KÜLTÜR SANAT - 29 Nisan 2025 Salı 13:34

Tarihi el kahve değirmenleri gün yüzüne çıkıyor

A
A
A
Tarihi el kahve değirmenleri gün yüzüne çıkıyor

Osmanlı döneminde Dursunbey’de üretilerek ekonomiye kazandırılan ve 19. yüzyılda oldukça ünlenen tarihin en eski küçük ev aletlerinden el kahve değirmeni, Lise öğrencilerinin hazırladığı TÜBİTAK projesi ile gün yüzüne çıkıyor. TÜBİTAK bölge yarışmalarında birinciliği elde eden proje, önümüzdeki günlerde Türkiye derecesi almak için yarışacak.


TÜBİTAK tarafından düzenlenen Lise öğrencileri araştırma projeleri yarışmasında, Dursunbey’in Osmanlı dönemine damga vuran üretimlerinden el kahve değirmeni projesi 128 proje arasından bölge birinciliğini elde etti. Projeyi hazırlayan Altıeylül Fen Lisesi öğrencisi Aybüke Çetin ve projenin danışmanı Altıeylül Fen Lisesi kimya Öğretmeni Dr. İbrahim Şen Dursunbey Belediye Başkanı Ramazan Bahçavan’ı makamında ziyaret ettiler.


Proje hakkında Başkan Bahçavan’a bilgi veren Aybüke Çetin, TÜBİTAK tarafından her yıl 2204-A Lise öğrencileri araştırma projeleri yarışması düzenlendiğini ve 2025 yılında TÜBİTAK 56. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri yarışmasına toplam 22.586 proje başvurusu olduğunu belirtti. Çetin, "TÜBİTAK jüri üyeleri tarafından 12 alanda değerlendirilen projelerde 1.200 proje bölge yarışmalarına davet edilmiştir. Bu yarışmaya Balıkesir ilindeki okullar Bursa bölgesi olarak katılmaktadır. Bursa bölgesinden tarih alanında yarışmaya 128 proje başvurusu olmuş, toplam 9 proje Balıkesir Üniversitesi’nde düzenlenen bölge yarışmaları arasına davet edildi. 19. yüzyıl Küçük Ev Aletlerinden El Kahve Değirmeni Üretimi ve Dursunbey’in Yerli adlı tarih projesi de bölge yarışmalarında birinciliğe layık görüldü" dedi.


Projenin danışmanı Altıeylül Fen Lisesi kimya Öğretmeni Dr. İbrahim Şen elde ettikleri Osmanlı dönemine ait belgelerde 19. yüzyılda Dursunbey’in, el kahve değirmeni üretiminin önemli bir merkezi olduğunu ve sanayiye verdiği katkılar ile sadece yerel pazarda değil, dönemin başkenti İstanbul’da dahi ün kazandığını söyledi. Dr. İbrahim Şen, "Bugün, bu mirası yeniden canlandırmak için atılacak adımlar, bölgenin ekonomisini güçlendirebilir ve kültürel mirasını koruyarak gelecek nesillere aktarılmasını sağlayabilir. Kamu kurumlar ve kuruluşlarının desteğiyle, Dursunbey’in el kahve değirmeni üretimi yeniden canlandırılabilir. Bu süreçte, geçmişteki zanaatkâr bilgisi ve tecrübeleri, modern üretim teknikleriyle birleştirilerek hem yerel kalkınmaya hem de küresel pazarlara yönelik kaliteli el kahve değirmenleri üretilebilir. Dursunbey’de el kahve değirmeni imalatının yeniden canlandırılması ile ilgili üretilecek projeler toplumsal hafızanın güçlenmesine ve bölgenin geçmişten gelen zengin kültürel mirasının günümüzde de değerli bir kimlik unsuru olarak kabul edilmesine imkan sağlayacaktır. Dursunbey’in bu güzelliğini, tüm dünyaya tanıtmak, geçmişteki Osmanlı Devleti’nin bir kasabaya sağladığı destekle ne denli önemli işler yapıldığını şimdiki ve gelecek nesillerin görmesi ve anlaması açısından kritik bir fırsat sunar. Bu sebeple, geçmişle bağ kurma ve güvenle geleceğe bakma adına önemli bir adım atılmış olur" dedi.


Proje detayları hakkında bilgi alan Dursunbey Belediye Başkanı Ramazan Bahçavan, Dursunbey’in kültürel mirasının aydınlatılmasında oldukça önemli başarıya imza atan Altıeylül Fen Lisesi öğrencisi ve öğretmenlerini tebrik etti. Projesinin geliştirilmesi için projeyi hazırlayan Altıeylül Fen Lise öğrencisi Aybüke Çetin’in önerilerini dinleyen Başkan Bahçavan; "Kültürümüz ve İlçe tarihimiz için oldukça önemli bir miras olan Dursunbey el kahve değirmeninin ilçemizde yeniden üretiminin yapılabilmesi için belediye olarak proje çalışmalarına başlayacağız. Projeye destek olan diğer kurumlarla işbirliği içerisinde bu tarihi ürünü yeniden gün yüzüne çıkarmak için çalışacağız. Yerel firmalarla da üretim yapma konusunda girişimlerde bulunacağız. Emeği geçen Aybüke kardeşimize ve Dr. İbrahim Şen hocamıza emekleri için teşekkür ediyorum" dedi.


Bu önemli proje Türkiye finallerinde toplam 12 bölgeden gelecek olan 14 bölge birincisi proje ile, Türkiye derecesi almak için önümüzdeki günlerde yarışacak.



Tarihi el kahve değirmenleri gün yüzüne çıkıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "Esnaf ve sanatkârlar yeni yıldan ümitli" Esnaf ve sanatkârların mali zor bir yılı geride bıraktığını söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 2026 yılına girerken esnaf, hem ekonomik gelişmeler hem de yapılması beklenen düzenlemeler nedeniyle daha umutlu bir beklenti içerisindedir. Enflasyonun düşmesi yönündeki beklentiler ve bugüne kadar kadük kalan bazı kanunların hayata geçirilmesiyle esnafı rahatlatacak adımların atılması, 2026 yılının daha olumlu geçeceğine dair umudu artırmaktadır" dedi. "7 bin 200 prim günü sözü artık hayata geçirilmeli" 2026 yılına girdiğimiz bu günlerde esnafın en büyük beklentilerinden birinin sosyal güvenlik alanında verilen sözlerin yerine getirilmesi olduğunu vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Özellikle norm birliği sağlanması beklenen sektörlerde ve sosyal güvenlik alanında önemli sorunlar devam etmektedir. Esnafın uzun süredir yaşadığı 7200 prim günü mağduriyeti hâlen giderilememiştir. Aynı şekilde perakende sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemeler de bu yıl içinde sonuçlandırılamamıştır. Esnafın temel beklentileri açıktır. Sosyal güvenlikte 7200 prim gününün 9 bin günle eşitlenmesi ve perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesi öncelikli talepler arasındadır" şeklinde konuştu. Yıllardır dile getirdikleri Perakende Yasası’nın güncellenmesi talebinin de artık ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "En azından haftada bir gün zincir marketlerin kapatılması, esnafla doğrudan rekabet eden sigara ve ekmek gibi belirli ürün gruplarının satışına ilişkin sınırlamaların, yasal düzenleme çıkıncaya kadar tebliğlerle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu adımlar, esnafın ayakta kalabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bir diğer önemli sorun ise kira stopajı uygulamasının devam etmesidir. Bu uygulama hem devlet açısından vergi kaybına yol açmakta hem de esnafın çifte vergi ödemesine neden olmaktadır. Gayrimenkul sahibi kira geliri üzerinden vergi öderken, esnaf da yüzde 20 oranında stopaj yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Ortalama 20 bin liralık bir kira bedeli düşünüldüğünde, esnafın aylık 4 bin lira ek vergi ödemesi gerekmekte, bu durum, zaten yüksek olan giderleri daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Esnaf aylık binlerce lirayı çifte vergiye ödüyor" Enerji maliyetlerinin esnafın en büyük yüklerinden biri olduğuna dikkat çeken Palandöken, "Doğal gaz ve elektrik kullanımında bugüne kadar uygulanan devlet destekleri ve kilovat başına sağlanan indirimlerin kaldırılması, belirli tüketim miktarlarını aşan esnaf için ciddi maliyet artışlarına neden olmuştur. Bugün birçok esnaf, dükkân kirasını aşan elektrik ve doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kira stopajı, enerji giderleri ve diğer girdi maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, esnafın mali yükü sürdürülemez bir noktaya gelmektedir" diye konuştu. "Esnafı güçlendirmek türkiye ekonomisini güçlendirmektir" Esnafın korunmasına yönelik Anayasa’nın 173’üncü maddesi kapsamında esnafa sağlanan kredilerin, piyasa faizlerine kıyasla düşük görünse de esnaf için hâlen yüksek kaldığını belirten Palandöken, "Bunun temel nedeni, esnafın müşterileriyle yıllardır sürdürdüğü faizsiz deftere yazma usulüyle çalışması ve bu kültürün devam etmesidir. Bu nedenle ortaya çıkan kredi modeli, piyasaya göre ucuz ancak esnaf açısından pahalı bir yapı oluşturmaktadır. Ayrıca KDV oranlarında da adil ve sürdürülebilir bir birlikteliğin sağlanması gerekmektedir. Esnafı en çok mağdur eden uygulamalardan biri, yüzde 1 oranıyla alımı yapılan bir ürünün satışta yüzde 10 KDV oranına tabi tutulmasıdır. Yüzde 1’le giriş yapan bir ürünün yüzde 1’le çıkmasının sağlanması, esnafın mağduriyetinin giderilmesi açısından vazgeçilmez bir düzenleme olacaktır. Ekonomik istikrarın sağlanması, esnafın rahatlaması ve güçlenmesi adına gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi zorunludur. Çünkü esnaf güçlendiğinde ülke ekonomisi de güçlenecek, esnafın ayakta kalmasıyla birlikte rekabet gücü korunacaktır" şeklinde konuştu.
Hatay Dünyanın en iyi tatlısı seçilen ‘Antakya Künefesi’ down sendromlu Mehmet’in ellerinde tat buluyor HATAY (İHA) – Hatay’da yaşayan down sendromlu Mehmet Doğru, 6 ay önce çırak olarak başladığı künefecide kendini geliştirerek künefe yapmayı öğrendi. Ustası Müslüm Günal’ın öğrettikleriyle dünyanın en iyi tatlısı olan Antakya künefesini yapmayı başaran Doğru’nun kendine özel müşterileri bulunuyor. Türkiye’nin medeniyet şehri olan Hatay, yöresel yemekleri ve tatlılarıyla gastronomi şehir olarak öne çıkıyor. Bölgeye özgü lezzetlerden olan Antakya künefesi, 2008 yılında tescillenerek kayıtlara girdi. Gıda sektörü hakkında araştırma yapıp bilgi sunan ‘TasteAtlas’ dergisi tarafından yapılan çalışmalarda Antakya künefesi dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Dünya’da bulunan 2 bin 274 tatlının yarıştığı ‘Dünyanın En İyi 100 Tatlısı’ listesinde, 97 bin 422 değerlendirme sonucunda 4,51’lik puan ortalamasıyla en iyi tatlı seçildi. Tuzsuz peynir, kadayıf ve tereyağının bir araya gelmesiyle oluşan künefe, şehrin simgesi haline geldi. Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi’nde yaşayan Müslüm Günal, 20 yıldır dünyanın en iyi tatlısı olan künefe yaparak vatandaşların damaklarında tat bırakıyor. Künefe yemek için Müslüm Usta’yı tercih eden 21 yaşındaki down sendromlu Mehmet Doğru, her gün künefe yediği işyerine 6 ay önce çırak olarak başladı. Müslüm Usta’nın künefe yapmanın inceliklerini anlattığı Doğru, kısa sürede künefe yapmayı öğrendi ve kendine özel müşteri kitlesi oluşturdu. "Bütün insanları Hatay’a künefe yemeye davet ederek, down sendromlu Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" Down sendromlu Mehmet’in yaklaşık 6 aydır yanında çıraklık yaptığını söyleyen künefe ustası Müslüm Günal, "Ben yaklaşık 20 yıldır künefe ustasıyım ve 15 yıldır ise işletme sahibiyim. Künefe yapmayı aileden öğrendim. Künefenin içinde; kadayıf, yöreye ait tuzsuz peynir ve tereyağı kullanılır. Künefe, dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Bu da bizim için gurur vericiydi, dünyanın en iyi tatlısı künefedir. Mehmet 21 yaşında down sendromludur ve aynı zamanda benim köylümdür. Her gün künefe yemeye yanıma gelirdi. Mehmet’i işe alarak künefe ustası yapmaya karar verdik. Mehmet, yaklaşık 6 aydır künefe yapmayı öğreniyor ve kendisinin özel müşterileri var. Hatay, gastronomi şehridir. Künefemiz zaten coğrafi tescil aldı. Künefe, 2025 yılının en iyi tatlısı seçildi. Bütün insanları Hatay’a gelip künefe yemeye davet ediyoruz. Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.