GÜNDEM - 12 Haziran 2024 Çarşamba 16:14

Başkan Demir, otel inşaatında doğanın tahrip edildiğini iddia etti

A
A
A
Başkan Demir, otel inşaatında doğanın tahrip edildiğini iddia etti

Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, eski CHP Milletvekili Ensar Öğüt tarafından turizm amaçlı Halilefendi Mahallesi’nde yapılan butik otel inşaatında doğanın tahrip edildiğini iddia etti.


Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, makamında basın mensupları ile bir araya geldi. Ensar Öğüt’ün Tarihi Ardahan Kalesi’nin yakınında bulunan, Milli Emlak’a ait olan araziyi kendi otel alanına dahil etmeye çalıştığını savunan Başkan Demir, "Biz buna müsaade etmeyiz. Bu alan Ardahan halkının mülkü ve biz bu halktan oy alarak burada oturuyoruz. Sizin her şeyinize göz kulak olacağız. Bu halkın bir çakıl taşını ve bir kuruşunu kimseye yedirtmeyiz" dedi.


Ensar Öğüt’ün Kura Nehri’ni çevreleyen kayalıklara zarar verdiğini ve belediye tarafından yaptırılan 20 milyon liralık şelale yatırımının da zarar gördüğünü söyleyen Başkan Demir, "Yaklaşık 2 yıldır devam eden inşaatla ilgili bir durdurma kararı bugüne kadar verilmedi. Sadece kendi parseli dışında yapılan işlemler durduruldu. Otel inşaatı durdurulmamıştır. Biz kamu adına görev yapan kişiler, bu gibi tecavüzlere ve el koymalara karşı koymayacaksak görevimizin başında olmayalım. Bu tamamen CHP Belediyesini karalamaya yönelik bir atraksiyondur. Belediyemiz haksız işlem yapmışsa hukuki yönden gerekeni yapar. Burada belediye görevini yapmıştır. Burada izinsiz bir gasp var. Yukarıda bulunan havuz tahrip edilmiş. Hiçbir önlem alınmadan buradaki falezler, kayalıklar tahrip edilmiştir" dedi. Başkan Demir, "Tahrip edilen bu alan eski haline getirilecek. Ardahan’ın tarihi silüetini asla bozmaya çalışanlara müsaade etmeyeceğiz" diyerek sözlerini noktaladı.



Ensar Öğüt’ten yazılı açıklama


Başkan Demir’in açıklamalarının ardından yazılı bir açıklama yapan Ensar Öğüt, "Ben sınırlarımın dışına çıkmadım. Bulunduğumuz alanın yer tespiti için belediyeden harita mühendisi talebinde bulundum. Fakat belediye yer tespiti için harita mühendisi görevlendirmedi. Ayrıca şelaleyle ilgili hiçbir tahribatımız olmadı. Şelalenin üzerindeki kayalar, dönemin belediye başkanı tarafından betonla sabitleştirilerek yapılmış süs kayalarıdır. Hafriyat dökülen alanla ilgili de Milli Emlak’a tescil dışı olması nedeniyle ecrimisil ödeyerek aldım. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında herkes büyükşehirlere yatırım yaparken ben kendi şehrim Ardahan’a yakışan Kars’ın taş binalarından daha iyi taş bina yaparak turizmin gelmesini sağlamayı amaçladım. Bu sayede turizm canlanacak ve bölge halkı olumlu etkilenecektir. Benim yetkililerden tek talebim bu konuda duyarlı davranmalarıdır. Başka bir projemiz de çok amaçlı bir salon planlamasıydı. Şu anda bu yatırımı da askıya aldık" dedi.



Başkan Demir, otel inşaatında doğanın tahrip edildiğini iddia etti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Bebeklikte başladı, 33 yaşında üçüncü ameliyatla hayata döndü Trabzon’da yaşayan 33 yaşındaki Fatma Karabiber, geçirdiği üçüncü açık kalp ameliyatının ardından sağlığına kavuştu. Tıpta nadir görülen vakalardan biri olarak değerlendirilen operasyon, başarılı bir şekilde tamamlandı. Trabzon’un Maçka ilçesinde yaşayan Fatma Karabiber’in kalp hastalığı hikayesi henüz bebeklik döneminde başladı. Doğduktan sadece 2 ay sonra kalbinde delik olduğu belirlenen Karabiber, 2006 yılında doğuştan gelen karıncıklar arası delik ve pulmoner damar darlığı (ventriküler septal defekt ve pulmoner stenoz) nedeniyle ilk açık kalp ameliyatını geçirdi. Uzun yıllar bu hastalıkla mücadele eden Karabiber, 2014 yılında ise aort kapak darlığı ve subaortik membran nedeniyle ikinci kez ameliyat masasına yattı. Yıllar sonra yeniden ortaya çıkan şikayetler, üçüncü ve en kritik sürecin habercisi oldu. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetleriyle Medical Park Karadeniz Hastanesi’ne başvuran Karabiber’in yapılan tetkiklerinde aort damarının kök ve çıkan kısmında 55 milimetre çapında anevrizma tespit edildi. Hayati risk taşıyan bu durum üzerine üçüncü kez açık kalp ameliyatı kararı alındı. Gerçekleştirilen operasyonla genişleyen ve yırtılma riski bulunan aort damarının bozuk bölümü yapay damar ile değiştirildi. Ameliyat sonrası süreci iyi geçen Karabiber, operasyonun 8. gününde taburcu edilmeye hazırlanıyor. Yaşadığı zorlu süreci anlatan Fatma Karabiber, "Üçüncü ameliyatım çok şükür başarıyla geçti Tuncay Bey’in sayesinde, Allah razı olsun. İkinci ameliyatımı da ona olmuştum. Biraz zorlu bir ameliyat oldu ama yine başarılı bir ameliyat geçirdim. Ben çeşitli hastaneleri dolaştım bu süreçte fakat en güvendiğim doktorum Tuncay Bey’di. O yüzden yine ona gelerek kendimi teslim ettim. Allah razı olsun iyi bir ameliyat ile çok şükür hayattayım. Korkulu bir süreç geçirdim ama iyiyim çok şükür. Hastane ve personelleri ile her şey iyiydi" dedi. "Hayat mücadelemi bırakmadım" Kalp rahatsızlığı sürecinin bebeklik döneminde başladığını dile getiren Karabiber, "Benim hastane serüvenim 2 aylıkken başladı. Doğduktan 2 ay sonra kalbimin delik olduğunu öğrenmişler. 13 yaşında ameliyat olabildim. Beklenmedik bir şekilde ikinci kez kapak ameliyatı oldum. İlk ameliyatımı İstanbul’da olmuştum. Üçüncü kez ameliyat kararı alınınca açıkçası korktum. Üçüncü kez aynı masaya yatmak korkulu bir durumdu. Allah’a şükür ben doktoruma güvendim. Doktorumun sayesinde başaracağız dedim. Doktorumla birlikte başardık. Çok şükür, onun da emeğine sağlık. Allah razı olsun. Hayat mücadelemi bırakmadım. Çok şükür taburcu olmak üzereyim. Taburcu olup hayatıma devam edeceğim. Çok şükür ailemi bırakmadım. En çok annemi yalnız bırakmaktan korkuyordum. Şimdi hayata daha sıkı sarılacağım. Kendime daha iyi bakacağım. Tedavilerimi ve kontrollerimi aksatmayacağım. Bir daha ameliyat masasına yatmamak için elimden geleni yapacağım" şeklinde konuştu. "Üçüncü kere açık kalp ameliyatı nadir bir durumdur" Üçüncü kez gerçekleştirilen açık kalp ameliyatlarının son derece riskli olduğuna dikkat çeken Medical Park Karadeniz Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tuncay Erden, "Hastamız nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetiyle geldi. Daha önce 13 yaşındayken kalbinde delik artı akciğere giden damarda darlık vardı. Ondan dolayı ameliyat olmuştu. O ameliyattan yaklaşık yedi yıl sonra aort kapağında darlık ve aort damarının hemen altında doğuştan bir zar vardı. İkinci ameliyatında onu yapmıştık. İkinci kere açık kalp ameliyatı, ilk ameliyata göre 3-4 kat risklidir. Çünkü yapışıklar fazla oluyor, yırtılmalar ve kanamalar olabiliyor. Aradan 13 yıl geçtikten sonra bu sefer farklı bir hastalıkla karşımıza çıktı. Son yıllarda hasta tansiyon kontrollerini düzgün yaptırmadığı için aorttaki basınç artışına bağlı aort damarında aşırı genişleme ve neredeyse yırtılacak konuma gelmişti. Aort damarı 55 mm çapa ulaşmıştı. Aort damarını kapağın hemen üzerinden hem kök hem çıkan kısım hem de arküst dediğimiz beynine giden damarların olduğu bölgelere kadar değiştirmemiz gerekiyordu. Üçüncü kere kalp ameliyatları nadirdir. Bu benim üçüncü kere bu ameliyatı yapışım. Daha yeni yeni üçüncü kere kalp ameliyatlarına aşina olmaya başlıyoruz. Bu üçüncü hastamız, üçüncü hastamızın da ameliyatını başarılı bir şekilde yaptık. Tabii biz de korktuk ama gerekli bütün önlemleri aldık. Ameliyattan sonra hastamız bugün yedinci gününde. Gayet iyi, herhangi bir sorunla karşılaşmadık. Şifa ile taburcu etmeyi planlıyoruz" diye konuştu. "Yırtılma riski başlamıştı, zamanında müdahale ettik" Dr. Öğr. Üyesi Erden, sürecin oldukça riskli olduğunu ancak zamanında müdahale sayesinde başarılı sonuç elde edildiğini söyledi. Erden, "Aort damarı genişlemişti. Yırtılma ihtimali vardı, o yüzden ameliyat edecektik. Ama içeriden gördüğümüz kadarıyla bazı noktalardan yırtılma emareleri başlamıştı. Belki birkaç gün, birkaç hafta içerisinde yırtılacaktı. O zaman ameliyatın riski çok daha artacaktı. Burada tecrübe önem arz ediyor. Ekip çalışması ve bölümler arası uyum sayesinde başarılı olduk. Zorlu ameliyatlara alışığız ama bir sonraki hastada yine yeni bir adrenalin ve heyecan yaşıyoruz. Hastalarımızı sağlığına kavuşturmak istiyoruz. Fatma Hanım daha önceki hayatına geri dönecek. Ama bu sefer kontrollerini aksatmayacak. Tansiyonlarına daha dikkat edecek. Kan sulandırıcı ilaç kullanacak. Onların kontrollerini aksatmayacak" ifadelerini kullandı.
Erzurum Erzurum’da kadınlara kırmızılahana ve kereviz yetiştiriciliği eğitimi Erzurum’da 7 ilçeden 40 kadın çiftçiye "Kırmızılahana ve Kereviz Yetiştiriciliğinin Tanıtılması ve Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında eğitim verildi. Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından tarımsal yeniliklerin kadın çiftçiler tarafından öğrenilmesi, uygulanması ve kadın odaklı yaygınlaştırılması amacıyla Bakanlığa bağlı Araştırma Enstitüsü Müdürlükleri ve İl Müdürlükleri iş birliği ile "Kadın Çiftçiler Tarımsal Yeniliklerle Buluşuyor Programı" yürütülüyor. Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitü Müdürlüğü işbirliği ile hazırlanan "Erzurum’da Kırmızılahana ve Kereviz Yetiştiriciliğinin Tanıtılması ve Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında Aziziye ve Palandöken ilçelerinde kadın çiftçilere eğitim verildi. 7 ilçeden 40 kadın çiftçinin katılım sağladığı eğitim sonrasında kadın çiftçiler katılım belgelerini Tarım ve Orman İl Müdürü Alpaslan Kenger, Aziziye İlçe Müdürü Abdulbaki Bakır, Palandöken İlçe Müdürü Serkan Tercan, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Muhammed Ali Kaya, Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitü Müdürlüğünden İsmail Fatih Çakırbay ve Abdullah Bakan’dan aldılar. Proje kapsamında eğitim alan kadın çiftçilere Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü tarafından kırmızılahana ve kereviz fideleri dağıtılacak. Fide dikiminden hasata kadar kadın çiftçilere teknik destek sağlanacak.
Bayburt ’Bayburt’ müdür hem ismiyle hem de 40 yıllık futbol tutkusuyla dikkat çekiyor Bayburt Meteoroloji Müdürü Bayburt Sayımer, Almanya’da dünyaya geldiği sırada yaşanan yanlış anlaşılma nedeniyle isminin ’Bayburt’ olarak kayıtlara geçtiğini söyledi. Futbola gönül veren Bayburt müdür, kaleci olarak yeşil sahalarda ter döküyor. Bayburt’ta yaklaşık 5 yıldır Meteoroloji Müdürü olarak görev yapan Bayburt Sayımer, hem isminin hikâyesiyle hem de 40 yılı aşkın futbol hayatıyla dikkat çekiyor. 1973 yılında Almanya’nın Duisburg kentinde doğan Sayımer’in ismi, annesinin yaşadığı dil problemi nedeniyle Bayburt oldu. İsminin hikâyesini anlatan Sayımer, "Almanya doğumluyum, Duisburg şehrinde doğdum. Anneme hemşire ‘ismini ne koyalım’ diye sormuş. Annem Almanca bilmediği için memleketimizi soruyor sanmış, ‘Bayburt’ demiş. Hemşire de ismimi Bayburt diye not etmiş" dedi. İsmini duyunca insanların ilk etapta şaşırdığını dile getiren Sayımer, "Türkiye’de ve dünyada tek olduğumdan dolayı insanlar şaşırıyorlar. İsmimi seviyorum" ifadelerini kullandı. Spor hayatına Almanya’da başladığını, Türkiye’ye döndükten sonra da futboldan kopmadığını ifade eden Sayımer, 1987 yılından itibaren Bayburt Gençlik Kulübü’nde spor yapmaya devam ettiğini söyledi. Profesyonel futbol kariyerine Bayburtspor ile adım atan Sayımer, profesyonel kariyerinin ardından futbolu amatör olarak sürdürüyor. Yaklaşık 40 yıldır futbol oynayan Sayımer, şu anda Kalegücü Spor Kulübü’nde kalecilik yapıyor. Sporu yaşam biçimi olarak gördüğünü belirten Sayımer, "Şu anda Kalegücü Spor Kulübü ile mücadelemizi sürdürüyoruz. İnşallah bu sezon da şampiyonluk sevinci yaşayarak kariyerimize yeni bir başarı daha ekleyeceğiz" diye konuştu.