KÜLTÜR SANAT - 22 Ekim 2025 Çarşamba 11:10

Balıkesir Kitap Fuarı’nda medya, siyaset ve edebiyat rüzgârı esti

A
A
A
Balıkesir Kitap Fuarı’nda medya, siyaset ve edebiyat rüzgârı esti

Balıkesir’de 17 Ekim’de kapılarını açan ve her gün binlerce kitap tutkununu bir araya getiren 1. Balıkesir Kitap Fuarı beşinci gününde de medya, siyaset, bilim ve edebiyat dünyasının tanınmış isimlerini ağırladı. Beşinci gün ile birlikte yaklaşık 70 bin ziyaretçiyi ağırlayan ve 26 Ekim’e kadar devam edecek fuara özellikle gençlerin ilgisi dikkat çekti.


Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen ve 17 Ekim’de kapılarını ziyaretçilere açan Balıkesir Kitap Fuarı 26 Ekim tarihine kadar Avlu Kongre ve Kültür Merkezi’nde kitap tutkunlarını ağırlamaya devam edecek. Türk edebiyatının nice büyük isminin yolunun geçtiği Balıkesir’e; 10 gün boyunca 200’ü aşkın edebiyatçı, gazeteci ve akademisyen ile 100’ü aşkın yayınevinin yer aldığı bir fuar kazandıran Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Balıkesir’imizi fuarlar ve festivaller kenti yapacağız" sözünü tuttu. İlk günden itibaren her gün on binlerce kitapseveri buluşturan ve beş günde 70 bin ziyaretçiyi ağırlayan fuarda beşinci günde; Prof. Dr. Arman Zafer Yalçın, Necdet Saraç, Zeynep Altıok, Haldun Solmaztürk ve Ceyhun Bozkurt gibi usta isimler gerçekleştirdikleri söyleşilerin ardından kitaplarını imzaladılar. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Mutlu Tanrıkulu, Gazeteci ve Yazar Necdet Saraç ile Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti (BGC) Başkanı Ramazan Demir’in katılımıyla gerçekleşen "Yerel ve Ulusal Medyanın Durumu" söyleşine özellikle gazeteciler yoğun ilgi gösterdi.


Uygarlığın inşa edilmesinde kalkınmanın önemine değinen ve 21. yüzyılda kalkınmayı tüm detaylarıyla ele alan Prof. Dr. Arman Zafer Yalçın, "Yeni bir kalkınma modeli için dayanışma ekonomileri geliştirilebilir. Yeni mülkiyet biçimleri tasarlanmalıdır. Bizim yeni bir toplumsak sözleşmeye ihtiyacımız var. Ekonomide ve toplumda mutlaka yeni sınırlar belirlemek ve toplumun o sınırlar içinde kalmasını sağlamalıyız. Mutlaka toplumu güçlendirmek gerekiyor. Eşitsizliğin giderilmesi için ultra zenginlerin ultra vergilenmesi gerekiyor. Finansal sistem bugün zenginliğin ana kaynağı olmuş durumda. Üretmeyen toplumlar ayakta kalamaz cümlesi bana göre anlamını yitirmiş durumda. Üretiyoruz zaten ama biz artık bölüşüm tarafını tartışmalıyız. Mesele üretmekte değil, üretilen gelirin adil bölüşülmemesinden kaynaklanan bir kriz ve buhran var ortada" ifadelerini kullandı.


Tanrıkulu: Gazeteciler, şehrin hafızasıdır


Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti (BGC) Başkanı Ramazan Demir, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Mutlu Tanrıkulu ile Gazeteci ve Yazar Necdet Saraç’ın konuşmacı olduğu "Yerel ve Ulusal Medyanın Durumu" adlı söyleşide gazeteciliğin dünü, bugünü ve geleceği ele alındı. "Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; ‘Türkiye basını milletin gerçek ses ve iradesinin doğduğu yer olan cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale oluşturacaktır. Bir düşünce kalesi, düşünce yolu kalesi.Basın görevlilerinden bunu istemek, cumhuriyetin hakkıdır’" ifadesini kullanan Mutlu Tanrıkulu, gazetecilerin aslında şehirlerin de hafızası olduğunu dile getirdi.


Saraç: Gazetecilik yapmak kolaylaştı, gazeteci olmak zorlaştı


21 Ekim öldürülüşünün yıldönümü olduğu için konuşmasına Ahmet Taner Kışlalı’yı anarak başlayan Necdet Saraç da "Küresel dünyada ulusal ve yerel basın kavramları ortadan kalktı. Gazetecilik yapmak kolaylaştı. Gazeteci olmak zorlaştı. Çünkü gazeteci dediğin rüzgâra karşı yürür... Gazetecinin birinci görevi doğru haber vermektir. Haber vermek için de kendisini özgür ve güvende hissetmesi gerekir" vurgusundan sonra "Türkiye siyasal tarihinde sansürün hep yeri olmuştur. Ama en önemli şey sansürün dışında otosansürdür" vurgusu yaptı...


Demir: Gazetelerde son yıllarda büyük bir yozlaşma var


Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte gazeteciliğin de kolaylaştığını söyleyen Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti (BGC) Başkanı Ramazan Demir, "Gazetelerde son yıllarda büyük bir yozlaşma var. 2000’lerden sonraki gazetelere baktığımızda bir çoğu tek elden çıkmış gibi duruyor. 30-50 yıl sonrasında insanlar kütüphanelerde gazeteleri aldıklarında ‘Balıkesir’de hiçbir şey yaşanmamış sadece belediyecilik faaliyetleri varmış’ diyecekler" ifadesini kullandı.


Atatürk’ün yazdığı ve okuduğu kitaplarla ilgili sunumunu gerçekleştiren Emekli Tuğgeneral Dr. Haldun Solmaztürk, "Demokrasi’nin Atatürk’ün devlet anlayışında, görüşünde çok önemli bir yeri vardır. Atatürk elinde hiçbir şey yokken, yoktan var ederek kazandı. Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinde kitapların çok çok özel bir yeri vardır. Atatürk’ü anlamak demek öncelikle Atatürk’ü "Atatürk" yapan süreci anlamak demektir. Atatürk bir anne babadan doğan çocuktu. O çocuk nasıl oldu da bütün dünyanın hayran olduğu tarihte hem asker olarak hem devlet adamı hem de bir lider olarak nasıl öne çıktı? Onu diğer insanlardan ne farklı kıldı? Bunu anlamak lazım. Atatürk’ü ‘Atatürk’ yapan kitaplardır" şeklinde konuştu.


Öner Yağcı, "Gençliğe güvenmek bizim birinci ilkemiz olmalıdır." diyen Öner Yağcı yaptığı sunumda Türk edebiyatının usta kalemi Sabahattin Ali’yi anlattı. Türk edebiyatının unutulmaz şair ve yazarlarından Metin Altıok’un kızı ve 26. Dönem CHP Milletvekili Zeynep Altıok "Kavramların içi boşaltıldı. Demokrasi denilen şeyin ne olduğunu yeniden hatırlamak zorundayız." diyerek içi "İçi Boşaltılan Cumhuriyet ve Laiklik" adlı söyleşisini gerçekleştirdi. Yeni dönemde Türkiye’nin jeopolitik gücünü anlatan Ceyhun Bozkurt, "Türkiye’nin amacı dünyanın dengelerini gözeterek eski bağlantılı olduğu ittifak seçeneklerini kendi lehine çevirerek yeni alternatif güç ortaklarıyla da bağlantılarını geliştirmeye çalışıyor. Ve bunun mücadelesini veriyor. Bunu yaparken saldırganlıkla da karşı karşıya" dedi.



Balıkesir Kitap Fuarı’nda medya, siyaset ve edebiyat rüzgârı esti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Treva ile havalimanı deneyiminde yeni dönem: Tek platform, sınırsız yolculuk Seyahat deneyimini uçtan uca yeniden kurgulamayı hedefleyen dijital platform Treva, havalimanı öncesinden başlayarak yolculuğun tüm aşamalarını tek bir yapıda bir araya getiriyor. Treva; yalnızca hizmetlere erişim sağlayan bir uygulama olmanın ötesinde, seyahat deneyimini uçtan uca orkestra eden yeni nesil bir yapı olarak konumlanıyor. Lounge erişimi, hızlı geçiş, restoranlar, duty-free alışveriş, özel transfer, araç kiralama ve otopark gibi hizmetlerin yanı sıra; uçuş bilgileri, terminal navigasyonu, Wi-Fi erişimi ve yolculuk boyunca ihtiyaç duyulan bilgilere tek noktadan erişim sağlanıyor. Yolcular, havalimanına gelmeden önce alışveriş ve siparişlerini tamamlayabilirken; havalimanında bekleme sürelerini daha verimli kullanarak daha akıcı ve konforlu bir deneyim yaşayabiliyor. Farklı pazarlarda ölçeklenen yapı İlk etapta İzmir Adnan Menderes, Milas-Bodrum ve Ankara Esenboğa havalimanlarında hayata geçen Treva’nın, kısa sürede Almatı ve Tiflis’i de kapsayacak şekilde genişlemesi planlanıyor. Platform ayrıca global ölçekte 300’den fazla havalimanında lounge erişimi ve 160 ülkede araç kiralama hizmetlerine erişim imkânı sunuyor. Yapay zeka destekli kişiselleştirme Treva’nın vizyonuna ilişkin değerlendirmede bulunan TAV İşletme Hizmetleri Pazarlama ve Dijital Çözümler İcra Kurulu Üyesi Aylin Alpay şunları söyledi: "Bugün havalimanları fiziksel olarak son derece gelişmiş yapılar. Ancak yolcunun dijital deneyimi hâlâ parçalı ilerliyor. Treva’yı bu parçalı yapıyı ortadan kaldırmak için değil, tüm deneyimi yeniden tasarlamak için geliştirdik. Treva, sadece bir marketplace değil; havalimanı deneyimini uçtan uca yöneten, yolcunun ihtiyacını doğru anda karşılayan ve tüm yolculuğu tek bir akış haline getiren bir platform. Bu anlamda Treva uygulamamızı, havalimanı deneyimi için geliştirilen ilk gerçek ‘super app’lerden biri olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde farklı sektörlerle iş birlikleri kurarak Treva’yı seyahatin ötesine taşıyan, yaşam tarzına entegre bir platform haline getirmeyi hedefliyoruz." Treva, havalimanı ekosistemindeki hizmet sağlayıcıları tek bir noktada buluştururken; farklı sektörlerle kurulacak iş birlikleriyle deneyimi daha da zenginleştirmeyi hedefliyor. Mobilite, perakende, finansal hizmetler ve dijital servislerle sağlanacak entegrasyonlar sayesinde platform, yolculuğu yalnızca bir ulaşım deneyimi olmaktan çıkararak bütünsel bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. Treva’ya iOS ve Android uygulamaları ile trevaworld.com üzerinden kolayca erişilebiliyor.
Antalya Kepez’e Köy Enstitüleri Kültür Evi geliyor Kepez Belediyesi ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şubesi arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Türkiye’nin eğitim tarihine önemli katkılar sunan Köy Enstitüleri’nin izleri Kepez’de yeniden canlanıyor. 1940 yılında kurularak kısa sürede üretim odaklı eğitim modeliyle örnek bir sistem haline gelen Köy Enstitüleri, 1954 yılında kapatıldı. Etkisi yıllar boyunca süren bu özgün eğitim modeli, aradan geçen 86 yıla rağmen Kepez Belediyesi tarafından yeniden gündeme taşındı. Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri olan Köy Enstitüleri’nin mirası, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ ile Kepez’de yaşayacak. Bu kapsamda; Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Kültür Evi, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait olan Gülveren Mahallesi’ndeki 3760 sokağın güneyinde bulunan park alanına inşa edilecek. Proje tamamlandığında, kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere Kepez Belediyesi’ne devredilecek. Kültür Evi’nde, eğitimden kültüre, sosyal sorumluluk projelerinden üniversite öğrencilerine yönelik programlara kadar birçok faaliyet yürütülecek. "Köy enstitüleri çok kıymetli" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, protokolün ardından yaptığı açıklamada; köy enstitülerinin önemine vurgu yaptı. Kocagöz, "Biz, insanımız, gençlerimiz ve ülkemizin geleceği için Köy Enstitüleri’nin çok değerli olduğuna inanıyoruz. Bu inançla yola çıkarak, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneğimize her türlü desteği sağlamayı bir görev değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz. Umarım ki burası hem insanımız hem de ülkemizin geleceği için çok faydalı çalışmaların gerçekleşeceği bir yer olur. Kendilerine yürekten teşekkür ediyorum. Her zaman birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Kepez’imize ve Antalya’mıza hayırlı olsun" dedi. YKKED Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak, köy enstitülerinin toplumsal ve kültürel yaşamda derin izler bıraktığını belirterek, Kepez Belediyesi işbirliğiyle hayata geçirilecek ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’nin bu mirası yaşatacak önemli bir yer olacağını söyledi.
İstanbul Güngören’de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı İstanbul’un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca çocuk şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ ve ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ suçlarından iddianame düzenlendi. İddianame Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Güngören’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, suça sürüklenen çocuk E.Ç.’nin, maktul Atlas Çağlayan’ı kesici-delici alet kullanmak suretiyle göğüs bölgesinden yaraladığı, Adli Tıp Kurumu’nun otopsi raporuna göre Çağlayan’ın ölümünün bu eyleme bağlı, kot kesisi ve iç organ yaralanması sonucu gelişen iç kanama nedeniyle meydana geldiği aktarıldı. 15 yaşındaki çocuk şüphelinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Yapılan yazılı açıklamada, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna ilişkin de hususlar yer aldı. ATK raporuna göre, 15 yaşındaki şüpheli E.Ç.’nin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında kullandığı bıçağın, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanunu’ kapsamında kaldığı da yazılı açıklamada vurgulandı. İddianame çocuk ağır ceza mahkemesine gönderildi Olay anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinin de dosyaya eklendiği belirtildi. Açıklamada Şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında Atlas Çağlayan’ın yanında bulunan diğer çocuklar D.Ç., Y.O.O., R.O. ve T.U.A. isimli çocuklara da bıçak doğrultmak suretiyle silahla tehditte bulunduğu belirtildi. Başsavcılık, şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ ile ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ suçlarından iddianame düzenlenerek, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kamu davası açıldığını aktardı. Çocuk şüphelinin yargılanmasına ilerleyen günlerde başlanacak.
Bursa Edebiyatın kalbi Osmangazi’de atıyor Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve eğitim çalışmaları kapsamında düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’, edebiyat tutkunlarını yeniden bir araya getirdi. Programın son etkinliğinde, Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ adlı eseri üzerine okuma ve söyleşi gerçekleştirildi. Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen programda Doç. Dr. M. Emin İlhan, konuşmacı olarak katıldı. Okuma etkinliğinde ele alınan Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabı, kitapseverleri etkileyici bir yolculuğa çıkarttı. Yaklaşık 4 bin yıllık bir zaman dilimini kapsayan eser, yazının ve edebiyatın dünya üzerindeki etkisini gözler önüne sererken, metinlerin imparatorlukları nasıl kurup yıktığını, dinleri ve felsefi akımları nasıl şekillendirdiğini de okuyuculara aktardı. Etkinlik, katılımcılara edebiyatın tarihi gücünü keşfetme fırsatı sundu. "Bu buluşmalar son derece faydalı geçiyor" Martin Puncner ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabını işlediklerini ifade eden Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Emin İlhan, "Yazar, kitabında hikayenin hem sosyal hem de siyasal yaşamımız üzerindeki etkisini ve tarihi süreçleri nasıl dönüştürdüğünü çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, şimdiye kadar pek ele alınmamış özgün bir yaklaşım sunuyor. Oldukça keyifli bir okuma deneyimi sunan kitapta, ay keşfinden Uzak Doğu metinlerinin inşa sürecine kadar uzanan geniş bir içerikle karşılaşıyoruz. Okuyucu açısından son derece akıcı ve anlaşılır bir dile sahip olan eser, her bir konuyu kendi içinde ele alarak ilgili kültürün atmosferini doğrudan yansıtmayı başarıyor. Bu yönüyle kurduğu bağlantılar oldukça güçlü ve etkileyici. Daha önce benzerine pek rastlanmayan bu çalışma, özgünlüğünü açıkça ortaya koyuyor. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’ kapsamında belirlenen kitapları okuyarak metinler üzerine kapsamlı tartışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu buluşmalar son derece faydalı, öğretici ve bilgi dolu geçiyor" şeklinde konuştu.
Erzincan Erzincan bölgenin fidan ihtiyacını karşılıyor Erzincan Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nde toprakla buluşturulan fidanlar bölgenin ihtiyacını karşılıyor. Enstitüsü Müdürlüğünce bölge ekolojisine uygun olarak yetiştirilen meyve fidanları talebe göre üreticilerle buluşturuluyor. Bölgenin fidan ihtiyacını karşılayan enstitüde yıllık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi gerçekleştiriliyor. Üretilen fidanlar Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün sorumluluk alanlarındaki illere gönderiliyor. Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Samet Karataş, enstitüde ciddi bir meyve ve meyve fidanı üretimi olduğunu kaydederek, "Meyvelerin fidanlarını ürettiğimiz yerlerde çöğür anaçların dikimi yapılıyor. Bu çöğür anaçların da birçoğunu biz kendimiz üretiyoruz elma, kayısı gibi. Yıllık yaklaşık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi kapasitemiz var. Sorumluluk alanlarımızdaki illerin ve çiftçilerin talebine göre üretimimizi gerçekleştirip üreticilerimizle fidanlarımızı buluşturuyoruz" şeklinde konuştu. Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün üretim anlamında geniş bir çalışma alanı olduğunu aktaran Enstitüsü Müdürü Karataş, meyve fidanlarının yanı sıra enstitüde araştırma bahçeleri olduğunu belirtti. Karataş, "Burada yine bizim araştırma bahçelerimiz var. Başta bahçe sistemleri, meyvecilik, bağcılık, biyoçeşitlilik ve genetik kaynaklar, süs bitkileri olmak üzere bahçelerimizi kurup çalışmalarımızı yürütüyoruz" dedi.