ASAYİŞ
Kayseri’de trafik kurallarına uymayan bin 238 sürücüye ceza yazıldı 24 Nisan 2026 Cuma - 05:17:10 Kayseri’de polis ekipleri tarafından yapılan çalışmalarda, trafik kurallarını uymayan bin 238 sürücüye cezai işlem uygulandı. Edinilen bilgiye göre, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kent genelinde abartı egzoz, drift, makas atma, yüksek ses müzik gibi kamu huzurunu bozan araçlara yönelik 16-22 Nisan tarihleri arasında çalışma yapıldı. Yapılan çalışmalarda, 28 sürücüye ‘modifiyeli araç’ suçundan 140 bin TL para cezası yazılarak, araç uygun hale getirilinceye kadar trafikten men edildi. 9 sürücüye ‘abartı egzoz araç kullanmak’ suçundan 144 bin TL, 140 sürücüye ‘sürücü belgesiz araç kullanmak’ suçundan 5 milyon 600 bin TL, 58 sürücüye ‘sürücü belgesi geri alındığı halde araç kullanmak’ suçundan 11 milyon 600 bin TL, 10 sürücüye ‘makas atma’ suçundan 900 bin TL, 2 sürücüye ‘drift atmak’ suçundan 280 bin TL idari para cezası yazıldı. Öte yandan, 226 sürücüye ‘kırmızı ışık ihlali’, 80 sürücüye ‘alkollü araç kullanmak’, 4 sürücüye ‘alkolmetreye üflememek’, 91 sürücüye ‘ışık donanımı’, 155 sürücüye ‘yüksek sesle müzik dinlemek’, 435 sürücüye ‘araç kullanırken cep telefonuyla konuşma’ suçlarından para cezası uygulandı. Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, "Halkımızın huzurunu bozacak şekilde saygısızca araç kullanarak trafiği tehlikeye düşüren, drift atan, çevreye rahatsızlık veren araç ve sürücülerle mücadelemiz devam etmektedir" denildi.
Gülistan Doku soruşturmasında koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı
20 Nisan 2026 Pazartesi - 08:59 Gülistan Doku soruşturmasında koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı Tunceli’de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında 10 şüpheli tutuklanırken, 3 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verilmişti. Tutuklanan dönemin Valisi Tuncay Sonel’in koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı. Eroğlu, Gülistan Doku’nun yedek SIM kartını ihraç polis memuru Gökhan Ertok’a kimin talimatı ile gönderdiği sorusu üzerine ifadesinde, "Ben bu konuyu ayrıntılı ve uzun uzun anlatmak istiyorum. Doku ailesi arama çalışmaları sürerken yukarıda da belirttiğim üzere vali beyi arama çalışmalarını takip amaçlı ziyarete geldiler. Bu ziyaretlerin birinde aile makama geldi ve makamdan çıktıktan sonra vali bey bizzat kendisi yarım A4 zarfını bana Ankara’ya gönderilmek maksadıyla verdi. Zarfta bir şey yazmıyordu. Sonrasında bana ‘Bunu Gürkan’a gönder’ dedi. Ben de bu Gürkan isimli şahsı 2017 yılından beri valiliğin ve kişisel sosyal medya hesaplarımız ile ilgili retweet gibi işlemleri yapan ve telefonumda ‘Sosyal medya Gürkan’ diye kayıtlı şahsa göndermek üzere teslim aldım. Ben de yakın koruma olmam nedeniyle diğer koruma veya şoför arkadaşlarımdan birine vererek, kime verdiğimi hatırlamıyorum, bir arkadaşa verdim. Ben de ismini şu an sizden öğrendiğim ve kendi hesabımdan valinin talimatıyla öncesinde de harçlık gönderdiğim kişinin dekontlarda isminin Gökhan Ertok olarak geçtiğini öğrendim. Fakat halen rehberimde ‘Sosyal medya Gürkan’ diye kayıtlıdır. Gökhan Ertok’un polis olup olmadığını bilmiyorum, şahsı hiç görmedim. Ben zarfın içerisinde SIM kart olduğunu ve ne olduğunu bilmiyordum. Sonrasında vali bey bana aynı gün ‘zarf içerisinde kayıp kız Gülistan Doku’nun SIM kartı olduğunu, son sinyalinin neresi olduğunu, içerisinde ne olduğuna bakması maksadıyla gönderdiğini‘ söyledi. Gülistan’ın SIM kart şifresi, Instagram kullanıcı adı veya şifresi veya diğer şifrelerine dair hiçbir bilgim yoktur. Konusu da geçmemiştir. Bu SIM kartı ben diğer koruma arkadaşa verdikten sonra hatırladığım kadarıyla otobüsle Gökhan’a gönderimini sağlamıştım. Gönderdiğim zarfla ilgili vali bey ‘Ne oldu, SIM karta bakabildi mi, sinyal falan var mı’ tarzında şeyler sorunca ben de Gökhan’ı arayıp hatırladığım kadarıyla ’Bakabildin mi, en son sinyal nerede alınmış?’ tarzında sordum. O da bana ‘Bakıyorum, zaten rapor haline getirip göndereceğim’ dedi. Tarihini hatırlamıyorum ama Gökhan beni aradı ve ‘Zarfı gönderdim, teslim alırsınız’ şeklinde konuştu. Hatırladığım kadarıyla otobüsle gönderdi. Ben de otobüsten yine ya şoför ya da koruma arkadaşlara aldırıp, vali beye ’Gökhan’ın gönderdiği dosya efendim’ diyerek teslim ettim. Tüm bunlar valinin talimatı ile oluyordu. Zarfın büyüklüğü A4 ölçüsünde idi" dedi. Eroğlu ifadesinde şunları söyledi: "Burada şu kısımdan da bahsetmek istiyorum. Ya bu SIM kartı gönderdikten sonra ya da göndermeden önce vali beyin talimatıyla Gökhan Ertok ile görüştüm. O da bana iki ayrı konum attı. Bunun üzerine vali beye bilgi verdim. Onun ‘Gidin bir bakın şu konumlara’ demesi üzerine tekrar Gökhan Ertok’u arayarak bilgi istedim. Bana ‘Telefonun en son sinyali bu iki konumdan gelmiş, bir oralara bakın’ dedi. Bunun üzerine hangi araçla gittim hatırlamıyorum ama ya gri Santa Fe ya da koruma aracı ile iki ayrı günde, birinde akşam, birinde gündüz olmak üzere yanımda iki seferde de Akın Gül ve Emre Başel vardı. Ama diğer arkadaşları hatırlamıyorum. Bu konumlardan biri tam nokta olarak hatırlamıyorum ama Atatürk Mahallesi’nde bulunan Öğretmenevi’nin Elazığ istikametinde yolun alt tarafında suya yakın bir bölge idi. Binaların arasında bir yerdi. Bu noktaya gittiğimizde akşamdı. Araçtan inip etrafa bakındık ve döndük. Diğer bildirilen nokta ise Tunceli-Kovancılar yolu üzeri Uzunçayır Barajı üzerindeki Köprü Karakolu’nun karşısında bulunan Kovancılar istikametine doğru köprüye girmeden sol taraftaki toprak yola girdik, yaklaşık 200-300 metre falan ilerledik, ormanlık değil, açık alandı. 5 dakika oralara bakındık. Sonra vali beyi arayıp, ’Bir şey yok sayın valim’ dedikten sonra o da ‘Tamam’ dedi ve biz de dönüşe geçtik. Benim bahsettiğim bu hususlara ilişkin görüşme, gönderilen konumlar ve WhatsApp yazışma kaydım halen telefonumda duruyor. Gökhan Ertok ile iletişimim; 2017’den itibaren sosyal medya üzerinden vali beye hakaret ve küfür olaylarında şahısların tespit edilerek, vali beyin dava açması amacıyla yardım aldığımız kişidir. Gökhan Twitter’dan konum çıkartabileceğini söylüyor ve birkaç olayla ilgili de bize tweet atıldığı konumları tespit ederek göndermişti. Ben bu Gökhan Ertok ile vali beyin bana numarasını vermesiyle tanıştım. Ne iş yaptığını bilmiyorum. Ama sosyal medya üzerine hacker tarzı bir kişi olduğunu biliyordum. Polis olduğunu ve atıldığını sizden öğrendim." "Vali beyin talimatı ile gönderdim" Gökhan Ertok’a SIM kartı kimin talimatıyla gönderdiği sorusu üzerine Eroğlu, "Yukarıda da bu sorunun cevabı bulunmakta olup, vali beyin talimatı ile gönderdim" cevabını verdi. "Hiçbir şekilde ceset gömmek ve bunun için keşif yapmak suçlamasını da asla kabul etmiyorum" Telefonunun daraltılmış baz raporuna göre 13 Ocak 2020 günü saat 11.34-13.46 arası Doku’nun cesedinin bulunduğu iddia edilen Pertek Koçpınar köyünü de içine alan bölgede sinyal verdiğinin tespit edildiği belirtilerek, Şükrü Eroğlu’na bu bölgeye neden gittiği soruldu. Eroğlu, "Ben bu köye kesinlikle hiç gitmedim ama bilmediğim halde program gereği o bölgeye gittiysem ya da geçtiysem ekipçe ve vali beyle birlikte gitmişimdir. Ayriyetten hiçbir şekilde ceset gömmek ve bunun için keşif yapmak suçlamasını da asla kabul etmiyorum" dedi.
17 bıçak darbesi aldı, ölü numarasıyla kurtuldu, kocasının en ağır cezayı almasını istedi
20 Nisan 2026 Pazartesi - 08:55 17 bıçak darbesi aldı, ölü numarasıyla kurtuldu, kocasının en ağır cezayı almasını istedi Mersin’de 3 çocuk annesi Havva Ç., hakkında uzaklaştırma kararı bulunan eşi M.Ç.’nin saldırısında 17 bıçak darbesi aldı, ölü numarasıyla kurtuldu. Çocuğunun gözü önünde bıçaklanan kadın, tutuklanan eşinin en ağır cezayı almasını istedi. Olay, 25 Mart 2026 tarihinde Tarsus ilçesi Bağlar Mahallesi’nde yaşandı. İddiaya göre M.Ç. (33), kızını görmek bahanesiyle eşi Havva Ç. (27) ve çocuğunu parka çağırdı. Parkta bir süre birlikte vakit geçirildikten sonra dönüş yolunda, tenha bir sokakta M.Ç., eşine bıçakla saldırdı. 17 bıçak darbesi alan genç kadın ağır yaralanarak yere yığıldı. Hastanedeki tedavinin ardından baba ocağına giden Havva Çelen, 9 yıllık evliliği boyunca şiddete maruz kaldığını anlattı. "Havva’yı öldürdüm, gidin cesedini alın" "Ölmek istemiyorum" diyen Havva Ç. "25 Mart’ta kızını görmek maksadıyla bizi parka çağırdı. Parkta her şey normaldi. Ancak dönüşte, tenha bir sokakta bana bıçakla saldırdı. 17 bıçak darbesiyle yere yığıldım. Akciğerlerim zarar gördü, sağ kolumu kullanamaz hale geldim. Beni öldü zannederek olay yerinde bıraktı. Zaten ailesini arayıp ’Havva’yı öldürdüm, gidin cesedini alın’ demiş. 9 yıllık evliliğimiz boyunca birçok şiddet olayı yaşadım. Daha önce de bıçaklandım. Kolumu kırdı, burnumu kırdı. Ailemin evini yakmaya çalıştı. Hem benim hem ailemin hem de çocuklarımın can güvenliği yok. Psikolojim bozuldu, geceleri uyuyamıyorum "şeklinde konuştu. "Kızımın ’anne’ diye çığlıkları hala kulaklarımda" Daha önce babasının evini yakan eşinin 40 gün cezaevinde yatıp çıktığına dikkat çeken Havva Ç., "Defalarca cezaevine girdi ama hiç değişmedi. Son buluşmamızda beni kandırdı. ’Ben iyiyim’ diyordu. Hatta ’istesem 2 dakika içinde çıkar, seni öldürür yine cezaevine yatarım ama böyle bir planım yok’ diyerek güven verdi. Ancak bunların hepsi bir planmış. Tüm bunları 4 yaşındaki çocuğumun gözleri önünde yaptı. Kızımın ’anne’ diye çığlıkları hala kulaklarımda. Çok korkuyorum, geceleri yatamıyorum. Çıkarsa yine bana, çocuklarıma ve aileme zarar verebilir. Daha önce de defalarca bıçakladı, kolumu ve burnumu kırdı, başımı yardı. Bunların hepsine çocuklarım için katlandım ama artık katlanacak gücüm kalmadı. Ayrıca alkol ve madde bağımlısı. Bunları kullandığında bana daha çok saldırıyordu. 9 yıl boyunca bana adeta kabus hayatı yaşattı. En ağır cezayı almasını istiyorum" dedi.