GÜNDEM - 18 Nisan 2026 Cumartesi 13:54

AYTO’nun fuar ziyaretleri sürüyor

A
A
A
AYTO’nun fuar ziyaretleri sürüyor

Aydın Ticaret Odası (AYTO), üyelerinin sektörlerindeki gelişmeleri yakından takip edebilmesi amacıyla gerçekleştirdiği fuar ziyaretlerine devam ediyor.


AYTO 6. Meslek Komitesi üyeleri, İstanbul’da düzenlenen İstanbul Uluslararası Ağız ve Diş Sağlığı Cihaz ve Malzemeleri Fuarı ile Eurasia 33. Uluslararası İstanbul Medikal Fuarı’nı ziyaret etti. AYTO Meclis Üyesi Kanat Ay Karul’un da yer aldığı heyet, fuarlarda sergilenen yeni teknolojiler ve ürünler hakkında incelemelerde bulundu.


Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi ve AYTO Başkanı Hakan Ülken, AYTO olarak üyelerin ihtiyaçları doğrultusunda önemli fuarlara katılımlarını desteklemeyi sürdürdüklerini belirterek, fuarların hem yenilikleri takip etme hem de yeni iş bağlantıları kurma açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Başkan Ülken, fuar ziyaretlerinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini kaydetti.



AYTO’nun fuar ziyaretleri sürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul 32’nci Kırtasiye Fuarı’na vatandaşlardan yoğun ilgi Kırtasiye sektörü temsilcilerini tek çatı altında buluşturan 32’nci İstanbul Kırtasiye Fuarı, son gününde de yoğun bir ilgiyle karşılandı. Tüm Kırtasiyeciler Derneği’nin (TÜKİD) öncülüğünde 32’nci İstanbul Kırtasiye Fuarı sektör profesyonellerini tek çatı altında buluştururdu. Fuarı ziyaret eden Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, eski Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nabi Avcı, İstanbul Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Mehmet Develioğlu, devamında Prof. Dr. Muhittin Şimşek ve TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci eşliğinde ‘Bir Kalem Bir Hikâye & İz Bırakan Kalemler’ isimli koleksiyonu gezdiler. TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, fuarın 10 yıl aradan sonra İstanbul Fuar Merkezi’ne taşındığını ifade ederek, "Katılımcı firmalarımızın yaklaşık yüzde 95’i yerini aldı. Türkiye’nin 81 ilinden 5 binden fazla meslektaşımızı burada ağırladık. Bugün fuarın son günü. İlk üç gün bizim için oldukça umut vericiydi. Çünkü bu geçiş sürecinde metrekare olarak aynı kalsak da esas fuarımızın 32 yıllık bir geçmişi var. Bu 32 yıllık geçmişiyle dünyanın ikinci büyük fuarıydık, şu anda ise dünyanın üçüncü büyük fuarı konumundayız. İnşallah önümüzdeki yıl bu pozitif dönüşüm ve geçiş sayesinde yeniden ikinciliğe yükseleceğiz, ardından da birinciliği hedefleyeceğiz. İhracat tarafında ise yaklaşık 200’den fazla müşterimizi burada ağırladık. Meslektaşlarımız bu süreçte güçlü iş bağlantıları kurdu. Ülkemiz ekonomisine ihracat anlamında katkı sağlamaya devam edeceğiz" dedi. "Ebeveynlere, modernleşmiş ve sosyalleşme alanları bulunan kırtasiyelerden alışveriş yapmalarını öneriyoruz" Kendilerini yenileyen ve modern bir sektör olduklarını aktaran Keresteci, "Modernleşen kırtasiye mağazaları diyoruz. Ülkemizde son dönemde maalesef istemediğimiz bazı olaylar yaşandı. Çocuklarımız bizim için çok değerli ve onların sağlığı bizim için son derece önemli. Ürünlerimizi üretirken bu standartlara büyük hassasiyet gösteriyoruz. Bu konuda ebeveynlerimizi de uyarıyoruz. Merdiven altı olmayan, kaliteli, modernleşmiş ve sosyalleşme alanları bulunan kırtasiye mağazalarından alışveriş yapmalarını öneriyoruz. Bu mağazalar sadece kırtasiye değil; aynı zamanda kafeterya, oyuncak, hediyelik eşya ve kitap gibi birçok alanı bir arada sunuyor. Ailelerin kahvesini içebileceği, çocukların ders çalışabileceği, güvenli şekilde vakit geçirebileceği sosyalleşme alanları oluşturuyor. Ebeveynlerimize çocuklarını bu güvenli alanlarda rahatlıkla bırakmalarını, alışverişlerini buralardan yapmalarını ve çocukların burada sosyalleşmesini tavsiye ediyoruz" diye konuştu. "Ürünlerin sağlıklı olma oranı yüzde 99,33 seviyesine ulaşmış durumda" Tercih edilen ürünlerin mutlaka markalı olmasına dikkat edilmesini öneren Keresteci, "Ürünlerin arkasında ithalatçı ve imalatçı kimlik bilgilerinin bulunup bulunmadığı mutlaka kontrol edilmeli. Bugün bu ürünlerin sağlıklı olma oranı yüzde 99,33 seviyesine ulaşmış durumda, yani neredeyse yüzde 100’e yaklaşan bir güven oranından söz ediyoruz. Bu da sektörümüzün gücünü ve başarısını gösteriyor. Tüm meslektaşlarımıza huzurunuzda teşekkür ediyorum. Devletimiz ve bakanlığımızla yaptığımız iş birlikleri sayesinde güvenli üründe yüzde 99,33 seviyesine ulaşmak hem bakanlığımız hem de sektörümüz adına büyük bir başarıdır. Bunu gururla söyleyebilirim. Bugün artık Avrupa’ya güvenli ürünler üreten ve bunları markalı şekilde ihraç eden bir noktaya ulaşmış bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.
Düzce Düzce’de ilk ve tek, Türkiye’ye örnek Düzce Belediyesi bünyesinde hizmet veren Ertan Uçar Alzheimer Hastaları Gündüz Bakım Merkezi, Alzheimer hastalarını fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan desteklerken, ailelerin de bakım yükünü azaltıyor. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün girişimleri, iş insanı Ertan Uçar’ın destekleri ile 2024 yılında kapılarını açan Alzheimer Hastaları Gündüz Bakım Merkezi, önemli bir sosyal hizmet projesi olarak alzheimer hastalarını ve yakınlarını destekliyor. Düzce’de ilk ve tek olma özelliği taşıyan ve tamamen ücretsiz hizmet veren merkez, Türkiye’deki en iyi örnek uygulamaları arasında gösteriliyor. Bahçeşehir bölgesinde 2 dönüm alan üzerinde kurulu olan merkez, 250 metrekare kapalı alana sahip olup, içerisinde terapi ve aktivite odaları, dinlenme alanları, psikososyal görüşme odası ve revir bulunuyor. Ayrıca hobi bahçesi, çardaklar ve tavuk kümesi gibi açık alanlara sahip merkezde, sosyal hizmet uzmanı, gerontolog, ergoterapist, hemşire, yaşlı bakım personelleri başta olmak üzere 9 personel görev yapıyor. Hastaya özel programlar uygulanıyor Merkezde hizmet alan bireyler, uzman ekip tarafından detaylı şekilde değerlendiriliyor. Gerontolog, sosyal hizmet uzmanı, hemşire ve ergoterapi teknikeri eşliğinde yapılan görüşmeler sonucunda hastalar, başlangıç (1. evre) ve orta seviye (2. evre) olarak gruplandırılıyor. Her hastaya uygun günlük programlar hazırlanarak bireysel ihtiyaçlara göre bakım sağlanıyor. Merkezde hastalar haftanın belirli günlerinde kabul ediliyor. Birinci evre hastalar haftada 2,5 gün, ikinci evre hastalar haftada 2,5 gün hizmet alıyor. Daha ileri düzeyde bakım gerektiren hastalar için ise cumartesi günleri özel program uygulanıyor. 40 kişi kapasiteli merkezde, şu anda toplamda 27 hastaya hizmet veriliyor. Günlük yaşam destekleniyor Geniş kapsamlı gündüz bakım hizmeti sunan merkez, hastaları fiziksel ve zihinsel açıdan desteklerken, sosyal ve sanatsal aktiviteler ile keyifli vakit geçirmelerine imkan sağlıyor. Günlük yaşam becerilerini korumak üzere yaptırılan pratik uygulamalarla da yaşam kalitelerini artırmalarına katkı veriliyor. Evlerinden servis ile alınarak merkeze getirilen hastalar, öncelikle sağlık takibinden geçirilerek, tansiyon, şeker ve nabız kontrolleri yapılıyor. Hastalarla, gün içerisinde fiziksel egzersizler, hafıza ve dikkat çalışmaları, nefes egzersizleri, hafıza çalışmaları, dil ve iletişim oyunları, el-göz koordinasyon etkinlikleri, sanatsal etkinlikler ve sosyal etkileşim aktiviteleri gerçekleştiriliyor. Profesyonel uygulamaları ile Alzheimer hastalarını her açıdan destekleyen Alzheimer Merkezi, ailelerin bakım yükünü azaltarak hasta yakınlarına da önemli katkılar sağlıyor.
Bursa Marmarabirlik’te yeni dönem: Ali Yıldız ve ekibi 4 yıllığına göreve seçildi Bursa’da 71. Olağan Genel Kurul’da güven, istikrar ve büyüme mesajı öne çıktı; Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız kooperatif temsilcilerinin güvenini alarak yola devam edeceğini ifade etti. Göreve bir yıl önce yönetim kurulu kararıyla gelen Başkan Yıldız, ilk kez kooperatif temsilcilerinin karşısına seçim atmosferinde çıkarak geçen sürede sağlanan büyüme, üreticiye verilen destekler ve yeni dönem hedeflerini paylaştı. Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Marmarabirlik), 2024/2025 İş Yılı 71. Olağan Genel Kurulu kooperatif temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl aynı dönemde mali genel kurul kapsamında bir araya gelinen Birlik’te, bu kez yeni dönemin yol haritasına ilişkin güçlü mesajlar öne çıktı. Yaklaşık bir yıldır yönetim kurulu kararıyla görevini sürdüren Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, genel kurulda yaptığı konuşmada, göreve geldikleri günden bu yana Marmarabirlik’te güveni yeniden tesis etmeye ve kurumsal yapıyı güçlendirmeye odaklandıklarını belirtti. Yıldız, üretici ortakların emeğini koruyan, daha şeffaf ve disiplinli bir yönetim anlayışı oluşturduklarını ifade etti. Marmarabirlik’te bir yılda dikkat çeken dönüşüm Göreve geldikleri kısa sürede elde edilen sonuçlara dikkat çeken Yıldız, Marmarabirlik’in 2025 yılında 6,6 milyar TL ciroya ulaştığını, yüzde 35 büyüme ve 35 milyon dolarlık ihracatla da tarihinin en yüksek seviyesine ulaşıldığını dile getirdi. Bu performansın, üretici ortakların emeğinin doğru yönetimle buluşmasının somut bir göstergesi olduğunu belirten Yıldız, Marmarabirlik’in sürdürülebilir büyüme yolunda güçlü bir ivme yakaladığını söyleyerek, 2026 yılında ise yaklaşık 10 milyar ciro hedeflediklerini vurguladı. Üretici ortak destekleniyor, üretim güçleniyor Yeni dönemde üretici ortaklara verilen desteklerin artarak süreceğini vurgulayan Yıldız, 2026 yılı için toplam 1 milyar 200 milyon TL ayni kredi tahsisatı yaptıklarını, üretici ortak başına 25 bin TL ile 140 bin TL arasında değişen destek imkânlarının sunulduğunu kaydetti. Sağlanan bu desteklerin üretimin devamlılığı ve kalite artışı açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade eden Yıldız, Marmarabirlik’in her şartta üretici ortağının yanında olmaya devam edeceğini belirtti. İhracatta büyüme, markada yeni hedefler Genel kurulda yeni döneme ilişkin hedeflerini de paylaşan Yıldız, Marmarabirlik’in ihracatta daha güçlü bir konuma ulaşmayı hedeflediğini, yeni pazarlara açılma ve katma değerli ürünlerle marka gücünü artırma çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Önümüzdeki süreçte ihracatın 50 milyon dolar seviyesinin üzerine çıkarılmasının hedeflendiğini belirten Yıldız, Marmarabirlik markasının uluslararası pazarlarda daha etkin bir şekilde konumlandırılacağını söyledi. Yeni dönemin ana ekseni: Güven ve istikrar 71’inci Olağan Genel Kurul’un Marmarabirlik açısından önemli bir eşik olduğunu belirten Yıldız, konuşmasının sonunda üretici ortaklara hitaben, "Bu kurum doğru yönetildiğinde büyür, doğru sahip çıkıldığında üretici kazanır. Başlattığımız değişimi kalıcı hale getirmek için üretici ortaklarımızın güveni en büyük gücümüzdür" ifadelerini kullandı. Genel kurulda yapılan seçimlerin ardından Marmarabirlik yönetiminde de değişiklik yaşandı. Yeni dönemde görev alacak Yönetim Kurulu; Ali Yıldız, Remzi Bayram, Kemal Dinç, Hüseyin Kızıl, Yunus Emre Koyutürk, Erdoğan Erbay ve Genel Müdür Mehmet Ertaş’tan oluşurken, yönetimin ilk toplantısının ardından görev dağılımının netleşeceği bildirildi. Ayrıca Genel Kurulca kabul edilen yeni organizasyon yapısı ile Marmarabirlik tarihinde ilk kez bütün kooperatiflerin en üst düzeyde temsilinin sağlandığı da altı çizilen konular arasında yer aldı.
Antalya Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: "Bu savaş Batı’nın Rusya’ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır" Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna savaşından NATO’nun genişlemesine, Filistin meselesinden küresel ekonomideki dönüşüme kadar birçok başlıkta Batı’yı hedef aldı. Lavrov, "Bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Batı, trajedileri kendi halkını seferber etmek ve kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Lavrov, Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun genişleme politikası, Batı’nın güvenlik yaklaşımı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve küresel ekonomik sistemdeki dönüşüme ilişkin sert değerlendirmeler yaptı. "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir" Sergey Lavrov, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya’nın eşit muhatap olarak görülmediğini savunarak, Batı’nın verdiği sözleri yerine getirmediğini öne sürdü. NATO’nun genişlemesine ilişkin sözlü taahhütlerin daha sonra yok sayıldığını belirten Lavrov, bu durumun yalnızca sözlü güvenceyle sınırlı kalmadığını, 1999 yılında İstanbul’da düzenlenen AGİT Zirvesi’nde kabul edilen belgelerde de "güvenliğin bölünmezliği" ilkesinin kayıt altına alındığını anlattı. Kasım-Aralık 2021 döneminde Batı’ya yeniden hukuki güvenlik garantileri önerdiklerini söyleyen Lavrov, bu girişimlerin karşılıksız bırakıldığını belirterek, "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir. Hepsi bu. Döngü kapanmış oldu" dedi. "Ukrayna, Rusya’ya karşı mücadele aracına dönüştürüldü" Lavrov, Ukrayna krizinin son yıllarda ortaya çıkmış bir başlık olmadığını savunarak, sürecin çok daha önce şekillenmeye başladığını ileri sürdü. Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılan bir araca dönüştürüldüğünü öne süren Lavrov, "Bugün konuştuğumuz olaylar, Ukrayna krizinden çok önce, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılacak bir Nazi devlete dönüştürülmesinden çok önce olgunlaşmaya başlamıştı. Başka hiçbir ülke yoktur ki dili yasaklanmış olsun. Ukrayna’da Rusça dil, Anayasa tarafından hâlâ korunmaktadır; ancak buna aldırış etmiyorlar ve eğitimde, kültürde, medyada, hatta günlük yaşamda Rusçayı her yerde yasaklayan kanunlar çıkardılar. Aynı zamanda Nazizm ideolojisini ve pratiğini teşvik eden bir dizi yasa da mevcut" ifadelerini kullandı. Avrupa’nın Ukrayna’ya verdiği desteği de bu çerçevede değerlendiren Lavrov, "Ukrayna’yı bugün en aktif biçimde destekleyenlerin, Nazizmin açık şekilde yeniden canlandığı Avrupa ülkeleri olması tesadüf değildir. Ne yazık ki buna Almanya ve Finlandiya gibi ülkeler de dahildir. Britanyalılar ise hiçbir zaman Nazizm felsefesinden çok da uzak olmadılar. Dolayısıyla evet, bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Bu savaş sırasında Zelensky’nin başlıca değerleri, Rus dilinin, kültürünün, kitle iletişim araçlarının tümüyle yasaklanmasıdır. Ve onun ün kazandığı ikinci değer de Nazizmin yüceltilmesi ve meşrulaştırılmasıdır. Yani, modern Avrupa’nın değerleri de demek ki bunlarmış; çünkü Avrupa açıkça, Zelensky’nin tam da kendi değerlerini savunduğunu söylüyor" dedi. Batı’nın kendi politikalarını meşrulaştırmak için savaşı propaganda zeminine taşıdığını savunan Lavrov, "Ukrayna meselesi, anlaşılır nedenlerle öne çıkarıldı; çünkü Batı, bizim özel askerî operasyonumuzla bağlantılı olarak propaganda kartını kullanmak istiyordu. Oysa kendisi, Ukrayna’yı Rusya Federasyonu’na karşı bir mücadele aracına dönüştürme yoluna girdiğinde bunun kaçınılmaz olduğunu çok uzun yıllar boyunca biliyordu. Ama yine de trajedileri, kendi halkını seferber etmek, kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyorlar" ifadelerini kullandı. Küresel düzlemde yaşanan ekonomik rekabetin de yeni bir safhaya geçtiğini söyleyen Lavrov, enerji alanındaki mücadelenin artık farklı yöntemlerle yürütüldüğünü belirtti. BM, uluslararası hukuk ve Batı’ya "çifte standart" suçlaması Lavrov, Batı’nın "kurallara dayalı düzen" söylemini de hedef aldı. Bu kavramın hiçbir zaman somut ve ortak kabul görmüş bir zemine dayanmadığını savunan Lavrov, Kosova ile Kırım örnekleri üzerinden uluslararası hukukta çifte standart uygulandığını öne sürdü. Batı’nın bir yerde "halkların kendi geleceklerini tayin hakkı" ilkesini öne çıkarırken, başka bir yerde "toprak bütünlüğü" ilkesini öncelediğini belirten Lavrov, bunun duruma göre değişen siyasal bir yaklaşım olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler çevresindeki tartışmalara da değinen Lavrov, Ukrayna ve Grönland örnekleri üzerinden aynı ilkelerin farklı biçimde yorumlandığını savunarak, "Bunu artık nasıl yorumlayacağımı bilmiyorum ama bana göre her şey herkes için fazlasıyla açıktır" dedi "Biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz" Rusya’nın komşu coğrafyalardaki tutumuyla Batı’nın yaklaşımını karşılaştıran Lavrov, Moskova’nın müttefiklerini zorlayıcı yöntemlerle yönlendirmediğini söyledi. Özellikle Orta Asya ülkeleri üzerinde Batılı aktörlerin ekonomik ve siyasi baskı kurduğunu savunan Lavrov, bazı çevrelerin yatırım ya da yaptırım tehdidiyle Rusya ile yürütülen projeleri durdurmaya çalıştığını öne sürdü. Lavrov, "Elbette hepimiz şunu kabul edebiliriz; biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz. Ne büyükelçilerimiz ne de mevcut şartlarda NATO üyesi Avrupa ülkelerinde bulunan diğer temsilcilerimiz, üye ülkelerin topraklarında dolaşıp müdahalede bulunmuyor. Ve biz, Batı’nın yaptığını yapmıyoruz. Taklitçilik etmiyoruz; Batı’nın ve özellikle Amerikalıların uzun zamandır yaptığı şeyi yapmıyoruz. Üstelik bunu Biden döneminde başlattılar ve şimdi de sürdürüyorlar. Avrupalılar da bizim komşumuz olan ülkelere, bir zamanlar aynı imparatorlukta ve aynı Sovyetler Birliği’nde bulunduğumuz, ayrıca ekonomi, savunma, güvenlik, kamu düzeni, gümrük işleri ve benzeri birçok alanda Rusya Federasyonu’yla çeşitli anlaşmalar çerçevesinde müttefik olan ülkelere gittiklerinde aynı şeyi yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Gönüllüler koalisyonu" değerlendirmesi ABD’nin Avrupa’nın güvenlik yükünü azaltma arayışına girdiğini savunan Lavrov, bunun yerine Avrupa Birliği, Britanya, Türkiye ve Ukrayna’yı da kapsayan yeni bir blok fikrinin tartışıldığını söyledi. Ukrayna ordusunun bu yapının çekirdeği haline getirilmek istendiğini ileri süren Lavrov, bu çerçevede Zelenskiy ve Ukrayna askeri yönetimiyle ilgili sert değerlendirmelerde bulundu. Lavrov, "Kısacası gidişat, ‘gönüllüler koalisyonu’na benzer bir oluşuma doğru ilerliyor. Bu ismi onlar buldu ve şimdi daha çok gerçekten öyle görünmek isteyenlerin koalisyonuna, yani gerçekmiş gibi görünmek isteyenlerin koalisyonuna benziyorlar. Ama bana kalırsa çok yakında bu yapı, modası geçmişlerin koalisyonuna dönüşecek. Ben, Avrupa ülkelerinin ulusal çıkarlarının açıkça rövanşist ve militarize bir politikanın dayatılmasıyla nasıl karşılanabileceğini göremiyorum. Üstelik modern insanlık tarihinde üçüncü kez küresel tehdit yine Avrupa’dan kaynaklanacak ve onlar şimdi her yolla Ukrayna’nın bu küresel tehdidin tetikleyicisi haline gelmesini sağlamaya çalışıyorlar. Ancak Devlet Başkanı bunu birçok kez söyledi: Bizim de cevap verecek imkânlarımız var" dedi. Filistin, Gazze, Golan Tepeleri ve Hürmüz vurgusu Lavrov, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde ise Filistin meselesinin geri plana itilmemesi gerektiğini söyledi. İsrail-Filistin sorununda Birleşmiş Milletler kararlarının zamanla etkisizleştirildiğini savunan Lavrov, Batı’nın burada da seçici bir hukuk anlayışıyla hareket ettiğini ileri sürdü. Golan Tepeleri, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Lübnan’la ilgili gelişmelere değinen Lavrov, iki devletli çözüm kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesinin "tarihî bir hata" olacağını ifade etti. Gazze için önerilen planların BM’nin önceki kararlarıyla ne ölçüde bağdaştığını sorguladıklarını belirten Lavrov, "Birleşmiş Milletler’in iki devletin, yani Yahudi devleti ile Arap Filistin devletinin kurulmasına ilişkin tarihî kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesi ve fiilen ortadan kaldırılması gerçekten üzücü olur" dedi. Hürmüz Boğazı ve Suriye başlıklarının da bölgesel denklemde dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgulayan Lavrov, bugünün manşetlerine sıkışan bir diplomasi anlayışının kalıcı sorunları çözmeyeceğini savundu. "Küreselleşme sona erdi" Biden döneminden bu yana parçalanma, bölgeselleşme ve ticaret savaşlarının hızlandığını söyleyen Lavrov, doların yaptırım aracı haline getirilmesinin küresel sistemde güven kaybına neden olduğunu ifade etti. BRICS başta olmak üzere birçok yapının Batı’dan bağımsız ödeme, sigorta, yatırım ve finans mekanizmaları üzerinde çalıştığını belirten Lavrov, şöyle devam etti: "Masumiyet karinesi ve en önemlisi, ticarette, ekonomide ve her alanda tüm engellerin kaldırılması. Bildiğiniz gibi bu küreselleşme artık sona ermiş bulunuyor. Şimdi uzun zamandır, daha Biden döneminden beri, parçalanmayı, bölgeselleşmeyi ve ABD’nin kendi konumunu güçlendirme, eski konumlarını koruma yöntemi olarak aktif biçimde kullandığı ticaret savaşlarını gözlemliyoruz. Bunların elbette küreselleşmeyle hiçbir ilgisi yok. Bu yeni bir hayat. Ve boşuna değil; giderek daha fazla sayıda alt bölgesel yapı, yalnızca düşünmekle de kalmıyor, artık aynı doların dayatmasından kendini korumak için fiilen çalışıyor. Çünkü dolar bir savaş aracına dönüştürülmüş durumda." "Bazıları bugün yaşananları Üçüncü Dünya Savaşı olarak görüyor" Konuşmasının sonunda değişen küresel tabloda diyalog kanallarının açık tutulmasının önemine işaret eden Lavrov, büyük güçler arasında doğrudan temasın önem kazandığını söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daha önce BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesiyle zirve önerdiğini hatırlatan Lavrov, bugün bazı Batılı liderlerin söylemleri nedeniyle geri adım atmasının zorlaştığını dile getirdi. Lavrov, "Bazıları, ‘İşte ’Üçüncü Dünya Savaşı budur; sadece artık dünya savaşlarının bu yöntemlerle yürütüldüğünü henüz tam kavrayamıyoruz’ diyor. Buna bizim hüküm vermemiz doğru olmaz; bunu tarihçiler değerlendirecektir" sözleriyle konuşmasını tamamladı.