GÜNDEM - 28 Nisan 2025 Pazartesi 17:11

Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı: "Bugün savunma sanayimizdeki gelişmeler bizim için büyük bir şanstır"

A
A
A
Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı: "Bugün savunma sanayimizdeki gelişmeler bizim için büyük bir şanstır"

Mavi Vatan haritasını çizen ve doktrinini yazan Mavi Vatan Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (Türk DEGS) Başkanı ve Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, "Bugün savunma sanayiimizdeki gelişmeler, bizim için büyük bir şanstır" dedi.


Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde "Mavi Vatan ve Bölgesel Gelişmeler" konulu konferans, Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi’nde gerçekleştirildi. Konferansta konuşan Türk DEGS Başkanı ve Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Mavi Vatan’ın başkenti olduğuna ilişkin dile getirilen ifadelerde doğruluk payının olduğunu söyledi. Anadolu’da düşmana karşı atılan ilk kurşunun Ayvalık’ta, son kurşunun ise Bandırma’da atıldığını kaydeden Yaycı, Balıkesir’in Kuvayı Milliye Şehri sıfatını da hak ettiğini vurguladı.



Sevr Antlaşması haritası ile Türkiye’nin zeytin haritasını kıyasladı


Sevr Antlaşması ile Türkiye’deki zeytin ağaçlarının bulunduğu bölgelere ait haritaları kıyaslayan Cihat Yaycı, Ayvalık’ın en önemli ekonomik tarım ürününün zeytin olduğunu hatırlatarak, "Anadolu’nun işgali sırasında; Yunanistan, İtalya ve Fransızların aslında en fazla işgal ettiği bölgeler, aslında zeytin ağacının en fazla olduğu yöreler olduğunu net olarak görebiliyoruz. Çünkü zeytin ağaçlarının olduğu topraklar, verimli topraklardır. Hele zeytin, ekonomik değeri yüksek bir üründür" tespitinde bulundu.



"Yunanistan bizi Mavi Vatan haritasıyla ABD, Fransa ve Almanya’ya şikâyet etti"


Mavi Vatan konusunda bilgilendirmelerde bulunan Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, kendisinin çizdiği Mavi Vatan haritasını, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in, ABD’nin önceki dönem Başkanı Joe Biden’e götürdüğünü aktararak, "Biden’den sonra da ABD Temsilciler Meclisi’ne götürdü ve ’Türkler Ege Denizi’ni istiyor’ diye bizi şikâyet etti. Sonra gitti Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ardından Almanya şansölyesine götürdü, aynı şikayetlerde bulundu" dedi.



"Yunanistan Ege’de barış istiyorsa adaları silahlardan arındırmalıdır"


Kendisinin Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu’nda İhtisas Komisyonu üyesi olduğunu hatırlatan Yaycı, Mavi Vatan’ın Millî Eğitim Bakanlığı’nın müfredatına girmiş olmasından da duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yunanistan’ın Ege Adaları’na asker, silah ve mühimmat yığdığını belirten Cihat Yaycı, "Bugün Yunanistan’ın Midilli Adası’ndaki 165 kilometre menzili bulunan füzeler ateşlendiğinde ilk önce Ayvalık’ı vurabilecektir. Hatta bu füzeler Türkiye’nin pek çok ilini de vurabilecek güçtedir. O zaman Yunanistan, Ege Denizi’nde barış istiyorsa, önce Midilli ve diğer adaları silahlardan arındırmalıdır" ifadelerini kullandı.



"Natura 2000 gibi projelerin amacı siyasidir"


Yunanistan’ın, AB’yi de kullanarak Ege’deki ada ve adacıklara sahip çıkmak istediğini savunan Yaycı, "Yunanistan, AB’nin doğal hayatı koruma projesi olan ’Natura 2000’i kendi egemenlik iddiaları için kullanıyor. Kendisine devredilmeyen adalara Natura 2000 Projesi gerekçesiyle kuş yuvaları, beslenme noktaları kurmakta ve kendi toprağı olarak işaretleyip, parsellemeye çalışıyor. Seni sadece ve sadece kendi karasularına itiyor. Başka bir yerde kabul ettirmiyor. Açık deniz alanında, ’Ancak ben yaparım’ diyor. ’Burası bir Yunan gölüdür’ diyor. Benim karasularım ötesindeki Ege Denizi’ndeki Adalar Denizi’nde bulunan deniz alanları da benimdir.’ diyor. Bu deniz alanları meselesi; çerçevesinde oluşturulan Natura 2000 gibi projeler, çevreci yaklaşımlar gibi görünse de, bunun asıl amacı, siyasidir" diye konuştu.



"Cumhurbaşkanı Erdoğan ’Dünya 5’ten büyüktür’ sözlerinde haklı"


Dünya’yı yönetenlerin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi ülkeleri olan; ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya olduğuna dikkat çeken Cihat Yaycı, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın sıklıkla dile getirdiği, ’Dünya, 5’ten büyüktür’ sözlerinde haklı olduğunu savundu.



"Geldiğimiz noktada Türkiye, dünyanın 11. silah ihracatçısıdır"


Türkiye’nin çok güçlü bir silahlı kuvvetlere sahip olması gerektiğinin altını çizen Yaycı, "Güçlü bir silahlı kuvvetlere sahip olabilmek için güçlü bir savunma sanayine ihtiyacımız var. Bugün savunma sanayimiz de var olan gelişmeler, bizim için büyük bir şanstır. Bugün Türkiye, dünyanın 11. silah ihracatçısıdır. Bu durum müthiş bir şeydir. İnanın yakın geçmişte, 2017 yılından bahsediyorum. Biz, gemilerin sonarını çalıştıracak durumda değildik. Sonarlarımız arızalıydı. Arıyor ve sipariş veriyorduk ama adam göndermiyordu. Şimdi ise geldiğimiz noktada; biz ülke olarak sonar ihraç ediyoruz. Bu bir milli bakış açısıdır" dedi.


Konferans sonunda Ayvalık Kent Konseyi Başkanı Coşkun, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in gönderdiği bir hediye çantası takdim ederken, ilçenin en eski amatör spor camiası Barbaros Sefa Spor Kulübü Başkanı Mehmet Erbilge de, kulübün Onursal Başkanı olan Cihat Yaycı’ya, siyah-beyazlı takımın üzerinde ismi yazılı formasını hediye etti.


Konferansa AK Parti İlçe Başkanı Betül Akın, MHP İlçe Başkanı Hasan Ustalı, CHP İlçe Başkanı Hüseyin Şalmanlı, İyi Parti Ayvalık İlçe Başkanı Gülten Sütçüoğlu, Vatan Partisi İlçe Başkanı Abdulaziz Şenel’in yanı sıra Ayvalık Kent Konseyi Başkanı Halil Coşkun, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.



Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı: "Bugün savunma sanayimizdeki gelişmeler bizim için büyük bir şanstır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 641 yıllık türbede Selçuklu, Osmanlı ve Bizans izleri bir arada Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan 14. yüzyıl eseri Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu kümbet geleneği ile erken Osmanlı mimarisini bir arada barındırıyor. 1940’lı yıllarda yıkılma tehlikesi geçiren ve restorasyonlarla yeniden ayağa kaldırılan 641 yıllık türbe, yapımında kullanılan Bizans dönemine ait devşirme taşlar ve halk arasındaki "Kırgızlar Mezarlığı" isminin aslında "Kırk Kızlar" olması gibi ilginç tarihi detaylarıyla dikkati çekiyor. Gebze’de bugün "Çamlık Parkı" olarak bilinen tepe noktasında yükselen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, yüzyıllar öncesine uzanan çok katmanlı tarihin izlerini taşıyor. 1385 yılına tarihlenen yapı, Anadolu Selçuklu kümbet mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtırken, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait yapı anlayışıyla da benzerlik gösteriyor. Zaman içinde büyük tahribatlar yaşayan türbe, 1940’lı yıllarda neredeyse tamamen yıkılarak yalnızca tek bir sütunun ayakta kaldığı bir harabeye dönüşse de, 1960’lı yıllarda başlatılan restorasyon süreciyle yeniden hayat buldu. "Bu yapı hem Selçuklu hem erken Osmanlı izlerini taşıyor" Türbenin mimari açıdan önemli bir yapı olduğunu belirten Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal, "Bulunduğumuz türbe, Anadolu Selçuklu dönemindeki kümbetlerin benzerlerinden biri. Aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş dönemindeki yapılarla da ciddi benzerlikler gösteriyor. Bu yönüyle hem Selçuklu geleneğini hem de erken Osmanlı mimarisini bir arada barındıran nadir yapılardan biri. 1385 yılında vefat eden Malkoçoğlu Mehmet Bey’e ait olduğunu da dönemin belgeleri ve kitabeler doğruluyor" dedi. "641 yıllık geçmişi belgelerle ortaya konuluyor" Yapının tarihine ilişkin somut veriler bulunduğunu ifade eden Kankal, "Bu yapı günümüzden yaklaşık 641 yıl öncesine uzanıyor. 1912 yılında Halil Ethem Bey’in Gebze’ye gelerek yaptığı incelemeler ve sonrasında kaleme aldığı ‘787 tarihli kitabe’ çalışmasıyla türbenin kime ait olduğu ortaya konuluyor. Hicri 787 tarihi miladi olarak 1385’e denk geliyor ve burada Malkoçoğlu Mehmet Bey’in yattığı anlaşılıyor" diye konuştu. Malkoçoğulları’nın, Osmanlı’nın özellikle Balkanlar’daki fetihlerinde aktif rol oynayan Evrenosoğulları ve Mihaloğulları gibi önemli bir akıncı ailesi olduğunu kaydeden Kankal, türbede yatan Mehmet Bey’in de bu geleneğin bir parçası olduğunu ifade etti. 1940’larda tek bir sütunu kalmıştı Kankal, 1920’li yıllarda ayakta olan yapının 1940’lara gelindiğinde büyük ölçüde yıkıldığını ve fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığının görüldüğünü dile getirerek, şu bilgileri paylaştı: "O dönemlere ait fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığı görülüyor. Kubbesi dahil diğer tüm bölümler çökmüş durumda. Kitabenin de bu süreçte kaybolduğu, daha sonra bir okulun deposuna kaldırıldığı tespit ediliyor. 1948’de Zeki Ergezen restitüsyon çalışmalarını yapıyor, 1960’lı yıllarda ise Cahide Tamer tarafından kapsamlı bir restorasyon gerçekleştiriliyor. 1960’lı yıllarda yapılan çalışmalarla türbe yeniden ayağa kaldırılıyor. Bu süreçte mevcut kalıntılar esas alınarak yapı yeniden şekillendiriliyor ancak tamamen özgün haliyle bitirilemiyor. 1980’lerde bazı ek onarımlar yapılıyor. Son olarak 2011 yılında gerçekleştirilen restorasyonla yapı bugünkü görünümüne kavuşuyor." "Kırgızlar değil, aslında ’Kırk Kızlar Mezarlığı’" Bölgeyle ilgili doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Recep Kankal, halk arasında "Kırgızlar Mezarlığı" olarak bilinen alanın asıl adının "Kırk Kızlar Mezarlığı" olduğunu, zamanla telaffuzun değiştiğini ve bu tür örneklere Anadolu’nun farklı bölgelerinde de rastlandığını belirtti. Kankal, "Buraya halk arasında ’Kırgızlar Mezarlığı’ deniyor ama bu doğru değil. Aslında buranın adı ’Kırk Kızlar Mezarlığı’. Anadolu’nun farklı bölgelerinde de benzer isimlendirmeler var. Zamanla telaffuz değişmiş ve bu şekilde anılmaya başlanmış. Bu tür örnekleri Tokat, İznik ve Manisa gibi farklı bölgelerde de görüyoruz" dedi. "Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış" Kankal, yapının inşasında geçmiş medeniyetlerin izlerinin de bulunduğuna dikkati çekerek, "Türbenin bazı bölümlerinde Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış. Bu taşlar Bizans dönemine ait. Sütun başlıklarında haç motifleri ve farklı bezemeler görüyoruz. Ayrıca tuğla dizimlerinde de Bizans dönemine özgü almaşık teknik dikkat çekiyor. Bu da bölgedeki eski yapıların malzemelerinin burada kullanıldığını açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul İslami değerlere hakaret eden sosyal medya sayfasına suç duyurusu Arnavutköy’deki bir sosyal medya sayfasının İslam’a yönelik hakaret paylaşımları yaptığı için Gaziosmanpaşa Adliyesinde suç duyurusunda bulundu. MİL Diyanetsen Manevi İlkeli Liyakatli Sendikası Arnavutköy Temsilcisi Akın Altun, "Son günlerde inanç değerlerimize yönelik hakaret ve aşağılayıcı ifadelerde yaşanan artış, toplumsal hassasiyetleri zedelemekte; birlik, beraberlik ve kardeşlik iklimine zarar vermektedir. "Arnavutköy Duysun" isimli sosyal medya hesabında İslam dinine yönelik hakaret içeren paylaşımlar üzerine, söz konusu içeriklere tepki olarak Arnavutköy Temsilciliği tarafından ilgili kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Dinimize ve inançlarımıza yönelik her türlü hakaret, karalama ve aşağılayıcı söylemin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyor, başlatılan hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz" dedi. Açıklamasına devam eden Akın Altun, "Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olması sebebiyle sadece burada değil, hukuki mecralarda da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de milli ve manevi değerlerimizin her daim savunucusu olacağımızı; mukaddesatımıza saldıranların her daim bizi karşılarında bulacaklarını ifade etmek istiyoruz. İnançlara yönelik saygının, toplumsal huzurun en temel unsurlarından biri olduğuna inanıyor; ayrıştırıcı, nefret dili içeren ve toplumsal barışı zedeleyen her türlü söyleme karşı sağduyuyu ve sorumluluk bilincini ön planda tutmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz" diye konuştu.