ASAYİŞ - 26 Mart 2025 Çarşamba 16:01

Otomobil park halindeki kamyonetin altına girdi: 3 yaralı

A
A
A
Otomobil park halindeki kamyonetin altına girdi: 3 yaralı

Balıkesir’in Karesi ilçesinde otomobil yol kenarında park halindeki kamyonetin altına girdi. Otomobilde bulunan 3 kişi yaralı olarak sağlık ekiplerine teslim edildi.


Olay, Karesi ilçesi Ertuğrul Gazi Caddesi çevre yolunda meydana geldi. 10 SC 644 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine park halindeki 10 ARN 191 plakalı açık kasa kamyonetin altına girdi. Kaza sonrası olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri, yaralanan 3 kişiyi otomobilden çıkartarak 112 Sağlık ekiplerine teslim etti. İlginç trafik kazasıyla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi.



Otomobil park halindeki kamyonetin altına girdi: 3 yaralı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu’da daimi arama kararlarının zirvesinde "mesajla hakaret" yer aldı Bolu Adalet Komisyonunun yayımladığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu’na göre, kentte 2021 yılında 14 bin seviyelerinde olan soruşturma dosyası sayısı 20 bini geçerken, daimi arama kararı çıkarılan suçların ilk sırasında "sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret" yer aldı. Bolu Adalet Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, kentin son 5 yıllık adli istatistikleri paylaşıldı. Raporda yer alan verilere göre, adliyeye intikal eden soruşturma dosyası sayılarında yıllara göre artış yaşandı. 2021’de 14 bin 227 olan soruşturma sayısı; 2022’de 15 bin 9, 2023’te 16 bin 128, 2024’te 17 bin 231 ve 2025 yılında ise 20 bin 172 olarak kayıtlara geçti. Daimi aramalarda dijital ortamda işlenen suçlar öne çıktı Raporun "En Çok Karşılaşılan 10 Suç Türüne Göre Daimi Arama Dosya Sayısı" bölümünde toplam 835 dosyanın dağılımı detaylandırıldı. Anayasal düzene, devletin güvenliğine ve milli savunmaya karşı işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçların hariç tutulduğu listede bilişim ve teknoloji aracılığıyla işlenen suçlar ilk sıralarda yer aldı. Listede, "sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret" suçu 342 dosyayla ilk sırada bulunurken, bunu 128 dosyayla "bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" ve 101 dosyayla "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçları izledi. Öte yandan, soruşturmalar neticesinde mahkemeye sevk edilen şüphelilere ilişkin veriler de paylaşıldı. Buna göre, tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 780 şüpheliden 319’u tutuklandı, 461’i serbest bırakıldı. Adli kontrol talebiyle mahkemeye çıkarılan 697 şüpheliden ise 402’si hakkında adli kontrol kararı uygulanırken, 295 şüpheli için bu talep reddedildi.
Samsun I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu", Türkiye’nin dört bir yanından gelen 141 araştırmacıyı buluşturdu. 38 üniversite ve 35 şehirden katılımcıların yer aldığı etkinlik, 41 yıllık emeğiyle Prof. Dr. Ali Uzun’a ithaf edildi ve coğrafyanın bütüncül bakış açısı ile bilimsel katkının önemini öne çıkardı. I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu, Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde düzenlendi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Samsun Büyükşehir Belediyesi iş birliği ve Türk Coğrafya Kurumu ile Jeomorfoloji Derneği’nin katkılarıyla gerçekleştirilen sempozyum, akademisyenler ve katılımcıların yoğun ilgisiyle başladı. Yakın zamanda emekli olan ve 41 yılını coğrafya alanındaki çalışmalara, akademik yayınlara ve eğitime ayıran OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Uzun’a ithafen düzenlenen sempozyum, açılış konuşmalarıyla başladı. "Herkes bulunduğu yeri en ince ayrıntısına kadar araştırmalı, adeta didik didik etmelidir" Sempozyumda konuşan OMÜ Eğitim Fakültesi Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, bilimsel bakış açısının bu yönde olduğunu belirterek, "Herkes bulunduğu ile yeterince katkı sağlarsa, bu üniversitelerimiz sayesinde Türkiye çapında müthiş bir arşivimiz ve güçlü bir bilgi birikimimiz olacaktır. Dolayısıyla eğitim metodu olarak bildiğimiz ‘yakından uzağa’ ilkesi çerçevesinde herkes bulunduğu yeri en ince ayrıntısına kadar araştırmalı, adeta didik didik etmelidir. Biz coğrafyacılar olarak potansiyelimizi ortaya koymalı; yöneticilere bilgi sunmalı, bilgi üretmeliyiz. Onların doğru kararlar verebilmesi için coğrafi bilgiyi kullanmalarına imkân sağlamalıyız. Bu anlamda bulunduğumuz şehri, bulunduğumuz ili en iyi tanımak, biz coğrafyacılar için birinci derecede görevdir diye düşünüyorum. Biz Ali Uzun Hocamız ve diğer bölüm elemanlarımızla birlikte, üniversitemizin ve Büyükşehir Belediyemizin destekleriyle bu çalışmaları sürdürüyoruz. Nitekim dışarıda bir sergimiz var. Bu, küçük bir örnek. Bulunduğumuz yerin sadece coğrafi özelliklerini değil; ekonomik geçmişini, iktisat tarihini, sosyolojik yapısını, göçleri ve nüfus özelliklerini, yani coğrafya bakış açısıyla ele alınması gereken her unsuru ortaya koymaya çalışıyoruz. Coğrafyanın o bütüncül bakış açısını esas alıyoruz. Burada genç arkadaşlarıma şunu hatırlatmak isterim: Yanımızda Bafra Ovası var. Bafra Ovası’nı şöyle düşünelim: Burada hidrojeologlar yer altı suyunu çalışmış, baraj yapım imkânlarını araştırmış; ziraatçılar neyin yetişip neyin yetişmeyeceğini incelemiş; arkeologlar ise İkiztepe’nin kaç bin yıl öncesine dayandığını ortaya koymuş. Bugün yöneticilerimizin, kamu kaynaklarını doğru kullanma konusunda titiz davrandıklarına inanıyoruz. Bu çerçevede, Bafra Ovası’nın bütününü ortaya koyan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. İşte coğrafyanın bütüncül bakış açısı budur. Eğer ben yer altı suyunun ne işe yaradığını, üzerindeki tarım topraklarının niteliğini ve diğer tüm unsurları farklı bilim dallarından toplayarak bütüncül bir şekilde ilgili kişilere aktarabilirsem, hem coğrafya bilimini temsil etmiş olurum hem de gerçek bir katkı sunarım" dedi. "Projelerim devam ediyor" Konuşma yapan Prof. Dr. Ali Uzun, "Elimden geldiğince arkadaşlarımla birlikte istişare ederek, birlikte düşünerek, birlikte üretmeye; üniversitemize ve şehrimize katkı sunmaya çalıştım. Bu yolda beni destekleyen, başta doktora öğrencilerim olmak üzere bölümümüzün çok seçkin akademisyenlerine ve elbette yol arkadaşım Prof. Dr. Cevdet Yılmaz Bey’e teşekkür ediyorum. Nereye gittiysem hep yanımda oldu. Ondan çok şey öğrendim. Adeta gezen bir kütüphane gibi; her müracaatımda mutlaka ufuk açıcı sözlerini gördüm. Kendisine özel bir teşekkür etmek istiyorum. Üniversitemizde çalışma kültürü son yıllarda, özellikle BAP destekleriyle gittikçe daha da kurumsallaştı. Hâlen BAP kontrolünde ve BAP desteğiyle devam eden projelerim var. Yani tek bir projem değil, projelerim devam ediyor. Nasip olur, ruh ve beden sağlığımız el verdikçe camiamıza katkı vermeye devam edeceğim. Ben aslında hep coğrafyanın farklı yönlerini, ülkemizde daha önce çalışılmamış konuları seçmeye ve gündeme getirmeye çalıştım. Bunları değerli meslektaşlarım ayrı ayrı konuşacaklardır. Ancak daha yeni yayımladığımız ‘ulu kışta soğuk su geyserleri’ konusundan bahsetmek isterim. Türkiye’de geyser olup olmadığı tartışılırken, biz çok özel bir geyseri ele aldık ve yayımladık. Bu da bir projeydi ve çok sayıda akademisyenle birlikte yürüttük. Çorum Üniversitesi’nden profesör arkadaşlarımız da bize destek verdiler. Bu projeyi tamamladık ve yayımladık. Bunların sayısını artırmak elbette mümkün; ancak burada tek tek sıralamak zor. Genç arkadaşlarıma şunu söylemek isterim: Artık internet var. Hatta yapay zekâ, bazı makaleleri sizin yerinize özetleyebiliyor. Evden okula giderken ya da okuldan eve dönerken bile bu imkânlardan yararlanabilirsiniz. Size güncel makaleleri, anlayacağınız bir dille anlatabilir. Bu nedenle dünyayı yakından takip edin ve zaman zaman kendinizi geliştirin. Bu mümkündür; siz de bunu yapabilirsiniz" diye konuştu. "Akademik hayat yalnızca ders vermek ya da yayın yapmak değildir" Samsun Büyükşehir Belediye Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş, "Bir akademisyenin özgeçmişi çoğu zaman tarihler, ünvanlar ve görevlerden oluşan donuk bir çizgi gibi görünür. Oysa bu çizelgenin arkasında bir ömürlük emek, öğrencilerle kurulan bağ, sahada yapılan gözlemler, sabırla büyütülen kurum kültürü ve bilime karşı sürdürülen sadakat vardır. Akademik hayat yalnızca ders vermek ya da yayın yapmak değildir. Akademik hayat, bir disiplinin dilini kurmak, ölçütlerini taşımak, saha geleneğini diri tutmak ve en önemlisi yetiştirdiği öğrencilerle bilimsel kültürü gelecek kuşaklara aktarmaktır. Prof. Dr. Ali Uzun, meslek yaşamını bu anlamda, coğrafyanın uzun soluklu ve emek isteyen tarafını temsil eden güçlü bir örnek olarak sürdürmüştür. Hocamız, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde uzun yıllara yayılan öğretim görevi sürecinde profesörlük görevini sürdürmüş; bölüm ve ana bilim dalı düzeni ile idare sorumlulukları üstlenmiş; ayrıca dekanlık göreviyle üniversite yönetimine katkı sunmuştur. Bu görevler, bir bilim insanının yalnızca kendi araştırma alanına değil, kurumuna ve disiplinine, disiplinin de geleceğine yatırım yaptığının göstergesidir" şeklinde konuştu. "Akademik ve kültürel hareketliliğe ivme kazandıracaktır" OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ise "Kurumlar arası iş birliğiyle hayata geçirilen bu organizasyon, üniversitelerin, yerel yönetimlerin ve bilimsel kuruluşların ortak hareket ettiklerinde ne denli etkin sonuçlara erişebileceklerinin somut bir yansımasıdır. Ülkemizin aydınlık yarınları için bilim ve bilgi odaklı yapıların ortaya koyabileceği sinerjinin yerel ölçekli referanslarındandır. Böylesi birlikteliklerin artarak devamı, şehrimizdeki akademik ve kültürel hareketliliğe ivme kazandıracaktır. Vatan sevgisinin coğrafya bilgisinden geçtiği şuuruyla hayata geçirilen bu anlamlı programda sizlerle bir araya gelmiş olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bildiri başlıklarına yansıyan konulara dair bakış açılarıyla zenginleşecek, hakikat odağında gerçekleşecek değerlendirmelerle niteliği yükselecek bir atmosferde hayat bulacağına inandığım toplantımızın verimli geçmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Kürsü konuşmalarının ardından panellerle devam eden sempozyum, 4 Nisan’da sona erecek.