ASAYİŞ - 26 Ocak 2026 Pazartesi 01:19

Baba ve üvey oğlunun kavgası ölümle bitti

A
A
A
Baba ve üvey oğlunun kavgası ölümle bitti

Aydın’ın Efeler ilçesinde baba ve üvey oğlunun kavgası sokağa taşarken, kalp krizi geçiren baba kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.


Olay, Zafer Mahallesi Zübeyde Hanım Caddesi üzerinde akşam saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Nurettin Aslıhan (58) ve üvey oğlu S.K. (32) arasında henüz bilinmeyen bir nedenle evde tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüşerek sokağa taştı. Üvey oğlu ile sokakta kavga etmeye devam eden Aslıhan bir anda fenalaşarak yere yığıldı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri Aslıhan’a ilk müdahaleyi yaparak ambulansla hastaneye kaldırdı. Hastanede kalp krizi geçirdiği tespit edilen ve tedavi altına alınan Aslıhan doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Öte yandan üvey evlat S.K. ise polis ekiplerince gözaltına alınarak emniyete götürüldü.


Olayla ilgili soruşturma sürüyor.



Baba ve üvey oğlunun kavgası ölümle bitti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum ETSO heyeti, Güney Kore’de düzenlenen medikal ve kozmetik sektörel fuarına katılacaklar Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası 4. Meslek Grubu Medikal, Kimya ve Tıbbi Malzemeler sektörlerinde faaliyet gösteren üyelerden oluşan sektörel ticaret heyeti Güney Kore’de temaslarda bulunacak. Heyet, TOBB Üst Kurul Delegesi, Kobi Politikaları Kurulu Üyesi ve ETSO Meclis Üyesi Haktan Ömeroğlu’nun başkanlığını yürüttüğü program kapsamında; 26-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenecek Medikal ve Kozmetik Sektörel Fuarı’na katılım sağlayacak, Güney Koreli sektör temsilcileriyle ikili iş görüşmeleri (B2B) gerçekleştirecek ve firmaların ürün ve hizmetlerini uluslararası pazarlarda tanıtma imkânı elde edecek. Ömeroğlu, medikal, kozmetik ve tıbbi malzemeler alanında faaliyet gösteren 19 firmanın bu süreçte yeni iş bağlantıları kurmayı, karşılıklı ticaret imkânlarını değerlendirmeyi ve ihracat potansiyellerini artırmaya yönelik somut adımlar atmayı hedeflediğini belirterek, ‘’Ticaret Bakanlığımızın Sektörel Ticaret Heyeti Programı kapsamında ve Erzurum Ticaret ve Sanayi Odamızın koordinasyonunda gerçekleştirilen bu organizasyon; Erzurum iş dünyasının küresel pazarlarda daha etkin yer almasına ve dış ticaret kapasitesinin güçlendirilmesine önemli katkı sağlayacaktır. Bu noktada özellikle ifade etmek isterim ki; Erzurum iş dünyasının her zaman önünü açan, üreticimizin, ihracatçımızın ve müteşebbisimizi her koşulda destekleyen Saim Ozakalın, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı olarak ortaya koyduğu güçlü liderlik, bu tür uluslararası açılımların hayata geçirilmesinde büyük önem taşımaktadır. Yine iş dünyamızın çatı kuruluşu olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin Başkanı Rıfat Hisarcıklıoglu’nun; firmalarımızın küresel ölçekte rekabet edebilirliğini artırmaya yönelik vizyoner yaklaşımı ve kararlı duruşu, sahadaki her bir girişimci için son derece kıymetlidir. Firmalarımızın uluslararası pazarlara açılmasına imkân tanıyan destek mekanizmaları ve stratejik yönlendirmeleri dolayısıyla Ticaret Bakanlığı’na da ayrıca teşekkür ediyorum. En önemlisi; Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat odaklı büyüme hedeflerini ve iş dünyasının önünü açan reformları güçlü bir iradeyle destekleyen, ülkemizi küresel rekabette daha iddialı bir konuma taşıyan liderliği için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdogan’a şükranlarımı sunuyorum. İnanıyorum ki bu program; Erzurum’dan çıkan firmalarımızın dünya pazarlarında daha görünür, daha güçlü ve daha rekabetçi hale gelmesine katkı sağlayacak; şehrimizin ve ülkemizin ekonomik geleceğine somut değer katacaktır’ diye konuştu.
Bitlis Bitlis’te kayak merkezine yoğun ilgi Bitlis’te etkili olan kar yağışının ara vermesinin ardından hafta sonunu fırsat bilen vatandaşlar kayak merkezlerine akın etti. Günlerdir devam eden yoğun yağışın durmasıyla birlikte açan havayı değerlendiren aileler ve gençler, kayak merkezlerinde keyifli anlar yaşadı. Pistlerde yoğunluk oluşurken, vatandaşlar hem kayak yaptı hem de kar manzarasının tadını çıkardı. Yetkililer, kayak merkezlerinde güvenlik ve hizmetlerin aralıksız sürdüğünü belirtti. 7’den 70’e her yaştan vatandaşın yoğun ilgi gösterdiği kayak merkezlerinde renkli görüntüler oluştu. Bitlis merkeze en yakın tesis olma özelliği taşıyan El Aman Hanı Kayak Merkezi, hafta sonu adeta dolup taştı. İlçelerden ve komşu illerden gelen kayak tutkunları, pistlerde kayak ve kızak yaparak karın keyfini çıkardı. Herkesin rahatlıkla kayak yapabildiği merkezde, vatandaşlar doyasıya eğlendi. Kara yoluna yakınlığı, ulaşım kolaylığı ve geniş park alanı sayesinde yoğun talep gören tesis, yalnızca kayak ve kızak yapanların değil, kar üzerinde piknik yapmak isteyenlerin de uğrak noktası oldu. Öğrencilerin yarıyıl tatiline denk gelen hafta sonunda, güneşli havanın da etkisiyle kayak merkezinde yoğunluk daha da arttı. Küçüklerin yanı sıra büyüklerin de kızak keyfine katıldığı kayak merkezi, sabah 09.00 ile 16.00 saatleri arasında vatandaşlara ücretsiz hizmet veriyor. Öğrencilerle birlikte kayak merkezine gelen aileler de keyifli anlar yaşarken, hafta sonunu doğayla iç içe ve eğlenceli bir şekilde geçirdiler.
Van Van’da yoğun kar yağışı ve eğimli alanlar çığ riskini artırıyor Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Van’da yaşanan çığ olaylarının kaçınılmaz olduğunu belirterek, asıl tehlikenin riskli alanlarda yapılan insan faaliyetlerinden kaynaklandığını söyledi. Van’ın Bahçesaray ve Çatak ilçelerinde son yıllarda çok sayıda çığ meydana geldi. Daha önce yaşanan çığ olaylarında ise çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği acı olaylar hafızalarda yer aldı. Uzmanlar, bu ilçelerdeki ulaşım yollarının ve yerleşim alanlarının büyük bölümünün çığ riski taşıyan yamaçlar üzerinde bulunduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlar, çığ tehlikesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, özellikle kış aylarında riskli güzergâhlarda zorunlu olmadıkça seyahat edilmemesi uyarısında bulundu. Çığ riski bulunan bölgelerde yol ve yerleşim planlamalarının bilimsel veriler ışığında yapılması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, mevcut yollar için ise çığ tüneli ve koruyucu yapıların hayata geçirilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti. Uzmanlar ayrıca, geçmişte çığ yaşanan alanların gelecekte de aynı riski taşıdığını hatırlatarak, bu bölgelerde gerekli önlemler alınmadan yapılan yapılaşmaların can ve mal kayıplarına yol açabileceği uyarısında bulundu. "Çığlar, doğada sürekli yaşanan olaylardır" İHA muhabirine konuşan Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, meydana gelen çığların aslında doğal bir olay olduğunu belirtti. Doğada düzenli ve sürekli şekilde çığların meydana geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Alaeddinoğlu, "Ancak ne zaman ki insanoğlunun yaşamını etkiler, işte o zaman gündeme gelir. Bir yol kapandığında, bir ev ya da araç zarar gördüğünde ya da tırmanış, yürüyüş gibi faaliyetler sırasında insanlara zarar verdiğinde çığlardan söz ederiz. Oysa çığlar, insan olsun ya da olmasın, doğada sürekli yaşanan olaylardır. Havzanın tamamı düşünüldüğünde, özellikle güneydeki alanların önemli bir kısmı hem eğimli hem de diktir. Bu yamaçlarda aniden ve yoğun şekilde biriken kar örtüsü, çığın oluşması için uygun şartları oluşturur. Nitekim bu yıl da benzer bir durum yaşanmıştır. Aralık ayının sonları ile ocak ayının başlarında etkili olan yoğun kar yağışı, havzanın tamamında ciddi bir kar örtüsüne neden olmuş; bazı bölgelerde yarım ve bir metreyi aşan kar birikimi görülmüştür. Eğimin varlığıyla birlikte bu durum, çığların meydana gelmesine zemin hazırlamıştır" dedi. "Doğal tehlikeleri yeterince dikkate almıyoruz" Muhtemelen önümüzdeki günlerde de benzer çığ olaylarının görme ihtimalinin yüksek olduğunu dile getiren Alaeddinoğlu, "Çünkü bölgemizdeki yolların önemli bir kısmı bu eğimli alanlar boyunca uzanmakta; ilçeler ve köyler arası ulaşım çoğu zaman bu yamaçlar üzerinden sağlanmaktadır. Buna bir de insan kaynaklı ihmaller eklendiğinde risk daha da artmaktadır. Aslında temel sorun şudur; köy ve şehir yerleşimlerini planlarken, çığ, kaya düşmesi, taşkın ve sel gibi doğal tehlikeleri yeterince dikkate almıyoruz. Aslında bu olaylar geçmişte yaşanmış, defalarca tekrar etmiştir. Ancak insanoğlu, eğer bir olay 10-20 yıl yaşanmadıysa, sanki hiç yaşanmayacakmış gibi davranmakta ve bu alanlara evler inşa edebilmektedir. Dere yataklarına, taşkın alanlarına yapılaşmaya gidilmesi bunun en somut örneklerindendir" diye konuştu. "Çığ düşme ihtimali mutlaka dikkate alınmalı" Asıl sorunun çığın kendisi olmadığına dikkat çeken Alaeddinoğlu, "Sorun, geçmişte de çığ yaşanan bu alanlardan yol geçirmemiz, evler inşa etmemizdir. Bugün yaşanan çığlar da geçmişte yaşananların bir devamıdır. İnsanoğlunun temel hatası, doğanın oluşturabileceği olumsuzlukları görmezden gelmesidir. Eğer bir yol bu tür bir alandan geçirilecekse, çığ düşme ihtimali mutlaka dikkate alınmalı ve gerekli önlemleri alınmalıdır. Yol üstü kaplama sistemleri gibi çözümlerle araçların güvenli geçişi sağlanmalıdır. Eğer bir yerleşim alanı söz konusuysa, insanlara bu bölgelerde yapılaşmanın riskli olduğu açıkça anlatılmalı, gerekirse bu alanlarda yerleşime izin verilmemelidir. Dolayısıyla çığ doğal bir olaydır ve bugün yaşanan çığların önemli bir kısmı geçmişte de yaşanmıştır, yaşanmaya da devam edecektir. Asıl sorun, bu çığ alanlarına insan eliyle yapılan yapılaşmalar ve bu yapılaşmalar gerçekleştirilirken gerekli önlemlerin alınmamasıdır. Bu ihmaller, ne yazık ki can ve mal kayıplarına yol açmaktadır" şeklinde konuştu.