MAGAZİN - 08 Eylül 2023 Cuma 11:43

İvrindi’de Kıraç rüzgarı esti

A
A
A
İvrindi’de Kıraç rüzgarı esti

Düşman işgalinden kurtuluşunun 101. senesinde İvrindi, Kıraç konseri ile coştu.


İvrindi’de Kıraç sahne alarak seyircileri adeta coşturdu. Sahne aldığı konserde sanatçı Kıraç sevilen şarkılarını seslendirirken izleyenler de Kıraç’a eşlik etti. İlçe ve çevre ilçelerden katılımın yoğun olduğu konserde sevilen sanatçının söylediği şarkılarla seyirci doyasıya eğlendi. Gecenin sonunda konuşan Başkan Cengiz “Etkinlik anlamında ilçemize yakışır bir günü geride bıraktık. Bu tarihler ilçeler için önemli. Kurtuluşu, yeniden varoluşu ve atalarımızın bizler için mücadele ettikleri toprakların değerini anlamamızı sağlayan günlerin en önemlileri. Bu günü en güzel şekilde noktaladığımızı düşünüyorum. Konserler yapılır, sanatçılar ağırlanır ama önemli olan halkın kalbine, bam teline hitap edecek kişilere sahneleri emanet etmek. Bizler bu kurtuluş günümüzde 7 Eylül’de bunu hedefledik nitekim de başardık. Kıraç’ı ilçemizde ağırlamak, bu değerli günde hemşehrilerimizin huzuruna çıkarmak bizlere nasip oldu. Bizleri kırmayıp ilçemize teşrif eden Türkiye’nin beğendiği ve en önemli sanatçılarından Kıraç’a ve değerli ekibi başta olmak üzere katılım sağlayan kıymetli protokolümüze, konserimize ilçemizden ve çevre ilçelerden gelen seyircilerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İnşallah ilçemize yakışır, örnek gösterilen sanatçılarla buluşturma ve etkinlik gerçekleştirme gayretimizi sürdüreceğiz. Kurtuluşumuz kutlu olsun” dedi


Tarih ve doğal güzelliklerini içinde barındıran ilçede konser vermenin mutluluğu içerisinde olduğuna değinen sevilen sanatçı Kıraç “ İvrindi’nin kurtuluş gününde sahne almak nasip oldu. İlçede heyecanı ve dinanizmi gördüm. Bizlere burada halkla birlikte olma imkanı veren başta Belediye Başkanımız Yusuf Cengiz olmak üzere konsere katılım sağlayan herkese gönülden teşekkür ediyorum. İnşallah yine görüşeceğiz” dedi


Gecenin sonunda sevilen sanatçı Kıraç’a yöresel ürünlerle dolu hediye sepeti ve çiçek takdim eden Başkan Cengiz’e aldığı bu güzel hediyeden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kıraç “Bu aldığım en güzel hediyelerden biri. Bu ilçenin kuzusu meşhur diye biliyorum inşallah bir sonraki gelişimde kuzu da nasip olur” diyerek aldığı hediye için Başkan Cengiz’e teşekkür etti.


7 Eylül kutlamaları çerçevesinde gündüz programı da dolu dolu geçti.


O zamanlarda acımasız ve barbarca insanlarımız katledildi diyen Başkan Cengiz “Çeşit çeşit hatırlamak dahi istemeyeceğimiz ateşle yakmak, kazıklara geçirmek, ayaktan asıp kan kusturuncaya kadar dövmek, ayaktan asıp saman alevi ile öldürmek, karınlarına zeytin yağı dökmek, vücutlarına kızgın demir yapıştırmak, ağaca asmak, atlara bağlayarak sürüklemek ve vücudun çeşitli yerlerini kesmek ve camilerde insanları toplu halde yakmak bunlardan bazıları. Atalarımızın yaşadığı bu işkence ve zulmü unutmayacağız ve unutturmayacağız. Bütün bu yapılanlara karşı dimdik ayakta duran ve memleketini savunan yiğitler, gençler, delikanlılar vardı.


Memleketimizin her karışında tarihin izlerini bulmak mevcut diyen Başkan Cengiz “O zamanlarda Nahiye müdürü olan Tevfik Bey yanındakiler ile birlikte İvrindi dağlarına çıkarak gençleri örgütledi ve memleketine sahip çıkmak için kahramanlık mücadelesini sürdürdü. Korucu ve köylerindeki vatandaşları Cuma namazı sonrası toplayıp ‘Buraya tek bir düşman askeri dahi girmeyecek’ diyen Çarkacı’lı Hafız Murat, kendi köyü başta olmak üzere çevre köyleri son ana kadar savunan ve 104 yaşında yitirdiğimiz Çanakkale Gazisi Azman Çavuş, Yağlılar’da Küçük Hasan ile kardeşleri, Kayapa’lı Ömer Çavuş, Ahmet Çavuş, Salih Efe, Bayraktar Hacı Niyazi Efendi, Molla Recep, Bakırsaçlı Mustafa Efe Soğanbükü’lü Bektaş Ağa ve Mahmut dede bu zamanın kahramanlarından sadece bazıları. O zamandan bu güne atamızdan bizlere kalan topraklara, her türlü emanete gözümüz gibi bakıyor, bu toprakları bize armağan eden kahraman ecdadımıza minnet ve şükran duyuyoruz.” dedi


Kurtuluş günü etkinlikleri dahilinde gerçekleştirilen gündüz programı, Başkan Yusuf Cengiz’in Kurtuluş Günü’ne ithafen konuşma gerçekleştirmesinin akabinde, günün anlam ve önemini belirten şiirlerin okunması, folklor ekibin gösterileri ile son buldu.



İvrindi’de Kıraç rüzgarı esti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Osmangazi Belediyesi Alzheimer Gündüz Bakım Evi 3. yılını kutladı BURSA (İHA) – Osmangazi Belediyesi bünyesinde hizmet veren Alzheimer Gündüz Bakım Evi (ALBAM), üçüncü yılını üyelerin katılımıyla düzenlenen özel ve renkli etkinliklerle kutladı. Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi (BAREM) çatısı altında faaliyet gösteren ve üç yılı geride bırakan Alzheimer Gündüz Bakım Evi için anlamlı bir program düzenledi. BAREM Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen yıl dönümü etkinliği, üyelerin yeteneklerini sergilediği görüntülere sahne oldu. ‘Dolu Dolu 3 Yıl’ temasıyla gerçekleştirilen program, merkezde yürütülen çalışmaları yansıtan sunumla başladı. Ardından ALBAM üyelerinden oluşan koro, Türk müziğinin seçkin eserlerini seslendirdi. Performanslarıyla beğeni toplayan üyeler, gençlik yılları ile günümüz hallerini yansıtan görsel gösterim sırasında duygu dolu anlar yaşadı. Program kapsamında hemşire Cansu Önol tarafından Alzheimer hastalığına ilişkin bilgilendirme yapıldı. "Üyelerimizin Sosyalleşmesi Çok Önemli" Etkinliğe katılan Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan, üyelerin coşkusuna ortak oldu. Alzheimer hastalığına yönelik yürütülen çalışmaların önemine dikkat çeken Yıldızhan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Alzheimer hastalığının kesin bir tedavisi bulunmuyor. Ancak hastalığın seyrinin yavaşlatılması ve yaşam kalitesinin artırılması adına farkındalık çalışmaları büyük önem taşıyor. Buraya gelen üyelerimizin sosyalleşmesi çok kıymetli. Evde yalnız kalan bireylerde yaşanan sıkıntılar, burada kurulan sosyal bağlar sayesinde azalıyor." Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan, etkinlik alanında sergilenen ALBAM üyelerine ait el emeği eserleri de inceledi. Program sonunda, ALBAM üyelerinin aileleri tarafından Osmangazi Belediyesi yetkililerine desteklerinden dolayı çiçek takdim edildi. ALBAM çalışanlarının mesajlarıyla devam eden kutlama, üçüncü yıla özel hazırlanan pastanın kesilmesiyle sona erdi.
Rize Atmacacılığın serüveni Bıldırcın tutmak için sabunlu suyla yola çıkılan ve böcekle küçük kuş, küçük kuşla atmaca tutularak geçmişten bugüne gelen atmacacılık sevdası giderek büyüyor. Doğadaki av-avcı zinciri, kimi zaman dikkat çekici bir döngüyle anlatılıyor. Sabunlu suyun toprağa dökülmesiyle ortaya çıkan danaburnu böceği, küçük kuşların ilgisini çekerken; küçük kuşlar atmacanın hedefi oluyor, atmaca ise bıldırcın avında rol alıyor. Bu anlatım, doğada her canlının bir diğerine bağlı olduğu hassas dengeyi ve yüzyıllardır süregelen doğal etkileşimleri gözler önüne seren sembolik bir örnek olarak değerlendirilse de Rizeliler ve Artvinliler için bir sevdanın asıl adı. Bıldırcın işin bahanesi diyerek atmaca tutan atmacacılar önce Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlükleri’nden gerekli izinlerini alıyor. Sonrasında ise sabunlu suyu eline alıyor ve toprağa döküyor. Toprağa karışan sabunlu su danaburdu adı verilen böceği ortaya çıkarıyor. Bu böcekler toplanarak ikinci aşamaya sıra geliyor. Bu aşamada atmacacılar küçük kuşların yemini hazırlıyor ve kapanlara düşmesini bekliyor. Bölgede ‘Ğaço’ kuşu olarak bilinen bu küçük kuşlar tutulduktan sonra tepelerde ‘Tenta’ adı verilen ağlar kuruluyor ve bu kuşlar ağların arkasına yerleştiriliyor. Gök yüzünde süzülen atmaca bu kuşu hedef alınca ise ağa takılıyor. İşte bölgedeki eskimeyen sevda böyle başlıyor. Atmacacılar Karadeniz Federasyon Başkanı Yahya Terzi, atmacaların tutulma amacı ve tutulma serüvenini dile getirerek "Önce sabunu bulacaksın sonra suyla beraber bir delik bulacaksın. Delikte Türkçesi danaburnu olan böceği çıkartacaksın. Önce oradan başlar bu sevda. Ondan sonra çıkan böcekle küçük kuş tutulur. Sonra dağlarda ağ açılır ve ağda küçük kuşla bu güzel atmacalar tutulur. Arsızını bulacaksın ki bıldırcına saldığın zaman gitsin tutsun. O nedenle arsızını buluyoruz. 1 hafta boyunca eğitim veriyoruz atmacaya. Bıldırcına salmaya alışıyoruz. Ondan sonra av yapıyoruz" dedi. Atmacaların sıcak ülkelerde tüy dökme süreci olduğuna değinen Terzi, bu sürecin aksamaması için kapalı ortamlarda baktıkları atmacalara özel ısıtıcılar kurduklarını dile getirerek "Av sezonu bittikten sonra sıcak bir ortamda bakıyoruz. Kışın bunlar Afrika kıtasına doğru göç ederler. 20 ülke değiştirirler. Gider sıcak ülkede kalırlar ve sonra tekrar geri dönerler. Atmacaların tüy dökmesi lazım. Tüy döktükten sonra 1 yaşında olurlar. O sürece biz tüylek deriz. Tüylek olması için de sıcak ortamda olması gerekir. Burada dışarda kalan atmaca tüy dökemez. Bizde o yüzden ısıtıcılar yakıyoruz ki sıcak ortamda olsunlar" ifadelerini kullandı. Atmaca bakımının zorluğuna değinen Terzi, evlatları gibi sevdiği atmacaları için Avrupa’dan özel ilaçlar temin ettiklerinin altını çizerek "Bu atmacaları yetiştirmek için Avrupa’dan özel ilaçlar alıyoruz. 630 Euro verdim, atmacam ölmesin diye ilaç aldım. Çocuğundan fazla ilgileneceksin, suyunu vereceksin, sıcak yerde olacak, yemini, ilacını vereceksin, tüy döktüreceksin, erkenden çıkarman lazım. Bunların hepsi bir süreçtir. Dükkan tuttuk, ısıtıcı yakıyoruz, sıcak sıcak dursunlar diye. Yoksa tüy dökmezler atmacalar, tüylek olmadıkları zaman da hiçbir işe yaramaz. Onun için 7’inci, 8’inci aya kadar tüyü döküp kafesten çıkması lazım" şeklinde konuştu.