuk öğretmenine sarılıyor. Biz öğretmenimiz in arkasındayız " şeklinde konuştu.


A.Ö.’nün bu sene başka bir okuldan geldiğini belirten velilerden Ferah Baloğlu da "Öğretmenimizin böyle bir şey yapması mümkün değil. Biz 2 senedir beraberiz, geçen sene de bizim öğretmenimizdi. Bizim öğretmenimiz mülayim bir öğretmen, ben kendim diyorum hocam biraz sesinizi çıkartın diye" dedi.



Veliler öğrenciyi darp ettiği iddia edilen öğretmene destek için okul önünde toplandılar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ATO Başkanı Baran: "Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor" Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Avrupa ile Asya arasında bir köprü konumunda olan Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor. Küresel şirketler, üretim ve lojistik ağlarını çeşitlendirmek isterken, Türkiye’yi daha fazla gündemlerine alıyor" dedi. Ankara Ticaret Odası’nın 29. Dönem Mart ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Yardımcısı Ali İhsan Özdemir başkanlığında gerçekleşti. ATO Başkanı Gürsel Baran, Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomiye ve enerji fiyatlarına etkilerine değindi. "Petrol fiyatlarının yükselmesi, her alanda maliyetleri yukarı çeken zincirleme bir etki ortaya çıkardı" ATO Başkanı Baran, küresel petrol ticaretinin büyük bölümü ve sıvılaştırılmış doğalgaz taşımacılığının geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının, enerji arzını, ticaret yollarını ve tüm dünyadaki fiyat dengelerini etkilediğini kaydederek, "Petrol fiyatlarının yükselmesi; üretimden lojistiğe, gıdadan sanayiye ve sigortacılığa kadar her alanda maliyetleri yukarı çeken zincirleme bir etki ortaya çıkardı. Özellikle benzin ve motorin fiyatlarındaki artış; taşımacılığı, tarım üretimini, tedarik zincirlerini ve tüketici fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması deniz taşımacılığı ve sigortacılık maliyetleri ile küresel ticaret psikolojisini de şekillendiriyor. Tankerlerin boğazı geçemeyip, açıkta beklemesi, sigorta primlerinin tırmanmasına, piyasalarda korku ve belirsizlik oluşmasına yol açıyor" ifadelerini kullandı. "ÖTV tamponu kullanılmasaydı, benzin ve motorin fiyatları litre başına 100 TL’yi geçebilirdi" Enerji maliyetlerindeki yükselişin, tarımdan sanayiye kadar tüm sektörlerde, üretim maliyetlerine, lojistik maliyetlere ve zincirleme şekilde tüketici fiyatlarına yansıdığını kaydeden ATO Başkanı Gürsel Baran, bunun enflasyon ile mücadele sürecine de olası olumsuz etkilerine dikkat çekerek, "Hükümetimiz eşel mobil sistemini devreye alarak pompadaki artışın doğrudan piyasalara yansımasının önüne geçmek için stratejik bir adım attı. ÖTV tamponu kullanılmasaydı bugün belki de benzin ve motorin fiyatları litre başına 100 TL’yi geçebilirdi" dedi. "Savunma sanayiinde elde ettiğimiz birikimin ne denli önemli olduğu çok net anlaşıldı" Dünyada yaşanan tüm bu gelişmelerin Türkiye’yi yakından etkilediğini kaydeden ATO Başkanı Baran, "Türkiye, coğrafi olarak bu gelişmelerin merkezine oldukça yakın bir noktada bulunuyor. Ülkemiz bir yandan, komşuda yanan ateşin ülkemize sıçramamasını sağlayacak bir denge politikası güttü. Sorunları aklıselimle çözme konusundaki tavrını net biçimde ortaya koydu. Diğer yandan da ekonomiyi dengede tutmaya çalıştı. Türkiye’nin savunma sanayi gücü ve diplomasi geleneği, bulunduğumuz coğrafyada barış ve istikrar adası olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Bu süreçte, ASELSAN’dan TUSAŞ’A, ROKETSAN’dan HAVELSAN’a, BAYKAR’dan FNSS’e kadar gurur duyduğumuz şirketlerle son 20 yıllık süreçte savunma sanayiinde elde ettiğimiz birikimin ne denli önemli olduğu çok net anlaşıldı" diye konuştu. "Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor" Türkiye’nin, dünya ekonomisini derinden etkileyen bu gelişmeler karşısında, güçlü üretim altyapısı, dinamik özel sektörü ve stratejik konumuyla bu tür küresel dalgalanmalara karşı, ekonomisini dengede tutmak için azami gayret sarf ettiğinin altını çizen ATO Başkanı Gürsel Baran, "Ayrıca, Avrupa ile Asya arasında bir köprü konumunda olan Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor. Küresel şirketler, üretim ve lojistik ağlarını çeşitlendirmek isterken, Türkiye’yi daha fazla gündemlerine alıyor. Bu süreçte, üretim tarafında katma değerli sektörlere yönelmek, ihracatı çeşitlendirmek ve teknoloji odaklı büyümeyi desteklemek, küresel belirsizlikler karşısında en güçlü sigortamız olacaktır" ifadelerine yer verdi. Baran konuşmasında, Avrupa Birliği’nin üretim gücünü yeniden kendi sınırları içine çekmek, kritik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltmak ve özellikle Çin gibi ülkelere karşı rekabet gücünü artırmak amacıyla, Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında bir süre önce "Made in EU" stratejisini ortaya koyduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin bu sürece dahil edilmesinin önemli bir gelişme olduğunu kaydetti. "Türk ürünlerinin Avrupa’daki dev kamu ihalelerinden dışlanmaması sağlandı" Baran, "Normal şartlarda ‘Made in EU’ sadece AB üye ülkelerini kapsayacak şekilde planlanmıştı. Ancak Türkiye’nin Avrupa değer zincirindeki, özellikle otomotiv ve yan sanayi alanlarında vazgeçilmez rolü ve Ticaret Bakanlığımızca yürütülen yoğun diplomasi trafiği meyvesini verdi. Bu gelişmeyle Türk ürünlerinin Avrupa’daki dev kamu ihalelerinden dışlanmaması sağlandı" açıklamasında bulundu. Otomotiv ve çelik sektörlerini yakından ilgilendiren bu gelişmeyle, Türk malı araçlar ve çelik ürünlerin Avrupa’da "yerli" muamelesi göreceğini belirten ATO Başkanı Baran, "Bu gelişme ayrıca ülkemizin yatırım çekme potansiyelini de yükseltecek. Çin’den uzaklaşmak isteyen küresel devler, Türkiye’yi ‘Made in EU’ statüsüyle üretim yapabilecekleri en kaliteli merkez olarak görebilecekler" dedi. ATO Başkanı Baran konuşmasına, Yönetim Kurulu’nun faaliyetlerine ilişkin konularla devam etti.
Sivas Kutsal topraklara gitmek istediler, umre vaadiyle çantacıya dolandırıldılar Sivas’tan kutsal topraklara gitmek üzere bir firma adına, aracılara para ödeyen vatandaşlar dolandırıldı. Dolandırılan 125 kişi, il müftülüğü önünde toplanarak mağduriyetinin giderilmesini istedi. Sivas’ta yaşayan 125 vatandaş umre yapmak üzere Diyanet’ten lisanslı Faran Turizm’in Sivas acentesi adına para toplayan N.T’ye, kişi başına bin 500 dolar para ödedi. İddiaya göre, firmanın Sivas acentesi üzerinden umre turunun organize edileceğini belirten N.T. topladığı para ile kayıplara karıştı. 26 Mart akşamı mübarek beldeye uçmayı bekleyen umreciler, uçağın gelmemesi üzerine dolandırıldıklarını anladı. Akşam saatlerinde polis merkezlerine giderek N.T.’den şikayetçi olan vatandaşlar, bu sabah müftülük önünde toplandı. Mağduriyetlerinin, firma tarafından giderilmesini isteyen umreciler, İl Müftüsü Hasan Limon ile görüştü. Müftü Limon, vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için devletin tüm birimlerinin harekete geçtiğini belirtti. "Şikâyet dilekçemizi verdik" Umreye gitme vaadiyle dolandırılan Hüseyin Gülmez, "Bu firma ile geçen sene Ramazan ayında umreye gitmiştik. Bu yıl da Şevval ayında gitmek istedik. Normalde 26 Mart’ta uçuş olacaktı ama 30 Mart’a ertelendi. Hala şu anda bekliyoruz. Müftü ile görüşme yaptık, şikâyet dilekçemizi verdik. Bundan sonraki sürecin neticesini bekliyoruz" dedi. "Bir anda telefonlarımıza cevap verilmemeye başlandı" Akrabaları dolandırılan Gamze Çil ise "Teyzemler ve babamlar beraber gidecekti. Dolandırıcılık hadisesi, gidiş tarihin belirsizleşmesiyle başladı. Bir anda telefonlarımıza cevap verilmiyordu. En son yaptığım görüşmede, acenta yetkilisi, ‘N.T. sizi dolandırdı, bize ödemeyi getirmedi’ dedi. Parayı İBAN üzerinden şirkete gönderenlerin gidebilecekleri söylendi. Bizim isteğimiz firmanın kurumsallığının gereği olarak, şirketin adına güvenerek para verenleri götürmesi" şeklinde konuştu. Şikayet dilekçesi yazarak imzalayan kalabalık, daha sonra dağıldı. Faran Turizm merkezi ise gruptan sadece 13 kişinin ödemesinin şirket hesabına geldiğini, bu kişilerin umre organizasyonunun yapılacağını bildirdi. N.T’ye ödeme yapanların paralarının ise kendilerine ulaşmadığı için bir rezervasyon yapılmadığını belirttiler. Elden veya şahsi hesaba ödeme yapanlar, iyi niyeti suistimal ve dolandırıcılık suçlaması ile N.T hakkında Sivas Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verdikleri öğrenildi. Müftülük ise durumu Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Dairesi Başkanlığına bildirdi.