EKONOMİ - 27 Kasım 2025 Perşembe 13:20

ADSYB Başkanı Güngör, şap vakalarını değerlendirdi

A
A
A
ADSYB Başkanı Güngör, şap vakalarını değerlendirdi

Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (ADSYB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, ülke genelinde etkili olan şap vakalarının yetiştiricide yaklaşık 4 milyar dolar zarara neden olduğunu belirterek hastalıktan etkilenen yetiştiricilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi borçlarının ertlenmesini talep petti.


ADSYB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi tarafından 2025 yılı içinde yayınlanan ‘Şap Hastalığı Ekonomik Etki Raporu’unda da belirtildiği gibi, "Hastalık nedeniyle oluşan kaybın içinde özellikle yetiştiricileri etkileyen; et üretim kaybı, süt verimindeki düşüş, tedavi ve ilaç giderleri ile buzağı ölümleri toplamda 3,62 milyar dolarlık bir zarar oluştuğu belirtilmektedir. Bu bulgular, şap hastalığının yalnızca biyolojik bir tehdit olmadığını; doğrudan yetiştiricinin üzerinde kendi imkanlarıyla karşılanamayacak ölçüde bir ekonomik yük oluşturduğunu göstermektedir. Yetiştiriciler, bir yandan gelir kaybıyla karşı karşıya kalırken, diğer yandan hızla artan giderlerin baskısı altında üretimlerini sürdürmeye çalışmaktadır. Bu nedenle hastalıktan etkilenen yetiştiricinin kredi borçlarının ertelenmesini talep ediyoruz" dedi.


Açıklamasında hastalığın süreci hakkında da bilgi veren Başkan Güngör, "Türkiye, 2025 yılının başında komşu ülkelerde hızla yayılan şap vakalarının ardından, hastalığın doğu sınırlarından giriş yapmasıyla birlikte ciddi bir salgınla karşı karşıya kalmıştır. Son derece bulaşıcı yapıya sahip virüs; sınır ticareti, hayvan hareketliliği ve yabani çift tırnaklı türler üzerinden kısa sürede birçok ile taşınmış, büyükbaş hayvancılığın yoğun olduğu bölgelerde hızlı bir yayılım göstermiştir. Şap salgınının yol açtığı akut enfeksiyon ve üretim kayıpları, ülkenin hayvansal üretim kapasitesini tehdit eden önemli bir kriz haline gelmiştir" dedi.


Hastalığın çok yüksek bulaşıcılığı nedeniyle, karantina tedbirlerinin sıkı uygulanması ve hastalık çıkan işletmelerin yakınlarındaki işletmelerin, o bölgede görülen tip ve şap enstitüsünde üretilen aşı ile önerilen sürede (21-28 gün) rapelleri beraber uygulanması gerektiğini kaydeden ADSYB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, "Sahadan gelen bilgiler, şap salgınının özellikle süt ve et üretimiyle geçimini sağlayan aile işletmelerini derinden etkilediğini göstermektedir. Verim düşüşleri, artan tedavi giderleri ve buzağı kayıpları nedeniyle birçok yetiştirici borçlarını ödeyemez durumdadır. Devletin sorumluluğunda olan bu hastalıkla mücadelede meydana gelen kayıplar, yetiştiriciyi ekonomik olarak ağır mağduriyete uğratmıştır. Şap hastalığı sebebiyle ortaya çıkan bu zarar yetiştiricinin tek başına taşıyabileceği bir yük değildir" diyerek yetiştiricin kredi borçlarının ertelenmesini ve desteklenmesini talep etti.


Bu yıl görülen şap vakasına karşı üreticilerin ellerinden geldiğince biyogüvenlik önlemleri almasına rağmen hastalıktan kaçamadığını da belirten Başkan Güngör, tarım alanında politika geliştirme, ekonomik etki analizi ve stratejik araştırmalar yapan bağımsız bir düşünce kuruluşu TARPOL (Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi) tarafından 2025 yılı içinde yayınlanan ‘Şap Hastalığı Ekonomik Etki Raporu’, Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının yalnızca yüzde 30’unun etkilenmesi durumunda dahi toplam ekonomik kaybın 4,1 milyar dolara ulaşabileceğini ortaya koymaktadır. Bu kaybın içinde özellikle yetiştiricileri etkileyen; et üretim kaybı, süt verimindeki düşüş, tedavi ve ilaç giderleri ile buzağı ölümleri toplamda 3,62 milyar dolarlık bir zarar oluşturmaktadır. Bu bulgular, şap hastalığının yalnızca biyolojik bir tehdit olmadığını; doğrudan yetiştiricinin üzerinde kendi imkanlarıyla karşılanamayacak ölçekte bir ekonomik yük oluşturduğunu göstermektedir. Yetiştiriciler, bir yandan gelir kaybıyla karşı karşıya kalırken, diğer yandan hızla artan giderlerin baskısı altında üretimlerini sürdürmeye çalışmaktadır. Devletimiz, yakın zamanda meydana gelen don afetinde üreticilerin zararlarını üstlenerek önemli bir destek örneği göstermiştir. Şap hastalığı ile mücadele devletin doğrudan sorumluluğunda yürütülen bir süreçtir ve don afetindeki aynı koruyucu yaklaşımın burada da uygulanması yetiştirici mağduriyetinin giderilmesi açısından büyük önem taşımaktadır" dedi.


Açıklamasında alınması gereken önlemlerden de söz eden ADSYB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, "Yetişticilerimizin borç ödeme kapasitesi fiilen ortadan kalkmış durumdadır. Şap salgını mücbir sebep ve doğal afet benzeri bir durum olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle hastalığın görüldüğü bölgelerde Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçların en az bir yıl süreyle faizsiz ertelenmesi zorunludur. Bu erteleme, işletmelerin nakit akışını koruması ve üretime devam edebilmesi için hayati önemdedir.


Şap çıkan işletmelerde süt ve et verim kayıpları mutlaka karşılanmalıdır. Tedavi giderleri, ilaç maliyetleri ve buzağı kayıpları da destek kapsamına alınmalıdır. Don afetlerinde uygulanan gelir kaybı desteği bunun güçlü bir örneğidir. Aynı yaklaşımın, hatta daha kapsamlı biçimde, şap salgını mağduriyetlerinde de devreye alınması sürdürülebilir hayvansal üretim açısından bir gerekliliktir.


Tüm ülkenin etkilendiği bu salgında süte ve ete verilen destek artırılmalı konulan kriterlere bakmaksızın tüm işletmelere acilen destek verilmelidir.


Bu çözüm önerilerinin hızla uygulanması, hem mevcut krizin etkilerini azaltmak hem de yetiştiricinin üretimden kopmasını önlemek açısından büyük önem taşımaktadır. Ülkemizin hayvansal üretimi, kırsal istihdamı ve gıda güvencesi açısından da stratejik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi.



ADSYB Başkanı Güngör, şap vakalarını değerlendirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Rami Çocuk ve Sanat Bienali kapılarını açtı Tarihi Rami Kütüphanesi’nde "1. Rami Çocuk ve Sanat Bienali"nin açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 yılında açılışını gerçekleştirdiği Rami Kütüphanesi’nde, bugüne kadar 9 bine yakın etkinlik gerçekleştirilirken, 8.8 milyona yakın kişiyi misafir ettik. Bienale de ziyaretçilerimizin yoğun ilgi göstereceğine eminim" dedi. İstanbul’un en yeni ve önemli kültür mekanlarından biri olan Rami Kütüphanesi, çocukların hayal gücünü sanatla buluşturan büyük bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Emine Erdoğan tarafından açılan "1. Rami Çocuk ve Sanat Bienali", "Resimli Çocuk Kitapları" teması ve "Renkliyse Gerçektir" mottosu ile 25 Nisan - 15 Haziran tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak. Bienalin açılışına Emine Erdoğan’ın yanı sıra, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da katıldı. Birbirinden farklı ve tematik enstalasyon, interaktif sergi ve dijital deneyim alanlarının yanı sıra, Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen "Hayatı Dönüştürmek Bizim Elimizde" temalı deneyim alanı da bienalin dikkat çeken alanları arasında yer aldı. "İşte bu kültür politikalarımız açısından son derece kıymetli bir dönüşümdür" Programda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Bienal yalnızca bir sanat etkinliği değildir. Aynı zamanda bir hayal kurma alanı, bir öğrenme yolculuğu ve çocuklarımızın dünyayı yeniden yorumladığı bir zemin olarak tasarlanmıştır. ’Renkli ise Gerçek’ sloganıyla yola çıkan bu önemli organizasyon, resimli çocuk kitaplarının iki boyutlu dünyasını üç boyutlu bir deneyime dönüştürerek kitabı yaşayan bir hale büründürmektedir. Bugün burada, çocuklarımız sadece okumuyor; dokunuyor, keşfediyor, sorguluyor ve üretiyor. İşte bu kültür politikalarımız açısından son derece kıymetli bir dönüşümdür" dedi. "Rami Kütüphanesi’nde bugüne kadar 9 bine yakın etkinlik gerçekleştirilirken 8.8 milyona yakın kişiyi misafir ettik" 3 yılda Rami Kütüphanesini ziyaret eden ziyaretçi sayısına değinen Bakan Ersoy, "Avrupa’nın sayılı, ülkemizin ise en büyük kütüphanesi olan Rami Kütüphanesi’ni hayata geçirirken, tam da aslında bunu planlamıştık. Yaşayan kütüphane konseptiyle, 250 yıllık tarihi yapıyı cazibe merkezi haline getirmek. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 yılında açılışını gerçekleştirdiği Rami Kütüphanesi’nde, bugüne kadar 9 bine yakın etkinlik gerçekleştirilirken, 8.8 milyona yakın kişiyi misafir ettik. Bienale de ziyaretçilerimizin yoğun ilgi göstereceğine eminim" şeklinde konuştu. "Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nde çok zengin bir program katılımcıları bekliyor" Rami Çocuk ve Sanat Bienaline tüm vatandaşları davet eden Bakan Ersoy, "Bienal kapsamında yer alan Dede Korkut temalı alanlar, ’Işıldayan Masallar’ sergisi ve ’Kitabın Serüveni’ gibi deneyim alanları, geçmişten geleceğe uzanan kültürel hafızamızı çocuklarımızla buluşturmaktadır. Bu yönüyle bienal, köklerle bağ kurarken, geleceği de inşa etmektedir. Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nde çok zengin bir program katılımcıları bekliyor. 300’ün üzerinde atölye, panel ve etkinlikle bu organizasyon, yalnızca çocuklarımızı değil aileleri de kültürel etkinliklerin aktif bir parçası haline getirmektedir. Bu bienalin birçok başlıkta mesajları da olacaktır. Yeşilay iş birliğiyle yürütülen farkındalık çalışmaları ve eğitim projelerini çocuklarımızın sağlıklı ve bilinçli bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamasını hedefliyoruz. Bu bienalin bir diğer önemli yönü ise taşıdığı vicdani ve insani mesajdır. Başta Filistin olmak üzere yerinden edilen çocukların yaşadığı acılara dikkat çeken ’Geri Dönüş İstasyonu’, sanatın evrensel diliyle dünyaya güçlü bir çağrı yapmaktadır. Bu çağrı insanlığın ortak vicdanına yöneliktir" diye konuştu. "Kitap, çocuğun zihninde bir hikaye ile birlikte bir bakış, bir duygu ve bir düşünce dünyası kurar" Çocukların kitapla ilgilendiklerinde bakış açılarında değişiklik olacağını söyleyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bir çocuk için kitap, dünyayı tanımanın en zarif yollarından biridir. Çocuk, kelimeleri tam öğrenmeden önce de görerek ve hissederek anlam kurar. Bir karakterin yüzündeki duyguyu, bir rengin içindeki neşeyi, sayfalar arasında kurulan dünyayı fark eder. Böylece kitap, çocuğun zihninde bir hikaye ile birlikte bir bakış, bir duygu ve bir düşünce dünyası kurar. Bir çocuğun eline verilen nitelikli bir kitap; onun iç dünyasına incelik, dikkat, merak ve estetik duyarlılık taşır. Bu nedenle çocuk kitabı, sanatın çocukla kurduğu en erken ve en güçlü temaslardan biridir. Bugün açılışını yaptığımız Çocuk ve Sanat Bienali de tam olarak bu temasın değerini görünür kılıyor" şeklinde konuştu. "Bienal, çocuklara, aktif biçimde katılacakları bir deneyim sunuyor" Bakan Göktaş, "Bu Bienal; çocuklarımız için kitabın, sanatın ve ailenin birlikte kurduğu o güçlü dünyaya yeni bir kapı aralıyor. Bienal, çocuklara, aktif biçimde katılacakları bir deneyim sunuyor. Sessiz kitaplar sergisiyle çocuklar, kelimelerin ötesinde bir anlatı ile buluşuyor. Büyük ölçekli enstalasyonlar, kitabı ve hayali mekana taşıyor. Diorama alanları, hikayeleri üç boyutlu bir deneyime dönüştürüyor. Atölyeler, çocukları üretimin merkezine yerleştiriyor. Burada her çocuk, kendi hikayesini kurma imkanı buluyor" dedi. "Çocuklarımıza güvenli bir dijital dünya sunmak için hayata geçirdiğimiz düzenleme önemli bir adımdır" Bu hafta mecliste 15 yaş altı sosyal medyaya ilişkin önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerini söyleyen Bakan Göktaş, "Dijital dünyanın içinde büyüyen çocuklarımızı risklerden korumak için çocuk odaklı, bilinçli ve güvenli bir Dijital yaşam anlayışını esas alıyoruz. Onları dijital risklerden korumak, sağlıklı medya kullanım alışkanlıkları kazandırmak ve dijital haklar konusunda bilinçlendirmek temel önceliklerimizdir. Bu hafta Meclis’te 15 yaş altı sosyal medyaya ilişkin önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdik. Hiç şüphesiz, çocuklarımıza güvenli bir dijital dünya sunmak için hayata geçirdiğimiz bu düzenleme önemli bir adımdır" diye konuştu. "Amacımız, çocuklarımızı sadece korumak değil, onları sanatla, kültürle, kitapla ve aileyle güçlenen daha güvenli bir dünya sunmaktır" Bienalde bulunan eserlerin çocukların üretkenliğine katkı sağlayacağını belirten Bakan Göktaş, "Artık, sosyal ağ sağlayıcıları ve oyun platformları çocukları önceleyen bir çerçevede sorumluluk üstlenecek. Yaş doğrulama süreçlerini güçlendirme ve zararlı içeriklere karşı belirli yükümlülükleri yerine getirme konusunda daha etkin bir rol alacak. Bugün bu bienalde gördüğümüz her eser, her atölye ve her hikaye; çocuklarımız için ekranın ötesinde de renkli, üretken ve zengin bir dünyanın mümkün olduğunu gösteren somut ve güzel bir örnektir. Bizim amacımız, çocuklarımızı sadece korumak değil, onları sanatla, kültürle, kitapla ve aileyle güçlenen daha güvenli bir dünya sunmaktır" diye konuştu. Bakan Göktaş’ın konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve alanda bulunan çocuklarla birlikte kesilen kurdele sonrası bienalin açılışı gerçekleşti.
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Özgür Özel, "Partimizde, Meclis’te, belediyelerde görevimizin başındayız. Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız. Bayrağı bırakırsak, millet o bayrağı bir daha bize emanet etmez" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Genel Merkezinde gerçekleştirilen Belediye Başkanları Buluşmasına katıldı. Özel, yaptığı konuşmada, "Bugün beş ayrı salonda toplandık. Burada büyükşehrin ilçe belediyeleri vardı. İkinci katta belde belediye başkanlarımız vardı başımızın gözümüzün üstüne. Dördüncü katta illerin ilçe belediyeleri, yedinci katta il belediyeleri, 12’nci katta da büyükşehir belediyeleri vardı. Her bir masa tartıştı, önerdi. Çünkü kötülük durmuyor, plan yapıyor, saldırıyor. Elbette stratejimiz, mitinglerimiz, mücadelemiz, hukuk mücadelemiz devam edecek. Ama onlar nasıl durmuyorlarsa biz de durmayacağız" ifadelerini kullandı. Görüşmelerde herkesin teker teker dinlendiği ve gerekli raporların alındığını belirten Özel, "Bu akşam, yarın, yarın akşam, pazartesi günkü Parti Meclisi’ne yerel yönetimlerden, sizin her birinizin önerileri, talepleri, parlak fikirleri, gördüğü varsa aksaklıklar, düzeltilmesi gereken hususlar hepsi alınıp, Parti Meclisi’nde ve MYK’da çalışılacak" diye konuştu. "Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız" Özel, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin konuşan Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak nerede olduğumuzu, nerede durduğumuzu, bundan sonra nasıl duracağımızı biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler, mücadeleden bir adım geri atmayacağız. Biraz önce söylediğimiz gibi işimize odaklıyız. Partimizde, Meclis’te, belediyelerde görevimizin başındayız. Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız. Bayrağı bırakırsak, millet o bayrağı bir daha bize emanet etmez. En zor dönemde verdi ve herkes şunu bilsin. Öyle bir coğrafyadayız ki; sistemin tamamı bunun için de artık ne varsa, ama gözleyen de millet sonunda. Bu coğrafyanın kendisi belki de coğrafya kader ya. Sistemin tamamı devletin bütün yerleşik gelenekleri, genleri ve milletin ta kendisi, partimizi bir stres ve direnç testine tabi tutmaktadır" açıklamasında bulundu. "Asla ve asla zora, baskıya teslim olmayız" Zorluklara karşı mücadele edeceklerini vurgulayan Özel, şu ifadeleri kullandı: "Asla ve asla zora, baskıya teslim olmayız. Kötülükle geri adım atmayız. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları olarak milletin verdiği görevi nasıl alnımızın akıyla hep birlikte yapıyorsak en geç iki yıl sonra bu salondaki herkes ya daha önemli görevlerde ya da iktidar partisinin belediye başkanı olarak görevde olacak. İktidarın belediye başkanları bu salonda, benimle birlikte. Siz sadece partinin değil, ülkenin umudusunuz. Sadece ülkenin değil bütün mazlum milletlerin umudusunuz. 100 yıl önce olduğu gibi, örnek olacağız, tek adamı da yeneceğiz, baskıları kıracağız, hep birlikte iktidara yürüyeceğiz. Bu mücadele bugünün değil, yarının mücadelesidir. Yolunuz açık olsun, hepinizi seviyorum, hepinize güveniyorum. Hepinize sonuna kadar inanıyorum. İyi ki sizinle aynı partideyim, iyi ki sizinle aynı yolda yürüyorum."