YEREL HABERLER - 19 Mart 2012 Pazartesi 15:43

UYUYAN GÜZEL CARİ AÇIĞI AZALTACAK

A
A
A
UYUYAN GÜZEL CARİ AÇIĞI AZALTACAK

Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat, Bartın’ın Amasra ilçesinde bulunan kömür ocaklarındaki kömürün çıkartılarak Bartın ve Amasra’ya yapılacak olan 4 termik santralde kullanılmasının Türkiye’nin cari açığının kapanmasına yardımcı olacağını belirtti.
Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat, Türkiye’nin cari açığı, petrol fiyatlarının artması ve enerji politikaları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Kış mevsiminin cari açığı olumsuz yönde etkilediğini belirten Hattat, "Gerek petrol, gerekse uzun süre beklenmedik kış aylarından kaynaklandı cari açık. Dolayısıyla daha fazla artmaz. Şunu da unutmamak gerek. Geçmiş yıllara oranla ihracatımız da arttı. Geçen yılın Ocak ayına göre bu yıl Ocak ayında ihracat oranları arttı. Yakın zamanda birbirlerini dengeleyecek. Mayıs ayından itibaren başlayacak turizm gelirleriyle bu oran başa başa gelecek. Lehte oranlar ortaya çıkacak. Tahmin ediyorum petrol bu seviyelerini sürdürür. İran’da kargaşa çıkmazsa, bu seviyenin altını görebilir. İran’da karışıklık çıkarsa 150 dolarları geçer. Türkiye’nin Başbakanımızın ve Enerji Bakanının söylediği gibi Türkiye mutlaka kendi yakıtıyla elektrik üretmek zorunda. Cari açıkta en önemli unsur olan ithal girdilerle, yakıtlarla başta doğalgaz olmak üzere elektrik üretimidir. Dolayısıyla bunları yerli kaynaklara döndürdüğümüz cari açıkta azalma yaşanır. 20 milyar doları elektrik üretim için alınan doğalgaz ve kömürdür. Bunlar yerli kaynaklar dönerse cari açıklar ortadan kalkar. Bunlarda Türkiye’de mevcuttur. Yeraltındaki kömür büyük bir servettir. Enerji bakanlığının yeni politikası ile bir çok yerli kömür rezervleri tespit ediliyor. İhaleye çıkarak bu sayede müteşebbisler santral kurabilecek. Kurdukları santrallerden devlet sadece elektrikten bedeli ödemeye çalışacak. Türkiye’nin kendi yeteri kadar elektrik kaynağı, kömürü rezervi mevcut. Mutlaka yeni yasaların yeni teşviklerin bir çok yetenekleri bir çok müteşebbisleri harekete geçireceğini biliyorum. Enerji Bakanı ve Başbakanın çıkartacağı yeni enerji kaynakları formülü, yeni kömürler ile ilgili, yeni altyapılarla ile çıkartacağı yasalar kesinlikle Türkiye’nin yerli yakıta dönmesini sağlayacak. Türkiye’de yapılmış olan termik santraller var. Seyitömer, Sivas Kangal, Yatağan, Yeniköy, Kemerköy gibi santraller o günün kömür rezervlerine göre yapılmış. Ama o günkü ihtiyaçlara göre üzerlerine termik santral yapılmış. Ama bugünün şartlarında o kömür rezervlerinin daha büyüdüğünü ve oralara 4 misli elektrik santralli yapılacağı gerçektir. Ben hepsini gezdim, dolaştım. Tansu Çiller ve Erbakan hükümetleri zamanında bu santrallerinde özelleştirilmesi gündemdeydi. Aylar sürdü bizim tetkiklerimiz. Kömür santrallerini 4 kat güç daha fazla hale getirebileceğiz" dedi.
TERMİK SANTRAL KURACAK FİRMAYA ARSA VE KÖMÜR TAHSİSİ GÜNDEMDE
Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat, Enerji Bakanı Hilmi Güler’in, termik santral yapmak isteyen yatırımcıların önünü açacak daveti bulunduğunu belirtti. Hattat, "Enerji Bakanı , ’buralara santral kurun, size yer tahsis edelin, kömür tahsis edelim. Ürettiğiniz elektrikten rödavans şeklinde, elektrikten bir miktar alalım’ diyor. Örneğin yüzde 3, yüzde 5 yada yüzde 10 olur. Yani hisse ile bedeli karşılanır. Çok iyi formül. Teşviklerde gerekli. Çünkü önemli bir konu var. Bu santraller nereye kurulacak? Bulunduğu yere, kömüre en yakın yere kurulması lazım. Ama arsalar Orman Bakanlığına ait. Orman Bakanlığı tahsis edeceği bir arsaya yatırım bedelinin yüzde 5.5 oranında orman hissesi istemektedir. 1 milyar dolarlık yatırımda 55 milyon dolarlık bedel. 2 milyarlık dolarlık yatırımda 110 milyon dolar. Kazmayı vurmadan Orman Bakanlığı istiyor. Enerji Bakanı ve Başbakanımız bu konuyu inşallah halleder. Aynı metrekare kapsayan yere taş ocağı olsa, herhangi bir bedel ödenmiyor. Sadece kira bedeli ödeniyor. İlgili bakanlıklarımıza ilettik. Bu teşviklerde yer tahsisi olması lazım. Yenilenebilir bir enerjide ormanla ilgili yer tahsislerinde bu bedel alınmıyor. Yenilebilir yanına yerli kaynaklardan üretilen enerji maddesi konulabilirse çok basit bir şekilde ortadan kalkmış ve yatırımcının önü açılmış olacaktır" dedi.
ÇEVRECİLER UÇAKLA ALMANYA’YA GİTMEYİ REDDETTİ
Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat, termik santrallerin çevreye zarar vereceğini iddia eden çevrecilere, önemli bir davette bulunarak, Avrupa’daki çevre dostu termik santrallere getirmeyi istediklerini ancak çevrecilerin gerçeklerle yüzleşmekten kaçtıklarını ifade etti. Hattat, "Dünyada bir doğalgaz mafyası var. ’Bunun bir uzantısı Türkiye’de’ denilmişti. Gerçekten böyle bir olay var. Doğalgaz santrali kurmak kolay. Yetkililerin elinde doğalgaz musluğu var. Paket halinde Almanya’dan, Avusturya’dan geliyor. Vanayı takıyor. Bazı yerlere gidiyor. Bu mafyanın elinden kurtarılıp yerli kömürü dönülürse bu aşılır. Yerli kömürde de bazı engeller var. Bu engellerin başında da ÇED süreci var. ÇED’ sürecinin mutlaka olması lazım ama bunu koyulaştırıyorlar. Kalkınmış ülkeler kendi alt yapıları tamamlamış ancak kalkınmakta olan ülkelerde prensipler, ÇED süreçlerinin daha ağarlaştırılması, termik santrallere kredi verilmez koşulları gibi engeller çıkartılıyor. Hükümet bu engelleri kaldırmalıdır. Avrupa’da isteseniz de çevreye zararlı termik santral kurmanız mümkün değil. 1300 megavat ithal doğalgaz santrali ömrü boyunca 100 kişiyle çalışacak. 1300 megavatlı yerli taşkömürü santralinde kömürün çıkartılması ile birlikte 9 bin kişi çalışacak. Bizim planladığımız termik santraller kesinlikle süper kritik. Kesinlikle karbon, her türlü emisyon konulara hakim çevre dostu santraller. Bugün Almanya’nın başkentinde, Amsterdamda bu santraller kuruluyor. Biz bu çevreci arkadaşlarımıza ’Valilik başkanlığında Çevre Orman Müdürlüğü başkanlığında uçak kiralayıp getirelim’ diye müracaat ettik. Ama hiçbir gerçekle karşılaşmamak için bu seyahate gelmediler. Bunu aşmak lazım. Kamuoyunu bilgilendirmek gerekiyor" dedi.
AMASRA’YA KURULACAK TERMİK SANTRALLERİN 38 YILLIK GEÇMİŞİ VAR
Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat, zamanında CHP ve DSP başta olmak üzere bütün partilerin Amasra’ya termik santral yapılmasını desteklediklerini belirtti. Hattat, "Bartın Amasra’da yapılacak. 5 milyon ton kömür çıkacak. Amasra santrallerinin bundan 38 yıl evvel geçmişi var. Burada sondajlar yapılıyor. Dünyanın belki çok önemli 6-7 bin kalorili kömürü var. Bartın ve Amasra büyük bir milli servetin, hazinenin üzerinde oturuyor. Yeryüzüne çıkmadı. Turgut Özal buranın adına ’uyuyan güzel’ derdi. Biz bu uyuyan güzeli yer üstüne çıkartacağız. CHP’nin ve DSP hükümetinin 2000 yılında Şükrü Sina Gürel beyin Önay Altago hanım efendinin devlet bakanları olduğu zaman onların desteklediği bir proje bu. Zamanında bütün partilerin desteklediği proje. Amasra’da 1988-1989-1990 yıllarında resmi gazetelerde yatırım programında yer aldı. 600 megavat termik santral resmi gazete yayınlanıp devlet programlarına girdi. O zamanki rezerv 400 bin ton idi. CHP ve DSP’li parlamenterler ve hükümetler varken. 750 milyon ton tespit ettik. Sondajlamalar devam ediyor. Burada 1 milyar ton civarında kömür var. Eksi 800’ün üzerinde Türkiye’de 4 bin megavat gücündeki termik santraller 50 yıl, eksi 800’ün altında ise kömürler daha fazla. Tabi aşağıya indikçe kömürü çıkartmak daha pahalı Dolayısıyla 100 yıl boyunca en azından 4 bin megavat gücünde santrali çalıştıracak yakıt Amasra’da mevcut" dedi.
UYUYAN GÜZEL CARİ AÇIĞA ÇARE OLACAK
Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat, Bartın’ın Amasra ilçesinde bulunan kömür rezervlerinin Türkiye’nin cari açığının azalması konusunda büyük önder olacağını ifade etti. Hattat, "Uyuyan güzel cari açığa çare olacak. Bir nükleer güç gibi termik santral zincirleri oraya kurulacak. Bizim hedefimizde 6x600 megavat termik santraller var. Etap, etap kuracağız ve tamamı 4 bin megavat olacak. İlk 600’lük santrali kendi kaynaklarımızla kuracağız. İkinci 1320 megavatı Çin hükümetin sağlayacağı krediyle kuracağız. Sayın Cumhurbaşkanının daveti sonrası köşkte Çin yetkilileri ile yapılan görüşmelerde Çin kaynaklarının kredi sigorta kuruluşunun öncülüğünde bu santrallerin kurulacağı sinyallerini aldık. Bizim arkadaşlarımız Çin’de şu an bu görüşmelere başladı. ÇED süreci devam ediyor. Önümüzdeki yıl ÇED süreci bittikten sonra santral yapımına başlayacağız" dedi.
Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat, yeraltında grizuyu engelleyecek, alev sızdırmaz olan elektrikli makinelerinin ithalatı teşvik kapsamında olmadığını, bu makinelerin ithalatının 2009 yılından önce serbest olduğunu, ancak bu tarihten itibaren Avrupalıların baskıları üzerine bunların teşvik yasasından çıkartıldığını da sözlerine ekledi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Yanan ormanlık alanda kuzugöbeği mantarı bolluğu: Köylülerin gelir kaynağı oldu Kastamonu’nun Araç ilçesinde geçen yıl çıkan yangında zarar gören 2 bin 736 hektar alanda kilogramı bin liraya satılan kuzugöbeği mantarı bolluğu yaşıyor. Köylülerin gelir kaynağı haline gelen kuzugöbeği mantarı için vatandaşlar yanan ormanlık alanın yolunu tutuyor. Kastamonu’nun Araç ilçesinde 1 Eylül 2025 tarihinde çıkan yangınlarda, yaklaşık 2 bin 78 hektar orman alanı ile 658 hektar ziraat arazisi olmak üzere toplam 2 bin 736 hektar alan zarar gördü. 4 günde kontrol altına alınabilen yangında yanan alanlarda, hasar tespit çalışmalarının ardından kesim çalışmaları sürdürülüyor. Bahar yağmurlarıyla birlikte zarar gören ormanlık alanlarda kuzugöbeği mantarı bolluğu yaşanmaya başladı. Geçen yıllarda kuraklık sebebiyle nadir görülen kuzu mantarı, bu yıl özellikle yangında zarar gören ormanlık alanlarda vatandaşların yüzünü güldürüyor. Tazesinin kilogramı bin TL’ye, kurutulmuşu 7 bin TL’ye satılan kuzugöbeği mantarı, adeta köylülerin de gelir kaynağı haline geldi. Mantar bolluğu yaşandığını duyan vatandaşların, Kastamonu il merkezi, Karabük’ten mantar toplamak için bölgeye geldiği ifade edildi. "100 kilometre yol kat edip mantar topluyorum" İl merkezinden ilçeye mantar toplamak için gelen Salih Başçı, "Köyümüz geçtiğimiz yıl büyük bir afet geçirdi. Ormanlarımızda komple yangın oldu, yangın köyümüze kadar geldi, her taraf yandı. Cennetimiz cehennem oldu. Her yerden dumanlar çıktı, hayvanlarımızı, bizleri, her şeyimizi etkiledi. Devletimizin sayesinde evlerimizi hayvanlarımızı yangından kurtardık. Şu an yanan ormanlarımızda kuzugöbeği denilen mantarlarımız çıktı. Bunlar da bizlerin doğal geçinme kaynağımız oldu. Kendim fırın işinde çalıştım, gece saat 03.00’te kalkıyorum, simitlerimi yaptıktan sonra yaklaşık 100 kilometre yol kat ederek köyüme geliyorum, mantar topluyorum. Hem yemek hem de satmak için mantar topluyorum. Bizden kilosunu bin liradan alıyorlar. Allah tarafından verilen kuzugöbeğini ormandan toplayarak kendimize güzel bir geçim kaynağı oluşturuyoruz. Köyümüzde yaşayan ablalarımız, gençlerimiz, herkes bu mantarı toplamak için yanan ormanlarımıza geliyorlar" dedi. Yanan ormanda bol miktarda bulunan kuzugöbeği mantarının fiyatını düşürmeye çalıştıklarını söyleyen Başçı, "Sanırım köyümüzdeki ormanlık alanların hepsi yandığı için her yerde mantar var, mantarımız bol. Kuzugöbeği mantarı, nisan ayında çıkan, güneşi seven bir mantar. Mantarın bol olmasından ötürü de fiyatı düşüyor ama sosyal medyadan baktığınızda dolar üzerinden bile satılıyor" diye konuştu. "Kuzugöbeği mantarı, Fransa, İtalya, Almanya gibi ülkelere ihracat yapılıyor" Mantarın yanan ormanlık alanlarda daha çok yetiştiğini söyleyen Abdullah Keleş ise, "Yanan yerlerde kuzugöbeği mantarı daha çok yetişiyor. Biz de yanan yerlerde mantar toplayarak rızkımızı kazanıyoruz. Kilosu bizim buralarda çok ucuz. 600 liraya kadar düşürdüler. Bin liradan satıyordum ve şimdi 600 liraya kadar düşürdüler. Üzeri yanık mantar da çok ucuz, kilosunu 300 liraya alıyorlar. İnternette görüyoruz, 3-4 bin liraya satılıyor. Fransa’da bir tabak yemeğine 100 dolar diyorlar. Bu mantar ihraç ediliyor. Antalya’da, Alanya’da fiyatı bin 700-2 bin lira arasında değişiyor. Kastamonu yöresinde nedense çok ucuz alıyorlar. Bence kendileri ucuz alıp kendileri pahalı satıyor" şeklinde konuştu.
Ankara Antalya’da 18 taraflı 56 yıllık dava çözüme kavuştu Adalet Bakanlığı’nın "sıfır kadastro dosyası" hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar ile 56 yıllık dosya çözüme kavuşturuldu. Adalet Bakanlığı’nın sağladığı teknik ve idari desteklerle yargı süreçlerinin hızlanması ve vatandaşların uzun süreli belirsizlikten kurtulması sağlanıyor. Bu, adaletin etkin bir şekilde işlemesi ve yargıya olan güvenin artırılması adına büyük bir önem taşıyor. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yıllarca süren kadastro davalarına yönelik çözüm adımları hız kazanırken, 56 yıldır devam eden ve 18 hak sahibini ilgilendiren dava sonuçlandı. Antalya’nın Kumluca ilçesinde, Kumluca Kadastro Mahkemesi’nde 5 Mart 1970 tarihinde açılan dava karara bağlandı. Mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin davanın yargılama süreci 56 yıl sürdü. 18 tarafın bulunduğu davayla ilgili mahkeme, 16 Nisan 2026’da nihai kararını verdi. Adalet Bakanlığınca kadastro davalarının hızlandırılması için yargı teşkilatına sunduğu teknik, teknolojik ve idari desteklerle bu davaların hızlı bir şekilde sonlandırılması amaçlanıyor. Özellikle keşif süreçleri, taraf teşkili ve personel yetersizliği gibi sorunlar ele alınarak, yeni stratejiler geliştirildi. Türkiye genelindeki kadastro ihtilaflarının büyük çoğunluğunun çözüme kavuşturulması, sadece yargı iş yükünü hafifletmekle kalmayacak, aynı zamanda toplumsal güvenin pekişmesine de katkı sağlayacak.
Van Van Gölü havzası göçmen kuşlarla renklendi Türkiye’deki 450’den fazla kuş türünün yaklaşık yarısına ev sahipliği yapan Van Gölü havzası, havanın ısınmasının ardından bölgeye gelen göçmen kuşlarla renklendi. Van-Özalp karayolu üzerinde bulunan ve birçoğu nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan kuşların yaşam alanı olan Erçek Gölü, ilkbaharın gelmesiyle kuş popülasyonu yükseldi. Havzada, aralarında nesli tükenmek üzere olan türlerinde bulunduğu 250 önemli türe ev sahipliği yapan Erciş Çelebibağ, Muradiye Bendimahi, Karasu Deltası, Akgöl, Erçek, Çaldıran Kaz Gölü, Hıdır Menteş Gölü, Van Kalesi Sulak Alanı, Gevaş Göründü, Dilkaya ve Reşadiye Sazlığı, sıkı denetimlerden yana bu yıl da büyük artış yaşıyor. Van Gölü’nün hemen doğusunda lavların yığılmasıyla oluşan 99 kilometrekarelik alanıyla havzadaki en büyük ikinci göl olan Erçek Gölü havzası da koruma tedbirleriyle kuşlar için adeta özel alan haline geldi. Birçok kuş türünün, Asya ve Kuzey Afrika’dan İran’a uzanan yolculuğunda en önemli göç rotalarından biri olan Van Gölü Havzası, yılın her döneminde yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapıyor. "Kesin korunacak hassas alan" ilan edilen göl ve sulak alanları bünyesinde barındıran havzada yürütülen çalışmalar sonucu kuş popülasyonu her geçen gün artıyor. Başta flamingo ve dikkuyruk olmak üzere bahri, uzun bacak, balıkçıl, elmabaş, kılıç gaga, halkalı cılıbıt, su tavuğu ve sakar meke gibi birçok kuş türünün sayısında artışın yaşandığı havza, doğaseverlerin ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor. "Yaban hayvanları çeşitliliği konusunda Van Gölü havzası şanslı" Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi olarak Van Gölü havzasındaki bütün yaban hayvanlarının sorunlarıyla ilgilendiklerini, doğal hayatın devam etmesi için çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak doğal hayat ekolojik sistemin bozulmadan devam etmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade den Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Her sene olduğu gibi bu senede geçen senede bahar mevsimi yağışlı geçti. Yağışlı geçmesinin sebebi eskiden sulak alanlarda bulunan kuruma ve sulak alanlarda tekrar canlanma meydana geldi. Her bahar mevsimi, her Nevruz bir canlanmaya, yeniden olgunlaşmaya, yeni bir ekosistem oluşturmakta. Tabiatın rahimi olan sulak alanların, derelerin akmasına bağlı olarak da göçmen kuşların buraya veya yerleşik kuşların üreme sezonunda da olması Münasebetiyle bir artırma meydana geldi. Van Gölü havzası küresel ısınmaya iklim krizine bağlı olarak pozitif yönde etkilendiği görülmekte. Derelerdeki suların artması, sulak alanların tekrar canlanması, besinin bol olması ve koruma etkinliklerinin de artması dolayısıyla sulak alanlarımızda, derelerimizde, göllerimizde artık birçok çeşitli yaban hayvanlarını görmekteyiz. Van Gölü havzası bu yönde şanslı" dedi. "Tarlarda ilaçlama yaparken ilaç kurularını gelişi güzel etrafa atmayın" Van Gölü hazasının birçok tür yaban hayvanının uğrak mekanı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Nesli tükenmekte olan dik kuyruklardan, ördek türlerinden ve allı turnalarından, her bahar sezonu burada bulunan leyleklerinden, kazlarından ve yerleşik olarak bulunan hayvanların hepsini sulak alanlarımızda sayıları fazlaca olarak görülmekte. Tür çeşitliliğinin de fazla olması, buradaki habitatın ekolojik dengenin bozulmadan devam etmesini sağlamaktayız. Bizim için tabiatın rahimi olan ve biyolojik arıtma tesisleri olan sulak alanlarımızı, derelerimizi ve göllerimizi korursak buradaki tür çeşitliliği kendiliğinden artar. Bu vesileyle havzada korumada görev alan hem jandarmaya hem de Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü şahsında 14. Bölge Müdürlüğü’ne ve vatandaşlara şunu söylemek istiyorum. Bahar sezonuyla beraber yuva kuran yerlerde, sulak alanlardaki sazlıkları yakarken dikkatli olmaları gerekiyor. Derelerde, otlarda bırakırken veya ekin ilaçlarken, ilaç kutularını etrafa atmamalarını öneriyorum. Çünkü bunlar tehlikeli. Yalnız önemli olan bu sene biyoloji bu yağışıyla beraber sulak alanlarda canlanmayla beraber yaban hayatta bir tazelenme ve tür artışı ve sayı artışı beklemekteyiz" diye konuştu.
Mersin Belediyede çaycı olmanın bedeli 250 bin TL: Rüşvetle işe yerleştirme yapmışlar Mersin Yenişehir Belediyesi’ne yönelik düzenlenen 1’i belediye başkan yardımcısı 12 kişinin tutuklandığı operasyonda bazı şüphelilerin rüşvetle işe yerleştirme yaptığı ortaya çıktı. Bir kişiyi işe yerleştirme bedelinin 300 bin TL olduğu, ancak çaycıyı 250 bin TL’ye işe başlattıkları ortaya çıkan şüpheliler arasında, başkanın şoförünün de olduğu iddia edildi. Alınan bilgiye göre, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 10 Nisan’da CHP’li Yenişehir Belediyesi’ne yönelik ihalede yolsuzluk, rüşvet ve irtikap suçlarından operasyon düzenledi. Operasyonda aralarından belediye başkan yardımcısı, şube müdürleri, belediye personeli ile şirket sahiplerinin de olduğu 33 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüphelilerin emniyette ifadesi alındı. Emniyette ifadesi alınan şüphelilerden 2’si serbest kaldı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 19’u mahkemeden adli kontrol şartı ile serbest kaldı. Aralarında başkan yardımcısı ve şube müdürleri ile şirket sahiplerinin de olduğu 12 şüpheli ise tutuklandı. Operasyon çerçevesinde şüphelilere ait 29 taşınmaz ile 13 araç hakkında el koyma kararı verildi. Çaycıdan alınan 250 bin TL’lik rüşvet teknik takibe takıldı Operasyon çerçevesinde bazı şüphelilerin rüşvet alarak bazı kişileri belediyede işe yerleştirdiği de iddialar arasında yer aldı. O iddialardan biri ise polisin teknik takip yaptığı sırada kayda alındı. Polisin planlı çalışmasında işe yerleştirilen şahsın 250 bin TL olarak anlaşmaya vardığı parayı şüpheliye bir poşetle teslim ettiği ileri sürüldü. Polisin paranın teslim edilmesinin ardından araçtaki paraları görüntülediği dosyada yer aldı. Rüşvetle çaycı olan şüpheli M.Ç. ile parayı aldığı belirtilen şüpheli S.Ö.’nün aralarındaki görüşme ise rüşveti belgeledi. Öte yandan, kamyon şoförlüğü için ise en az 300 bin TL rüşvet istendiği de konuşmalara yansıdı. Rüşvet diyalogları ortaya çıktı Ortaya çıkan konuşmalarda şu ifadeler yer aldı: "Şüpheli S.Ö.: "40 bin TL maaş, 250-300 bin TL istiyorlar, hemen başlatırlar seni" M.Ç.: Garantisi var mı? S.Ö.: En az 3,5-4 sene, kendini sevdirdiğin zaman emekli oluncaya kadar" M.Ç.: Direkt 250 mi istiyor adam nakit. Buna yapacak bir şey yok mu? S.Ö.: 300 istiyorlar da 250 düşmüş hali, 1-2 kişiyi de aldırdık." Geçtiğimiz yılın 8’inci ayında çaycı olarak işe giren şüpheli M.Ç’nin polis operasyonu ile gözaltına alınmasının ardından rüşvet iddiasını kabul etmediği, S.Ö.’nün kendisinden borç istediğini, bir site yakınlarında buluşup kendisine 250 bin TL verdiğini söylediği öğrenildi. Rüşvetle işe aldırma konusunda S.Ö.’nün Yenişehir Belediye Başkanının şoförlüğünü yapan özel kaleminde görevli T.K. ve S.O.O.’yla birlikte hareket ettiği iddia edildi. Başkan şoförü T.K.’nin ise bu iddialara karşı, "İhtiyacı olanlara referans oldum" diyerek kendini savunduğu alınan bilgiler arasında yer aldı. Şüpheli T.K.’nin ayrıca, rüşvet karşılığı bazı taşınmazlar aldığı, izini kaybettirmek için de kardeşi K.K.’nın üzerine devrettirdiği de dosyada yer aldı.