EKONOMİ - 11 Şubat 2026 Çarşamba 23:10

Manyas’ta çeltik üreticileriyle sezon öncesi istişare toplantısı düzenlendi

A
A
A
Manyas’ta çeltik üreticileriyle sezon öncesi istişare toplantısı düzenlendi

Türkiye’nin önemli çeltik üretim merkezlerinden Manyas’ta, sezon öncesi planlama ve istişare toplantısı gerçekleştirildi.


Manyas Müftülüğü toplantı salonunda, Çeltik Komisyonu Başkanı Manyas Kaymakamı Mustafa Salih Bayram başkanlığında düzenlenen toplantıya komisyon üyeleri ile çeltik üreticileri katıldı. Toplantıda yeni sezon öncesi üretim planlaması, ruhsat bedelleri ve sivrisinekle mücadele konuları ele alındı.


Geçtiğimiz yıl kayıtlara göre ilçede 85 bin 532 dekar alanda çeltik ekimi yapıldığını belirten Kaymakam Bayram, yaz aylarında artan sivrisinek yoğunluğuna ilişkin şikayetler aldıklarını ifade etti. Sivrisinekle etkin mücadele için mevcut tek aracın yetersiz kaldığını dile getiren Bayram, yeni bir araç alımı ile mücadelede kullanılmak üzere drone kiralanmasının planlandığını söyledi.


Bu kapsamda, geçen yıl dekar başına 42 Türk lirası olan çeltik ruhsat bedelinin bu sezon için 90-100 Türk lirası aralığında belirlenmesinin gündemde olduğunu aktaran Bayram, "Çeltik ilçemiz için önemli, ancak biz diğer üreticilerimizi ve vatandaşlarımızı da düşünmek zorundayız. Sizler de komşularınızın farklı bitki eken tarlalarına kul hakkına girmemek için ekim sırasında sızdırmazlık kanallarınızı yapın, aksi halde şikayet anında biz cezai müeyyide uygulamak zorunda kalıyoruz. Ruhsat ücretlerini bu yıla mahsus olarak arttırmak istiyoruz, bu kararı komisyon olarak da alabilirdik ancak üreticilerimiz ile bu kararı alalım dedik" dedi.


Manyas Barajı’ndaki doluluk oranının yüzde 72 seviyesinde olduğunu kaydeden Bayram, bu yıl su sıkıntısı yaşanmasının beklenmediğini ve çeltik ekiminde herhangi bir kısıtlamaya gidilmeyeceğini açıkladı.



Manyas’ta çeltik üreticileriyle sezon öncesi istişare toplantısı düzenlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Silifke’de LGS’ye yönelik kapsamlı öğretmen çalıştayı Mersin’in Silifke ilçesinde LGS’ye yönelik kapsamlı öğretmen çalıştayı başladı. Silifke İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) doğrultusunda Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına yönelik ilçede görev yapan 8. sınıf öğretmenlerine yönelik kapsamlı bir çalıştay gerçekleştiriliyor. Taşucu Lütfi Elvan Öğretmenevi ev sahipliğinde 6 gün sürecek çalıştayda, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile İngilizce derslerine giren öğretmenler bir araya geldi. Çalıştay kapsamında, TYMM’nin öngördüğü bütüncül ve beceri temelli eğitim anlayışı çerçevesinde LGS sınavına yönelik akademik başarıyı artırmaya dönük ortak stratejiler ve iyi uygulamaların ele alınacağı belirtildi. Yeni nesil soru yaklaşımları, kazanım temelli öğretim yöntemleri, beceri odaklı öğrenme süreçleri ile ölçme ve değerlendirme uygulamalarının yanı sıra, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ve Millî Eğitim Bakanlığı Bireysel Öğrenme Platformu (MEBİ) üzerinden sunulan dijital içeriklerin LGS hazırlık sürecinde daha etkin kullanımının değerlendirildiği kaydedildi. Alan bazlı oturumlarda öğretmenlerin TYMM’de vurgulanan öğrenci merkezli ve değer odaklı yaklaşımı esas alarak deneyim paylaşımında bulunacağı, EBA ve MEBİ’de yer alan ders içerikleri, soru havuzları ve öğrenme analitiği verileri doğrultusunda derslere özgü çözüm önerileri geliştirecekleri ifade edildi. Silifke İlçe Milli Eğitim Müdürü Eroğlu, düzenlenen çalıştayın öğretmenler arası iş birliğini güçlendirmeyi, sahada karşılaşılan sorunlara ortak çözümler üretmeyi ve TYMM, EBA ve MEBİ’nin etkin entegrasyonu ile öğrencilerin LGS başarısını artırmayı hedeflediğini söyledi. Eğitimde niteliğin artırılmasına yönelik akademik, uygulama ve dijital temelli, TYMM uyumlu bu tür çalışmaların önümüzdeki süreçte de devam edeceği de aktarıldı.
İzmir Gerçek dışı içerikler çocukları tehdit ediyor İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu, sosyal medyada yayılan içeriklerin gerçek olup olmadığını ayırt etmenin zorlaştığına dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Düşük kalite videoların, görsellerin ve seslerin hızla üretilip paylaşıldığı, ’AI slop’ (yapay zeka kirliliği) olarak da adlandırılan sürecin çocukları ve gençleri olumsuz etkileyebileceğini belirten Dr. Uzunoğlu, "Yüksek etkileşimli içeriklere bağımlılık artıyor. Gerçeklik algısı ve dikkat kapasitesi aşınıyor. Kullanıcılar için doğru, önemli ya da güvenilir olan şeyler giderek belirsizleşiyor" diye konuştu. We Are Social ve Meltwater tarafından hazırlanan Dijital 2025 Türkiye Raporu’na göre, Türkiye’deki aktif internet kullanıcısı 77,3 milyona ulaştı. Türkiye, internet kullanımının en yaygın olduğu ülkeler arasında yer alırken, sosyal medyaya olan ilgi de her geçen gün artmaya başladı. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki sosyal medya kullanıcısı 60 milyona yaklaştı. Ekran başındaki süre artıyor Ekran başında ve sosyal medyada geçen süre hızla artarken, İEÜ İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu, yapay zekayla üretilen yanıltıcı içeriklere dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle sosyal medya platformlarında ’manipülatif’ amaçlarla bazı içeriklerin yayılabildiğini dile getiren Dr. Uzunoğlu, 10-20 yaş aralığındaki genç kullanıcıların yanı sıra ailelere ve güvenilirliklerini korumak isteyen firmalara da tavsiyelerde bulundu. "İki yönde baskı olacak" ’AI slop’ içeriklerin, yalnızca kullanıcıların ya da içerik üreticilerin neden olduğu bir sorun olmadığını belirten Dr. Uzunoğlu, "Bugün sosyal medya platformları, içeriğin doğruluğundan çok dolaşıma girme potansiyelini ödüllendiriyor. Düşük ve orta kalite, hızlı tüketilen ve duygusal tepki üreten içerikler, tam da bu nedenle görünür oluyor. Önümüzdeki dönemde platformlar iki yönde baskı altında kalacak. Bir yandan regülasyonlar ve kamusal baskı artacak, diğer yandan da kendi iş modellerini ayakta tutmak için yüksek etkileşimli içeriklere bağımlılık sürecek. Bu ikili yapı, platformların ’tarafsız aracı’ söylemini inandırıcılıktan uzak hale getiriyor. Dolayısıyla mesele, yalnızca yapay zekânın daha fazla içerik üretmesi değil, platformların neyi öne çıkardığına dair editoryal kararları" diye konuştu. "Hızlı tepki vermek üzerine kurulu" Dr. Uzunoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kullanıcılar açısından yaşanan temel sorunlardan biri, içeriklerin gerçek mi ya da sahte mi olduğu ayrımını yapabilecek zamanın, dikkatin ve zihinsel mesafenin ortadan kaldırılması. Dijital platformlar, kullanıcıyı düşünmeye değil, hızlıca tepki vermeye çağırıyor. Sürekli akan içerik, bildirimler, öneriler ve trend listeleri, kullanıcının içerikle kurduğu ilişkiyi şuurlu bir değerlendirme sürecinden çok, refleksif bir tüketime dönüştürüyor. Bu ortamda ayırt etme kabiliyeti zayıflamıyor, ayırt etme ihtiyacı bastırılıyor." "Gerçeklik, görünürlük ile karıştırılıyor" Bu durumun çocuklar ve gençler üzerinde birçok olumsuz etkiye neden olabileceğini ifade eden Dr. Uzunoğlu, "Hızlı, duygusal ve çoğu zaman manipülatif içeriklerle karşılaşan genç kullanıcılar için ‘doğru’, ‘önemli’ ya da ‘güvenilir’ olan şeyler giderek belirsizleşir. Algoritmaların en çok etkileşim üreten içeriği öne çıkardığı bir ortamda, gerçeklik çoğu zaman görünürlükle karıştırılır. Çok izlenenin doğru, çok paylaşılanın değerli olduğu yönünde örtük bir öğrenme süreci işler. Bu da uzun vadede eleştirel düşünmenin zayıflamasına, yüzeysel bir dünya algısının normalleşmesine yol açabilir. Buna ek olarak, çocuklar ve gençler sürekli bir dikkat ekonomisi içinde büyüdükleri için sabır, derinlik ve bağlam gerektiren düşünme biçimleri geri plana itilir. Her şeyin kısa, hızlı ve ‘eğlenceli’ olması beklentisi, öğrenme süreçlerini ve duygusal dayanıklılığı olumsuz etkileyebilir" diye konuştu. "Düzenlemeler yapılabilir" Ailelere de bu süreçte önemli görevler düştüğünü belirten Dr. Uzunoğlu, "Konuyu sadece yasaklama ya da kontrol etme refleksiyle ele almamalıyız. Çocukları dijital dünyadan izole etmek, hem mümkün değil hem de sağlıklı bir çözüm değil. Asıl ihtiyaç, çocuklarla birlikte içerik üzerine konuşmak, ne izlediklerini değil bunların neden karşılarına çıktığını, ne hissettirdiğini ve ne amaçladığını birlikte düşünmek. Bu tür sohbetler, çocukların dijital ortamda karşılaştıkları içeriklere karşı mesafe koyabilme ve sorgulama becerilerini güçlendirir. Bu noktada bazı düzenlemeler yapılabilir. Platformların çocuklara yönelik öneri sistemlerinin şeffaflaştırılması, yaşa duyarlı algoritmaların uygulanması ve şirketlerin ülkeler düzeyinde muhatap alınabilir temsilcilikler bulundurması sansür değil, kamusal sorumluluğun gereğidir" dedi. Firmalara ’güven’ uyarısı Firmaların da yanıltıcı içeriklere karşı önlemler almaya başladığına dikkat çeken Dr. Uzunoğlu, "Firmaların yapay zeka kaynaklı içeriklere karşı etiketleme, uyarı, doğrulama ya da filigran gibi önlemler almaya başlaması ilk bakışta olumlu görünüyor. Ancak bu önlemler nasıl, ne amaçla ve ne kadar şeffaf biçimde uygulandığına bağlı olarak, güven inşa etmek yerine tam tersine bir etki de oluşturabilir. Yapay zekaya yönelik refleksif ve sert müdahaleler, sorunu yapısal olarak çözmekten çok, kullanıcıyı sürekli alarm hâlinde tutan bir ortama sürükleme riski taşıyor. Burada kritik olan, firmaların aldığı önlemlerin sorumluluğu kullanıcıya devreden bir alarm sistemine dönüşmemesi. ‘Biz uyardık, gerisi sana kalmış’ yaklaşımı sorunu çözmez, sadece yükü bireye bırakır. Oysa kullanıcıların güvenini korumak için platformların yalnızca içerikleri etiketlemesi değil, bu içeriklerin neden ve nasıl dolaşıma sokulduğunu, hangi mantıkla öne çıkarıldığını da açıklaması gerekir. Şeffaflık olmadan güven inşa edilemez" ifadelerini kullandı.