ASAYİŞ - 21 Nisan 2026 Salı 11:29

Üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın öldüğü asansör kazası olayında tüm sanıklar tahliye edildi

A
A
A
Üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın öldüğü asansör kazası olayında tüm sanıklar tahliye edildi

Aydın’ın Efeler ilçesinde öğrenci yurdunda meydana gelen ve üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın ölümüyle sonuçlanan asansör kazasında karar çıktı. Mahkeme tüm sanıklar hakkında tahliye kararı verdi.



Geçtiğimiz 25 Ekim 2023 tarihinde Efeler ilçesi Işıklı Mahallesi KYK Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanan asansör kazasında 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Zeren Ertaş hayatını kaybetmişti. Yaşanan olay sonrası Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada asansör bakım firması yetkilisi M.B. ile montaj yapan firma sahibi H.T. tutuklanmıştı. Savcılık tarafından derinleştirilen soruşturma sonrasında firmanın mühendisleri R.H.A. ve U.İ. de yakalanarak tutuklanmış, firmanın elektrik mühendisi N.M. ise tutuksuz yargılanmıştı.



Olayla ilgili görülen davada asansör bakım firması yetkilisi M.B.’ye, taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 2 yıl meslekten men cezası, montaj yapan firmanın sahibi H.T., makine mühendisleri R.H.A. ve U.İ. hakkında ise taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan ise 2 yıl 11 ay hapis cezası verilmişti. Hakkında kast ve taksirin bulunmaması nedeniyle tutuksuz yargılanan elektrik mühendisi N.M.’nin ise beraatına karar verilmişti. Ayrıca kamu görevlileri hakkında da ayrı bir soruşturma başlatılmış, dönemin Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürü C.F., Yatırım İnşaat Müdürü M.B., KYK Müdürü A.K., Efeler Gençlik ve Spor Müdürü M.Y. ile Güzelhisar KYK Müdürü E.Ç. hakkında, "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçlamasıyla 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlanmıştı.



Davada karar çıktı


Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davanın bugün görülen son duruşmasında karar çıktı. Duruşmada konuşan Baba Akın Ertaş; "Sanıkların ceza almalarını talep ediyorum. Keşke burada olsalardı da yüzlerine söyleseydik" dedi.



Anne Serpil Ertaş ise "Sanıkların neden burada olmadıklarına anlam veremiyorum. Geldiğim zaman yüzleşecek kimsenin olmaması beni derinden üzüyor. Ben çocuğumu kaybettim ve geri gelmeyecek. Lütfen emsal karar verilsin" şeklinde konuştu.



Sanık avukatlarının savunmalarının alınmasının ardından mahkeme heyeti, tüm sanıkların üzerine atılı suçların beraatına karar verdi.



Üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın öldüğü asansör kazası olayında tüm sanıklar tahliye edildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Gaziantep’te kutsal emanetler sergisi ziyaretçi akınına uğradı Gaziantep’te Şahinbey Belediyesi tarafından ziyarete açılan ve 14 gün boyunca açık kalan Mukaddes Emanetler Sergisi, vatandaşlardan büyük bir ilgi görerek binlerce ziyaretçiyi ağırladı. Şahinbey’de açılan, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (S.A.V.) ve İslam dünyasının mübarek hatırasını taşıyan emanetlerle dolu sergi, ziyaretçi akınına uğradı. 6 Nisan ile 19 Nisan tarihleri arasında Şahinbey Millet Cami ve Külliyesi’ndeki Çok Amaçlı Salonda 100 eserle halkın ziyaretine açık olan sergi, ziyaretçilere Peygamber Efendimizin izini ve ahlakını hatırlatan manevi bir buluşma ortamı sundu. Geçmişten günümüze Kabe örtüleri, Sakal-ı Şerif ile Kadem-i Şerif gibi kutsal emanetlerin yer aldığı sergiye Gaziantep halkı büyük ilgi gösterdi. Ziyarete açıldığı ilk günden itibaren vatandaşlardan yoğun ilgi gören sergiyi 14 gün boyunca binlerce kişi ziyaret etti. Ramazan ayının ardından ziyaretçilere kapılarını açan sergiyi ziyaret eden vatandaşlar, mukaddes ve kıymetli emanetleri yakından görme fırsatı buldu. Bilgilendirici içeriklerle desteklenen sergi, ziyaretçilere bir tarih yolculuğu yaşattı. Kimi vatandaşların gözyaşlarına hakim olamadığı sergi, açık kaldığı 14 gün boyunca Gaziantep halkının yanı sıra çevre illerden gelen vatandaşlar tarafından da ziyaret edildi. "Yüz binlerce vatandaşımız kutsal emanetleri ziyaret etti" Mukaddes Emanetler Sergisi’ne Gaziantep halkının büyük ilgi gösterdiğini belirten Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, serginin binlerce kişi tarafından ziyaret edildiğini söyledi. Tahmazoğlu, "İslam tarihine ve manevi mirasımıza ışık tutan, 100’den fazla eseri Şahinbey Millet Cami ve Külliyesi’ndeki Çok Amaçlı Salonda 2 hafta boyunca vatandaşlarımızla buluşturduk. Vatandaşlarımızın sergiye ilgili oldukça çok fazlaydı. Vatandaşlarımız İslam dinine olan hassasiyeti ve manevi değerlerimize duyduğu saygı nedeniyle Peygamber Efendimize ait eşyaları ziyaret etmek amacıyla akın akın camimize geldiler. 2 hafta boyunca sabah 10.00 ile akşam 22.00 saatleri arasında sergimiz, ziyaretçi akınına uğradı. Yüz binlerce vatandaşımız gelip bu kutsal emanetleri ziyaret ettiler. Salavat-ı Şerif’e getirmeye vesile oldular. Ben emeği geçen herkese de çok teşekkür ediyorum. Çok güzel ziyaret gerçekleşti ve inşallah bunun tekrarını da gelecek sene yaparak gelemeyen veya tekrar gelmek isteyen vatandaşlarımıza bu imkanı sunmuş olacağız" dedi.
Ankara MHP lideri Bahçeli: "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. MHP lideri Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş, temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçlarının ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız. Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "Hiç kimse evlatlarımızın üzerinden siyaset üretmeye, heves etmemelidir" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir. Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir" diye konuştu. "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir. Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu.