GÜNDEM - 08 Mayıs 2026 Cuma 14:55

Zihinsel engelli kızına istismarı öğrenince kalbi buna dayanmayan anne için Şavşat halkı bir araya geldi

A
A
A
Zihinsel engelli kızına istismarı öğrenince kalbi buna dayanmayan anne için Şavşat halkı bir araya geldi

Artvin’de zihinsel engelli kızına yönelik cinsel istismar iddiasını öğrendikten sonra fenalaşarak hayatını kaybeden anne Nalan Kaya için vatandaşlar bir araya geldi. Düzenlenen yürüyüşte kadına, çocuğa ve engelli bireylere yönelik şiddete dikkat çekildi.


Artvin’in Şavşat ilçesinde zihinsel engelli kızına yönelik cinsel istismar iddiasını öğrendikten sonra fenalaşarak hayatını kaybeden Nalan Kaya için Şavşat Kadın Derneği öncülüğünde basın açıklaması ve yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe çok sayıda vatandaş katıldı. İlçe merkezinde toplanan vatandaşlar, ellerinde Nalan Kaya’nın fotoğraflarını taşıdı. Basın açıklamasının ardından kalabalık, Kaya’nın işlettiği markete kadar yürüyerek, iş yerinin kapısına gül ve karanfil bıraktı.


Grup adına basın açıklaması yapan Şavşat Kadın Derneği Başkanı Fatma Acar Çelik, "5 Mayıs 2026 tarihinde ilçemizde yaşanan ve hepimizin vicdanında derin yaralar açan elim olay karşısında bir araya geldik. Yapılan bu açıklama hiçbir siyasi düşüncenin ya da provokasyonun parçası değildir. Amacımız kadınlara, çocuklara ve engellilere yönelik her türlü şiddet ve istismarın karşısında olduğumuzu kamuoyuyla paylaşmaktır. İlçemizde yaşanan insanlık dışı olay hepimizi derinden sarstı. Evet bir annenin yüreği bu acıya dayanamadı. Bugün burada yükselen ses sadece öfkenin değil, vicdanın da sesi olsun istiyoruz. Hiçbir kadın korkuyla yaşamasın. Hiçbir çocuk suskun bırakılmasın. Hiçbir engelli birey savunmasız hissetmesin" dedi.



Zihinsel engelli kızına istismarı öğrenince kalbi buna dayanmayan anne için Şavşat halkı bir araya geldi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Uzmanından uyarı: "Menopoz döneminde meme sağlığı ihmal edilmemeli" Menopoz döneminde meme dokusunda oluşabilecek değişimlere dikkati çeken Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özerhan, "Menopoz sonrasında meme kanseri riskinde artış görülebileceği için düzenli takip, erken tanı açısından hayati önem taşır" dedi. Menopozla birlikte hormonal değişimlerin meme dokusunda farklılaşmalara yol açabileceğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Menopoz Wellness Komitesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özerhan, geçmişte yapılan kontrollerin normal sonuçlanmasının ilerleyen yıllarda risk olmadığı anlamına gelmediğini söyledi. Menopoz döneminin meme sağlığı açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir süreç olduğunu vurgulayan Özerhan, "Menopoz ve sonrasında risk faktörleri yeniden değerlendirilmeli, takipler buna göre planlanmalıdır. Küresel epidemiyolojik verilere göre meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 65-70’i postmenopozal yani menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda görülmektedir. Bunun temel nedenleri arasında hormon dengesindeki değişimler, yaş faktörü, vücut yağ oranındaki artış ve hücresel onarım mekanizmalarının zayıflaması yer alır. Ayrıca uzun süre östrojene maruz kalmak da meme kanseri riskini artırabilir. Örneğin erken adet görüp geç menopoza giren kadınlarda toplam maruziyet arttığı için risk daha yüksektir" ifadelerini kullandı. Erken teşhis meme kanserinde hayati önem taşır Düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Özerhan, "Meme kanseri ile mücadelede en önemli unsur erken teşhistir. Bu nedenle kadınların meme sağlığı konusunda bilinçli olması gerekir. Menopoz öncesinde iki yılda bir, menopoz sonrasında ise yılda bir mamografi, gerekli durumlarda ultrasonografi kontrolleri yapılmalıdır. Her kadının risk profili farklıdır. Aile öyküsü, yaş, hormonal durum ve bireysel risk faktörleri göz önünde bulundurularak kişiye özel tarama programı oluşturulmalıdır. Amaç, gereksiz kaygı oluşturmak değil, doğru zamanda doğru kontrolleri yaparak sağlığı korumaktır" açıklamasında bulundu. Kendi kendine meme muayenesi alışkanlık olmalı Kendi kendine meme muayenesinin de alışkanlık haline getirilmesinin önemine değinen Özerhan, şu ifadeleri kullandı: "Tüm kadınlar 20 yaşından sonra her ay, adet bitimini takip eden hafta içerisinde kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Menopoz sonrası dönemdeki kadınlar da her ay aynı düzeni sürdürmelidir. Yaklaşık 10 dakika sürecek bu kontrolde meme simetrisinde değişiklik, şekil bozukluğu, çökme, renk değişikliği, ciltte bozulma veya meme başında farklılık olup olmadığına dikkat edilmelidir. Meme ve koltuk altı bölgesi üç parmakla dairesel ve hafif baskılı hareketlerle kontrol edilmelidir. Düzenli takip sayesinde meme sağlığı korunabilir ve olası riskler erken dönemde kontrol altına alınabilir."
Erzurum Sahte ürünler Erzurum’un marka değerine zarar veriyor Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Yıldırım Hakan Oral ile ilin önde gelen süt sanayicileri, Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürü Alparslan Kenger’i ziyaret ederek süt ve süt ürünleri sektöründe yaşanan sorunları gündeme taşıdı. Gerçekleştirilen görüşmede, özellikle mera döneminde sütlerin yağ oranı ve kalite değerlerinde yaşanan düşüşün, Erzurum’da üretilen süt ürünlerinin standardını olumsuz etkilediği ifade edildi. Coğrafi işaretli Erzurum tereyağı ve Erzurum civil peynirinin üretiminde kullanılan sütlerin hijyen şartlarına uygun şekilde sağılmaması ve kayıt dışı sütlerin uygun olmayan koşullarda taşınmasının, ürün kalitesinde istenilen standardın yakalanmasını zorlaştırdığı belirtildi. Sektör temsilcileri, Türk Gıda Kodeksi ve halk sağlığına uygun olmayan tereyağı adı altında piyasaya sunulan margarin, bitkisel ve kimyasal içerikli etiketsiz ürünlerin "köy yağı" gibi isimlerle piyasa değerinin altında satışa çıkarıldığını dile getirdi. Bu durumun hem tüketici sağlığını tehdit ettiği hem de kaliteli ve standartlara uygun üretim yapan firmaları zor durumda bıraktığı vurgulandı. Ziyarette firma yetkilileri, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin süt sağımından başlayarak toplama, taşıma ve üretim aşamalarına kadar denetimlerini artırmasını talep etti. Mevzuata uygun olmayan süt ve süt ürünlerinin imha edilmesi, Erzurum markasına zarar verecek sahtecilik faaliyetlerinin önlenmesi ve bu süreçte usulsüzlük yapanların cezalandırılması gerektiği ifade edildi. Sanayiciler ayrıca, kendi üretimlerinin bakanlık tarafından sürekli denetlendiğini ancak hammaddenin sağım aşamasından fabrikaya ulaşıncaya kadar yeterli denetime tabi tutulmadığını belirterek, denetim eksikliğinin sektörde ciddi sorunlara yol açtığını dile getirdi. Kayıt dışı faaliyet gösteren ve sahte ürünleri piyasaya süren kişilerin halk sağlığını tehlikeye attığını belirten sektör temsilcileri, gerekli yaptırımların uygulanarak bu kişiler hakkında cezai işlem yapılmasını istedi.
Çorum Çorum’da tarihe iz bırakanlar sempozyumda anlatıldı Hitit Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda, tarihte iz bırakan Çorum’un önemli şahsiyetlerinin hayatı anlatıldı. Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu, "Osmancık’ın Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması, bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır" dedi. Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde "1. Ulusal Geçmişten Günümüze Çorum’da İz Bırakanlar" başlıklı sempozyum düzenlendi. Meslek Yüksekokulu Kampüsü Ethem Erkoç Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumda Çorum’un tarihi yapılarından Veli Paşa Hanı ve Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa gibi kentin simge değerleri tarihi kaynaklar ışığında konuşuldu. Sempozyumda Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özer Şenödeyici ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu tarafından sunumlar yapıldı. Sempozyuma protokol üyeleri, akademisyenler, çok sayıda öğrenci katıldı. "Ecdat yadigarlarını korumak tarihi bir vebaldir" Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, "19. asrın sonlarına geldiğimizde Çorum, arşiv kayıtlarına göre 51 mahallesi, Ulu Camisi, 23 minareli camisi, 21 mescidi, 10 medresesi, 2 kütüphanesi, tekke ve zaviyeleri, 11 hanı, bin 100 dükkanı, çarşı ve pazarları ile Türk İslam medeniyetini temsil eden önemli bir merkez hüviyetindedir. Bugün bu yapıların büyük bir kısmı maalesef modernitenin çarkları arasında örselenmiş, öğütülmüş ve kaybedilmiş durumdadır. Geriye kalanları hangi ahvalde bulunursa bulunsun kurtarmak, gelecek nesillere aktarmak başta sorumluluk sahibi şahıs ve kurumlar olmak üzere tüm şehir olarak hepimizin başlıca görevidir. Zira her bir tarihi mekan, her bir tarihi eser toplumun ortak aklı, hafızası, baba, ata ocağıdır. Kale, Ulu Cami, Hıdırlık, Çöplük Çarşısı, Paşa Hamamı, Taş Han, Güpür Hamamı ve daha niceleri bu toplumun ortak kültür mirası yani baba ocağıdır. Kadim Anadolu tabiriyle bu ocakları tüttürmek, mekan ile özdeşleşmiş, onunla kaim olmuş ve asırlar boyu hüküm süregelmiş olan milli ve manevi değerleri, gelenek ve görenekleri ecdattan alıp nesle teslim etmek, tarihi bir vebal ve sorumluluktur" dedi. "Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor" Tarihi Veli Paşa Hanı ile ilgili de bilgiler veren Işık, "Veliyyüddin Paşa, 1866’da vakfettiği kahvehane ve bitişindeki altı dükkanı yıktırıyor. Bunun yerine yeni bir bina inşa ettiriyor, ki bu bina Velipaşa Han’dır. Üst katta 43, alt katta 16 oda olmak üzere toplam 59 odadan meydana gelen, bir kahvehane, iki ahır, 10 dükkan, bir miktar avlu ve ikişer kanatlı sokak kapısı içeriyor. Velipaşa Hanı, 1866 ila 1885 arasındaki bir tarihte inşa edilmiş. Velipaşa’dan günümüze kalan yapıların en önemlisinden biri Velipaşa Konağı. Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor. Hanın en önemli özelliği Osmanlı şehir içi hanlarının özelliklerini yansıtması ve ondan da çok önemli bir farkı olarak üç katlı olmasıdır. Üçüncü katı bir otel olarak kullanılmaktadır" diye konuştu. "Sadrazamlar şehri sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır" Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa’nın hayatını anlatan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu da, "Osmancık’ın Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır. 17. yüzyılda Baltacı Mehmet Paşa ile bu sayı üçe çıkıyor. Osmancıklıların da haklı olarak övündükleri gibi bir ’sadrazamlar şehri’ sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır. Baltacı Mehmet Paşa’nın sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip olduğu, gençliğini Osmancık’ta geçirdiği kayıtlıdır. Bir süre Akdeniz sahillerinde pek çok memleketi gezmesini sağlayan gemicilik işinde çalıştığı ve bu esnada Kuzey Afrika’da tanıdığı Mağripli bir şeyhin kendisine ileride vezir-i azam olacağını haber vermesi sebebiyle saray hizmetine yöneldiği anlaşılmaktadır. Akrabasından Hacı Sefer adlı birinin vasıtasıyla Baltacı Ocağı’na, Teberdaran-ı Hasta zümresine girdiği belirtilir. Bu yüzden Baltacı namıyla anılmıştır. Güzel sese ve nefese sahip olarak musikiye alakası olduğu için ’Güzelce Müezzin’ diye de şöhret kazanmıştır" dedi.