SPOR - 02 Şubat 2026 Pazartesi 09:48

Aydınlı sporcular şampiyonaya damga vurdu

A
A
A
Aydınlı sporcular şampiyonaya damga vurdu

İstanbul’da düzenlenen atletizm salon şampiyonasında mücadele eden Aydınlı sporcular, başarılarıyla göz doldurdu.



Yeşilay Büyükler Salon Türkiye Şampiyonası, İstanbul’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Ülke genelinde çok sayıda sporcunun katıldığı şampiyonada mücadele eden Aydınlı sporcular ise başarılarıyla dikkatleri üzerine çekti. U20 kategorisi sporcusu olmasına rağmen uzun süredir Büyükler klasmanında üst düzey performans sergileyen Tuana Akgün, pentatlon branşında 3 bin 24 puanla Türkiye Şampiyonu olarak başarı grafiğini sürdürdü. Akgün, yaşça kendisinden büyük ve tecrübeli sporcularla yarıştığı organizasyonda bir kez daha zirvede yer aldı. Büyükler kategorisinde daha önce elde ettiği başarılı sonuçların üzerine koyarak yoluna devam eden Talha Gülnihal ise 60 metre engelli branşında Büyükler Türkiye Şampiyonu olmayı başardı. Pentatlon branşında 2 bin 975 puan toplayan Ayşenur Çelik ise istikrarlı performansını bu şampiyonada da devam ettirerek Türkiye ikincisi oldu.



Aydınlı sporcular şampiyonaya damga vurdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu: "Sulak alanların tahribi zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Göçmen kuşların mola alanı olan sulak alanların tahribi, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, sulak alanların tahribinin toplum sağlığını tehdit etmesi ile ilgili bir açıklama yayımladı. Eroğlu, göçmen kuşların da mola alanı olan sulak alanların tahribine dayalı, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkıp yayılma riskinin arttığını açıkladı. "Sulak alanların tahribi zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır" Ali Eroğlu, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2 Şubat, 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar (Ramsar) Sözleşmesi’nin kabul edildiği güne atfen Dünya Sulak Alanlar Günü olarak ilan edilmiştir. Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmeyi 172 ülke imzalamıştır. Sulak alanlar; dünyamızın biyolojik çeşitliliğinin korunması, iklim dengesinin sürdürülebilirliği ve su kaynaklarının devamlılığı açısından hayati öneme sahip doğal ekosistemlerdir. Bu alanlar yalnızca çok sayıda canlı türü için yaşam alanı oluşturmakla kalmamakta; suyun doğal filtrasyonu, taşkınların dengelenmesi, karbon tutumu, mikroklimanın düzenlenmesi ve ekosistem sürekliliğinin sağlanması gibi hayati işlevleri de yerine getirmektedir. Ancak son yıllarda hızlanan kentleşme, plansız arazi kullanımı, kontrolsüz tarımsal faaliyetler, endüstriyel kirlilik ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle sulak alanlarımız ciddi baskı altındadır. Sulak alanların kirlenmesi ya da yok olması, yaban hayatındaki hassas dengeyi bozarak yabani türlerin insan ve evcil hayvanlarla temasını artırmakta; bu durum halk sağlığı açısından önemli biyolojik riskler doğurmaktadır. Özellikle göçmen kuşların mola alanı olan sulak alanların tahribi, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır." "Ekosistemlerde meydana gelen bozulmalar, yeni risk alanları oluşturmaktadır" Sulak alanların aynı zamanda, antimikrobiyal dirençle mücadelede ’doğanın böbrekleri’ işlevini gördüğünü belirten Eroğlu, "Hayvansal ve tarımsal atıkların su kaynaklarına karışmasını engelleyen, patojen yükünü azaltan bu doğal filtrasyon sistemlerinin bozulması; dirençli mikroorganizmaların doğrudan çevreye ve gıda zincirine karışmasına zemin hazırlamaktadır. Sulak alanlar; hayvancılık, balıkçılık ve tarımsal üretim açısından stratejik öneme sahip olmasının yanı sıra, zoonotik hastalıkların izlenmesi, çevresel risklerin erken tespiti ve biyogüvenliğin sağlanması bakımından da kritik alanlardır. Bu ekosistemlerde meydana gelen bozulmalar, ekosistem dengesini zayıflatmakta ve toplum sağlığını tehdit eden yeni risk alanlarının oluşmasına neden olmaktadır" şeklinde konuştu. "Kamu kurumları, yerel yönetimleri duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz" ’Tek sağlık’ yaklaşımına değinen Eroğlu, "Veteriner hekimler; hayvan hastalıklarının kontrolü, yaban hayatının izlenmesi ve sulak alanlarda yaşayan canlıların sağlığının korunması süreçlerinde bilimsel ve kamusal sorumluluk üstlenmektedir. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğunu esas alan ’tek sağlık’ yaklaşımı, sulak alanların korunmasında temel bir yol haritası niteliği taşımaktadır. Ülkemiz, uluslararası sözleşmeler kapsamında sulak alanların korunmasına yönelik önemli yükümlülükler üstlenmiş bulunmaktadır. Ancak mevcut tehditlerin boyutu dikkate alındığında; bu taahhütlerin sahaya etkin biçimde yansıtılması, koruma-kullanma dengesini esas alan, bilimsel temelli, şeffaf ve denetlenebilir politikaların kararlılıkla uygulanması gerekmektedir. Biyolojik çeşitliliğin korunması, ekosistem sağlığının sürekliliği ve doğal mirasımızın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için sulak alanların korunması zorunludur. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak; ilgili kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, meslek örgütlerini ve toplumu, sulak alanlarımızın korunması konusunda daha duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
Ankara Bakan Tekin: "Bağımsızlığımızın asıl savunucusu bireyleri yetiştirmek bizim işimiz" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Milli Eğitim Bakanlığı olarak ülkemizde milli birliğin, beraberliğin, hukuk devletinin, anayasal düzenin, insan haklarının ve hepsinden de öte bağımsızlığımızın asıl savunucusu bireyleri yetiştirmek bizim işimiz" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı’nca 2025-2026 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi, okullarda ‘Bayrak Sevgisi’ teması kapsamında yürütülecek eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla başladı. Öğrencilere milli değerlerin kazandırılması, bayrağa ve milli birlik duygusuna yönelik farkındalığın artırılması hedeflenen proje kapsamında eğitim kurumlarında çeşitli etkinlikler ve bilgilendirici faaliyetler düzenlendi. Öte yandan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ikinci dönemin başlaması dolayısıyla Ankara’da Büyükhanlı Kardeşler Ortaokulu’nu ziyaret etti. Bakan Tekin ziyarette öğrenciler ve öğretmenlerle bir araya gelerek, yürütülecek çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Ülkemizde milli birliğin savunucusu bireyleri yetiştirmek bizim işimiz" Bakan Tekin, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde okullarda başlatılan ‘Bayrak Sevgisi’ temasının çocuklara milli birlik ve beraberlik duygusunu yaşatacağını belirterek, "Yeni eğitim-öğretim yılı hepimiz için hayırlı olsun. Aynı zamanda bugün Şaban ayının tam ortasındayız. Her eğitim öğretim yılının başında çocuklarımıza bir farkındalık oluşturulması açısından okullarımızdan, öğretmen arkadaşlarımızdan bu konuda belirli etkinlikler yapılmasını arzu ediyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olarak ülkemizde milli birliğin, beraberliğin, hukuk devletinin, anayasal düzenin, insan haklarının ve hepsinden de öte bağımsızlığımızın asıl savunucusu bireyleri yetiştirmek bizim işimiz. Bakanlık olarak bizim ana görevimiz. Biz de bu realiteden hareketle eğitim-öğretim yılının başında çocuklarımızın okullarda milli birliğimizin, beraberliğimizin en önemli sembollerinden birisi olan bayrağımızla ilgili farkındalık şuurunu artıracak etkinlikler yapalım istedik. Şu an Türkiye’nin tamamında okullarımızda altında yaşamaktan, gölgelendiği yerde bulunmaktan gurur ve onur duyduğumuz ay yıldızlı bayrağımızla ilgili farkındalıklar yapılıyor. Ben Türk halkına da, bütün milletimize de bu anlamda çocuklarımıza bu türden farkındalık etkinliklerinde destek olmalarını temenni ediyorum. Bu şekilde milli birliğimizin güçlenmesi adına hep beraber güzel şeyler yapmış oluruz" ifadelerini kullandı.
Yozgat Kırgız Türkleri kültürlerini ilmek ilmek halılara dokuyor 2018 yılında yaklaşık 34 ailenin Yozgat’ın Yenifakılı ilçesinde Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yaptırılan konutlara yerleşmesiyle birlikte Kırgızlar, yeni yaşamlarında da geleneksel el sanatlarını sürdürmeyi başardı. Yenifakılı ilçesinde yaşayan Kırgız Türkleri, özellikle halı ve kilim dokumacılığıyla hem ata yadigârı kültürlerini yaşatıyor hem de ev ekonomilerine destek oluyor. İlçede açılan halı dokuma kursunda kadınlar sabah saatlerinden akşama kadar tezgâh başında emek veriyor. Usta öğretici Hatice Bildirici, Kırgız kadınlarının halı dokumaya yatkın olduğunu belirterek, "Beş altı kişiyle çalışıyoruz. Özel şirkete çalışıyoruz. Hereke halıya yakın halılar dokuyoruz. Malatyalı bir işveren için 170x240, 120x180 ebatlarında halılar dokuyoruz. Kırgızların elleri yatkın. Ben 1992 yılından beri Kırgızlara çalışıyorum. Çoğu da usta öğrenci oldular" dedi. Halı dokuyan kursiyerlerden Nusha Bildirici ise küçük yaşlardan bu yana dokumacılıkla uğraştığını ifade ederek, "Her gün geliyorum, halı dokuyorum. Bekârken de halı dokuyordum. Aileme katkı sağlamak için dokuyorum. Küçük halıları 15-20 günde, büyük halıları ise 1,5-2 ayda bitiriyoruz. Bizim anneannelerimiz, babaannelerimiz, dedelerimiz de dokuyorlarmış. Biz de onlardan öğrendik. Kültürümüzü devam ettiriyoruz" diye konuştu. Yenifakılı Kırgızları Dernek Başkanı Gencekul Timur da halı kursunun sürekli faal olduğunu vurgulayarak, "Bu halı kursumuz devamlı olarak çalışmaktadır. Burada çalışan ablalarımız aile ekonomisine katkı sağlamak amacıyla sabahtan akşama kadar halı dokuma işini sürdürüyor. Halı, Kırgız kültüründe çok önemli bir yere sahiptir. Eskiden annelerimizden bu yana halı ve kilim dokumacılığı aile ekonomisine katkı sağlayan bir meslek olmuştur" ifadelerini kullandı. Kırgız Türkleri, Yenifakılı’da sürdürdükleri halı ve kilim dokumacılığıyla hem geleneklerini yaşatıyor hem de üretime katkı sunmaya devam ediyor.
Gaziantep Face Dergisi’nin yeni sayısında kapak konuğu Gaziantep Valisi Kemal Çeber oldu, Face Dergisi’nin yeni sayısında kapak konuğu, Kemal Çeber oldu. Vali Çeber, Gaziantep’in tarihsel birikiminden sanayi gücüne, girişimci ruhundan marka şehir vizyonuna uzanan dönüşüm sürecini değerlendirdi. Gaziantep merkezli yayın hayatını sürdüren Face Dergisi, yeni sayısında kentin vizyonunu ve geleceğe dair hedeflerini, Gaziantep Valisi Kemal Çeber ile gerçekleştirdiği özel kapak röportajıyla okurlarıyla buluşturdu. Röportajda Gaziantep’in binlerce yıllık kültürel mirasını değerlendiren Vali Çeber, şehrin çalışkan, mücadeleci ve üretken yapısının bu tarihsel birikimin doğal bir sonucu olduğuna dikkat çekti. Gaziantep’in sanayi, ticaret ve girişimcilik alanlarında ortaya koyduğu güçlü duruşun, kenti Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri haline getirdiğini vurguladı. Gaziantep’in "marka şehir" yolculuğunda önemli bir noktada bulunduğunu ifade eden Çeber, bu kimliğin doğru stratejiler ve ortak akılla desteklenmesi halinde şehrin gelecekte çok daha ileri bir konuma taşınacağını belirtti. Kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin önemine de değinen Çeber, Gaziantep’in Türkiye için örnek bir şehir modeli sunduğunu dile getirdi. Röportaja ilişkin değerlendirmede bulunan Face Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Şafak Salıcı, Gaziantep Valisi Kemal Çeber’e samimi paylaşımları ve içten anlatımı dolayısıyla teşekkür etti. Salıcı, "Gaziantep; tarihi, üretim gücü ve insan kaynağıyla Türkiye’nin en özel şehirlerinden biri. Valimizin röportajda da altını çizdiği gibi bu şehir, yalnızca sanayisiyle değil; kültürü, girişimci ruhu ve güçlü kardeşlik iklimiyle de çok özel bir karaktere sahip. Face Dergisi olarak Gaziantep’in bu çok katmanlı yapısını, şehri yöneten ve vizyon ortaya koyan isimlerin anlatımıyla okurlarımıza aktarmayı önemsiyoruz. Valimize dergimize gösterdiği ilgi ve içten değerlendirmeleri için teşekkür ediyorum" dedi. Birbirinden özel konu ve konukların yer aldığı Face Dergisi’nin yeni sayısı; alanında uzman yazarların değerlendirmeleri, güncel dosya başlıkları ve zengin içeriğiyle okurlarıyla buluştu.