GÜNDEM - 13 Aralık 2025 Cumartesi 12:28

Atatürk’ün karşısına fakirlikten emanet ceket ile çıkmış

A
A
A

Çanakkale Deniz Savaşları’nın neticesini kaldırdığı 275 kiloluk top mermisi ile değiştiren Koca Seyit’in torunu Muhammed Yıkar, dedesinin savaş dönüşünden Atatürk’le buluşmasına kadar uzanan hikâyeyi birebir kendi aile büyüklerinden aktarılan sözlerle anlattı.

Yıkar, dedesinin 9 yıl süren askerlik sonrası köyüne dönüşünü şu sözlerle anlattı: "Koca Seyit 9 yıl askerlik yapmış. Savaşın neticesini değiştiriyor. Sağ olarak buraya köyüne dönüyor. Çanakkale’den buraya 13 günde gelmiş yayan yürüyerek. Hatta buraya köyüne gece ulaştığı için direkt evine bile gitmemiş. Demiş ben bu köyden gideli 9 yıl oldu. Belki benim hanım başka biriyle de evli olabilir diye sabaha kadar uzaktan evine bakıyor. Sabah aydınlanıyor, evinden girip çıkan yok. Hanımının ismini seslenerek evine yaklaşıyor. Ninem o zaman 8 yaşında çocuk. Kapıya çıkıyor bakıyor ki yabancı biri. Geri arkasına dönmüş ana demiş. Kapıda demiş uzun boylu saçlı sakallı biri var. Ama bizim köyden değil demiş ben ondan korktum. Hanımı kapıya çıkıyor bakıyor ki o bile birden inanamamış."

Yıkar, köyde dedesine "şehit oldu" haberi geldiği için yaşanan şaşkınlığı da şöyle aktardı: "Kocası ama 9 yıldan beri haber yok. Demiş ‘Seyit hoş geldin ama seni biz demiş öldü diye şubeden öldü kağıdını aldıktı’. ‘Hayır’ demiş ‘ölmedim sağ selim döndüm’. Bu sefer hanımına diyor ki az evveli kapıdan bakan çocuk kimdi? Çocuk demiş bizim çocuğumuz. İçeri girince çocuğu korkutma. Ninem derdi bir müddet baba deyip de sırnaşıp dibine bile oturamadım. Geliyor burada 21 yıl daha yaşıyor."

Koca Seyit’in savaş sonrası mütevazı bir hayat yaşadığını belirten torun Yıkar, Atatürk ile buluşma hikâyesini de şu sözlerle anlattı:

"10 yıl kendini ön plana koyup da ben savaşta top kaldırdım da gemi batırdım dememiş. 10 yıl sonra Atatürk Havran’a bir yol açılımı için törene geliyor. Tören bitiyor. Nahiye müdürüne diyor ki bu semtte bir Seyit Onbaşı olacaktı. Ben onu görmem lazım. Bilse gösterecek. Bilmediği için biraz tedirgin oluyor. Acaba Seyit Onbaşı kim veya nereli? Ve ertesi sabah Edremit’ten, şubeden ismi öğreniliyor. Seyit Onbaşı nereli? O zaman bizim köyün ismi Manastır diye geçiyormuştu hocam. Şimdi günümüzde Koca Seyit Köyü diye geçiyor. İki jandarma görevlendiriliyor. Gidin bulun gelin. Edremit’ten çıkan jandarmalar böyle akşamüstü buraya ulaşıyor. Araştırıyorlar. Koca Seyit’in evini buluyorlar."

Yıkar, dedesinin Atatürk’le buluşması öncesi yaşadıklarını da şöyle aktardı:

"Ama Koca Seyit evinde değil. Daha kömüre gitmiş. Hanımına diyorlar ki Seyit Onbaşı nerede? Kadın kömüre gitti dese kaçak. Zabıt tutulup mahkemeye binecek. Geçi çobanı demiş geç gelir. O zaman askerler demiş ki bizi paşa saldı. Geç de olsa Seyit Onbaşı’yı görmeden gitmeyeceğiz. Ve akşam karanlığı basıyor. Büyük kömürle evine yaklaşıyor. Bir bakıyor ki evin önündeki jandarma dikiliyor. Ah demiş bugün dağdan kaçıra kaçıra geldik. Evin önünde de zabıt tutulacak. Beni mahkemeye verecekler diye korkuyor. Askerler demiş ki Seyit kaçma. Kaçmıyorum ki asker ağa demiş. Dağdan yeni geliyorum. Suçum ne? Niye burada kapıda bekliyorsunuz? Hayır demişler, suçun yok. Biz eşekteki yükü değil, seni bekliyoruz. Eşeğin yükünü indiriyor, askerlere diyor o zaman ben niye bekliyorsunuz? Seni demişler paşa çağırıyor. Asker ağa demiş, ben paşanın yanına nasıl giderim? Ayağımdaki çarık yırtık demiş. Üstümde başımda elbise yok. Ankara’ya, tren param yok gidemem. Hayır demişler, paşa Ankara’da değil. Dün Havran’da yol açılımındadır. Bugün de seni görmek için kaldı. O zaman demiş, paşa fazla beklemesin. Hemen gidelim."

Torun Yıkar dedesinin Atatürk’ün huzuruna nasıl çıktığını ise şöyle anlattı:

"Buradan Havran 12 kilometre. Yayan devam, gece yarısı varıyor. İlk olarak Nahiye müdürü görüyor. Çünkü sabah paşanın yanına götürecek. Bakıyor hal perişan. Demiş Seyit Onbaşı’yı bilmiyorum dedim, paşa kızdı. Şu an Seyit Onbaşı yanımda, sabah paşanın yanına nasıl götürürüm bu halde götürürsem paşa bana ne der? Geceden bir berber buluyor, tıraş ettiriyor, elini ayağını yıkatıyor, sabah elbise yok. Sabah Nahiye Müdürü Seyit Onbaşı’ya kendi makam ceketini giydiriyor. Seyit Onbaş da uzun boylu olduğu için nahiye müdürünün çeket küçük gelmiş. Kolları kısa, yakası bir araya gelmemiş."

Atatürk’ün karşısına fakirlikten emanet ceket ile çıkmış

Atatürk’ün, Seyit Onbaşı’ya maaş teklif ettiğinde dedesinin cevabının yine aynı tevazuyu taşıdığını söyleyen Yıkar, şu ifadeleri aktardı:

"Demiş ki paşam hoş geldin. Seyit, sen hoş geldin, demiş. İki gündür ben seni bekliyorum. Neredesin? Paşam, demiş. Dağda geçi çobanlığı yapıyorum. Haberin aldım, demiş. Anca gelebildim. Başka ne iş yapıyorsun? Bir çifte, demiş, öküzün var. Tarla bahçe yapıyorum idare oluyorum. Ve sohbet ederken demiş ki ‘Seyit, sen savaşın neticesini değiştirdin. O da çift tayin istiyorum, dedin. İki gün yedin. Üçüncüsü gün arkadaşımın hakkı diye geri iade yaptın. Şimdi gelmişken sana maaş bağlayayım da gideyim.’ ‘Hayır paşam’ demiş, ‘Biz o an görevimizi yaptık. Maaş için değil’ demiş, istememiş."

Koca Seyit’in Atatürk’ten tek bir ricada bulunduğunu aktaran Çabuk sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ya paşam, ‘Benim senden tek bir ricam olacak, benim yaptığım iş, biraz kanuna aykırı.’ Atatürk ‘Ne iş yapıyorum?’ Seyit ‘Dağda çobancılık yapıyorum. Keçinin arkasında odun topluyorum. Odundan kömür yapıyorum. Havran’da da aşçılara veya demircilere kaçak satıyorum. Şu orman askerlerine söyleyiver de benim önüme geçip de baltamı almasınlar. Ben dağda büyük odun veya büyük mangal kömürü yapsam idare olurum.’ O zaman paşa, nahiye müdürüne diyor ki ‘Bu vatandaş büyük odun veya büyük mangal kömürü yapsın. Söyle orman askerlerine bunu fazla sıkıştırmasınlar. Burada da sen yardımcı ol, rahat satsın.’"

Ancak verilen sözlerin uzun süre sonra unutulduğunu belirten torun Yıkar, "Bir müddet hem yapıyor hem satıyor. Ondan sonra gelen nahiye müdürü arayıp sormuyor. Eski usulü yine el altından kaçak yapıyor" ifadelerini kullandı.

Koca Seyit’in zorlu yaşam şartlarını anlatan torunu, dedesinin geçimini sağlamak için zeytinyağı fabrikalarında hamallık yaptığını belirterek şu sözlerle tamamladı:

"Daha sonra kış mevsimi ilçede zeytinyağı fabrikasında hamallık yapıyor. Hamallık yaptığı yıllarda üşütmeden dolayı zatürre geçiriyor. 50 yaşında vefat ediyor. 21 yıl öyle bir hayatı geçiriyor."

Emrah Elmas

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Komşusunu av tüfeğiyle yaralayan sanık hakim karşısına çıktı Kayseri’de Melikgazi İlçesi’nde köpeklerin boğuşması nedeniyle başladığı öne sürülen olayda komşusunu av tüfeği ile yaralayan sanık hakim karşısına çıktı. İlçeye bağlı Mimarsinan Mahallesi’nde iddiaya göre köpeklerin boğuşması nedeniyle başladığı öne sürülen olayda komşusu M.G.’yi av tüfeği ile vurarak yaralayan 63 yaşındaki M.O.; Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Duruşmaya tutuklu sanık M.O., avukatı ile katılırken, M.O.’dan şikayetçi olan M.G. ve kardeşleri de duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan M.O.; köpekler boğuştuğundan dolayı ayırmak için kuru sıkı tabanca ile havaya ateş açtığını ve koyunları otlatmaya götüren H.E.G.’yi ikaz ettiğini, sonrasında V.G.’nin eşi ile kendisinin bulunduğu yere geldiğini ve kendisini linç etmek için diğer kardeşlerini çağırdığını, kendisine hakaret ettiklerini bunun üzerine kendisinin eve sığındığını, kapıyı zorlamaları nedeniyle kendisini korumak için kapıdan yere doğru korkutmak için bir el av tüfeği ile ateş ettiğini, kimseyi öldürme niyetinin olmadığını söyledi. H.E.G. ise olaydan birkaç gün önce M.O.’nun yine kendisine ateş açtığını, olayın büyümemesi için babası ve amcalarına bu olayı anlatmadığını; olay günü de yine üzerine ateş açınca babası ve amcalarına söylediğini, bunun üzerine babası ve amcalarının konuşmak için M.O.’nun yanına gittiğini söyledi. M.O.’nun kendilerini görünce önce eline sopa aldığını sonra da eve girerek av tüfeğini aldığını belirten H.E.G., amcası M.G.’nin bunu fark ederek, kapıyı çektiğini, M.O.’nun kapı aralığından kendilerini öldürmek için ateş açtığını söyleyerek açılan ateş sonucu amcaları M.G. ve V.G.’nin yaralandığını söyledi. Olayda yaralanan M.G. ise M.O.’nun kendilerini öldürmek için ateş ettiğini belirterek, olayda yaralanması nedeniyle yüzde 50 sıkıntılarının devam ettiğini ifade etti. Mahkeme heyeti M.O.’nun tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı eksiklerin giderilmesi için ileri bir tarihe erteledi.
Adıyaman Kaldırımlardaki karlar temizleniyor Adıyaman’da etkili olan yoğun kar yağışının ardından Adıyaman Belediyesi ekipleri, ulaşımın aksamaması için seferberlik başlattı. Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin koordinasyonunda gece boyunca sürdürülen çalışmalarla ana arterler açık tutuldu, sabahın erken saatlerinden itibaren ise kar küreme ve kaldırım temizleme çalışmalarına başlandı. Adıyaman’da aralıksız devam eden kar yağışı, kenti beyaza bürüdü. Kar yağışının başladığı ilk andan itibaren sahaya inen Adıyaman Belediyesi ekipleri, vatandaşların ulaşımda mağduriyet yaşamaması için 24 saat esasına göre çalışma yürütüyor. Fen İşleri, Temizlik İşleri ve Park Bahçeler Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, iş makineleriyle ana arterler ve bulvarlarda kar küreme ile tuzlama faaliyetlerini sürdürüyor. Çalışmaları sahada bizzat denetleyen Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, gece boyunca süren mesai sayesinde ulaşım akslarının tamamının açık olduğunu, sabah saatleriyle birlikte de kar küreme ve kaldırım temizleme çalışmalarının hız kazandığını söyledi. Başkan Tutdere, "Adıyaman’da kar yağışı aralıksız devam ediyor. Gece boyunca ekiplerimizle yollarımızı açık tuttuk. Şu anda Adıyaman’da ana arterlerimizin, şehrin ulaşım akslarının tamamı açık. Ekiplerimiz şehrin dört bir yanında hem tuzlama hem de kar küreme çalışmasıyla hizmetlerini sürdürüyorlar. Bir taraftan da kaldırımları yayalar için uygun hale getirmeye çalışıyoruz" diye konuştu.
İstanbul Üsküdar’da hafriyat kamyonunun açılan damper kapağı yayaya ve araçlara çarptı Üsküdar’da seyir halindeki hafriyat kamyonunun damper kapağının aniden açılması sonucu yaşanan kazada, bir kadın yaralanırken park halindeki bir basın aracı da zarar gördü. Olay, Ünalan Caddesi üzerinde 09.45 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, cadde üzerinde ilerleyen Üsküdar Belediyesine ait hafriyat kamyonunun damper kapağı henüz bilinmeyen bir nedenle açıldı. Kontrolden çıkan kapak, önce kaldırımda yürüyen bir yayaya çarptı, ardından yol kenarında park halinde bulunan araçlara zarar verdi. Kazayı kıl payı atlatan çevredeki vatandaşlar büyük panik yaşadı. Çarpmanın etkisiyle yaralanan kadın, olay yerine çağrılan sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye sevk edildi. Yaralının sağlık durumunun kontrol altında olduğu öğrenildi. Olayda bir basın aracı da zarar gördü Olay anında park halindeki araçta bulunan basın mensupları yaşadıkları korku dolu anları dile getirdi. Kaza anında araçta bulunan basın mensubu Selami Berke Kaya, "Haber yazmak için Ünalan Caddesi üzerinde basın mensubu arkadaşlarımla araba içinde duraklama yaptık. Durduğumuz esnada yanımızdan geçen hafriyat kamyonunun arka kapağı süratle arabamıza çarptı. Allah’tan arkadaşımız diğer tarafta oturuyordu. Eğer bu tarafta olsaydı yüksek ihtimal ölebilirdi. Bir yayaya çarpmış. Hastaneye kaldırıldı"dedi. Sağ arka koltukta oturduğunu ifade eden basın mensubu Aslıhan Karkazan ise, "Arkadaşlarımla birlikte sabah saatlerinde ciddi bir kaza atlattık. Dikkatsiz ilerleyen hafriyat kamyonu arka kapak açıldığı için arabaya bu şekilde arkadan çarptı". şeklinde konuştu. Çarpmanın etkisiyle çıkan sesten korktuklarını belirten basın mensubu Metin Başar ise, "Hafriyat kamyonun arka kapağı çarptı. Yaklaşık kapı yaklaşık bir ton ağırlığında falan vardı herhalde. Bizde herhangi bir sağlık sorunu yok ama tabii bayağı korktuk ve etkilendik olaydan. Çarpmanın ardından çok şiddetli bir ses çıktı güm diye. Hepimiz çok korktuk" ifadelerine yer verdi. Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlatırken hafriyat kamyon sürücüsü gözaltına alındı.
Kütahya Milli Eğitim Bakanı Tekin, Kütahya’da mesleki eğitimle ilgili mesajlar verdi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kütahya’da düzenlenen Mesleki Eğitimde Stratejik İşbirliği, Dijital Dönüşüm ve Hamilik Protokolü İmza Töreni’ne katıldı. Programda konuşan Bakan Tekin, AK Parti hükümetleri döneminde eğitimin her zaman öncelikli alanlardan biri olduğunu vurgulayarak mesleki eğitimle ilgili açıklamada bulundu. Eğitime ayrılan bütçenin demokratikleşmenin önemli göstergelerinden biri olduğuna dikkat çeken Tekin, 2003 yılından bu yana eğitim bütçesinin genel bütçe içinde ilk sırada yer aldığını ifade etti. Bu yaklaşımın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitime verdiği önemin bir yansıması olduğunu belirten Tekin, son 20 yılda eğitimde üç ana başlıkta büyük dönüşümler gerçekleştirildiğini söyledi. Derslik ve öğretmen sayısında büyük artış Bakan Tekin, 2002 yılında Türkiye genelinde yaklaşık 350 bin derslik bulunduğunu, bunların önemli bir kısmının ekonomik ömrünü tamamladığını belirterek, bugün derslik sayısının 750 bine ulaştığını açıkladı. Öğretmen sayısında da önemli bir artış yaşandığını dile getiren Tekin, 2002’de yaklaşık 500 bin olan öğretmen sayısının bugün 1 milyon 200 bini aştığını, bu süreçte 820 bin öğretmen ataması yapıldığını kaydetti. Okulların teknolojik altyapısının da dünya çapında örnek gösterildiğini vurgulayan Bakan Tekin, Birleşmiş Milletler raporlarında Türkiye’nin neredeyse tüm dersliklerinde etkileşimli tahta ve internet erişimi bulunan nadir ülkelerden biri olarak yer aldığını hatırlattı. Eğitimde kalite ve uluslararası başarı Eğitimde niteliğin artırılmasına yönelik adımların da sonuç verdiğini belirten Tekin, Türkiye’nin OECD tarafından düzenlenen PISA ve TIMSS sınavlarında büyük bir yükseliş kaydettiğini söyledi. Bakan Tekin, Aralık 2024’te açıklanan TIMSS sonuçlarında Türkiye’nin Avrupa ve OECD ülkeleri arasında ilk üçte yer aldığını ifade etti. Mesleki eğitimde yeni dönem Konuşmasında mesleki ve teknik eğitime özel bir parantez açan Bakan Tekin, 28 Şubat sürecinin bu alanda ciddi tahribata yol açtığını belirterek, bu olumsuz etkilerin giderilmesi için 2013 yılından itibaren yoğun çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. Organize Sanayi Bölgeleri içinde açılan meslek liseleri, sektörle uyumlu müfredatlar ve öğretmenlerin güncel bilgiyle donatılması gibi adımların önemine dikkat çekti. 2024 yılı Ağustos ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi ile yeni eğitim modellerinin hayata geçirildiğini belirten Tekin, sektörle entegre okul modelleri ve yoğun işbaşı eğitimlerinin yaygınlaştırıldığını açıkladı. Kütahya ilk örneklerden biri oldu Mesleki eğitimde "Hamilik sistemi"nin hayata geçirildiğini belirten Bakan Tekin, bu uygulamanın ilk örneklerinden birinin Kütahya’da başlatıldığını söyledi. Kütahya’daki iş birliği ortamından duyduğu memnuniyeti dile getiren Tekin, milletvekilleri, yerel yöneticiler, oda başkanları ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sürece güçlü destek verdiğini ifade etti. Türkiye’nin modeli dünyada ilgi görüyor Bakan Tekin, Türkiye’nin mesleki ve teknik eğitimde geliştirdiği modellerin uluslararası alanda da ilgi gördüğünü belirterek, Finlandiya ve Azerbaycan başta olmak üzere birçok ülkenin bu modelleri incelemek üzere Türkiye ile temas kurduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda sektörle iş birliğinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Bakan Tekin, "Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmeden yetiştirilen insan kaynağı sürdürülebilir olmaz. Bu iş birliğiyle hem nitelikli eleman yetiştireceğiz hem de ülkemizin ekonomik gücüne katkı sağlayacağız" dedi.