ÇEVRE - 01 Nisan 2026 Çarşamba 08:42

Kuşadası Belediyesi’nden çevre temizliği çağrısı

A
A
A
Kuşadası Belediyesi’nden çevre temizliği çağrısı

Kuşadası Belediyesi yetkilileri, turizm sezonunun yaklaşmasıyla birlikte kent nüfusunun hızla artmaya başlayacağına dikkat çekip, çevrenin temiz tutulması için vatandaşlara ‘çöp çıkarma’ saatlerine mutlaka uymaları konusunda çağrıda bulundu.



Türkiye’nin turizm başkenti Kuşadası’nda, daha temiz ve hijyenik bir çevreye sahip olmak için geçtiğimiz yıl ‘çöp çıkarma saati’ uygulamasına geçildi. Evsel atıkların oluşturduğu çevre, görüntü ve koku kirliliğine son vermek amacıyla da yaşama geçirilen uygulamada, kent sakinleri çöplerini sabah 07.30-09.00 ile akşam 19.30-21.00 saatleri arasında konteynerlere bırakmaya başladı. Çöp çıkarma saatlerine uymayan kişi ve işletmeler hakkında idari işlemin de yapıldığı uygulama sayesinde Kuşadası’nda kısa sürede çevre temizliğiyle ilgili başarılı sonuçlar elde edildi.



Kuşadası Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü de yaklaşan turizm sezonu öncesi kent sakinleri, tatil yapmak için ilçeyi ziyaret etmeye gelenler ile firma ve işletmelere çöp çıkarma saatlerine uymaları konusunda çağrı yaptı. Kuşadası’nın nüfusunun özellikle yaz aylarında 1 milyonun üzerine çıktığına dikkat çekilen çağrıda, uygulamanın atık yönetiminin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi ve toplum sağlığının korunmasında da büyük önem taşıdığı ifade edildi.



Kuşadası Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Hakan Bayrak, çalışmalarını daha temiz bir kent hedefi ile sürdürdüklerini belirterek, "Uzun vadede hedefimiz, Avrupa ülkelerinde uygulanan ‘konteynersiz kent’ modelini Kuşadası’na da uyarlamak. Uygulama ayrıca çevre estetiğinin korunmasına da katkı sağlıyor. Daha temiz, daha yaşanılabilir bir Kuşadası için hep birlikte sorumluluk almalıyız" diye konuştu.



Kuşadası Belediyesi’nden çevre temizliği çağrısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Beyin damar tıkanıklığında acil müdahale hayati önem taşıyor Beyin damar tıkanıklığı, tıbbi adıyla iskemik inmenin beyne giden damarların ani şekilde tıkanması sonucu ortaya çıkan ölümcül bir hastalık olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Büyükgöl, "İnme, acil müdahale gerektiren hayati bir durumdur. Erken fark edilip hızlı tedavi edilirse kalıcı hasar önlenebilir" dedi. Beyin damar tıkanıklığında beyin hücreleri oksijensiz kaldığında dakikalar içinde hasar görmeye başlıyor. Beyin damar tıkanıklık belirtilerinde çok çeşitli şikayetlerin görülebileceğini ve bu şikayetlerin aniden başladığını ifade eden Medicana Konya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Büyükgöl, "Görme bulanıklığı, görme kaybı, ağızda ve yüzde kayma, konuşmanın bozulması, bir kol veya bacakta ani güçsüzlük ya da uyuşma, yürümede bozulma en tipik işaretlerdir. Kişi konuşulanı anlayamayabilir veya kelimeleri düzgün çıkaramayabilir. Ani görme kaybı, şiddetli baş dönmesi ve denge kaybı da görülebilir. Bu belirtilerin birkaç dakika sürüp düzelmesi durumunda bile ciddiye alınması gerekir" dedi. İnme belirtileri varsa vakit kaybetmeden 112 aranmalı Beyin damar tıkanıklığında tanının hasta veya hasta yakınından alınan anemnezle birlikte bilgisayarlı tomografi ya da manyetik rezonans (MR) yöntemlerinden biri ile konabileceğini anlatan Doç. Dr. Hüseyin Büyükgöl, "Beyin anjiyografisi, beyin damarlarının detaylı bir şekilde görüntülenmesini sağlayan bir tıbbi testtir. Beyin anjiyografisi, damar tıkanıklıkları, anevrizmalar veya diğer damar patolojilerini tespit etmek için kullanılır. İnme belirtileri olduktan sonra halk arasında akılda kalması için ’Yüz-Kol-Konuşma’ kontrolü dediğimiz belirtilerin tespit edilmesi önerilir. Kişiden gülümsemesi, iki kolunu kaldırması, basit bir cümle söylemesi istenir. Yüz kayıyor mu, kolunun biri düşüyor mu, konuşma bozuk mu, bu bulgulardan biri varsa vakit kaybetmeden 112 aranmalıdır. Çünkü inmede zaman önemlidir. Tanının konmasında hasta ve hasta yakınlarından bu bilgileri almak çok kıymetlidir’’ ifadelerini kullandı. Tedavi sürecinde zamanla yarışılıyor Beyinde damar tıkanıklığı tedavisinin, zamanla yarışıldığı ve multidisipliner yaklaşım gerektirdiği bir süreci kapsadığını vurgulayan Doç. Dr. Hüseyin Büyükgöl, şu bilgileri verdi: "Tedavinin temel amacı, beyin dokusuna kan akışını yeniden sağlamak ve ikincil hasarı önlemektir. Akut dönem tedavisi ve uzun dönem koruyucu tedavi olmak üzere iki ana bölümde ele alınır. Akut dönem tedavisinde trombolitik tedavi önemli bir yer tutar. İntravenöz tromboliz, pıhtıyı çözücü ilaçların kullanımı ile damar açıklığının sağlanmasını amaçlar. Bu tedavi, belirtilerin başlangıcından itibaren ilk 4,5 saat içinde uygulanmalıdır. Bu tedavi seçilmiş hastalara yapılmalıdır. Endovasküler tedaviler (girişimsel tedaviler), özellikle büyük damar tıkanıklıklarında mekanik trombektomi olarak uygulanır. Kateter yardımı ile pıhtı fiziksel olarak çıkarılır veya emilir. Bu yöntem, belirtilerin başlangıcından itibaren 24 saat içinde bile etkili olabilmektedir. Tedavi başarısı yüksek olmakla birlikte, deneyimli merkezlerde uygulanmalıdır. Ayrıca beyin damar tıkanıklığı stent tedavisi diğer bir tedavi seçeneğidir. Stent, daralmış damarı açık tutmak için kullanılır ve özellikle kronik olarak daralan damarlarda etkilidir." Hastalığın uzun dönem tedavisinde kan sulandırıcı diye tabir edilen antiplatelet ve antikoagülan ajanlar kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Büyükgöl, "Antiplatelet tedavi, pıhtı oluşumunu önlemek amacı ile kullanılır. Aspirin, klopidogrel gibi ilaçlar uzun dönem kullanılır. Antikoagülan tedavi, özellikle kardiyak emboli durumlarında warfarin veya yeni nesil antikoagülanlar ile uygulanır. Beyinde damar tıkanıklığı iyileşme süresi, tıkanıklığın şiddeti, etkilenen beyin bölgesi, yaş ve genel sağlık durumuna göre değişir. Hastanede ayrıca tansiyon, şeker ve oksijen düzeyi dikkatle kontrol edilir. Yutma güçlüğü varsa beslenme düzenlenir ve komplikasyonlar önlenmeye çalışılır. Tedaviden sonra fizik tedavi ve konuşma terapisi gibi rehabilitasyon süreçleri hastanın yeniden bağımsız yaşama dönmesine yardımcı olur" şeklinde konuştu. "Risk faktörlerini kontrol etmek çok önemli" Beyin damar tıkanıklığından korunmak için risk faktörlerini kontrol etmenin çok önemli olduğunu vurgulayan Büyükgöl, "Yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı ve kalp ritim bozuklukları en önemli nedenler arasındadır. Sağlıklı beslenme, egzersiz ve sigarayı bırakmak inme riskini belirgin şekilde azaltır. Altta yatan nedenler tedavi edilmezse veya yaşam tarzı değiştirilmezse tıkanıklık tekrar edebilir. İkinci veya üçüncü inme geçirme riski ilkinden sonra daha yüksektir. Bu yüzden düzenli tedavi ve takip büyük önem taşır" dedi.