TEKNOLOJİ - 03 Kasım 2024 Pazar 13:31

Geleceğin keşfi: Bilim şenlikleriyle buluşuypr

A
A
A
Geleceğin keşfi: Bilim şenlikleriyle buluşuypr

“Geleceğin Keşfi: Bilim Şenlikleriyle Yeni Buluşlar” adlı TÜBİTAK 4007 Bilim Şenlikleri Vali Hayrettin Çiçek, öğretmen ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi.


Etkinliğin açılışını gerçekleştiren Vali Çiçek, daha sonra astronomi, bilim, robotik kodlama, sanat, dil öğrenimi, tasarım gibi çeşitli projelerin yer aldığı stantları gezerek öğrencilerden bilgi aldı.


Vali Çiçek, ’’Bu etkinlikle gençler bilimsel meraklarını artırma, keşif yapma ve öğrenmeye yönelik motivasyonlarını güçlendirme fırsatı bulacak. Buradaki hedef, etkinliklerde yer alan interaktif deneyimler, gösteriler ve oyunlar sayesinde katılımcılar, bilimi eğlenceli bir şekilde deneyimleyecek ve bilimle daha yakın bir ilişki kuracaklar. Yeni Buluşlar İçin İlham: Bilim şenlikleri, katılımcıları yeni düşünceyi teşvik eden etkileşimli aktivitelerle buluşturarak, yeni fikirlerin ve buluşların ortaya çıkmasını destekleyecek. Bilim şenlikleri, farklı yaş grupları, sosyal sınıflar ve kültürlerden gelen katılımcıları bir araya getirerek bilimsel bilgiye ulaşma ve paylaşma konusunda toplumsal bir etkileşim oluşturmayı hedefler’’ dedi.


Sergilenen projelerin her birisinin ayrı önem ve özellik taşıdığını belirten Vali Çiçek, öğretmen ve öğrencileri tebrik etti.



Geleceğin keşfi: Bilim şenlikleriyle buluşuypr

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Kahta’da Prostat Kanseri tanısı yerinde yapılacak Kahta Devlet Hastanesi, prostat kanserinin tanısında kritik bir rol oynayan Transrektal Prostat Biyopsisi (TRUS-Bx) uygulamasını ilk kez hayata geçirerek, hastaların çevredeki illere sevk edilmesine gerek bırakmayan önemli bir adım attı. Adıyaman’ın Kahta ilçesinde sağlık altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar meyvelerini vermeye devam ediyor. Kahta Devlet Hastanesi, önemli bir tıbbi yeniliği daha hizmete sunarak Transrektal Prostat Biyopsisi (TRUS-Bx) işlemini ilk kez başarıyla gerçekleştirdi. Prostat kanserinin erken ve doğru tanısında büyük önem taşıyan bu ileri tanı yöntemi, Üroloji Uzmanı Op. Dr. İbrahim Sibal ve alanında deneyimli sağlık ekibi tarafından modern tıbbi teknikler eşliğinde uygulandı. TRUS-Bx yöntemi ile prostat dokusundaki şüpheli alanlardan hedefe yönelik biyopsi alınabiliyor; bu sayede tanı süreci hem daha güvenilir hem de hasta açısından daha konforlu hale geliyor. Yeni uygulamanın hayata geçirilmesiyle birlikte; Prostat kanserinde erken teşhis imkanları güçlendi. İl dışına yapılan hasta sevklerinde ciddi bir azalma sağlandı. Hastalar tanı ve tedavi süreçlerine kendi ilçelerinde daha hızlı erişebilir hale geldi. Bu gelişmenin sadece bir tıbbi işlem olmadığını vurgulayan Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, aynı zamanda ilçenin sağlık vizyonu açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Başhekim Uzm. Dr. Akel, "Amacımız, vatandaşlarımızın nitelikli sağlık hizmetlerine başka merkezlere gitmek zorunda kalmadan ulaşabilmesini sağlamak. Bu doğrultuda teknik altyapımızı güçlendirmeye, hekim kadromuzu ve uzmanlık alanlarımızı genişletmeye kararlılıkla devam ediyoruz. Kâhta Devlet Hastanesi, bölge halkına güven veren ve çağdaş tıbbın imkânlarını sunan bir sağlık merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor" dedi. Gerçekleştirilen bu uygulama, Kâhta’da sağlık alanında atılan yenilikçi adımların somut bir göstergesi olarak değerlendirilirken, hastanenin bölgesel sağlık hizmetlerinde üstlendiği rolü de daha da güçlendirmiş oldu.
Bursa Aşırı kırmızı et tüketimi, kanser riskini arttırıyor Kanserin dünya genelinde ölümlere sebep olan en yaygın hastalıklardan biri olduğunu belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, ancak birçok kanser türünün ortaya çıkması engellenebilir ve kanser riskini azaltmak için birçok adım atılabileceğini söyledi. Kanser riskini azaltmak için sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek çok önemli olduğuna dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, beslenme tavsiyelerinde bulundu. Avcı, "Aşırı miktarda kırmızı et tüketimi kolon, rektum ve prostatkanseri riskini artırmaktadır. Aşırı kilonun ve yetersiz fiziksel aktivitenin göğüs, rahim, kolon ve yemek borusu kanserine sebep olabilir. Salamura et ve şarküteri tüketiminin kolon ve rektum kanserine yakalanma riskini artırır. Balık tüketiminin kolon ve rektum kanseri riskini azaltır. Bazı besinler toksik bileşenler içerir. Bu bileşenlerin bazıları pişirme yöntemleri sebebiyle açığa çıkar. Bazıları ise tarımda kullanılan zirai ilaç ve kimyasalların, kimyasal gübrelerin, parazit ilaçlarının kalıntılarıdır. Bu kimyasalların besinlerde bıraktığı kalıntılar insan sağlığı için son derece zararlıdır. Bu tarım ilaçlarının ilk kurbanları ise bu tehlikenin farkında olmayan çiftçilerdir. Ürünlerin hasat sonunda depolama, saklama, işleme ve arıtma teknikleri son derece önemlidir. Bu aşamalarda yapılan hatalar sağlığımız için gerekli gıdaları birer silah haline dönüştürebilir" dedi. Vücudun su ve mineral ihtiyacının dengeli olarak karşılanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Avcı, "Bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2,5 litredir. Bunun 1 litresini tükettiğimiz gıdalardan alırken, kalan 1,5 litresini içeceklerden almak gerekir. Günde en az 4 porsiyon meyve tüketilmeli, mevsim meyveleri tercih edilmeli. Meyvelerin farklı öğünlerde tüketilmesi gerekiyor. Günde bir veya iki porsiyon çiğ sebze ve en az bir porsiyon pişmiş sebze tüketilebilir. Yeşil, sarı, kırmızı sebzelerden her gün en az birer porsiyon tüketilmesi gerekir" diye konuştu. Nohut, kuru fasulye ve barbunya gibi kuru baklagillerin kırmızı etten daha fazla tüketilmesi gerektiğini ifade eden Avcı, önerilerin besinleri şöyle sıraladı; "Haftada bir, mümkünse iki ya da üç kez balık tüketilmelidir. Yapay tatlandırıcı içeren tüm içeceklerden uzak durulmalı. Özellikle semizotu ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, antioksidan etki gösteren betakaroten ve lutein açısından zengindir. Kuarsetin tam bir antioksidan, antiinflamatuvar ve antialerjik etkiye sahiptir. Ek olarak antikanserojen kansere karşı koruyucu etkisi unutulmamalıdır. Kuarsetin daha çok soğan, elma ve karabuğdayda daha az miktarda da brüksel lahanası, lahana ve kuruyemişlerde bulunur. Domates, bir antioksidan olan likopen kaynağıdır. Ek olarak karoten ve vitamin E içerir. Likopen prostat ve akciğer kanserine karşı koruyucu özellik gösterir." "Kansere karşı koruma sağlayacak tek bir besin yoktur" Zeytinyağının Akdeniz ülkelerinde daha fazla tüketildiğini söyleyen Avcı, özellikle sızma zeytinyağının rafine zeytinyağından çok daha fazla polifenol içerdiğini vurgulayarak, "Polifenol tüketimi, kanser vakaları ve kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin görülme sıklığını azaltır" dedi. Prof. Dr. Avcı, şöyle devam etti; "Soğan ve sarmısak bolca tüketilmelidir. Soğan ve sarımsak güçlü bir karsinojen olan nitrozaminleri bloke ederek bizleri kansere karşı korur. Brokoli özellikle prostat kanserine karşı koruyucu rolü olan glukorafanin içerir. Kırmızı üzüm bolca resveratrol içerir. Resveratrol kansere karşı koruyucu özellik gösterirken kanser hücrelerinin büyümesini de önler. Ahududu, çilek ve yaban mersini gibi orman meyveleri antikanserojen olan elarjik asitten zengin meyvelerdir. Elarjik asit kiraz, armut, elma ve kivide de bulunur. Doğadaki birçok besin kaynağı insanın gelişimi için gereklidir." Sağlıklı beslenmenin tek başına yeterli olamayacağını ifade eden Prof. Dr. Avcı, "Sağlıklı var olabilmek için sağlıklı yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Spor yapmalı, zararlı alışkanlıklardan uzak durmalı, stres faktörlerini iyi yönetebilmeli, dinlenmeli ve farklı hobiler ile uğraşmalıyız. Unutmayalım, bizi kansere karşı koruyacak veya bizim kanserimizi tedavi edebilecek tek bir besin yoktur" diye konuştu.
Adana Engelini aştı yamaç paraşütüne başladı Adana’da yaşayan 35 yaşındaki serebral palsi hastası Ergin Yavuzer, rüyasında kendini uçarken gördü, uyandığında ise bu hayalini gerçeğe dönüştürmeye karar verdi. Yamaç paraşütü yaparak gökyüzüyle buluşan Yavuzer, "Gökyüzü herkesin, gökyüzünde engel yok. İnsan isterse sınırlarını aşabiliyor" dedi. Şu anda 35 yaşında olan Ergin Yavuzer, doğum sırasında kordonlar boynuna dolandığı için beyne oksijen gitmeyince beynin kas hareketini kontrol eden bölgelerinde hasara neden oluşarak "serebral palsi" hastası oldu. Bu nedenle yüzde 52 fiziksel engelli olarak dünyaya gelen 3 yaşına kadar yürüyemeyen Yavuzer, yaşadığı fiziksel engellere rağmen hayallerinden hiç vazgeçmedi. Annesi tıp fakültesinde memur, babası ise emekli olan iki kardeşten büyüğü olan Yavuzer, ailesinin yardımıyla okudu. Karabük Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünü bitirip Yüreğir Devlet Hastanesinde memur olan ve evlenen Yavuzer, aynı zamanda eğitimine devam ederek iş güvenliği uzmanı oldu. 2023 yılında yamaç paraşütüne başlayarak eğitimlerini alan Yavuzer, o heyecanını İhlas Haber Ajansı muhabirlerine anlattı. "Rüyamda uçtuğumu gördüm, yamaç paraşütüne başladım" Binicilik sporuna da meraklı olduğunu söyleyen Yavuzer, "Birçok spor yaptım ama gönlümü yamaç paraşütüne kaptırdım. Yukarıda özgürlük olduğunu düşünüyorum. Ayrıca yukarıda engelli olduğumu hissetmiyorum. Bir koltuğa oturuyorum ve manzaranın tadını çıkarıyorum" dedi. Rüyasında uçtuğunu görmesinin ardından yamaç paraşütü yapma kararı aldığını anlatan Yavuzer, "Gökyüzü herkesin, gökyüzünde engel yok. İnsan isterse sınırlarını aşabiliyor. Ben rüyamda gördüm, gerçeğini yaşadım. Rüyamda yeşil zemin üstünde koşarak havalanıyordum. ’Acaba bu işaret mi’ diyerek Güner hocamızla tanıştık. İlk başlarda ’yapamazsın’ dedi. Daha sonra bendeki hevesi görünce destek verdi ve bu spora başladım" diye konuştu. "Hayat hikayemin benim gibi hastalara ilham olmasına istiyorum" Konuşmasını sürdüren Yavuzer, "Bu sporu yapmaktaki amacım zaten buydu. Ben yapabiliyorsam siz de yapabilirsiniz diyerek bu spora başladım. Spora başlarken Güner hocamın çok emeği oldu. Sol kolum aşağıdaydı. Bu spor için istenmeyen bir durum. Spor salonuna giderek sol kolumu yukarıya kaldırarak dengeyi sağladım. Her insanın doğarken bir amacının olduğunu düşünüyorum. Ben de benim gibi hastalara bir ilham olmasını istediğim için yapıyorum" şeklinde konuştu. "Engelli olduğu için sakıncalı buldum ama başardı" Yamaç paraşütü eğitmeni Güner Akkaya ise, "Ergin ile 2023 yılında tanıştık. Yamaç paraşütü sporunu yapmak istediğinde, açıkçası yüzde 52 engeli olduğu için sakıncalı olacağını düşündüm. Bizim için kesinlikle olmaz değildi. Bu sporda en önemli sağlık şartı kalp ve damar sağlığıdır. Bu tür rahatsızlıklar olmadığı sürece yapılabiliyor. Dünyada bunun birçok örneği var. Yurt dışında bacağı, kolu hatta gözü olmayan ve uçan arkadaşlarımız bulunuyor. Ergin arkadaşımızın istekli olduğunu gördüm ancak ilk başta olmaz dedim. Çok ısrar etti ve beni ikna etti. İyi ki Ergin’e bir şans vermişiz. Türkiye’de birçok noktada uçtu. Yurt dışında da uçuşlar yaptı" dedi.