TEKNOLOJİ - 01 Mayıs 2026 Cuma 09:13

ADÜ Teknokent’te bahar alerjisi çalışması

A
A
A
ADÜ Teknokent’te bahar alerjisi çalışması

Karya Farma HBX Ar-Ge ekibi, mevsimsel alerjilere karşı doğal bileşenlerin bağışıklık dengesi ve antioksidan kapasite üzerindeki etkilerini bilimsel açıdan değerlendirdi.


Aydın Adnan Menderes Üniversitesi ADÜ Teknokent bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Karya Farma HBX Ar-Ge, bahar aylarında artış gösteren mevsimsel alerji şikayetlerine yönelik doğal bileşenler üzerine bilimsel değerlendirmelerde bulundu. Yaklaşık çeyrek asırdan bu yana sağlık, çevre, tarım ve hayvancılık alanlarında bilimsel Ar-Ge faaliyetleri yürüten ekip, son çalışmasında ‘bahar alerjisi’ni ele aldı.


Bahar mevsiminin gelmesiyle birlikte polen yoğunluğu, ani hava değişimleri, rüzgarla taşınan partiküller ve çevresel alerjenler nedeniyle birçok kişide hapşırık, burun akıntısı, göz sulanması, boğazda kaşıntı, öksürük, halsizlik ve genel vücut hassasiyeti gibi şikayetlerin artış gösterdiğini belirten Karya Farma Ar-Ge ekibi, bu dönemde bağışıklık dengesinin, solunum yolu konforunun ve oksidatif stres yükünün birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.


Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık, bahar aylarında ortaya çıkan alerjik hassasiyetlerin vücudun çevresel uyaranlara verdiği cevapla yakından ilişkili olduğunu ifade ederek, "Bahar mevsiminde polenler, tozlar, ani sıcaklık değişimleri ve rüzgarla taşınan partiküller birçok kişide hassasiyet oluşturabiliyor. Bu tabloyu yalnızca mevsimsel bir rahatsızlık olarak değil; bağışıklık dengesi, hücresel destek, antioksidan kapasite ve doğal bileşen uyumu açısından değerlendirmek gerekiyor. İncir, zeytin, zeytin yaprakları ve arı ürünleri, Karya coğrafyasının kadim doğal mirasının önemli kaynakları arasında yer alıyor. Biz bu doğal kaynakları modern laboratuvar disipliniyle ele alarak geniş spektrumlu doğal destek potansiyelini araştırıyoruz" dedi.


Başlık, ADÜ Teknokent çatısı altında sürdürülen çalışmaların uzun soluklu bir bilimsel birikimin sonucu olduğunu vurgulayarak, "Yaklaşık çeyrek asırdır sağlık, çevre, tarım ve hayvancılık alanlarında bilimsel Ar-Ge faaliyetleri yürütüyoruz. 18 spesifik patentli çalışma, bu yolculuğun yalnızca sayısal bir göstergesi değil; doğal kaynakların doğru formülasyon, doğru analiz ve doğru bilimsel yaklaşımla nasıl yenilikçi çözümlere dönüşebileceğinin de göstergesidir. Bahar alerjileri üzerine yaptığımız değerlendirmeler de bu bütüncül Ar-Ge bakışının bir parçasıdır" ifadelerini kullandı.


Karya Farma Ar-Ge ekibinden Kimyager Aslı Aktaş ise bahar alerjisi döneminde oksidatif stres, mukozal hassasiyet ve bağışıklık yanıtının kimyasal açıdan önemli araştırma başlıkları olduğunu belirtti. Aktaş, "İncir, zeytin meyvesi, zeytin yaprağı, incir sütü, bal, polen ve propolis gibi bileşenler; fenolik yapılar, doğal antioksidanlar, vitamin-mineral içerikleri ve biyolojik aktif bileşikler açısından oldukça kıymetli kaynaklardır. Bu tür doğal bileşenlerde önemli olan yalnızca içerik değil; doğru oran, stabilite, çözünürlük, biyolojik uyum ve birlikte oluşturdukları sinerjidir. Bahar döneminde vücudun çevresel alerjenlere verdiği cevapta antioksidan kapasite ve mineral dengesi bilimsel açıdan dikkatle incelenmesi gereken alanlardır" diye konuştu.


Karya Farma Ar-Ge tarafından yapılan açıklamada, mevsimsel alerjik hassasiyetlerde doğal kaynakların bilinçli, kontrollü ve bilimsel yöntemlerle araştırılmasının gelecek dönem çalışmalarına ışık tutabileceği kaydedildi. Karya Farma Ar-Ge ekibi, bahar aylarında artan alerjik şikayetlerin toplum sağlığı açısından dikkate alınması gerektiğini belirterek, doğal kaynaklı formülasyonların bilimsel zeminde araştırılmasının önem taşıdığını bildirdi.



ADÜ Teknokent’te bahar alerjisi çalışması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Yalova’daki terörist ile HTS kaydına "hurma" savunması Yalova’da 3 polisin şehit olduğu terör örgütü DEAŞ operasyonunun ardından yürütülen soruşturma kapsamında Kocaeli’de tutuklanan ve hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istenen sanık Rıza Turgay L., delil yetersizliğinden beraat etti. Seyyar satıcı olan sanık, çatışmada öldürülen teröristle olan telefon irtibatını ise "Bana hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum" sözleriyle savundu. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yargılanan tutuklu sanık Rıza Turgay L. (45) ile avukatı Gizem Dirbisoğlu katıldı. İddianameden detaylar Duruşmada, terör örgütü DEAŞ’ın hücresel yapılanmasına dikkat çekilen iddianamenin detayları okundu. İddianamede, 29 Aralık 2025’te Yalova’daki çatışmada etkisiz hale getirilen terörist Zafer Umutlu’nun kullandığı "@zafer_ebuhafsa" uzantılı Telegram hesabında ses kaydının bulunduğu, örgütsel paylaşımlar yapıldığı ve şahsın bir sosyal medya grubuna da üye olduğu belirtildi. Soruşturma dosyasında ayrıca, terörist Zafer Umutlu’nun Temmuz 2025’te Semih Can Y.’den 100 bin lira borç istediği, Semih Can Y.’nin HTS kayıtları incelendiğinde ise sanık Rıza Turgay L. ile iletişimde olduğunun tespit edildiği bilgisi yer aldı. Sanığın Kocaeli’nin Darıca ilçesindeki evinde 31 Aralık 2025’te yapılan aramalarda ise terör örgütü DEAŞ’ın flaması, amblemini içeren ve suç unsuru olduğu değerlendirilen üzerinde Arapça yazılı siyah bere ile metal anahtarlık ele geçirildiği kaydedildi. Ayrıca, iddianamedeki dijital verilerde ise L.’nin rehberinde Yalova’daki çatışmanın faillerinden Zafer Umutlu’nun "Zafer Yalova" adıyla kayıtlı olduğu ve ikili arasında 26 Şubat - 14 Aralık 2025 tarihleri arasında WhatsApp üzerinden irtibat kurulduğu ifade edildi. "Teröristin beni hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum" Kimlik tespitinde aylık 20 bin lira geliri olduğunu ve seyyar satıcılık yaptığını belirten sanık Rıza Turgay L., hakkındaki suçlamaları reddederek, terör örgütüyle hiçbir bağlantısının ve irtibatının bulunmadığını savundu. HTS kayıtlarında irtibatı tespit edilen terörist Zafer Umutlu’yu tanımadığını öne süren sanık savunmasında, "Zafer Umutlu’yu tanımıyorum. Olay sonrası araştırdığımda benden hurma fiyatını sormak için arayan şahıslardan olduğunu düşünüyorum. Semih Can Y.’yi ise tanıyıp tanımadığımı bilmiyorum ancak Semih adlı kendisine telefon parçası sattığım bir şahıs vardır, soruşturma aşamasında bundan bahsetmiştim, bu şahısla görüşmüşsem iş nedeniyledir, hiçbir yere ortak seyahatimiz olmadı. Mehmet Cami Sordabak’ı ise tanımıyorum. 4 kez irtibatımın telefon malzemesi satışından dolayı olabileceğini düşünüyorum" dedi. "Bere ve anahtarlığı Eminönü’nden aldım" Sanık, savunmasına şöyle devam etti: "Telefonumda tespit edilen videonun örgütsel bir yönü yoktur, ne şekilde telefonuma geldiğini hatırlamıyorum. İnternet sitelerinden gezindiğim linklerden yanlışlıkla basmam nedeniyle telefonuma inmiş olabilir, bilinçli şekilde kaydetmedim. İddianamede belirtilen anahtarlık ve berenin örgüt mensuplarınca kullanıldığını soruşturma aşamasında öğrendim. Ben bunları Eminönü’nden satın aldım, suç oluşturduğunu bilmiyordum. Üzerlerinde DEAŞ ile ilgili hiçbir şey yazmaz. Ben daha önce DEAŞ’a üyelik suçundan yargılandım ve hakkımda beraat kararı verildi, kesinleşti. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum." "Bere ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir" Sanık avukatı Gizem Dirbisoğlu da müvekkilinin savunmasına katıldığını belirterek, "İddianamede suçlamaya dayanak yapılan bere ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir. Ayrıca Mehmet Cami Sordabak ve Zafer Umutlu ile müvekkilimin birebir irtibatı yoktur, geniş kapsamlı Whatsapp grubunda yer almaları nedeniyle irtibatlı olduğu tespit edilmiştir. İddianame içeriğinde de internet tabanlı programlar üzerinden iletişimi olduğu tespiti yapılmış olup bu savunmamızı doğrulamaktadır, örgüte üye olduğuna dair somut hiçbir delil yoktur, beraatini ve tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu. Karar açıklandı Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın silahlı terör örgütü DEAŞ’ın hiyerarşik yapısı altında faaliyet yürüttüğünü ve örgüt içindeki eylemlerini örgütün amaç ile hedeflerini bilerek, isteyerek gerçekleştirdiğini belirterek, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi. Dosyayı inceleyen mahkeme heyeti ise sanığın isnat edilen suçu işlediğine dair savunmasının aksini ispatlayan, mahkumiyetine yeterli açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın beraatine ve tahliyesine karar verdi.
Bilecik BŞEÜ’de ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ programı düzenlendi Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nde (BŞEÜ) ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ programı düzenlendi. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ev sahipliğinde, İlahiyat Fakültesi öğrencileri tarafından ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ konulu konferans düzenlendi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa akademisyenler ve öğrenciler yoğun katılım gösterdi. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ın konuşmacı olarak yer aldığı programda, Osmanlı Devleti’nin son dönemine ilişkin tarihi süreçler ele alındı. Programa Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Yurdakul, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Baş, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Konferansta konuşan Prof. Dr. Kızıltoprak, "Osmanlı’nın son yüzyılı sadece bir çöküş süreci değildir. Aynı zamanda modernleşme ve dönüşümün yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde başlayan reform hareketleri, Tanzimat ile birlikte merkezileşme çabaları ve II. Abdülhamid döneminde hız kazanan kurumsal modernleşme, devletin yeniden yapılanma arayışını göstermektedir. Balkanlar, Arap vilayetleri ve diğer bölgelerde yaşanan dönüşümler ile Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Mondros Mütarekesi sonrasında ortaya çıkan süreç, modern dünyanın şekillenmesinde önemli bir eşik olmuştur" dedi. Program, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilirken, Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı tarafından Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’a teşekkür hediyesi takdim edildi. Etkinlik, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.