GÜNDEM - 10 Nisan 2025 Perşembe 16:04

28 Şubat mağduru emekli öğretmen Kılınç: "O günleri genç kızlarımızın yaşamasını istemiyorum"

A
A
A

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde (ADÜ) görev yapan Doç. Dr. Mehmet Aydıner’in başörtüsüne yönelik söylemlerde bulunduğu iddiası üzerine basın açıklaması yapan üniversite öğrencilerine destek veren 28 Şubat mağduru emekli öğretmen Mefaret Kılınç, "28 Şubat dönemini tekrar çocuklarımızın, genç kızlarımızın yaşamaması için bugün buradayım" dedi.

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde görev yapan Doç. Dr. Mehmet Aydıner’in iddiaya göre akademik personel alımı mülakatında sarf ettiği "Fakültemde başörtülü istemiyorum. Başörtülü gelsin bakın neler yapacağım" sözlerinin ardından tepkiler büyümeye devam ediyor. Çeşitli öğrenci toplulukları bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Öğrencilere destek için basın açıklamasına katılan emekli öğretmen Mefaret Kılınç, 28 Şubat mağduru olduğunu ve o günlerin tekrar yaşanmaması için gençlere desteğe geldiğini belirtti. 28 Şubat sürecinde başörtülü olduğu için öğretmenlikten men edildiğini ve o günleri unutamadığını ifade eden Kılınç, "28 Şubat sürecinde ben öğretmendim. İdim kelimesini kullanıyorum, çünkü sonrasında öğretmenlikten atıldım. Meslekten, memuriyetten men cezası verilenlerdenim. Sadece başörtüsü sebebiyle. Hakkımda hiçbir şikayet, hiçbir ön yargı yokken sadece müfettişlerin gelip kontrol etmesi sonucunda başörtüsü taktığıma dair kanıtları sunmasıyla oldu. Sonrasında memuriyetten men cezası aldım. Ben belirli bir yaşa kadar zaten tesettürlü değildim, mesleğimi yapıyordum. Daha sonrasında Allah’ın emrini yerine getirmeye karar verdim. Hiçbir şekilde hiçbir ideolojik amaç, hiçbir parti güdümünde olmadan, inancım gereği örtünmeye karar verdim. 6 yıl da örtülü olarak çalıştım ama sonrasında 28 Şubat’a gelindiğinde maalesef ki ‘Siz artık çalışamazsınız’ dediler. Sebep olarak ben çalıştığım kurumun huzur, sükun ve düzenini bozmuşum. Vatan haini gibi bir muamele görmem beni en çok yıkan şeylerden bir tanesiydi. 6 yıl boyunca ev hanımlığı yaptım. Sonrasında af çıktı bize. Suçlarımız affedildi ve tekrar başladık. Şu anki süreçte ben kesinlikle tekrar aynı şeyleri yaşayacağımı hep düşünüyorum. Çünkü en ufak harekette insanlar başörtüsüne olan düşmanlıklarını belli ediyorlar, tavır alıyorlar. Söylemler buna göre. Şu anda burada bulunmamızın sebebi de bu zaten. Ama gençlerimizin, kadınlarımızın, kızlarımızın aynı şeyleri yaşamasını istemiyorum. 28 Şubat dönemini tekrar yaşamak istemiyorum. Çocuklarımızın, genç kızlarımızın yaşamasını istemiyorum. O yüzden bugün buradayım. Biz hepimiz birlikte bir bütünüz" dedi.

28 Şubat mağduru emekli öğretmen Kılınç:

"Bizim sadece başımız kapalı, beynimiz örtülü değil"

Psikoloji 3. sınıf öğrencisi Hatice Betül Gençer ise ayrıştırılmak istemediklerini ifade ederek, "Kimsenin ayrıştırılması taraftarı değilim. Bizim sadece başımız kapalı, beynimiz örtülü değil. Hiçbir şekilde hiçbir partinin liyakat ile burada değiliz. Tamamen kendi çabalarımız, kendi çalışmalarımızla buradayız. Aynı şekilde nasıl açık bir bayan eğitim hakkına sahipse, biz de aynı şekilde eğitim hakkına sahibiz. Ayrıştırılmak, ayrımcılığa maruz kalmak, dışlanmak istemiyoruz. Yine de insanın içinde bir korku oluyor. ’Eğer ideoloji değişirse biz yine eğitim hakkından, kamudaki haklarımızdan men edilir miyiz’ diye böyle bir korku var içimizde. Böyle bir korku yaşamak istemiyoruz. Saygı içinde herkes bu ülkede var olabilir ve yaşayabilir" şeklinde konuştu.

28 Şubat mağduru emekli öğretmen Kılınç:

"Bu tür ayrımcı söylemleri kesin bir dille kınıyoruz"

Öğrenci toplulukları adına basın açıklaması yapan İslam Araştırma Topluluğu üyesi Emine Sena Gürdal da, "Üniversiteler bilimin, hikmetin ve adaletin yeşermesi gereken kurumlardır. Ancak ne acıdır ki, ilim ehli olması gereken bir akademisyen cahilce bir tavırla Allah’ın emrine savaş açmakta ve başörtülü kardeşlerimizi üniversite ortamında istemediğini beyan etmektedir. Bizler ADÜ öğrencileri olarak bu tür ayrımcı, ötekileştirici söylemleri kesin bir dille kınıyoruz" dedi. Başörtüsünün Allah’ın bir emri olduğunu vurgulayan Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Güneş ise, "Başörtüsü hiçbir zaman herhangi bir siyasi ideolojinin aracı değildir. Başörtüsü İslam’ın temsilidir. Başörtüsü Allah’ın bir emridir. Biz Allah’ın emrini yerine getiren insanlarız. Biz herhangi bir siyasi parti ya da düşünce değiştiğinde başımızı açacaklar mı diye korku içinde yaşamak istemiyoruz. Ben İslam’ın bir üyesi, bir ferdi olarak başörtüme uzanan eller kırılsın diyorum" ifadelerini kullandı. Açıklama sonrası öğrenciler ‘28 Şubat zihniyetine hayır’ yazılı pankartlarla tepkilerini dile getirdi. Öte yandan yaşanan olayların ardından ADÜ Rektörlüğü’nce Doç. Dr. Mehmet Aydıner hakkında idari soruşturma açıldığı ve 3 ay süreliğine görevinden uzaklaştırıldığı öğrenildi.

28 Şubat mağduru emekli öğretmen Kılınç:

Uğur Eser - Murat Uçkaç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Sakarya 46 yıl sonra ortaya çıktı: Gölet çöktü, su yer altından başka noktadan çıktı Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yaklaşık 46 yıl önce kapatıldığı öğrenilen bir mağara, meydana gelen çökme sonrası yeniden ortaya çıktı. Gölet suyunun aniden boşalması ve farklı bir noktadan yeniden yüzeye çıkması mahallede tedirginliğe sebep oldu. Güven Mahallesi Dınbazlar Sokak’ta bulunan doğal oluşum gölette meydana gelen olayda, mağaradan gelen suyun içme suyunu karıştığı gerekçesiyle yaklaşık 46 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatılan mağaranın ağzında çökme meydana geldi. Çökmenin ardından göletteki su kısa sürede boşalırken, suyun yer altından ilerleyerek yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Güven Mahallesi’nde bulunan bir su dere yatağından çıktığı gözlendi. Mahalle sakinleri, mağaranın köyün altından uzanan geniş bir yer altı hattına sahip olduğunu ve yıllar önce suyun içme kaynaklarına karışması sebebiyle Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatıldığını ifade etti. Yaşanan çökme ile birlikte yer altındaki su hareketliliğinin yeniden ortaya çıkması, bölgede benzer çökmelerin yaşanabileceği endişesini de beraberinde getirdi. Olay sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı. Ekipler, hem gölet çevresinde hem de mahallede farklı noktalarda kontroller gerçekleştirerek suyun akış yönü, zemin yapısı ve muhtemel risklere ilişkin teknik değerlendirmelerde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca göletin büyük bir bölümünden suyun çekilmesiyle birlikte acı bir tablo da ortaya çıktı. Suyun çekilmesiyle birlikte gölette yaşayan çok sayıda balık akıntıyla yer altına sürüklenirken, bazı balıklar ise çekilen suyun ardından çamurda mahsur kaldı. Çökmeyle yok olan gölet ve çökme alanı dron ile görüntülendi.