ASAYİŞ - 20 Ocak 2025 Pazartesi 00:55

WhatsApp grubundan ulaşamayıp yedek anahtarla eve girince acı manzarayla karşılaştılar

A
A
A
WhatsApp grubundan ulaşamayıp yedek anahtarla eve girince acı manzarayla karşılaştılar

Antalya’da arkadaşlarının WhatsApp grubundan bir süredir cevap alamadığı Belarus uyruklu yabancı uyruklu adam yalnız yaşadığı ikametinde ölü olarak bulundu.


Olay, saat 22.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Yüksekalan Mahallesi 512 Sokak üzerinde bulunan bir apartmanın giriş katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir süredir arkadaşlarının ve yurt dışında bulunan eşinin WhatsApp gruplarından mesajlarına cevap vermeyen Belarus vatandaşı Siarhei Budnik’i (54) merak eden arkadaşları şahsın ikametine geldi. Kapıyı çalan ancak cevap alamayan arkadaşları yedek anahtar ile ikamete girdiklerinde Budnik’i odada koltuk üzerinde hareketsiz ve kanlar içerisinde buldu.



En son 1 hafta önce görüşmüşler


Olayın 112 Acil Çağrı Merkezine bildirilmesi üzerine olay yerine sağlık ve Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro ekipleri sevk edilirken yapılan kontrollerde Belarus vatandaşı Siarhei Budnik’in hayatını kaybettiği belirlendi. Siroz hastası olan Budnik ile arkadaşlarının en son 12 Ocak tarihinde görüştüğü öğrenilirken savcılık ve Olay Yeri İnceleme ekibinin çalışmasının ardından Siarhei Budnik’in cansız bedeni kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.



WhatsApp grubundan ulaşamayıp yedek anahtarla eve girince acı manzarayla karşılaştılar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Yozgat’ta bu yıl çiğdemler baharı erkenden müjdeledi Yozgat’ta baharın habercisi olarak bilinen çiğdemler çiçek açtı. Özellikle Emirhan köyü civarında açan çiğdemler, doğaya ayrı bir güzellik katarken vatandaşları da kırsal alanlara çekti. Havaların ılıman seyretmesiyle birlikte toprak yüzüne çıkan çiğdemler, hem görsel şölen oluşturdu hem de yöre halkı için eski bir geleneği yeniden hatırlattı. Arazide çiğdem toplayan vatandaşlar, bu çiçeğin kültürümüzdeki yerinin ayrı olduğunu ifade etti. Türk kültüründe baharın simgesi olan çiğdem, yüzyıllardır hem türkülere hem de manilere konu oldu. Anadolu’da çocukların kapı kapı dolaşarak söylediği ‘çiğdem gezme’ geleneği, paylaşmanın ve dayanışmanın sembolü olarak biliniyor. Toplanan çiğdemler pilav yapımında kullanılırken, soba üzerinde közlenerek de tüketiliyor. Emirhan köyü civarında çiğdem toplayan Haşim Korkuteli, çiğdemlerin bu yıl biraz erken çıktığını belirterek şunları söyledi: "Çiğdemler biraz erken çıkmaya başladı. Biz de elimizden geldiği kadar toplamaya çalışıyoruz. Çiğdemin pilavı ve soba üzerinde közlemesi güzel olur. Bir, bir buçuk ay devam eder sonra biter. Bundan sonra Öksüz oğlağı diye bir çiçek o çıkar, bittikten sonra da mantarlar çıkar. Mantar toplamaya çıkarız." Vatandaşlardan Erol Akyol ise çocukluk yıllarındaki geleneği çiğdem manisini de okuyarak şu sözlerle anlattı: "Çiğdem çiğdem çiçecik, ebem oğlu göçecik, yağ verenin oğlu olsun, bulgur verenin kızı olsun. Eskiden bu manilerle toplardık pilav yapar yerdik." Yaklaşık bir ila bir buçuk ay boyunca doğada görülebilen baharın müjdecisi çiğdemleri toplayan vatandaşlara eski günleri de hatırlatıyor.
Antalya Kuş besleyenlere kritik uyarı: Akciğerde geri dönüşümsüz hasar riski Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Gör. Aliye Gamze Çalış, halk arasında "kuşçu akciğeri" olarak bilinen Hipersensitivite Pnömonisi’ne ilişkin uyarılarda bulundu. Tanı konulmasına rağmen kuş beslemeye devam edilmesinin ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Çalış, "Akciğerde ilerleyici ve geri dönüşümsüz sertleşme gelişebilir, bu tablo solunum yetmezliğine kadar ilerleyebilir" dedi. Evde kuş beslemek, çatıda kuşların barınması ya da kuş pisliği temizliği sırasında ortaya çıkan partiküller, akciğer sağlığını tehdit edebiliyor. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Gör. Aliye Gamze Çalış, özellikle kuş tüyü ve dışkısına maruziyetin Hipersensitivite Pnömonisi’ne neden olabileceğini belirterek, hastalığın çoğu zaman grip ya da astımla karıştırıldığına dikkat çekti. Ev ortamındaki görünmeyen tehlike Kuşlara ait tüy, dışkı ve deri döküntülerinde bulunan antijenlerin solunum yoluyla akciğerlere ulaşmasının bağışıklık sistemini tetiklediğini ifade eden Çalış, "Kuşların tüyleri, dışkıları ya da deri döküntülerindeki antijenler inhale edildiğinde, akciğerlerimiz bunları yabancı madde olarak algılar. Bu durum bağışıklık sisteminin reaksiyon vermesine yol açar. Oluşan immünolojik yanıt sonucunda akciğer dokusunda sertleşme ortaya çıkabilir" dedi. Akut form grip gibi başlıyor Hipersensitivite Pnömonisi’nin akut ve kronik olmak üzere iki farklı klinik tabloda görülebildiğini belirten Çalış, akut formun temas sonrası saatler içinde gelişebildiğini söyledi. Çalış, "Kuşla temasınızdan yaklaşık 4-8 saat sonra grip benzeri semptomlar ortaya çıkabilir. Burun akıntısı, ateş, öksürük ve kırgınlık en sık görülen şikayetler arasında yer alır" şeklinde konuştu. Kronik form sinsi ilerliyor Uzun süreli maruziyetin daha ciddi bir tabloya yol açabileceğini vurgulayan Çalış, kronik formda belirtilerin yavaş geliştiğini ifade ederek, "Kronik formda hastalık yıllar içinde sinsi şekilde ilerler. Hastalar genellikle efor dispnesi, kuru öksürük ve gece tıkanma hissi tarif eder. Bu form daha ağır seyredebilir ve kalıcı hasar riski taşır" dedi. Birçok hasta astım zannediyor Semptomların farklı hastalıklarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Çalış, "Tahminimizden çok daha fazla hastayla karşılaşıyoruz. Hastaların önemli bir kısmı kendini astım hastası zannediyor ya da uzun süre grip tedavisi alıyor. Bu nedenle doğru anamnez hayati önem taşıyor" ifadelerini kullandı. ‘Buzlu cam’ Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Çalış, değerlendirmede kuş besleme öyküsünün belirleyici olduğunu kaydetti. Çalış, "Muayene sonrası akciğer grafisi, gerekirse yüksek çözünürlüklü tomografi (HRCT) çekiyoruz. Tomografide bizim için anahtar bulgu ‘buzlu cam’ görünümüdür. Kuş maruziyeti öyküsüyle birlikte bu bulgu tanıyı güçlü şekilde destekler" dedi. Kesin tanı için solunum fonksiyon testi ve bronkoskopi uygulandığını da sözlerine ekledi. Tedavide en kritik adım, antijenden uzaklaşmak Çalış, tedavi sürecinde en kritik adımın antijen maruziyetinin tamamen sonlandırılması olduğunu vurgulayarak, "En önemli şey antijenin uzaklaştırılmasıdır. Hayvanlarımız ve hobilerimiz elbette kıymetli ancak nefesimiz çok daha kıymetli. Bu nedenle hastalığa neden olan kuşlardan bir an önce uzaklaşmak gerekir. Kuşu başka odaya almak ya da bahçeye çıkarmak çözüm değildir. Tüy ve partiküller havada dolaşmaya devam edeceği için inhalasyon sürer ve hastalık tekrarlayabilir. Bu yüzden tamamen uzaklaşmak gerekir. Sadece bu önlem bile tedavi başarısında önemli bir katkı sağlar" dedi. Antijenin ortadan kaldırılmasının yeterli olmadığı hastalarda ilaç tedavisine başvurduklarını belirten Çalış, "Gerekli durumlarda yaklaşık 3 ay süreyle, hekim kontrolünde kortikosteroid tedavisi uyguluyoruz. Bazı hastalarda daha dirençli bir tablo görülebiliyor. Bu durumda bağışıklık sistemini daha güçlü şekilde baskılayan ilaçlar kullanmamız gerekebilir. Tedavi sürecinde hastalarımızı düzenli aralıklarla akciğer grafisi, solunum fonksiyon testi ve klinik muayenelerle takip ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Hobilerimiz kıymetli ama nefesimiz daha kıymetli" Tanı konulmasına rağmen önlem alınmamasının ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Çalış, şöyle devam etti: "Akciğerde ilerleyici ve geri dönüşümsüz sertleşme gelişebilir. Bu durum bir süre sonra solunum yetmezliğine, oksijen cihazı kullanımına, hatta yoğun bakım ihtiyacına kadar ilerleyebilir." Çalış, kuş besleyen ve nefes darlığı ile öksürük şikayetleri bulunan kişilere göğüs hastalıkları hekimine başvurma çağrısı yaptı.
Konya Konya Ramazan ayına hazır Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Öge, Ramazan ayı vesilesiyle gerçekleştirilecek hizmetlerle ilgili hazırlıkların tamamlandığını söyledi. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Konya İl Müftülüğü tarafından Ramazan ayı içerisinde gerçekleştirilecek faaliyetler ile vaaz ve irşat hizmetlerine yönelik basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Öge, "Başkanlığımız her yıl Ramazan ayında toplumda duyarlılığı ve farkındalığı artırmak amacıyla belirli temayı kamuoyunun gündemine taşımakta ve belirlenen tema etraflı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu meyanda, 2026 yılı Ramazan ayı teması ’Ramazan, Cami ve Hayat’ olarak belirlenmiştir. Ramazan, ’vaktin kıymetini bilme’ şuurunu pekiştirirken; cami, ’mekanın vahdete açılan kapısı’ olarak birlik ruhunu canlı tutar. Bu iki unsur bir araya geldiğinde ’hayat’ ibadet iklimine bürünür. İşte bu dönüşüm mübarek Ramazan ayının bereketinin en bariz yansımalarından biridir" dedi. Prof. Dr. Ali Öge konuşmasına şöyle devam etti: "Ramazan ayı boyunca; müftülerimiz İlahiyat Fakültesi öğretim üyeleri, Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi ve Konya Dini İhtisas Merkezi müdürlüklerimiz ile öğretim görevlileri, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenleri, vaizlerimiz ve emekli müftülerimizden oluşan vaaz ve irşat ekipleri camilerimizde cemaatimizle buluşacak. Ramazan boyunca ilimizdeki tüm camilerimizde (3 bin 275 cami) sabah namazı başta olmak üzere belirlenen vakitlerde mukabeleler okunacaktır. Kapu Camii’nde öğle namazı öncesi Kurra Hafız hocalarımızın katılımıyla mukabele programı düzenlenecektir. Bu yıl il genelinde merkez ilçelerde 40, taşra ilçelerde 31 olmak üzere toplam 71 camide hatimle teravih namazı kılınacaktır. Hatimle teravih kılmak isteyen vatandaşlarımız için bu camilerimiz hizmet verecektir. Ayrıca Aziziye Camii’mizde ’Enderun’ usulü ile teravih programları icra edilecektir. Ramazan ayının son on gününde ilimiz genelinde belirlenen 360 camimizde itikafa girilebilecektir. Ramazan ayının ruhunu yaşatmak amacıyla ilimizde bu yıl 16 camimize mahya asılacaktır" diye konuştu.