GÜNDEM - 14 Nisan 2025 Pazartesi 14:32

"Başörtüsü Allah’ın emridir" diyen profesör milyonların sesi oldu

A
A
A

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde (ADÜ) görev yapan bir akademisyenin başörtüsüne yönelik söylemlerde bulunduğu iddiası üzerine yapılan basın açıklamasında Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Güneş’in "Başörtüsü hiçbir zaman herhangi bir siyasi ideolojinin aracı değildir, Allah’ın bir emridir" sözleri milyonların sesi olurken, geniş yankı bulan konuşma birçok platformda yayınlandı.

ADÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü’nde görev yapan Doç. Dr. Mehmet Aydıner’in iddiaya göre başörtüsüne yönelik ayrımcı söylemlerde bulunmasının ardından birçok kesimden tepki gelmişti. Tepkiler üzerine çeşitli öğrenci toplulukları ve akademisyenler bir araya gelerek basın açıklaması düzenlemişti. Açıklamada söz alan Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Güneş’in sesinin ve kendisinin titreyerek yaptığı duygusal konuşma sosyal medyada gündem oldu.Gözyaşlarını tutmakta zorlanan Prof. Dr. Hatice Güneş, "İnsan yaratılmışların en şereflisidir. Allah insana yaratılmışların en şereflisi olma payesini vermiştir. Biz İslamiyet’te buna inanırız ve bütün dinler de buna inanır. Yaratılmışların en şereflisi olan insan, birbirinin dinine saygı gösterir, birbirinin kutsalına saygı gösterir. Başörtüsü hiçbir zaman herhangi bir siyasi ideolojinin aracı değildir. Başörtüsü İslam’ın temsilidir. Başörtüsü Allah’ın bir emridir. Biz Allah’ın emrini yerine getiren insanlarız. Biz herhangi bir siyasi parti veya düşünce değiştiğinde başımızı açacaklar mı diye korku içerisinde yaşamak istemiyoruz. Biz Allah’ın emri için siyasilere boyun eğmek istemiyoruz. Biz Allah’ın emrini yapan mücahide kadınlarız. Biz hiçbir siyasi partinin aracı değiliz. Bu böyle bilinsin. ’Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli’ yazan İstiklal Marşı’nda ben İslam’ın bir üyesi, bir ferdi olarak başörtüme uzanan eller kırılsın diyorum" dedi.

Güneş konuşmasına "Beni başörtümle kimse ayırmaya çalışmasın" diyerek devam ederek, "Ben buralara herhangi bir siyasi partinin taassubu ile liyakatiyle gelmedim. Kendi liyakatimle, Allah’ın bana verdiği zekayla geldim. Ben örtümle ayrıştırılmak değil, ilmimle konuşulmak isterim. Ben ilmimle buradayım. Bazılarının düşündüğü gibi ’başörtüsü takanlar başkalarının tuvaletçisi olabilir’ inancına tüm benliğimle karşı çıkıyorum. Beynimin içi bilimle doludur. Ben burada devletime, milletime, ülkeme, ülkemin güzel insanlarına en iyi öğretmenler yetiştirmek amacındayım. Ben herhangi bir ideolojinin temsilcisi değilim. Ben Allah’ın, Peygamberinin bana emrettiği yolda dosdoğru yaşamaya çalışan bir insanım. Hepimiz dosdoğru olduğumuzda bütün dünya önümüzde duramayacaktır" diye konuştu. Prof. Dr. Güneş’in bu sözleri, kısa sürede sosyal medya platformlarında milyonlarca kişiye ulaştı. Pek çok kullanıcı Güneş’in sözlerini destekleyen paylaşımlarda bulunurken, açıklama çeşitli medya kuruluşları ve haber portallarında da geniş yer buldu.

Murat Uçkaç - Uğur Eser

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AFAD’dan gönüllülerine sertifika ve kimlik teslim töreni Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından Akreditasyon Sertifika ve Destek AFAD Gönüllüleri Kimlik Töreni düzenlendi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından 5 Aralık Dünya Gönüllüler Günü kapsamında akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayan ekiplerin ve 81 ilden gelen Destek AFAD Gönüllülerinin katılımıyla AFAD Başkanlığında ‘Akreditasyon Sertifika ve Destek AFAD Gönüllüleri Kimlik Teslim Töreni’ düzenlendi. Programa, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Sevim Sayım Madak, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan ve gönüllüler katıldı. "Gönüllülük kavramıyla çerçeve daha da genişlemiştir" Akreditasyon Sertifika ve Destek AFAD Gönüllüleri kimlik kartlarını takdim etmek üzere bir araya geldiklerini belirten AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, "4 kavramdan bahsetmek isterim. Aslında belki de bu süreci özetleyen temel kelimeler, temel kavramlar arasında yer alan bu kavramlardan birisi; imece, diğeri gönül kelimesi gönül kavramı ve bu kavramlardan doğmuş olan gönüllü kavramı ve en nihayet akreditasyon kavramı. İmece; bizim kadim kültürümüzde, geleneğimizde yeri olan, insanlarımızın hiçbir karşılık beklemeden birbirlerinin yardımına koştuğu süreçleri ifade eder. Bir insanın, bir ailenin ihtiyacı olduğunda diğer komşuları o mahallede köyde yaşayanlar hiçbir teklif beklemeden bazen haberli bazen habersiz bu vatandaşlarımızın yardımına koşarlar ve belki de günlerce sürecek bir iş, 1 gün içerisinde bitirilir. Bunun hep birlikte mutluluğu yaşanır. Gönül kavramı; diğer insanlarda tek bir kelimeyle karşılığı olmayan, birçok anlamı içinde barındıran bir kelimedir. Kalp, ruh, duygu, arzu, istek gibi birçok anlamlı kelimeyi bünyesinde barındırır. Bu da aslında bizim sahip olduğumuz kültür ve medeniyet değerlerinin doğurduğu bir kelimedir, kavramdır. Bir işe gerçekten içtenlikle ve arzu, istekle ve kalben, ruhen katılım sağlamak, isteklilik göstermek anlamına gelir. Bu kelimeden doğmuş olan gönüllük kavramı hem imeceyle hem gönül kavramıyla bir bütünlük arz edecek şekilde hiçbir karşılık beklemeden insanların birbirinin yardımlarına kavuşmasıdır. Hatta gönüllülük kavramıyla çerçeve daha da genişlemiştir" diye konuştu. "Salondaki bütün gönüllere, bütün gönüllülere ihtiyacımız var" 5 Aralık Dünya Gönüllüler günü vesilesiyle tüm gönüllüleri tebrik eden İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, şöyle konuştu: "AFAD bir koordinasyon kurumu. AFAD, afet yönetimiyle ilgili bir işi kendisi yapacak diye bir şey yok. Dünyaya baktığımızda afet yönetiminin büyük çoğunlukla gönüllüler üzerinden yürüdüğünü de görüyoruz zaten. Şu ana kadar akredite ettiğimiz ekip sayısı 16 bini geçti. Benim resmi olarak şu anda AFAD’daki arama kurtarma eleman sayım kaç? Sadece 3 bin 500. Bin 200 daha alacağız. İşte 4 bin 500, 5 bine yaklaşacağız 5 bin bile olmayacağız. Bu bize yeter mi arkadaşlar? Yetmediğini 6 Şubat depreminde Rabbim hepimize öğretti. Bu sayıların yetmediğini, yetmeyeceğini sadece bu hizmeti kamu eliyle, kamu görevlisi eliyle yapamayacağımızı en büyük delili, ispatı 6 Şubat depremleriydi. Az önce sayı verildi. Dendi ki 6 Şubat depremlerinde 32 bin 500 arama kurtarma görevlisi sahada çalıştı. Doğru mu? Doğru. AFAD’ın elinde resmi çalışan kaç tane arama kurtarma elemanı vardı? 2 bin 200-2 bin 500. Gerisi, bir kısmı diğer kamu kuruluşlarından, emniyetin PAK’ı, Milli Eğitim’in arama kurtarma, cezaevlerinin arama kurtarma ekipleri. Diğeri de 14 bini de dünyanın çeşitli ülkelerinden bizim yardımımıza koşan dost ve kardeş ülkelerin gönüllüleri ve sivil toplum kuruluşları. Bizim bir hesabımız var. 6 Şubat depreminde 30 bin bina enkaz oldu. 25 kişidir bizim ekipler. Ekipler 25 kişi 8 saat çalıştı biz dinlenelim sonra 16 saat sonra gelip mesaiye devam ederiz diye bir kavram yok. Orada kesintisiz bir hizmete ihtiyaç var. Yani aynı enkazın başında 3 ayrı ekibe ihtiyacınız var. 75 kişi enkaz başına 30 binle çarparsanız 1 milyon 900 bin küsur arama kurtarmacıya aynı anda bütün enkazlara ulaşıp çalışma yapabilmeniz için ihtiyacınız var. Bu kadar insanı resmi olarak istihdam etme şansınız var mı? Yok. İşte o zaman salondaki bütün gönüllere, bütün gönüllülere ihtiyacımız var." Konuşmaların ardından AFAD gönüllülerine kimlikleri ve sertifikaları teslim edildi.
İstanbul Fenerbahçe’den açıklama Fenerbahçe Kulübü, Galatasaray-Samsunspor maçının son dakikalarında yaşanan penaltı pozisyonuyla ilgili bir açıklama yayımladı. Sarı-lacivertli kulüp konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: "Bugün oynanan Galatasaray-Samsunspor karşılaşmasının son dakikalarında yaşanan ve tüm kamuoyunun açık biçimde gördüğü penaltı pozisyonunun, hem sahadaki hakem hem de VAR tarafından değerlendirilmemiş olması, Türk futbolu adına ciddi bir soru işaretidir. Göreve geldiğimiz günden bugüne kadar hakem tartışmalarının içine girmemeyi, odağımızı sahaya ve oyuna vermeyi özellikle tercih ettik. Ancak bu tercihimiz, açık hataların görmezden gelinmesini kabullendiğimiz anlamına gelmez. Hakemlerin ve VAR’ın standardının, ligin kaderini doğrudan etkileyen bu denli belirleyici anlarda dahi sağlanamaması; sadece bir kulübün değil, Türk futbolunun tamamının problemidir. Bizim tek beklentimiz, herkes için adil, şeffaf ve eşit uygulanan bir yönetim anlayışıdır. Fenerbahçe, hiç kimsenin lehine ayrıcalık istemez; ama kimsenin de aleyhine oluşabilecek bir düzenin parçası olmayı kabul etmez. Türkiye Futbol Federasyonu’nun ve ilgili kurullarının bu konuda acil bir açıklama yapması, yaşanan pozisyonun gerekçesini kamuoyuna şeffaf biçimde sunması Türk futbolu adına zorunluluktur. Fenerbahçe Spor Kulübü, rekabetin saha içinde kazanıldığı bir lig için gereken her adımın takipçisi olacaktır."
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta okulda koku paniği: Yaklaşık 17 öğrenci hastaneye sevk edildi Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesinde bulunan bir ilkokulda yayılan ve kaynağı belirlenemeyen koku nedeniyle yaklaşık 17 öğrenci zehirlenme şüphesiyle hastanelere sevk edildi. Gazi Paşa Atatürk İlkokulu’nda teneffüs sırasında kokuyu fark eden öğrencilerin rahatsızlanması üzerine okul yönetimi durumu ekiplere bildirdi. Kısa sürede bölgeye AFAD, itfaiye, sağlık ekipleri, polis ve uzman ekipler sevk edildi. Öğrenciler hızla okulun toplanma alanına yönlendirilerek bina tamamen tahliye edildi. Rahatsızlanan öğrenciler olay yerinde yapılan ilk müdahalelerin ardından ambulanslarla kentteki çeşitli hastanelere kaldırıldı. Yetkililer, öğrencilerin genel sağlık durumlarının iyi olduğunu ve tedbir amaçlı müşahede altında tutulduklarını belirtti. Ekiplerin okul binasında yaptığı ilk incelemelerde kokunun kaynağına ilişkin kesin bulguya ulaşılamadı. Olayla ilgili adli ve idari soruşturmanın sürdüğü bildirildi İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Saat 12.00 sıralarında, Dulkadiroğlu ilçemizde bulunan Gazipaşa Atatürk İlkokulu binasında, Kahramanmaraş Ortaokulu öğrencileri teneffüste iken, kaynağı henüz belirlenemeyen bir koku hissedilmiştir. Bunun üzerine tedbir amacıyla tüm öğrenciler hızlıca toplanma alanına yönlendirilmiş ve bina tahliye edilmiştir. Olayın ardından sağlık ekipleri, emniyet, AFAD, itfaiye ve ilgili kurumlar kısa sürede okulda gerekli incelemeleri gerçekleştirmiş, binada herhangi bir zehirlenmeye neden olabilecek bulguya rastlanmamıştır. Etkilenme şüphesi bulunan öğrenciler, UMKE ekipleri tarafından yapılan ilk değerlendirmenin ardından sağlık kuruluşlarına sevk edilmiştir. Hastanelerde yapılan tetkiklerde herhangi bir olumsuz bulguya rastlanmamış olup öğrenciler müşahede amaçlı gözlem altında tutulmaktadır. Süreç tüm birimlerimiz tarafından yakından ve titizlikle takip edilmektedir" denildi. Öğrencilerden Rabia Nur Yıldız’ın babası Mustafa Yıldız, "Okulun ana giriş kapısında bir sıkıntı olduğunu ve yaklaşık 15 öğrencinin etkilendiğini öğrendik. Hastaneye acile geldik. Okula yetkililer gelmiş araştırmaya başlamışlardı. Doğalgaz zehirlenmesi yok deniliyor. Çocuklarımıza buhar verilip oksijen veriliyor. Bunlardan kim sorumluysa gerekli araştırmaların yapılmasını bekliyoruz" dedi.