EĞİTİM - 24 Mart 2026 Salı 13:54

Burhaniye’de Geleceğe Çare etkinliklerinde münazara yarışmaları başladı

A
A
A
Burhaniye’de Geleceğe Çare etkinliklerinde münazara yarışmaları başladı

Burhaniye ilçesinde, Yeşil Vatan Benim Okulum Geleceğe Çare etkinlikleri kapsamında "İklim Değişikliği" konulu Münazara Yarışmaları başladı. Ortaokullar ve liseler arasında başlatılan yarışmalar ilgi gördü.


Burhaniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen Yeşil Vatan Benim Okulum Geleceğe Çare etkinlikleri kapsamında, 2025-2026 eğitim öğretim yılı Ocak ayı teması "İklim Değişikliği" olarak belirlendi. Bu doğrultua; öğrencilerin çevre ve iklim değişikliği konusunda bilinç kazanmalarını sağlamak, düşüncelerini bilimsel temellere dayalı olarak ifade edebilmeleri, eleştirel düşünme ve etkili iletişim becerilerini geliştirmek amacıyla Ortaokullar ve Liseler arası İklim Münazaralarının ilki gerçekleştiriliyor. 23-27 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan münazaralarda 12 Ortaokul 8 Lise yarışacak olup, münazaralarda final yarışması 27 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilerek tamamlanacaktır. İlçemizde birinci olan okullar önce Körfez Bölgesi münazaralarında başarılı olunması halinde İl münazaralarında ilçemizi temsil edeceklerdir" sözlerine yer veridi.



Burhaniye’de Geleceğe Çare etkinliklerinde münazara yarışmaları başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 7 işçinin can verdiği yangın davasında sanık konuştu: "Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünü" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin yargılanan sanıklardan, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal’ın oğlu İsmail Oransal savunmasını yaptı. Şirketteki yönetim pozisyonunun sadece kağıt üzerinde olduğunu ve asıl yöneticinin babası olduğunu savunan Oransal, "Kaçtığımızı, hazırlık yaptığımızı medyadan öğrendik. Dayım ile 8 aydır konuşmuyoruz. Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünüdür" dedi. Müşteki avukatının "Ölenlerin isimlerini öğrendiniz mi" sorusuna sanık, "Televizyonda gördüğüm kadar" yanıtını verdi. Bunun üzerine hayatını kaybeden Tuğba Taşdemir’in babası ise "Kızım bağıra bağıra can verdi. Malın batsın" diyerek tepki gösterdi. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde yapılan duruşmada ilk savunması alınan tutuklu sanıklardan Ravive Kozmetik’in resmi yetkilisi İsmail Oransal, hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dileyerek, şirketteki yönetim pozisyonunun sadece kağıt üzerinde olduğunu savundu. Radyo, sinema ve televizyon bölümü mezunu olduğunu belirten Oransal, şirket yapılanmasına ilişkin şunları anlattı: "2014 yılında babam ile annem boşandı. Biz bu süreçte annem ile kalmayı tercih ettik ve kozmetik işi ile uğraştık. Babam borçları olduğunu, bu borçları ödeyebilmek için üretim yeri açmak istediğini söyleyerek borç istedi ve bizim üzerimize şirket kurdurttu. Oraya gitmişliğim yoktur. Sadece 6 ayda 3 kez babamı ziyarete gittik. Bu sebeple orayı yönetmem mümkün değildir. Fabrikadan maddi kazanç elde etmedim. Abimle 2 marka yönetmekteyiz. Shauran parfüm dünya markasıdır. Bunun üretimini Fransa’da yapmaktayız. Diğeri ise krem satışı. Kremler Ravive’de üretiliyor. Sadece yılda 4, 5 kez babamın yanına Ravive’ye gitmişimdir. Çalışanların hiçbiri ben ve abimden emir almamışlardır. Biz yurt dışında fuarlara katılır, kendi markamızın ürünlerinin satışını yapardık." Söz konusu fabrikanın 2021 yılında açıldığını söyleyen Oransal, "Sadece kağıt üzerinde üzerimizdeydi. İşin yürütülmesiyle ilgili süreçlerle babam ilgileniyordu. Ravive üzerinden kendi markamızı satıyorduk" dedi. "Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünüdür" Olay günü yaşananlara da değinen sanık Oransal, kaçma hazırlığı yaptıkları yönündeki iddiaları reddetti. Yangını babasının telefonuyla öğrendiğini ifade eden Oransal, "Kaçtığımızı, hazırlık yaptığımızı medyadan öğrendik. Olay günü babam aradı ve patlamanın olduğunu söyledi. Dilovası’na doğru yola çıktım. Abime de bilgi verdim. Birol’u da aradım, bilgi aldım. Avukatım, oraya gittiğimde can güvenliğimin olmadığını söyledi. Bilgisayarımı Gökberk’ten istedim. Ondan aldım, abimi de aldım ve yola çıktım. Ali Osman A.’nın fabrikasına gittik. Bugüne kadar hiçbir suç kaydım yok. Kaçma niyetim de yok. Babam kalp krizinden vefat etti. Acının ne demek olduğunu biliyorum. Ben de suçluların bulunmasını istiyorum. Gökberk’ten bilgisayarımı aldım, ağabeyimi de alarak dayım olan sanık Ali Osman A.’nın Tekirdağ’daki fabrikasına gittik. Ali Osman A. bize, fabrikaya gitmememizi ve Onay Y.’nin bizi eve götüreceğini söyledi. Ayarlanan o eve gittik. Dayım ile 8 aydır konuşmuyoruz. Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünüdür. İstesem çok rahat gidebildirdim, bunu yapardım çünkü sorumluluğum olmadığını düşünüyorum" şeklinde savunma yaptı. HTS kayıtları, yeşil pasaport ve sigortasız işçi iddialarına yanıt Savunmasının ardından mahkeme heyetinin ve avukatların sorularını yanıtlayan Oransal, iddianamede yer alan "olay günü ve sonrasında yapılan yoğun telefon trafiği, para transferleri, çek tahsili talimatları ve uzun süre haber alınamaması durumunda ticari evrakların kime teslim edileceği" yönündeki HTS kayıtları ve mesajlara ilişkin, "Çek ile ilgili o mesajları ben atmadım. Şirketin yönetimini ve denetimini tamamen babama devretmiştik" yanıtını verdi. Oransal’ın bu sözlerine salondaki müştekiler "yalan söylüyor" diyerek tepki gösterdi. "Kimin sigortasız çalıştırıldığını ben değil, babam bilirdi" Sanık Oransal, fabrikadaki "14 sigortasız işçi" ile "itfaiye ve iş güvenliği raporlarına" ilişkin sorular üzerine ise şu ifadeleri kullandı: "Kimin sigortasız çalıştırıldığını ben değil, babam bilirdi. İtfaiye raporu veya iş güvenliğinden de haberim yok, çünkü orası babamın iş yeriydi. E-ticaret uzmanı olarak kendimi tanıtabilirim. Son 2 ayda çok krem satışımız vardı. Ravive’nin 100 binin üzerinde takipçisi vardı. Bu sebeple Ravive’yi bırakıp başka bir şirket açmadım, çok takipçisi olması sebebiyle. Hayatım boyunca üretim tecrübem olmadı, ben e-ticaret ile uğraşıyordum. Yakalandığımda yanımda yeşil pasaportumun bulunması tamamen işim gereğiydi. Haberi aldığımda evden eşofmanla çıkmıştım." "Kızım bağıra bağıra can verdi. Malın batsın" Müşteki avukatının "Ölenlerin isimlerini öğrendiniz mi" sorusuna sanık, "Televizyonda gördüğüm kadar" yanıtını verdi. Bunun üzerine hayatını kaybeden Tuğba Taşdemir’in babası ise "Kızım bağıra bağıra can verdi. Malın batsın" diyerek tepki gösterdi. Müşteki: "Emir veriyordu çalışanlara" Sanığın savunmalarının ardından müşteki Emine Bulut da söz aldı. Bulut, "Songül Yılmaz’ın kardeşiyim. Ben de orada çalıştım. İsmail kendisi bize makineyi getirdi 2023 yılında. Emir veriyordu çalışanlara. İsmail, 1 ay boyunca krem dolumu yapılırken oradaydı" dedi. Sanık Oransal, Bulut’un bu söylemlerini kabul etmedi. Duruşma ertelendi Çalışanlardan Gülhan Bendi ise, "Maaşımı istedim. Gülerek ’babam ne zaman isterse o zaman verir’ demişti. Olaydan 2 gün önce oldu" diye konuştu. Sanık da, "Ödeme işlerine karışmam" yanıtını verdi. Sanık İsmail Oransal’ın savunmasının ardından duruşma yarın 10.00’a ertelendi. Ne olmuştu? Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti. İstenen cezalar İddianamede; kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile abisi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmişti. İddianamede, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis talep edilmişti. Ayrıca Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B.’nin ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapsi istenmişti.
İstanbul Yazılım mühendisi Berkay Şengel’e çarparak öldüren sanık hakim karşısına çıktı Kadıköy’de yolun karşısına geçmek isteyen Berkay Şengel otomobil çarpması sonucu hayatını kaybetti. Hakkında 5 suç kaydı bulunan sanık Azad Baran Hışım "taksirle ölüme neden olma" suçundan hâkim karşısına çıktı. Sanık ilk celsede tahliye oldu. Kadıköy Göztepe Mahallesi Bağdat Caddesi’nde 19 Şubat Perşembe günü saat 20.30 sıralarında meydana gelen kazada, edinilen bilgiye göre Bağdat Caddesi’nde yürüyüş yapan yazılım mühendisi Berkay Şengel, yolun karşısına geçmek istediği sırada Azad Baran Hışım (23) yönetimindeki 10 ALK 654 plakalı otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı. 22 metre savrulan Şengel, olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Şengel, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Sürücü Hışım ise kazanın ardından aracını olay yerinde bırakarak kaçtı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, sanığın yaya geçidinden geçmekte olan Şengel’e çarptığı ve olay yerinden kaçtığı aktarıldı. Kaza tespit tutanağı ile 6 Mart 2026 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın kazada tamamen kusurlu, maktulün ise kusursuz olduğu tespit edildi. Sanığın, maktulün bir anda önüne çıktığını, bu nedenle göremediğini ve frene basamadığını, panikleyerek olay yerinden kaçtığını, daha sonra polis merkezine giderek kazayı kendisinin yaptığını söylediğini ancak suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği ifadeleri yer aldı. 6 yıla kadar hapis talebi Sanığın savunması, tanık beyanları, bilirkişi raporu, görüntü izleme tutanakları ve doktor raporlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, sanığın sevk ve idaresindeki araçla yayaya çarparak ölümüne taksirli eylemiyle sebebiyet verdiğinin sabit olduğu vurgulandı. Sanık hakkında "taksirle ölüme neden olma" suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapsi istendi. Sanık Azad Baran Hışım bugün 41. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya, Azad Baran Hışım, müştekiler Gökhan Hasan Şengel, Özlem Çapan Özeren ile taraf avukatları katıldı. Çok sayıda vatandaş ise destek için adliyede bulundu. "Kurallara göre ilerliyordum" Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Azad Baran Hışım, "Olay günü iftar saatinden sonra arkadaşlarımla birlikte kahve içmek için Bağdat Caddesi’ne doğru yola çıktık. Kurallara göre ilerliyordum. 50-60 kilometre hızla ilerlerken bir anda şahıs koşarak önüme çıktı. Sağ ön çamurluğun sesiyle fark ettim. Olay Bağdat Caddesi’nde gerçekleşti. Hava karanlıktı yaya geçidini fark etmedim. Olay esnasında alkollü değildim. Olaydan sonra ben aracımı az ileride durdurdum. Arkadaşlarımla birlikte indik, olay yerine gitmek istedim ancak arkadaşlarım müdahale etti. Olay yerinde hoş olmayan şeyler olabileceğini söylediler. Onlar yardıma gitti ben de oradaki kalabalığı görünce korku ve panikle olay yerinden uzaklaştım. Durumun kritik olduğunu öğrenince bizzat kendim karakola gidip teslim oldum. Tutuksuz yargılanmak istiyorum. Beraatimi mahkeme aksi kanaatteyse hakkımda lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim" dedi. "Olay yerinden kaçmıştır" Berkay Şengel’in annesi müşteki Özlem Çapan Özeren ise, "Bugün burada trafik kurallarına uyan müteveffanın yaya geçidinde ölümü nedeniyle bulunuyoruz. Karşı taraf tarafından trafik işaretleri kanununa uymadan hızlı şekilde gelerek 22 metre olay yerinden savrulmasına neden olacak şekilde olayı gerçekleştirmiştir. Kaza sonrasında Berkay’ı ağır şekilde yaralanmış vaziyette gördüm. Çarpan kişi böyle ölümcül bir darbeden sonra olay yerinden kaçmıştır. Bu kaçış olayın kazayla açıklanmayacağı ortadadır. Eğer bir yaya geçidinde diğer araçların durduğu ortamda bir araç bir kişinin ölümüne sebep oluyorsa bu durum hepimiz için tehlike arz etmektedir. Bu dosyada konuşulan sadece kaza değil insan hayatına verilen değerdir. Çünkü yaya geçidine yaklaşırken hızı azaltmak zorunludur. Bu olay basit bir dikkatsizlik olarak değerlendirilemez, oğlum korunması gerekirken korunmamıştır" dedi. "Bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçundan mütalaa Duruşma savcısı mütalaasında, sanığın kullandığı araçla, Bağdat Caddesi Caddebostan Caddesi’nde seyir halindeyken yaya geçidinde karşıya geçmekte olan maktule çarparak ölümüne sebebiyet verdiği, sanığın kazadan sonra olay yerini terk ettiği, eyleminin bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçunu oluşturduğunu aktardı. Mütalaada, sanığın kazada karayolu trafik kanununca kural ihlali yaptığı, maktulün kusursuz olduğu, sanığın kusurlu olduğu belirtilerek, delillerin kapsamında sanığın üzerine atılı "bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme" suçunu işlediğinin sabit olduğu ifade edildi. Sanık Azad Baran Hışım’ın, "bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 9 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Tahliye edildi Mahkeme, sanık Azad Baran Hışım’ın tutuklulukta geçirdiği süre, delillerin toplanmış oluşu, suçun vasıf ve mahiyetini göz önüne alarak yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesine karar verdi. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için 16 Nisan’a ertelendi.