ASAYİŞ
Akaryakıt istasyonu faciasında acılı anne mahkemede konuştu: "Çocuklarımın kokusuna hasretim"
07 Nisan 2026 Salı - 14:38 Akaryakıt istasyonu faciasında acılı anne mahkemede konuştu: "Çocuklarımın kokusuna hasretim" Samsun’da geçen yıl akaryakıt istasyonunda meydana gelen ve baba ile iki kızının hayatını kaybettiği heyelan faciasına ilişkin davanın ikinci duruşması görüldü. Duruşmada acılı anne Çiğdem Kaya’nın sözleri yürekleri dağlarken, sanıkların savunmaları ise dikkat çekti. Samsun’un Canik ilçesinde, Lovelet AVM yanındaki akaryakıt istasyonunda 27 Nisan 2025 gecesi meydana gelen olayda, oto yıkama bölümünde aracını yıkayan Adem Kaya (35), kızları Açelya Mina (7) ve Ayla (5) toprak kayması sonucu göçük altında kalarak hayatlarını kaybetmiş, anne Çiğdem Kaya (32) ise yaralı olarak kurtulmuştu. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede olayın "iş güvenliği ihmali" sonucu meydana geldiği vurgulanırken, istasyon sahibi Mehmet Zeki Gedikli ile işletmede fiilen müdür gibi hareket ettiği belirtilen Kemal Yıldırım hakkında 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi. Samsun 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında tutuklu sanık Mehmet Zeki Gedikli, tutuksuz sanık Kemal Yıldırım, mağdur Çiğdem Kaya, aile yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada tanık olarak dinlenen akaryakıt istasyonu çalışanları ve iş güvenliği sorumlusu, risk analiz raporlarının kazadan sonra imzalatıldığını ve olay öncesine ait eksiklikler bulunduğunu ifade etti. Tanık beyanlarında, risk analiz ve acil durum raporlarının olaydan birkaç gün sonra hazırlandığı ve çalışanlara sonradan imzalatıldığı yönünde ifadeler yer aldı. Tutuksuz sanık Kemal Yıldırım, "Risk analiz formunda adıma atılan imza bana aittir. Ancak bu imzayı kazadan 3 gün sonra attım. Olaydan sonra işyerinde acil evrakların hazırlanması gerektiği söylendi. Daha önce bu rapor bana gelmedi, gelseydi imzalatırdım. Mehmet Zeki Gedikli gözaltında olmasaydı o da imzalardı" ifadelerini kullandı. Tutuklu sanık Mehmet Zeki Gedikli ise savunmasında, "Ben bu rapora imza atmadım. Biz bu adamlara niye maaş verdik, sorumlu yaptık. Benim ticari işyerimde yetkililerin onayladığı ruhsat vardır. Yıkamadaki boşlukta o zaman ruhsat yoktu. Kimse bize ruhsat alın diye uyarmadı. Yer benim yerim değildir, devlete ait yerden toprak kaydı. Ben 82 yaşındayım. Suçum varsa ben de cezalandırılmayı kabul ederim. Ancak suçsuzum, tahliyemi istiyorum " dedi. Duruşmada söz alan Çiğdem Kaya, yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getirdi: "20 gün sonra bir yıl olacak. 2 bayram geçti, çok zor oldu. Herkes çocuklarına bayramlık alırken ben resimlerime baktım. Hala sakatlığım devam ediyor. Çocukları ile insanlar görünce gözyaşına boğuluyorum. Bu süreç beni mahvetti. Cezalarını almalarını istiyorum. Hayatımı mahvettiler. Gece uyuyamıyorum. 2 ilaç kullandığım halde uyuyamıyorum. Çocuklarımın kokusuna hasret kaldım. Cezalandırılmasını istiyorum" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, Çiğdem Kaya hakkında kati rapor alınmasına ve Mehmet Zeki Gedik’in tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 1 Ekim 2026 tarihine erteledi. Duruşma çıkışında açıklama yapan Çiğdem Kaya ise şunları söyledi: "20 gün sonra kazanın bir yılı olacak. Acım hâlâ devam ediyor. Eşimin ve çocuklarımın hakkını sonuna kadar arayacağım. Benim hayatımı mahvettiler. Bu süreç beni çok yıprattı. Hala ilaçlarımı kullanmaya devam ediyorum, sakatlığım devam ediyor. İnsanların acınarak bakması ve bu sakatlığım yüzünden bir toplum içine giremiyorum. İnşallah adalet yerini bulur, cezalarını alırlar. Keşke önlemini alıp takdiri Allah’a bıraksalardı" dedi. Kaya ailesinin avukatı Kartal Akcan da duruşma çıkışında yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Bir aile araçlarını yıkamak için gidiyorlar ve üzerlerine büyük bir kütle düşüyor. İki tane ufacık kız çocuğu beş ve yedi yaşında ve babaları vefat ediyor. İki aile yok oluyor. Bir ailede iki çocuk ve baba, baba da öbür ailenin tek çocuğu. Ben hukuki anlamda daha çok vicdani anlamda açıklama yapmak istiyorum. Bütün Türkiye’nin bilmesi anlamında. Hani hepimiz deriz Rabb’im düşmanıma bile evlat acısı vermesin. Biz bu olayda bunu yaşıyoruz. Benim söylemek istediğim şu hepimizin çoluğu çocuğu var. Bizler bir restorana gittiğimizde oyun parkı olan bir yer arıyoruz değil mi. Saçlarının teline zarar gelmesini istemiyoruz. Burada iki tane çocuk ve babaları vefat etti. Bu evlatlar Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkesin evlatları. Bütün kamu kurumlarının evlatları. Bizler anne baba olarak evlatlarımızın güvenliği için yaşıyoruz. Keşke bizi yönetenler en alttan en tepeye kadar herkes kendi evlatları gibi tedbir alsa. Trafik anlamında, iş güvenliği anlamında gerekli önlemler alınsa evlatlarımızı kaybetmeyiz. Ben bu davanın bundan sonra ağlayan anne babaların olmamasına vesile olacağına inanıyorum."
Dükkanın önüne duvar ördü, kiracısı isyan etti: "Bizi açık cezaevine çevirdi"
07 Nisan 2026 Salı - 14:35 Dükkanın önüne duvar ördü, kiracısı isyan etti: "Bizi açık cezaevine çevirdi" Bursa’da iddiaya göre diğer 2 ortak ile anlaşmazlık yaşayan yer sahibi, mevcut kiracıyı çıkarmak ve alanı plazaya dönüştürmek için oto lastikçi dükkanının önüne duvar ördürdü. Duvar nedeniyle araçlar içeride mahsur kalırken, işletmenin faaliyetleri durma noktasına geldi. Olay, Nilüfer ilçesi Fethiye Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir oto lastikçi dükkanında meydana geldi. İddiaya göre, ortaklardan Aslan T., diğer ortaklarla yaşadığı anlaşmazlığın ardından kiracı olarak işletmeyi sürdüren Turgut Yalım’ı çıkarmak için harekete geçti. Aslan T.’nin alanı plazaya çevirmek istediği ve bu doğrultuda işletmeciyi yıldırmak amacıyla dükkanın önünden geçen servis yolunu kapatarak duvar ördürdüğü öne sürüldü. İddiaya göre bununla da yetinmeyen Aslan T., arazinin içerisine vinç yardımıyla konteyner koydurdu. Duvar örme çalışmaları sırasında tutulan işçilerin dükkan içerisinde bulunan bazı araçları da kimseden izin almadan iterek dışarı çıkardığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Yaşananlar sonrası bazı araçlar içeride mahsur kalırken, müşteri girişinin tamamen kesildiği belirtildi. İşletme sahibi Turgut Yalım, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: "Burada 3 ortak var. İkisi kardeş, bir de bu şahıs sonradan ortak olmuş. Ben uzun süredir burada kiracı olarak işletmeciyim. 5 kişi bu dükkandan geçimini sağlıyor. Bu şahıs bizi yıldırıp çıkarmak ve burayı farklı bir projeye dönüştürmek istiyor. Servis yolunu kapatıp duvar ördü. İçeride araçlarım mahsur kaldı. Şu an hiçbir müşteri alamıyoruz. Bize öyle bir alan bıraktı ki kendimiz bile zor geçiyoruz. Burasını adeta açık cezaevine çevirdi. Üstelik bir de konteyner koydu. Kanunsuz iş yapıyor, ne belediyeyi ne de kanunları dinliyor. Bu sorunun bir an önce çözülmesini istiyoruz." Dükkanın önüne duvar ördürdüğü iddia edilen Aslan T. ise suçlamaları reddederek, söz konusu alanın kendisine ait olduğunu savundu. Olayla ilgili Aslan T. hakkında suç duyurusunda bulunulurken, aradan geçen yaklaşık 1 aylık sürede henüz bir çözüm sağlanamadığı öğrenildi. Mağdur işletmeci, yaşanan mağduriyetin giderilmesini istedi.
Trabzon merkezli 5 ilde uyuşturucu operasyonu
07 Nisan 2026 Salı - 14:28 Trabzon merkezli 5 ilde uyuşturucu operasyonu Trabzon merkezli 5 ilde bin 50 personelin katıldığı operasyonda kilolarca uyuşturucu madde ele geçirilirken, 101 adrese yapılan baskınlarda 91 şüpheli gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Trabzon Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce 5 aydır sürdürülen fiziki ve teknik takip çalışmaları neticesinde bugün saat 06.30 sıralarında Trabzon merkezli Artvin, Adıyaman, Hakkâri ve İzmir illeri dahil olmak üzere toplam 5 ilde eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyon öncesi ekiplere seslenen Trabzon Emniyet Müdürü Ali Loğoğlu, "Burada bu seher vaktinde uyuşturucunun kökünü kazımak tacir ve torbacıların belini kırmak için toplandık. Gençlerimizi ve geleceğimizi tehdit eden sokaklarımızı esir almak isteyen uyuşturucu tacir ve torbacıları şunu bilmeli ki sevdiğimiz bu şehirde uyuşturucuya geçit yok. Devlet büyüklerimiz başta olmak üzere bu şehre hep birlikte bir söz verdik. Trabzon’da uyuşturucuya geçit yok. Arkadaşlar gazamız mübarek, kılıcımız keskin, Allah yar ve yardımcımız olsun. Sizleri Allah’a emanet ediyorum" diyerek operasyonun startını verdi. Operasyona 900 personel, 25 Özel Hareket Timi, 1 helikopter ve 4 Drone, 9 Narkotik Madde Arama Köpeği olmak üzere toplam bin 50 personel katıldı. Operasyonda 101 adrese baskın yapılırken, 91 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alındı. Firari 10 şüpheli şahsın ise yakalanması için çalışma başlatıldı. Uyuşturucu madde kullanıcısı 175 şahsın ifadesinin de başvurulduğu operasyonda 4 kilo 930 gram metamfetamin, 2 kilo 394 gram kubar esrar, 1 kilo 654 gram skunk, 1 kilo 364 gram sentetik kannabinoid (bonzai), 1 kilo 216 gram A.M.-2201 sentetik kannabinoid ham maddesi, (bu ham maddeden toplamda 180 kilogram bonzai elde edilebiliyor), 212 gram kokain maddesi, 2 bin 470 adet sentetik ecza maddesi, 77 adet ecstasy maddesi, 9 adet uyuşturucu madde kullanmaya yarayan düzenek ile 12 adet tabanca, 2 adet av tüfeği, 990 adet fişek, uyuşturucu madde ticaretinden elde edildiği değerlendirilen 415 bin tl, 740 dolar ve 52 gram 24 ayar altın ele geçirildi.
İsrail Konsolosluğu önünde polislerle çatışmaya giren 3 teröristin kimlikleri belli oldu
07 Nisan 2026 Salı - 14:26 İsrail Konsolosluğu önünde polislerle çatışmaya giren 3 teröristin kimlikleri belli oldu İçişleri Bakanlığı, İstanbul’da İsrail Konsolosluğu önünde polislere silahlı saldırı gerçekleştiren ve 1’i ölü, 2’si yaralı olarak ele geçirilen 3 teröristin kimliklerini açıkladı. İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İstanbul’da İsrail Konsolosluğu önünde polislerle çatışmaya giren teröristlerin Kocaeli İzmit’ten araç kiralayarak İstanbul’a geldiklerinin tespit edildiği belirtildi. Açıklamada, "İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bulunan Yapı Kredi Plaza Blokları önünde görevli çevik kuvvet polislerimize yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu 3 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Saldırıya anında karşılık veren kahraman polislerimizden 2’si, biri ayağından ve biri kulağından olmak üzere hafif şekilde yaralanmış olup; hayati tehlikeleri bulunmamaktadır. Yapılan inceleme sonucunda saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin kimlikleri tespit edilmiş, İzmit’ten araç kiralayarak İstanbul’a geldikleri belirlenmiştir. Ölü olarak ele geçirilen Yunus E.S.’nin dini istismar eden terör örgütüyle irtibatı olduğu, yaralı olarak ele geçirilen Onur Ç. ve Enes Ç. isimli diğer iki teröristin kardeş olduğu ve Onur Ç.’nin uyuşturucu kaydı bulunduğu bilgisine ulaşılmıştır. Etkisiz hale getirilen 3 terörist arasında yoğun dijital haberleşme tespit edilmiş olup, yaralı teröristlerin sorgusu devam etmektedir" denildi.
Malatya’da iki üniversiteden İsrail Parlamentosu’nun düzenlemesine tepki
07 Nisan 2026 Salı - 14:18 Malatya’da iki üniversiteden İsrail Parlamentosu’nun düzenlemesine tepki Malatya’daki iki üniversite, İsrail Parlamentosu’nun Filistinli tutuklulara yönelik idam cezasını içeren düzenlemesine ilişkin yazılı açıklama yaparak tepki gösterdi. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğü’nün açıklamasında, söz konusu düzenlemenin temel insan hakları, yaşam hakkı ve evrensel hukuk ilkeleri açısından son derece kaygı verici olduğu belirtilirken İnönü Üniversitesi Rektörlüğü de, düzenlemeyi insanlık dışı olarak nitelendirdi. "Yaşam hakkı, hiçbir şartta ihlal edilemeyecek en temel insan hakkıdır" Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğü, İsrail Parlamentosu’nun idam cezasına ilişkin düzenlemesini insan hakları açısından kaygı verici bulduğunu belirterek, "Üniversitemiz, İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen ve Filistinli tutuklulara yönelik idam cezasını içeren düzenlemeyi; temel insan hakları, yaşam hakkı ve evrensel hukuk ilkeleri açısından son derece kaygı verici bulmaktadır. Söz konusu düzenlemenin, insan haklarıyla bağdaşmadığı ve uluslararası hukuk normlarıyla çeliştiği değerlendirilmektedir. Uzun süredir devam eden çatışma ortamı, bölgede yaşayan siviller üzerinde ciddi insani etkiler doğurmuş; özellikle temel hak ve özgürlüklerin ihlali konusunda uluslararası kamuoyunda derin endişelere yol açmıştır. Bu çerçevede, hukuki düzenlemelerin insan haklarını koruma amacı taşıması gerekirken, aksine sonuçlar doğurabilecek adımların atılması kabul edilemez niteliktedir. Yaşam hakkı, hiçbir şartta ihlal edilemeyecek en temel insan hakkıdır. Bu hakkın ortadan kaldırılmasına yönelik uygulamaların meşrulaştırılması, evrensel hukuk düzeni açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Akademik kurumlar olarak, insan haklarının korunması, adaletin savunulması ve evrensel değerlerin yaşatılması yönünde sorumluluk taşıdığımıza inanıyoruz. Bu doğrultuda, uluslararası toplumu; insan hakları, hukukun üstünlüğü ve evrensel değerler çerçevesinde hareket etmeye, barış ve adaletin tesisi için ortak bir duruş sergilemeye davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerini paylaştı. "Bu girişim; yalnızca Filistin halkını değil, tüm insanlığın ortak vicdanını hedef almaktadır" İnönü Üniversitesi Rektörlüğü ise hazırlanan düzenlemeyi insanlık dışı olarak nitelendirip sert bir dille kınayarak, "İsrail’in Filistinlilere yönelik idam cezasını öngören insanlık dışı düzenlemesini en güçlü şekilde ve şiddetle kınıyoruz. İnsanlık onurunu, evrensel hukuk ilkelerini ve temel hakları açıkça ihlal eden bu girişim; yalnızca Filistin halkını değil, tüm insanlığın ortak vicdanını hedef almaktadır. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplumu ve akademik camiayı, bu açık hukuksuzluğa karşı somut ve kararlı bir duruş sergilemeye davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" açıklamasına yer verdi.