KÜLTÜR SANAT - 24 Ağustos 2025 Pazar 10:21

Güneyden Antep’in zılgıtı ve kuzeyden Artvin’in tulum sesi çaylıkta buluştu

A
A
A
Güneyden Antep’in zılgıtı ve kuzeyden Artvin’in tulum sesi çaylıkta buluştu

Artvin’in Arhavi ilçesinde 51. kez düzenlenen Uluslararası Arhavi Kültür ve Sanat Festivali, renkli görüntülere sahne oldu. Üç gün süren etkinliklerde geleneksel yarışmalar ve halk dansları gösterileri ilgi gördü.


Festival, Arhavi Belediye Başkanı Turgay Ataselim’in katılımıyla başladı. Açılışın ardından Trabzon Büyükşehir Belediyesi Bando Takımı eşliğinde kortej yürüyüşü düzenlendi. Korteje Meksika, Ukrayna, Gürcistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Gaziantep Mak Gazidans Spor Kulübü halk dansları ekipleri de katıldı.


Etkinlikler kapsamında hamsili ekmek ve Laz böreği yapma, hızarla odun kesme, tahta biçme ve fındık ayıklama gibi geleneksel yarışmalar düzenlendi. Kadınlar, daha önceden hazırladıkları Laz böreği ve hamsili ekmekleri jüri üyelerine sundu. Yarışmalarda kıyasıya mücadele yaşandı.


Gün boyu devam eden yarışlarda aykırı hızarla odun kesme, dik hızlarla tahta biçme yarışmaları gerçekleştirildi. İlçenin kültürünü gelecek nesillere aktarılması amaçlı düzenlenen dibekle mısır ayıklama yarışması ise ilginç görüntülere neden oldu.


Festivalin en dikkat çeken anlarından biri ise çay toplama yarışması oldu. Gaziantep’ten gelen halk dansları ekibi, çaylık alanda hem yarıştı hem de horon oynadı. Güneydoğu’nun zılgıtları ile Karadeniz’in tulum sesi çaylıkta birleşti.


Festival, kültürel değerlerin yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla her yıl düzenleniyor.



Güneyden Antep’in zılgıtı ve kuzeyden Artvin’in tulum sesi çaylıkta buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’u anlatan besteler ödüllendirildi Esenler Belediyesi’nin Türk müziğine yeni eserler kazandırmak ve bu alanda üretim yapan sanatçıları teşvik etmek amacıyla düzenlediği "İstanbul Şiirleri Beste Yarışması"nın ödül töreni düzenlendi. Gecede konuşmalarını gerçekleştiren Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, "Dünyanın savaşlar ve kanla anıldığı bir dönemde, bu kadim şehrin müzikle anılmasını arzu ediyoruz" dedi. Esenler Belediyesi, edebiyatımızda İstanbul’u anlatan şiirlerin besteler aracılığıyla yeniden hayat bulduğu "İstanbul Şiirleri Beste Yarışması"nın ödül törenine ev sahipliği yaptı. Gelecek nesillere kalıcı eserler bırakmak amacıyla düzenlenen yarışmanın ödül törenine; Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün, Halkbank 3. Bölge Koordinatörü Güvenç Usta, yarışmaya katılan sanatçılar ve çok sayıda sanatsever katıldı. Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleşen programda ödüller sahipleri buldu. Program sonunda ise Kültür ve Turizm Bakanlığı, TRT ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin ses sanatçıları, 10 eseri seslendirdikleri konserle katılımcılara müzik şöleni sundu. İstanbul estetiğin ruhunu yansıtır Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, programda yaptığı konuşmada, İstanbul’un medeniyet, estetik ve insanlık tarihi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. İstanbul üzerine konuşmanın kolay olmadığını belirten Göksu, "Necip Fazıl’ın ifadesiyle Hz. Peygamber (sav)’in övgüsüne mazhar olmuş, bir çağı açıp bir çağı kapatmış, yer üstü kadar yer altı zenginlikleriyle de dikkat çeken nadide bir şehirden söz ediyoruz. Dünyada ortasından deniz geçen tek şehir olan İstanbul üzerine şiirler yazmak ve besteler yapmak son derece kıymetlidir. Mekke ve Medine vahyin ruhunu, Kudüs tarihin ruhunu yansıtırken, İstanbul da estetiğin ruhunu yansıtır. İstanbul’u okumak aslında insanlığı okumaktır" dedi. "İnsanlığa rehberlik ediyor" Göksu, İstanbul’un insanlığa rehberlik edecek derin bir anlam taşıdığını vurgulayarak, "Biz bu şehrin sadece üzerinde değil, içinde yaşamak; onun hikâyesini anlayarak insanlığın unuttuğu merhameti, mutluluğu ve saadeti yeniden keşfetmek istiyoruz. Bu şehri anlamaya çalışsak, insanlığın yeryüzünde kaybettiği değerlerin kapılarını yeniden İstanbul’dan açabiliriz" ifadelerini kullandı. Belediyeciliği yalnızca fiziksel hizmetlerle sınırlı görmediklerini ifade eden Göksu, "Biz belediyeciliği insanın ihyası olarak gören bir anlayışa mensubuz. Neslin ihyası kültürle, sanatla ve ruha dokunmakla mümkündür. Mekânı herkes inşa edebilir ancak kültür ve sanat emek ister" diye konuştu. Konuşmasının sonunda yarışmanın önemine değinen Göksu, "Biz bu emek ve gayreti aşk, heyecan ve sevgiyle birleştirerek İstanbul şarkılarını ve türkülerini 21. yüzyıla taşımak istiyoruz. Dünyanın savaşlar ve kanla anıldığı bir dönemde, bu kadim şehrin müzikle ve İstanbul’la anılmasını arzu ediyoruz" dedi. Ödüller sahiplerini buldu Yarışmada birinciliği ‘Sevda’ rumuzlu eseriyle Murat Demirhan, ikinciliği ‘Laale’ rumuzlu eseriyle Bahadır Sevik, üçüncülüğü ‘Gülhan’ rumuzlu eseriyle Cengizhan Sönmez ve dördüncülüğü ise ‘Berza’ rumuzlu eseriyle Temel Savaş Özkök elde etti. Yarışma kapsamında birinci 300 bin TL, ikinci 250 bin TL, üçüncü 200 bin TL ve dördüncü ise 150 bin TL para ödülünün sahibi oldu. Ayrıca, her biri 100 bin TL olmak üzere altı kişi de mansiyon ödülüne layık görüldü. Yarışmada Mansiyon Ödülüne Layık Görülenler: Faruk Şahin- Kandilli Cavit Ersoy-Mühür Temel Savaş Özkök -Hilva Murat Kocamemik- Albümler Levent Kaya -Kısmet Abdullah Kantar -Zerafet
Manisa Köse: "Enflasyon rakamları sokaktaki gerçeği yansıtmıyor" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Türkiye’de artan hayat pahalılığı, temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışları ve alım gücündeki düşüşün özellikle asgari ücretli ve emeklileri derinden etkilediğini belirterek, "Ekonomide rakamlar konuşuluyor ama vatandaşın mutfağındaki yangın büyümeye devam ediyor" dedi. Son dönemde açıklanan enflasyon verilerinin vatandaşın günlük yaşamındaki fiyat artışlarını tam olarak yansıtmadığını savunan Köse, özellikle gıda, kira, ulaşım ve enerji maliyetlerindeki yükselişin toplumun geniş kesimlerini zor durumda bıraktığını söyledi. "Asgari ücret daha cebe girmeden eriyor" Asgari ücretlinin her geçen gün daha fazla geçim sıkıntısı yaşadığını ifade eden Köse, "Bugün bir asgari ücretli maaşını aldığı gün kira, faturalar ve temel ihtiyaçlar arasında sıkışıyor. Market fiyatları sürekli artıyor. Et, süt, peynir gibi temel gıda ürünleri artık birçok aile için lüks hale geldi. Asgari ücret daha vatandaşın cebine girmeden eriyor" diye konuştu. Emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara da dikkat çeken Köse, özellikle düşük maaş alan emeklilerin yaşam mücadelesi verdiğini belirtti. Köse, "Yıllarca çalışmış insanlar bugün pazara çıkarken iki kez düşünüyor. Emekli vatandaşlarımız bırakın sosyal yaşamı, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Bu tablo toplumda ciddi bir umutsuzluk oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Fiyat artışları kontrol altına alınmalı" En büyük problemin kontrolsüz fiyat artışları olduğunu vurgulayan Köse, denetim mekanizmalarının daha etkin çalışması gerektiğini söyledi. Köse, "Aynı ürünün bir hafta içinde farklı fiyatlara satıldığı bir ortam oluştu. Vatandaş artık market market dolaşıp en ucuz ürünü arıyor. Enflasyonla mücadele sadece maaş artışıyla olmaz. Öncelikle fiyat istikrarı sağlanmalı" dedi. Köse, özellikle kira fiyatlarının büyükşehirler ve sanayi kentlerinde ciddi sorun haline geldiğini belirterek, "Bugün emeklinin de çalışanın da en büyük korkusu kira. Maaş artıyor ama kira artışı çok daha hızlı yükseliyor. Barınma sorunu artık ekonomik değil sosyal bir krize dönüşüyor" diye konuştu. "Üretici de tüketici de mutsuz" Tarım ve üretim maliyetlerindeki yükselişin zincirleme şekilde fiyatlara yansıdığını belirten Köse, çiftçinin de vatandaşın da memnun olmadığını söyledi. Köse, "Mazot, gübre, yem ve elektrik maliyetleri arttıkça üretici fiyat yükseltmek zorunda kalıyor. Bu durum doğrudan market rafına yansıyor. Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Ekonomideki en büyük kırılma burada yaşanıyor" dedi. Çözüm önerilerini de sıralayan Köse, ekonomik rahatlama için kalıcı ve yapısal adımlar atılması gerektiğini belirtti. Köse şu önerilerde bulundu: "Öncelikle temel gıda ve kira konusunda denetimler artırılmalı. Emekli maaşları gerçek yaşam maliyetine göre yeniden düzenlenmeli. Asgari ücret yılda tek zamla bırakılmamalı. Yerli üretici desteklenmeli, tarım maliyetleri düşürülmeli. Gençlerin ve dar gelirlinin barınma sorununa yönelik sosyal konut projeleri artırılmalı. Ekonomide güven ortamı güçlendirilmeden vatandaşın refah hissetmesi mümkün değil." Toplumdaki ekonomik kaygının her geçen gün arttığını ifade eden Köse, "Vatandaş artık geleceği değil, yarını düşünüyor. İnsanların yeniden umutlu olabilmesi için sadece rakamların değil, yaşam şartlarının düzelmesi gerekiyor" dedi.
Adana Mısırın potansiyeli geleceğe taşınıyor Sunar Mısır, stratejik bir hammadde olan mısırı katma değerli ürünlere dönüştürerek gıda başta olmak üzere tekstil, ambalaj, kağıt ve kimya gibi birçok sektöre yönelik özel çözümler sunuyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. "Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor" Çomu, şöyle devam etti: "Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor." Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezinin 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürüttüğünü anlatan Çomu, " Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor" diye konuştu. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ettiklerinin altını çizen Çomu, şunları kaydetti: " Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı." Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezinin rol oynadığını belirten Çocum " Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor" şeklinde konuştu.