MAGAZİN - 01 Mart 2025 Cumartesi 13:31

Gardenya filmi 5. galasını Buharkent’te yaptı

A
A
A
Gardenya filmi 5. galasını Buharkent’te yaptı

Tamamı Aydın’da çekilen ilk uzun metrajlı yerli film olarak taıtılan ‘Gardenya’ filmi 5. galasını Aydın’ın Buharkent ilçesinde yaptı. Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol’un ev sahipliğinde Buharkent Belediyesi Yüzme Havuzu ve Sosyal Tesisleri’nde vatandaşlar ve filmin oyuncuları filmi birlikte izledi.


Aydın’ın tanıtımına katkı sunmayı da amaçladığı belirtilen filmin, Germencik, İncirliova ve Ömerbeyli Mahallesi’nde 4 ayda çekildiği belirtildi. Yerel oyuncuların ilk defa kamera karşısına geçtiği filmde Gülnihal Demir ile birlikte usta ve amtör oyuncular da yer aldı. Buharkent’teki Galada yapılan açıklamada Filmin Yönetmeni Oktay Atçalı, Buharkent’te de film çekeceklerini açıkladı.


"Buharkent’te ilkler yaşanmaya devam ediyor"


Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol: "Çekimleri Aydın’ımızda yapılan sinema filmi Gardenya’nın 5. gala gösterimini ilçemizde gerçekleştirdik. Yapımcı ve Yönetmen arkadaş başta olmak üzere tüm değerli oyuncularımıza ve set ekibine teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. Buharkent’te bu tür etkinlikler az oluyor ve bu da bir ilk oldu. Buharkent bundan sonra da ilklere alışacak. İlçemiz gelişiyor, büyüyor ve bu tür etkinlikleri de istiyor. Sosyal ihtiyaçlar doğuyor ve bizler de elimizden geleni yapacağız" dedi.


Filmi oyuncularla birlikte izleyen Buharkentliler filmin sonunda alkışlara beğenilerini gösterdiler. Başkan Erol’a desteklerinden dolayı plaket takdim edildi.



Gardenya filmi 5. galasını Buharkent’te yaptı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne 28 Şubat mağduru Gülsevin Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı Edirne’de yaşayan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını belirten Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası haline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini söyledi. Kuzu, yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu kaydetti. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunan resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.