ÇEVRE - 06 Nisan 2026 Pazartesi 09:43

Bülbülan Yaylası’nda evler kara gömüldü

A
A
A

Kışın yoğun karın etkisiyle tamamı karla kaplanan Ardahan’ın 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’ndaki ev ve iş yerleri nisan ayında hala kara gömülü.

Ardahan-Artvin sınırındaki yüksek rakımlı Bülbülan Yaylası’nda etkili olan yoğun kar yağışı, yayla evlerini adeta yuttu. Zorlu kış şartlarına rağmen bölgede oluşan manzaralar ise görenleri hayran bıraktı. Ardahan-Artvin arasındaki yaklaşık 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası, nisan ayında metreleri aşan kar kalınlığıyla dikkati çekiyor. Kışın yoğun kar ve tipinin etkisiyle tamamı karla kaplanan Ardahan’ın 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’ndaki ev ve iş yerleri nisan ayında kara gömülü.

Bülbülan Yaylası’nda evler kara gömüldü

Ardahan ile Artvin’in Ardanuç ilçesi sınırında yer alan ve yazın yaylacıların kullandığı yaklaşık 300 haneli, 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’ndaki evlerin kara gömüldüğü görüldü. Kış boyunca yağan kar nedeniyle görünmez hale gelen Bülbülan Yaylası’nda kar kalınlığı yer yer 3 metreyi buluyor. 2 bin 581 yüksek rakımlı Bülbülan Yaylası’nda evler kar altında kalınca kartpostallık görüntüler ortaya çıktı.

Yaklaşık 4 ay boyunca kar ve tipi nedeniyle kapalı bulunan Ardahan-Ardanuç kara yolunun 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Geçidi’nde karla mücadele sona erdi. Yol ulaşıma açılırken Bülbülan Yaylası’nda kar kalınlığı tek katlı evlerin çatılarına kadar ulaştı ve evlerin kara gömüldüğü görüldü.

Şu anda bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’nda bulunduklarını söyleyen Ünsal Akbulut, "Buranın o kadar harika bir doğal coğrafi yaşantısı şekli var ki, insanlar buraya gelmek için can atıyor. Bülbülan bu bölgenin nefesi, can damarı. Kışın ayrı bir güzel, yazın ayrı bir güzel. Yazın burası yemyeşil oluyor ve bu baraka tarzındaki evler yayla olarak kullanılıyor. Ayrıca burada iş yerleri de bulunmakta. Ve bu iş yerlerinde kuzu çevirme, sac kebap, cağ kebap yapılıyor ve enfes oluyor. Neden? Çünkü bu bölgede, bu el değmemiş coğrafyada beslenen kuzuların etinden yapılmakta. Bu gölgeye ülkemizin çeşitli yerlerinde ve tüm dünyadan insanlar geliyor. Burayı herkese tavsiye ederim. Çünkü Ardahan’ın en güzel yerlerinden bir tanesi de burasıdır. İşte kar var, Ardahan’da kış var öldük bittik gibi düşünceler çok yanlış. Asla öyle bir şey yok, herkes keyfini alıyor. Ardahan’ın coğrafi güzelliğinin yani kışının ayrı güzelliğini, yazının ayrı güzelliğini insanlar farklı farklı mevsimlerde tatmak istiyor" dedi.

Bülbülan Yaylası’nda evler kara gömüldü

Bülbülan Yaylası’nda karın oluşturduğu bu eşsiz manzara, kışın tüm zorluklarına rağmen doğanın sunduğu etkileyici güzelliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Olgun Yıldız

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne uluslararası ödül Bursa Büyükşehir Belediye iştiraki Tarım Peyzaj AŞ tarafından hayata geçirilen Damla Sulama Borusu Üretim Tesisi (Tarım Plast Fabrikası), döngüsel ekonomi alanındaki yenilikçi yaklaşımıyla uluslararası ödüle layık görüldü. Geçtiğimiz yıl Sağlıklı Kentler Birliği tarafından düzenlenen Sağlıklı Şehirler En İyi Uygulama Yarışması’nda ‘Çevre ve Sağlık’ kategorisinde birincilik ödülü kazanan proje, başarısını bu kez uluslararası düzeye taşıdı. Güneydoğu Avrupa Yerel Yönetimler Birlikleri Ağı (NALAS) tarafından düzenlenen Covenant of Mayors SEE Green Champions 2026 yarışmasında ‘Döngüsel Ekonomi’ kategorisinde birincilik elde eden proje, sürdürülebilir üretim modeli ve kaynak verimliliğine sağladığı katkılarla jüri tarafından yüksek puan aldı. Ödül, 20-22 Nisan 2026 tarihleri arasında Romanya’nın Sibiu şehrinde düzenlenecek olan NALAS Genel Kurulu kapsamında gerçekleştirilecek törenle Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne takdim edilecek. Etkinlikte Güneydoğu Avrupa’dan çok sayıda belediye başkanı ve yerel yönetim temsilcisi bir araya gelecek. Tarım Plast Fabrikası; tarımsal sulamada su tasarrufunu artıran damla sulama borularının yerli üretimini sağlayarak hem çevresel etkilerin azaltılmasına hem de yerel ekonominin güçlendirilmesine katkı sunuyor. Proje, aynı zamanda döngüsel ekonomi ilkeleri doğrultusunda kaynakların etkin kullanımını esas alan örnek bir uygulama olarak öne çıkıyor.
Bursa Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği tarafından 2-5 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, yoğun katılım ve kapsamlı bilimsel içeriğiyle tamamlandı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun da iştirak ettiği kongre, "Gelenekten Geleceğe: Kanıt, Teknoloji ve İnsan" ana temasıyla fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında güncel gelişmeleri, yeni tedavi yaklaşımlarını ve geleceğe yönelik vizyonu ele aldı. Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen yaklaşık 1500 fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ile asistan hekimin katıldığı kongrede; serebral palsi, omurilik yaralanmaları, inme, romatizmal hastalıklar ve kas-iskelet sistemi ağrıları gibi geniş kitleleri ilgilendiren hastalıklar multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirildi. Ayrıca telerehabilitasyon, evde fizik tedavi uygulamaları ve robotik rehabilitasyon gibi yenilikçi yöntemler de bilimsel programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, kongrenin bilimsel derinliği ve katılım düzeyiyle dikkat çektiğini belirterek, "Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen meslektaşlarımızla bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirdik. Özellikle inme, serebral palsi ve omurilik yaralanmaları gibi hastalıklarda yeni tedavi yaklaşımlarını ve teknolojik gelişmeleri kapsamlı şekilde ele aldık. Kongremiz, fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında hem bugünü değerlendiren hem de geleceğe yön veren güçlü bir platform oldu" dedi. Bilimsel oturumlarda, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kas-iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra nörolojik rehabilitasyon süreçleri, girişimsel tedavi yöntemleri ve rejeneratif uygulamalar da geniş kapsamda ele alındı. Alanında uzman konuşmacılar tarafından gerçekleştirilen sunumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik anlamda önemli katkılar sundu. Kongre Sekreteri Dr. Ümit Yalçın, organizasyona gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, "Artan yaşlı nüfusla birlikte rehabilitasyon ihtiyacının büyüdüğü günümüzde, telerehabilitasyon ve evde bakım uygulamalarının yaygınlaştırılması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir" dedi. Kongre Sekreteri Dr. Kaan Uslu ise fizik tedavi ve rehabilitasyonun koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolüne vurgu yaparak, "Kas-iskelet sistemi şikayetlerinde hastaların ilk başvuru noktasının fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları olması gerektiği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor" diye konuştu. Uslu ayrıca, kongrenin başarılı organizasyonuna katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek, özellikle sürecin sorunsuz ilerlemesinde önemli rol üstlenen organizasyon firması BURKON’a ve BURKON Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker’e de teşekkürlerini iletti. Düzenleme Kurulu Üyesi Dr. Aysun Özlü de kongrenin uygulamaya dönük yönünün güçlü olduğunu vurgulayarak, "Bilimsel oturumların yanı sıra son teknoloji cihazların birebir deneyimlenmesi, meslektaşlarımız açısından son derece verimli bir öğrenme ortamı sağladı" ifadelerini kullandı. Kongre boyunca düzenlenen kurslar, paneller ve sempozyumlarla fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki güncel yaklaşımlar kapsamlı şekilde ele alınırken, sektördeki yeniliklerin sahaya yansıması açısından da önemli bir zemin oluşturuldu. Katılımcılar, hem akademik bilgi paylaşımı hem de mesleki dayanışma açısından kongrenin son derece verimli geçtiğini vurguladı. Dört gün süren kongrede 65 panel, 17 kurs, 8 uydu sempozyum ve 16 sözel bildiri oturumu gerçekleştirilirken; toplam 132 sözel ve 239 poster bildiri sunuldu. 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, bilimsel üretim, ulusal ve uluslararası iş birlikleri ile sağlık politikalarına katkı sunacak önemli çıktılarla tamamlandı.
Samsun ’Sessiz’ mahalleye 3 kamyonluk yardım Samsun’un Alaçam ilçesinde işitme ve konuşma engelli bireylerin yoğunlukta yaşadığı Gümüşova Mahallesi’nde, örnek bir dayanışma çalışmasına imza atıldı. Bafra Umut Derneği öncülüğünde, Bafra ve Alaçamlı gönüllü kadınların katkılarıyla mahalleye 3 kamyonluk yardım ulaştırıldı. Gıda, kırtasiye, beyaz eşya, giysi, ev eşyası, mutfak malzemeleri, soba, medikal malzemeler ve temizlik ürünlerinden oluşan temel ihtiyaç yardımları, mahalle meydanında ihtiyaç sahibi ailelere dağıtıldı. Doğuştan işitme ve konuşma engelliler yaşıyor Gümüşova Mahallesi, Türkiye’de nadir görülen bir özelliğiyle dikkat çekiyor. Mahalle sakinlerinin büyük bir kısmının doğuştan işitme ve konuşma engelli olması, günlük yaşamı zorlaştıran önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Bu durumun nesiller boyu süren akraba evliliklerinden kaynaklandığı belirtiliyor. Bu hassas durum göz önünde bulundurularak gönüllüler, yalnızca meydanda dağıtım yapmakla yetinmedi. İletişim güçlüğü yaşayan vatandaşların mağdur olmaması için yardım malzemeleri evlerine kadar ulaştırılarak doğrudan teslim edildi. Yardım dağıtımı sırasında mahalle sakinleri, kendilerini unutmayan gönüllülere büyük bir minnettarlık gösterdi. İşaretler ve jestlerle teşekkür eden vatandaşlar, yapılan yardımın kendileri için büyük anlam taşıdığını ifade etti. Gerçekleştirilen bu yardım organizasyonu, özellikle dezavantajlı ve ulaşılması zor bölgelerde yaşayan ihtiyaç sahiplerine destek olunması açısından örnek bir çalışma olarak değerlendirildi.
Rize Karadeniz horonu yeniden yorumlandı Karadeniz horonu, Erhan Engin’in armonikayı merkeze alan "Kaybana Sevdaluk" adlı yeni projesiyle modern dokunuşlarla yeniden yorumlandı. Karadeniz müziğinin önemli geleneklerinden horon, müzisyen Erhan Engin’in yeni projesiyle farklı bir yorum kazandı. Engin, armonikayı merkeze aldığı çalışmasıyla bu enstrüman üzerine kurgulanan ilk profesyonel horon projelerinden birine imza attı. Uzun yıllardır varlığını sürdüren ancak tek başına ele alınmayan "armonika horonu", bu projeyle yeniden gündeme taşındı. Engin’in yeni single’ı "Kaybana Sevdaluk", yüksek enerjisi, otantik yapısı ve modern düzenlemeleriyle dikkat çekiyor. Eser, Karadeniz müziğine yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Müzik dünyasında uzun yıllar orkestra şefi, müzisyen ve aranjör olarak görev yapan Erhan Engin, bu projeyle ilk kez kendi çalışmasıyla dinleyici karşısına çıktı. Engin, söz konusu kültür ve geleneğin yaşatılması gerektiğine de dikkat çekti. Erhan Engin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Armonika, 19. yüzyılda Karadeniz’e gelmiş bir enstrümandır. Aslında diyatonik akordeon olarak bilinir, ancak bizim bölgede armonika olarak adlandırılır. 1980’li yıllara kadar özellikle Rize’de düğünlerde sıkça kullanılmış, sonrasında ise popülerliğini yitirmiştir. Biz de bu projede güzel bir enerji yakaladık. Bu eserle hem kendi geçmişimize hem de büyüklerimizin hatıralarına uzandık. Modern bir sound ile eski dokunuşları bir araya getiren bir horon parçası ortaya koymak istedik. ‘Kaybana Sevdaluk’ ile dinleyicilere değerli bir çalışma sunmayı amaçladık. Temennimiz, bu eserin ardından gençlerin de bu kültüre ilgi duyması ve geleneği sürdürmesidir."