SAĞLIK - 17 Kasım 2024 Pazar 09:33

Prof. Dr. Ayazoğlu Antimikrobiyal dirence karşı uyardı

A
A
A
Prof. Dr. Ayazoğlu Antimikrobiyal dirence karşı uyardı

Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Profesör Dr.Tülin Akarsu Ayazoğlu Antimikrobiyal dirence karşı vatandaşları uyardı. Prof Dr. Ayazoğlu Antimikrobiyal dirence karşı alınacak tedbir ve önlemleri yaptığı açıklamada sıraladı.


Prof. Dr. Ayazoğlu, Antimikrobiyal direncin dünya genelinde giderek büyüyen bir sağlık tehdidi olarak karşımıza çıktığını belirtetek, "Mikropların tedavi amacıyla kullanılan ilaçlara karşı direnç geliştirmesi, enfeksiyonların tedavisini zorlaştırır ve bu durum sadece bireyler için değil, tüm insanlık için ciddi sonuçlar doğurur. 2019 yılında Antimikrobiyal Direnç nedeniyle yaklaşık 5 milyon insan hayatını kaybetmişken, bu sayının 2025-2050 yılları arasında 96 milyon kişiye ulaşması bekleniyor. AMD’nin en büyük tehdit ettiği alanlardan biri ise, hayati tehlike taşıyan hastaların tedavi gördüğü yoğun bakım üniteleridir" dedi.



Yoğun bakımda antimikrobiyal direncin artan tehdidi


Prof. Dr. Ayazoğlu açıklamanın devamında, "Yoğun bakım üniteleri, ağır hastalıkları nedeniyle yaşam mücadelesi veren hastaların tedavi edildiği kritik alanlardır. Bu ünitelerdeki hastalar, bağışıklık sistemlerinin zayıf olması, uzun süreli hastanede kalış, invaziv tıbbi cihazların kullanımı ve sıkça antibiyotik reçetesi yazılması gibi bir dizi faktörle enfeksiyonlara karşı daha savunmasızdır. Bu durum, antimikrobiyal direnç gelişimini hızlandırarak tedavi sürecini daha da karmaşık hale getirir. İnvaziv cihazlar, özellikle ventilatörler (solunum cihazları), kateterler ve damar içi hatlar gibi tıbbi araçlar, mikropların vücuda girişine zemin hazırlar. Örneğin, ventilatörle ilişkili pnömoni (VAP), yoğun bakımda sıkça görülen ve dirençli mikropların hızla yayılmasına yol açan bir enfeksiyondur. Yoğun bakım hastalarında yaygın olarak kullanılan geniş spektrumlu antibiyotikler, vücuttaki faydalı mikropları da öldürerek dirençli mikropların çoğalmasına fırsat tanır" dedi.


Antimikrobiyal direncin yoğun bakımda yol açtığı sorunları sıralayan Prof. Dr. Ayazoğlu, Yoğun bakım ünitelerinde AMD, ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunlar, sadece hasta sağlığını değil, aynı zamanda sağlık sistemlerini de olumsuz etkileri sıraladı. Prof. Dr. Ayazoğlu,


"1. Tedavi Edilemeyen Enfeksiyonlar: AMD’li mikroplar tarafından oluşturulan enfeksiyonlar, geleneksel antibiyotiklerle tedavi edilemez. Bu da tedavi sürecini zorlaştırır, hastaların iyileşmesini geciktirir ve bazen ölümcül sonuçlar doğurur. Yoğun bakım hastalarındaki dirençli enfeksiyonlar, tedaviye yanıt vermediği için ölüm oranlarını artırabilir.


2. Hastanede Kalış Süresinin Uzaması: Dirençli enfeksiyonlar, hastaların hastanede kalış sürelerini uzatır. Bu, hem hastalar için daha fazla acıya yol açar hem de sağlık sistemi için ek maliyetler getirir. Uzun süreli hastanede kalış, mikropların yayılma riskini artırır.


3. Hasta Ölüm Oranlarının Artması: Yoğun bakımda AMD’in en korkutucu yanlarından biri, dirençli enfeksiyonların hastaların ölüm oranlarını artırmasıdır. Bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda, basit bir enfeksiyon bile ölümcül olabilir. Antimikrobiyal direncin yaygınlaşması, daha önce tedavi edilebilen hastalıkların, ölümcül hale gelmesine neden olabilir.


4. Dirençli "Süperböceklerin" Yayılması: Yoğun bakım ünitelerinde dirençli mikropların yayılması, "süperböcekler" olarak bilinen çoklu ilaçlara dirençli mikropların ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu mikroplar, birden fazla antibiyotikten etkilenmedikleri için tedavi edilmesi son derece zor hale gelir ve bu da sağlık sistemleri için büyük bir tehdit oluşturur.


Dünya Sağlık Örgütü (WHO), antimikrobiyal direncin sağlık sistemlerini tehdit eden en büyük tehlikelerden biri olduğunu vurgulamaktadır. Bu, bazı enfeksiyonların tedavi edilemez hale gelmesine yol açabilir ve yaygın antibiyotiklerin etkisiz hale gelmesiyle, basit enfeksiyonlar bile ölümcül olabilir" şeklinde sıraladı.


Antimikrobiyal direncin nedenleri


Antimikrobiyal direnç, birçok faktörle hızlanabileceğini açıklayan Prof. Dr. Ayazoğlu, "Bunlar arasında: 1. Antibiyotiklerin Gereksiz Kullanımı: Soğuk algınlığı ve grip gibi virüs kaynaklı hastalıkların tedavisinde antibiyotiklerin gereksiz yere kullanılması, direnç gelişimini hızlandırır. Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyonları tedavi eder; virüsler üzerinde etkili değildir.


2. Antibiyotiklerin Aşırı Kullanımı: Antibiyotiklerin yanlış dozda veya sürede kullanılması, mikropların bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesini sağlar. Ayrıca, veterinerlik alanında hayvanlara verilen antibiyotikler de direnç gelişimine yol açabilir.


3. Seyahat ve Küresel Ticaret: Küresel seyahat ve ticaret, dirençli mikropların hızla farklı bölgelere yayılmasına imkan tanır. Bir ülkede gelişen dirençli enfeksiyonlar, hızla başka bir ülkeye taşınabilir" olacağını belirtti.


Antimikrobiyal Direnç nasıl önlenir?


Antimikrobiyal direnç, hem bireylerin hem de sağlık hizmeti sağlayıcılarının alacağı bazı basit ama etkili önlemlerle azaltılabileceğini açıklayan Prof. Dr. Ayazoğlu, önlemleri şu şekilde sıraladı:


1. Antibiyotik Kullanımını Sınırlamak: Antibiyotikler yalnızca gerekli durumlarda ve doğru dozda kullanılmalıdır. Antibiyotiklerin yalnızca bakteriyel enfeksiyonlarda kullanılması gerekir; soğuk algınlığı ve grip gibi virüs enfeksiyonları antibiyotiklerle tedavi edilmez.


2. Hijyen ve Dezenfeksiyon: El yıkama, yüzeylerin düzenli olarak dezenfekte edilmesi, sağlık hizmetlerinde mikropların yayılmasını engellemeye yardımcı olur. Sağlık çalışanları ve hastalar arasındaki hijyen önlemleri, mikropların yayılmasını durdurmada kritik rol oynar.


3. Seyahat Sonrası Bilgi Verme: Yakın zamanda başka bir ülkeye seyahat ettiyseniz veya o ülkede sağlık hizmeti aldıysanız, sağlık uzmanınıza bunu bildirmek önemlidir. Farklı bölgelerdeki antimikrobiyal direnç profilleri farklı olabilir ve bu bilgi, doğru tedavi planının oluşturulmasına yardımcı olur.


4. Erken Teşhis ve Doğru Tedavi: Dirençli enfeksiyonlar erken tespit edildiğinde, tedavi süreci daha etkili olabilir. Hastalar, hastanelere başvurduklarında sağlık profesyonelleri, hastalıklarının dirençli olup olmadığını belirlemek için gereken testleri yapmalıdır.


5. Aşılar ve Sağlıklı Alışkanlıklar: Aşılar, mikropların yayılmasını ve enfeksiyonların ortaya çıkmasını engelleyebilir. Ayrıca sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları, bağışıklık sistemini güçlendirir ve enfeksiyonlardan korunmada yardımcı olur.


6. Karantina ve İzolasyon: Dirençli mikropların salgın yapması durumunda, enfekte hastaların karantinaya alınması ve sağlık kuruluşlarında ziyaretçilerin taranması, mikropların yayılmasını engellemek için önemlidir" dedi.


Geleceğimizi korumak sizin de elinizde


Antimikrobiyal direnç, giderek daha yaygın hale gelen ve insan sağlığı için büyük bir tehdit oluşturan bir sorundur. Gereksiz başta Antibiotik ve antimikrobiyal kullanımının önüne geçilerek bu tehdit önlenebilir. Hem bireyler hem de sağlık profesyonelleri, bilinçli davranarak ve gerekli tedbirleri alarak dirençli mikropların yayılmasını engelleyebilir. Sağlık hizmeti sağlayıcılarının dikkatli ve sorumlu bir şekilde ilaç kullanımı konusunda yönlendirmeleri, toplumda dirençli mikropların yayılmasını önlemede en önemli adımdır.


Unutmayalım ki, Antimikrobiyal direnç, sessiz bir katil gibi ilerliyor. Ancak bilinçli bir toplum ve doğru adımlar sayesinde bu tehditten korunabiliriz" açıklamasını yaptı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu Çeşme’den başlayacak İzmir’in Çeşme ilçesinde başlayarak Ankara’ya uzanacak olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, yarın start alacak. Dünyanın önde gelen bisikletçilerini bir araya getiren organizasyonda 27 ülkeden 161 sporcu mücadele edecek. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleri ve Türkiye Bisiklet Federasyonu organizasyonuyla düzenlenen Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) Avrupa Turları takvimindeki yarış, Türkiye’nin ProSeries kategorisindeki tek yol bisikleti yarışı olma özelliğini taşıyor. 26 Nisan ile 3 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan TUR 2026 kapsamında, 8 gün ve 8 etap boyunca toplam bin 133,5 kilometrelik parkur geçilecek. Organizasyonda 23 takımdan 27 ülkeyi temsil eden 161 bisikletçi yer alacak. Yarışmacılar 5 şehir, 20’nin üzerinde ilçe ve 60’tan fazla yerleşim yerinden geçerek mücadeleyi tamamlayacak. Türk takımları sahne alıyor Uluslararası yarışmacıların etap zaferleri için pedal çevireceği organizasyonda, Türk takımları da yer alacak. İstanbul Team ve Spor Toto Cycling Team’in yanı sıra Konya Büyükşehir Belediye Spor ile tarihinde ilk kez bu seviyede bir organizasyona katılan Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü sporcuları da yarışta boy gösterecek. İlk etap Çeşme’den Selçuk’a Organizasyonun açılış etabı, yarın saat 10.50’de Çeşme Kalesi önünden başlayarak Selçuk Kalesi önünde sona erecek. Yarış, saat 12.30 ila 14.30 arasında televizyondan canlı olarak yayınlanacak. Türkiye Bisiklet Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, sporseverler 3 Mayıs günü Ankara’da sona erecek olan etkinlik boyunca etapların başlangıç ve bitiş noktalarında sporculara destek olmaya davet edildi.
İstanbul Avrupa ikincisi Kadın Güreş Milli Takımı yurda döndü Arnavutluk’un başkenti Tiran’da düzenlenen 2026 Avrupa Güreş Şampiyonası’nda takım halinde ikincilik elde eden Kadın Güreş A Milli Takımı yurda döndü. Arnavutluk’un başkenti Tiran’da düzenlenen 2026 Avrupa Güreş Şampiyonasında; 1 altın, 2 gümüş ve 3 bronz olmak üzere toplam 6 madalya kazanarak takım halinde Avrupa ikinciliği elde eden Kadın Güreş A Milli Takımı sporcuları yurda döndü. İstanbul Havalimanı’na iniş yapan milliler, havalimanında federasyon yetkilileri tarafından karşılandı. Madalyaya uzanan sporcular, şampiyonayla ilgili açıklamalarda bulundu. Nesrin Baş: "İstiklal Marşımızı okutup bayrağımızı göndere çıkardım" Altın madalya ile yurda dönen Nesrin Baş, çok mutlu olduğunu belirterek, "Çok iyi geçti, çok mutluyum. İkinci kez Avrupa’nın zirvesindeyim. İstiklal Marşımızı okutup bayrağımızı göndere çıkardım. Çok mutlu ve gururluyum. Hedefim her zaman İstiklal Marşımızı okutup bayrağımızı göndere çıkarmak. Takım olarak Avrupa ikincisi olduk. Gerçekten kadın güreşi gitgide büyük bir ivme kazanıyor ve daha nice başarılara imza atacağımızı düşünüyorum inşallah. Önümüzde Dünya Şampiyonası var. Orada altın madalya kazanıp ülkemi en iyi şekilde temsil etmek istiyorum. Orada bize şampiyon olduğumuzda altın kemer veriyorlar. Allah nasip ederse bundan sonraki hedefim hep birlikte dünya şampiyonluğu. Bunun için çalışmalara tekrardan devam edeceğim" şeklinde konuştu. Beyza Nur Akkuş: "İnşallah bir dahaki sene final istiyorum" Büyüklerdeki ilk madalyasını kazanan Beyza Nur Akkuş, çok mutlu ve gururlu olduğunu söyledi. Beyaz Nur, "Büyüklerdeki ilk madalyamdı. Herkesin adına güzel geçmişti, benim adıma da güzel geçtiğini düşünüyorum. Yani kendimden final bekliyordum ama olsun seneye daha iyisinin olacağını düşünüyorum. Bu sefer üçüncülük oldu. Büyüklerde ikinci senemdi. İnşallah bir dahaki sene final istiyorum. Sıradaki hedeflerim, büyüklerde Avrupa Şampiyonluğunda finale çıkmak. Buradan kulüp antrenörlerime, takım antrenörlerime ve aileme çok selamlarımı söylüyorum" dedi. Buse Tosun Çavuşoğlu: "Türk kadının gücünü göstermeye devam edeceğiz" Takım adına güzel bir şampiyona geçirdiklerinin altını çizen Buse Tosun Çavuşoğlu, "Takım adına konuşmak gerekirse, güzel bir Avrupa Şampiyonası geçirdik. Takım halinde kürsünün ikincilik basamağında yer aldık. Kendi adıma bronz madalya kazandım. Altın madalya hedeflemiştim ama nasibimize bronz madalya düştü. Önümüzde Dünya Şampiyonası var. Orada kazaya yer vermeden altın kemer için elimizden ne geliyorsa yapmaya devam edeceğiz. Bizi destekleyen, inanan herkese çok teşekkür ederiz. Türk kadının gücünü uluslararası arenalarda her zaman söylüyorum, göstermeye ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye elimizden ne geliyorsa yapmaya devam edeceğiz. İstiklal Marşımızı okutmak için, ülkemizi gururlandırmak için tüm fedakarlıklarımızla birlikte minderde tekrar olacağımızı söyleyebilirim" ifadelerine yer verdi. Tuğba Demir: "Daha çok çalışıp altın madalya almak istiyorum" Milli sporcu Tuğba Demir ise, "Benim için güzel geçti. Finale de kalabilirdim ama hata yaptığım için olmadı. Buna da şükür. Sıradaki hedefim inşallah, daha çok çalışıp Dünya Şampiyonasında altın madalya almak istiyorum" diye belirtti. Evin Demirhan Yavuz: "Kırılma anından sonra toparlayamadım" Sakatlık sürecinin hemen ardından iyi bir turnuva geçirdiğini kaydeden Evin Demirhan Yavuz, "50 kilogramda ülkemi temsil ettim. Gümüş madalya kazandım. Bu Avrupa Şampiyonalarında kazandığım yedinci madalyam oldu ve dördüncü finalimdi. Tabii ki her zaman hedefimiz altın madalya. Ben de buraya şampiyon olmak için gelmiştim. Ama son yapılan Dünya Şampiyonasında çok büyük bir sakatlık yaşamıştım, dünya üçüncüsü olduğumda. Çok kısa bir süre geçti aslında, 5-6 aylık bir süreç içerisinde hem tedavi sürecim hem de zorlu süreçler atlattım. Bu turnuva, bu yıl katılmış olduğum ilk turnuvaydı. Aslında eleme ve çeyrek final müsabakalarında çok güzel maç çıkarttım. Finalde de ilk dakikalarda iyi götürüyordum maçı. Maçın bir kırılma anı oldu ve o kırılma anından sonra toparlayamadım. İstediğim gibi müsabaka yönetemedim. İkincilikte kaldım. Ama tabii hedefimiz her zaman şampiyon olmak. İnşallah, önümüzdeki maçlara bakacağız. Önce Dünya Şampiyonası, gelecek yıl Olimpiyat elemeleri ve Olimpiyat Oyunları diyebilirim" diye konuştu.
Mersin Mersin Limanı’ndan Lübnan’a 730 tonluk insani yardım yola çıktı Lübnan’da yerinden edilen siviller için Türkiye tarafından hazırlanan insani yardım gemisi, Uluslararası Mersin Limanı’ndan Beyrut’a uğurlandı. İsrail’in saldırılarına maruz kalan Lübnan için AFAD koordinasyonunda, Türk Kızılay iş birliğiyle 730 tonluk insani yardım malzemesi hazırlandı. Yardım malzemeleri arasında 7 bin 200 çadır, 22 bin battaniye, 12 bin gıda ve bin hijyen kolisi yer aldığı öğrenildi. Toplam 57 tır dolusu yardım malzemesinin bulunduğu geminin, Lübnan’da yerinden edilen ve temel ihtiyaçlara erişimde zorluk yaşayan binlerce aileye ulaştırılmasının hedeflendiği belirtildi. Mersin Uluslararası Limanı’nda düzenlenen uğurlama programıyla yardımlar gemiyle gönderildi. Programa katılan Vali Atilla Toros ile AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan’ın aralarında olduğu protokol üyeleri gemiyi el sallayarak uğurladı. 2 bin 500’e yakın insan maalesef orada hayatını kaybetti" Lübnan’daki insani krizin boyutlarına dikkat çeken AFAD Başkanı Pehlivan,"Malumunuz İsrail’in menfur saldırıları neticesinde Lübnan’da kriz giderek derinleşiyor. Mart ayından bu yana aralıksız devam eden saldırılar neticesinde 2 bin 500’e yakın insan maalesef orada hayatını kaybetti, 8 bin insan yaralandı ve nüfusun yaklaşık beşte birine tekabül eden 1,2 milyon insan evinden, yurdundan edildi, evlerinden, bulundukları yerlerden ayrılmak durumunda kaldılar" dedi. Türkiye’nin insani yardım çalışmalarına devam ettiğini belirten Pehlivan, "Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın himayelerinde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da elbette ki bu tür gelişmeler karşısında sessiz kalmıyor ve ilgili kurum kuruluşlarımızla birlikte orada insani yardıma ihtiyaç duyan insanlara ulaşmaya gayret ediyoruz. Bugün Kızılayımızla birlikte AFAD’ımızın koordinasyonunda bir gemi dolusu malzemeyi inşallah oraya uğurlayacağız"diye konuştu. "AFAD olarak gereğini yapma gayreti içerisindeyiz" Pehlivan, gönderilen yardımın içeriğine ilişkin bilgi vererek, "Bu gemimizde AFAD Başkanlığımız tarafından temin edilen 7 bin 200 çadır bulunuyor, ayrıca Kızılayımız tarafından temin edilen 10 bin gıda, artı yine AFAD tarafından temin edilenlerle birlikte 12 bin gıda kolisi, bin hijyen kolisi ve yine yaklaşık AFAD Başkanlığımız tarafından temin edilen 22 bin battaniye ve toplamda da 730 ton insani yardım malzemesini bugün Mersin Limanı’ndan Beyrut Limanı’na uğurlayacağız. Gemimiz birazdan hareket edecek. Bu 8. Gemi, bundan önce de orada yaşanan insanlık krizine, insani yardıma karşı mukabelede bulunmak, oradaki insanlara, oradaki kardeşlerimize destek olmak maksadıyla çeşitli vesilelerle gerek havadan ve gerekse deniz yoluyla yardımları ulaştırmıştık. Bu da onun bir devamı niteliğinde. AFAD olarak gereğini yapma gayreti içerisindeyiz. Filistin’e de, Gazze’ye de bugüne kadar 14 uçak ve toplam 21 gemi ile 110 bin tonun üzerinde insani yardım malzemesini ulaştırmıştık" diye konuştu. "Yardımlar artarak sürecek" Pehlivan, insani yardım çalışmalarının sürdüğünü vurgulayarak, "Bu konudaki gayretlerimiz de başta Kızılayımız olmak üzere bütün sivil toplum teşkilatlarıyla, hayırsever vatandaşlarımızın katkılarıyla devam ediyor. Ve her geçen gün, özellikle Refah Kapısı’ndan tırların geçmesi için hem Dışişleri Bakanlığımızla koordinasyon içerisinde hem de orada Mısır Kızılayıyla da koordinasyon içerisinde çalışmalar yürütülüyor. Geçtiğimiz Ağustos ayından bugüne 700 tır malzeme de oradan geçişi sağlanmıştı, onlarla birlikte toplam 110 bin ton malzeme ulaştı, bunun daha da elbette ki artmasını istiyoruz, oradaki kardeşlerimize ulaşmak istiyoruz. Malumunuz 71 bin üzerinde insanın canına kıydı İsrail orada ve 21 bin’in üzerinde çocuk maalesef orada canından oldu, bu vesileyle hepsine Allah’tan rahmet diliyorum"diyerek sözlerini tamamladı.
Bursa Vinçten atlaması sonucu hayatını kaybeden sürücü toprağa verildi Bursa’nın İnegöl ilçesinde yokuş aşağı inerken freni patlayan vinçten atlayarak kurtulmak isterken kafasını yere çarpması sonucu hayatını kaybeden sürücü toprağa verildi. 44 yaşındaki Kemal Doyan’ın 5 ay sonra dünyaya gelecek çocuğunu kucağına alması bekleniyordu. Kaza, 24 Nisan 2026 tarihinde saat 15.30 sıralarında İnegöl’ün kırsal Yeniceköy Mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Kemal Doyan (44) yönetimindeki 16 0208 030 plakalı vinç, iddiaya göre yokuş aşağı inerken frenlerinin patlaması sonucu kontrolden çıktı. Hızla ilerleyen vinç, 16 BBP 055 plakalı otomobile çarptı. Hızla ilerleyen vinçle birlikte dere yatağına uçmamak için Kemal Doyan, atlayarak kurtulmak istedi. Vinç, dere yatağına uçarak devrilirken, atlayarak kurtulmak isteyen Doyan’ın başını yere çarpması sonucu hayatını kaybettiği 112 sağlık ve Jandarma ekipleri belirledi. Kaza yerine gelen yakınları gözyaşı döktü. Hayatını kaybeden sürücünün cenazesi savcılık incelemesinin ardından kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için adli tıp kurumuna gönderildi. Hayatını kaybeden sürücünün cenazesi, bugün öğle namazına müteakip Göçmen Caminde kılınan cenaze namazının ardından Kavaklaraltı Mezarlığında toprağa verildi. Hayatını kaybeden sürücünün eşi 4. erkek çocuğuna 4 aylık hamile olduğu öğrenildi. Ölen babanın cinsiyetini ise kısa süre önce öğrendiği belirtildi.